Almanya ve Türkiye arasındaki gönül köprüleri, dev bir organizasyon ve stratejik bir birleşme kararıyla güçleniyor. Ziya ÖNCAN’ın birlik mesajları verdiği buluşmada, Avrupa Zonguldaklılar Derneği Başkanı Mehmet Karakulak ve ZONDEF yönetimi, gurbetteki Türk toplumunun geleceğini şekillendirecek önemli kararları kamuoyuyla paylaştı.
Mehmet Karakulak: „30 Yıllık Tecrübe Federasyon Çatısı Altında Birleşiyor“
Avrupa Zonguldaklılar Derneği Genel Merkezi’nde gerçekleşen ve 25 önemli iş insanının katıldığı toplantıda ev sahibi olarak konuşan Mehmet Karakulak, dernek olarak tarihi bir dönüm noktasında olduklarını müjdeledi. Karakulak, 47 derneği bünyesinde barındıran ZONDEF ile resmi birleşme sinyali vererek şunları söyledi:
„Gurbet hayatımızın 65. yılındayız. İstanbul’a göç hikayemiz ise 60 yılı buldu. Avrupa Zonguldaklılar Derneği olarak 30 yılı aşkın tecrübemizle, önce gönül bağıyla bağlandığımız ZONDEF’e, tüzüksel çalışmalarımızı tamamladıktan sonra resmi olarak da katılacağız. Bu güç birliği, nerede bir Zonguldaklı varsa orada omuz omuza olacağımızın kanıtıdır.“
Ziya ÖNCAN’dan Tam Destek: „Ayrışmak Zayıflatır, Birleşmek Yüceltir“
Toplumun her kesimini birleştirici bir dille selamlayan Ziya ÖNCAN, bu dev buluşmanın önemine dikkat çekerek dayanışma ruhunu şu sözlerle tazeledi:
„Bizler paylaştıkça çoğalan bir toplumuz. Kurulan bu güçlü bağlar, hem Avrupa’da karşılaştığımız zorlukları aşmamızı sağlayacak hem de sesimizi daha gür duyurmamıza vesile olacaktır. ZONDEF ve Avrupa Zonguldaklılar Derneği’nin bu omuz omuza duruşu, birliğimizin en büyük gücüdür.“
Hüseyin ERDOĞAN: „Batı Karadeniz Vakfı Bölgesel Bir Güçtür“
Toplantıda en dikkat çeken isimlerden biri de Batı Karadeniz Vakfı (BAK-VAK) Kurucu Başkanı Hüseyin ERDOĞAN oldu. Yeni kurulan vakfın vizyonunu paylaşan Erdoğan, bölgesel dayanışmanın kurumsal bir kimlik kazanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Erdoğan şunları söyledi:
„Vakıf olarak yeni bir oluşumuz ancak temsil ettiğimiz köklü kültürle şimdiden bölgesel bir güç haline geldik. İstanbul’da düzenlenecek Batı Karadeniz Günleri’nde yer almayı çok önemsiyoruz. Amacımız, gurbetteki gücümüzü birleştirerek hem bölgemize hem de insanımıza daha etkin hizmet etmektir. Birliğimiz, en büyük sermayemizdir.“
14-17 Mayıs’ta İstanbul’da Dev Buluşma
ZONDEF Genel Başkanı, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilecek 5. Zonguldak Günleri için tüm gurbetçilere açık davet gönderdi. Avrupa’daki iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun katılım göstermesi beklenen etkinlik, Zonguldaklıların dünyadaki en büyük gövde gösterisi olmaya aday.
Yoğun katılımla gerçekleşen toplantıya; Avrupa Zonguldaklılar Derneği Başkanı Mehmet Karakulak ve yönetimi, Avrupa Devrekliler Derneği Başkanı ve aynı zamanda BM Transport firma sahibi Cihan Bayram ve ekibi, kuruluş aşamasındaki Batı Karadeniz Vakfı Başkanı ve JP Fahrschule firma sahibi Hüseyin Erdoğan ve yönetimi ile birlikte iş dünyasının önde gelen isimlerinden Zonguldaklı hemşerilerimiz Zeltex Firması sahibi Yüksel Kafalı, Art Monopol Otelleri sahibi İlham Bükrücü, Transport firma sahibi Cengiz Aldıbaş ve İthal Food firma sahibi Mustafa Yağcı, NRW STAR gazetesi sahibi ve Kanal Avrupa temsilcisi Mustafa Tığlı başta olmak üzere çok sayıda Zonguldaklı katılım sağladı.
Almanya’daki Batı Karadeniz toplumunu kurumsal bir kimlikle geleceğe taşımayı hedefleyen Batı Karadeniz Vakfı (BAK-VAK), Gelsenkirchen şehrinde yer alan Bellavue Event Etkinlik Salonu’nda düzenlenen görkemli bir tanıtım toplantısıyla kamuoyuna ilan edildi. Bölgesel nitelikli ilk ve tek vakıf olma özelliğine sahip olan BAK-VAK; eğitimden teknolojiye, medyadan sosyal uyuma kadar uzanan geniş vizyonuyla Avrupa’daki Türk sivil toplum dünyasına yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor.
Açılış ve Sinevizyon Gösterimi
Toplantı, vakfın kurucu ekibinde yer alan ve yönetim kurulu üyesi olan deneyimli gazeteci Mustafa Tığlı’nın açılış ve selamlama konuşmasıyla başladı. Tığlı, Batı Karadenizlilerin Almanya’daki yarım asırlık serüveninin artık profesyonel bir vakıf çatısı altında taçlandığını ifade ederek, bu oluşumun bölge insanı için taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Programın devamında, Batı Karadeniz’in eşsiz doğasını, köklü kültürel mirasını ve vakfın kuruluş felsefesini anlatan özel tanıtım videosu misafirlerin beğenisine sunuldu.
Başkan Hüseyin Erdoğan: “Geleceğe Atılan Güçlü Bir İmza”
Vakfın kurucu başkanı, tanınmış iş insanı Hüseyin Erdoğan, kürsüye gelerek vakfın kuruluş amacını ve gelecek vizyonunu içeren kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. Erdoğan, vakfın sadece bir hemşehri topluluğu değil, modern ve profesyonel bir vizyonun eseri olduğunu vurguladı: “Bugün burada sadece bir kuruluş ilan etmiyoruz; evlatlarımızın geleceğine, kültürel mirasımıza ve Almanya’daki varlığımıza güçlü bir imza atıyoruz. Batı Karadeniz Vakfı, hem köklerimize sadık kalan hem de modern dünyanın gerekliliklerini profesyonel bir disiplinle okuyan bir anlayışla yola çıkmıştır. Almanya’daki Batı Karadeniz kökenli bireylerin toplumsal başarılarını taçlandırmak ana gayemizdir.”
Çok Kültürlü ve Profesyonel Yönetim Yapısı
Vakfın yönetim yapısı, Almanya’nın çok kültürlü dokusunu ve profesyonel iş disiplinini yansıtacak şekilde titizlikle oluşturuldu. Yönetim kurulu ve mütevelli heyetinde, Alman idari ve hukuki sisteminde tecrübeli Alman yöneticilerin de yer alması, vakfın tam bir şeffaflık ve iş birliği içerisinde hareket edeceğinin en büyük teminatı olarak gösterildi. Alman Vakıflar Yasası’na tam uyumlu ve her türlü siyasi görüşten bağımsız bir yapıda kurulan BAK-VAK, Alman devlet makamları nezdinde kalıcı, saygın ve ciddi bir çözüm ortağı olmayı hedefliyor.
Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Dil Okulu Projesi
Eğitim, vakfın faaliyetlerinin merkez üssü olarak belirlendi. Başkan Erdoğan, genç nesillerin akademik kariyerlerini burslarla destekleyeceklerini, okul takviye kursları ve uzman kariyer danışmanlığı ile başarılarını kalıcı hale getireceklerini belirtti. Özellikle dil bariyerini aşmak adına hayata geçirilen Dil Okulu projesiyle, hem topluma yeni katılan bireylere hem de öğrencilere Almanca konusunda profesyonel destek sunulacak.
Dijital Çağın Öncüsü: Teknoloji ve Medya Akademisi
Teknoloji ve medya alanındaki vizyoner projeler de lansmanda büyük dikkat çekti. Vakıf bünyesinde oluşturulan Teknoloji Atölyeleri ile gençlere kodlama ve yapay zeka eğitimleri verilerek, onların dijital çağın yetkin bireyleri olarak yetiştirilmesi hedefleniyor. Aynı zamanda bölgenin sesini daha gür duyurmak amacıyla kurulan Medya Akademisi ve Dijital Yayın Platformu, hem kültürel zenginliğimizi uluslararası arenada tanıtacak hem de gençlere yeni nesil iletişim dünyasının kapılarını açacak.
Toplumsal Uyum ve Kalıcı Eserler Hedefi
Vakfın sosyal sorumluluk projeleri arasında kadınlar ve çocuklar için özel gelişim akademileri yer alırken, sağlıklı bir nesil için spor organizasyonları ve sağlık seminerleri de faaliyet planının merkezine konuldu. Alman anayasal değerlerine bağlı, toplumla iç içe ve üretken bireyler yetişmesine katkı sunulurken, Alman komşularla kurulacak kültürel köprüler sayesinde toplumsal uyumun güçlendirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca vakfın en büyük stratejik hedeflerinden biri olan; içinde dersliklerin ve laboratuvarların yer aldığı kalıcı bir “Eğitim ve Uyum Merkezi” mülkünün vakfa kazandırılması süreci de resmen başlatıldı.
Yönetim Kurulu Üyelerinin Kararlılığı
Başkan Hüseyin Erdoğan’ın sunumunun ardından yönetim kurulu üyeleri de söz alarak görüşlerini paylaştılar. Hukuk, eğitim, ticaret ve medya gibi farklı uzmanlık alanlarından gelen üyeler, vakfın şeffaf yönetim anlayışına ve toplumun her kesimini kucaklayan yapısına dikkat çektiler. Yönetim kurulu üyeleri, birlik ve beraberlik mesajı vererek, “Bu vakıf hepimizin ortak geleceğidir” vurgusunda bulundular. Tüzük hazırlık komitesinin titiz çalışmalarıyla yasal sürecini tamamlayan Batı Karadeniz Vakfı’nın lansmanı, davetlilerin ve yönetim kurulunun toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Toplantıda Yer Alan İsimler
Gerçekleştirilen bu tarihi toplantıda; Kurucu Başkan Hüseyin Erdoğan, Başkan Yardımcısı Mustafa Yağcı, Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Tığlı, Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Yağcı, Yönetim Kurulu Üyesi Rasim Saka, iş insanı Mehmet Öztürk ve iş insanı Cenk Gezmiş yer aldı.
HAMBURG’da iş dünyasını bir araya getirmeyi hedefleyen Hamburg Türk İşverenler Birliği (Türkischer Arbeitgeber Bund Hamburg -TAB Hamburg) adıyla yeni bir dernek kuruluyor.
5 aydır çalışmalar devam eden kuruluş sürecinde son aşamaya gelindi. Mundsburg’da kiralanan derneğin kendi ofisinde gerçekleştirilen ilk resmi toplantıda yönetim kurulu belirlenerek notere gönderilirken, resmi kuruluş sürecinin kısa süre içerisinde tamamlanacağı bildirildi. TAB Hamburg, Hamburg ve çevresindeki Türk iş insanları başta olmak üzere farklı milletlerden girişimcileri, akademisyenleri ve profesyonelleri bir araya getirerek güçlü bir ekonomik ağ oluşturmayı amaçlıyor. Dernek, ilk kez 18 Ocak 2026 tarihinde kardeş kuruluş TAB Kiel’in Yeni Yıl Resepsiyonu’nda kamuoyuna duyuruldu. Hamburg yapılanmasının kısa sürede tamamlanarak resmi tanıtımının yapılacağı ve üyelik başvurularının yakında başlayacağı ifade edildi.
Amaç, güçlü iş birliği ve ekonomik ağ
TAB Hamburg’un temel hedefleri arasında; iş insanları arasında iş birliğini güçlendirmek, girişimciler arası deneyim paylaşımını artırmak, eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri düzenlemek, kurumlar ve akademik yapılarla iş birlikleri geliştirmek, meslek eğitimine katkı sağlamak, yeni iş kuranları bilgilendirmek ve destekleme ve farklı kökenlerden iş insanları arasında diyalog ve dayanışmayı artırmak yer alıyor. Dernek bünyesinde seminerler, bilgilendirme toplantıları ve kültürel etkinlikler düzenlenerek Hamburg’daki girişimciler arasında güçlü bir iletişim ağı kurulması hedefleniyor.
Yönetim Kadrosu Belirlendi
Kuruluş sürecinde yapılan toplantılar sonucunda derneğin kurucu yönetimi şu şekilde belirlendi:
• Başkan: Erdal Altuntaş
• Başkan Yardımcıları: Av. Subhan Özseçilmiş, Uğur Ünnü
• Genel Sekreter: Özlem Alagöz-Bakan
• Sayman: Suzan Yıldız
Yönetim Kurulu Üyeleri:
Nermin Başbuğ, Moritz Tim Ebert, Abdullah Akgün, Ufuk Pişkin, Şenol Ünlü, Tunay Buğdaycı.
TAB Hamburg bünyesi altında ayrıca sektörel komisyonlar da kurularak, farklı sektörlerdeki işverenlerin sorunları yakından takip edilecek. Böylece komisyon üyeleri kendi aralarında toplanarak üç ayda bir yönetime rapor vererek her keismdeki esnafların temeline ulaşmayı hedefliyor.
Derneğin faaliyetlerini daha etkin yürütmek amacıyla 6 farklı sektörel komisyon oluşturuldu. Bu komisyonlara ise şu isimler getirildi:• Gastronomi ve Turizm: Ramazan Zülfigar (Hardal Restaurant)
• Hizmet, Ulaşım ve İnşaat: Ömer Mousuli (İnşaat Mühendisi), Mehmet Beyoğlu (Bis beyoğlu Logistik)
• Dijitalleşme ve İletişim: Şenol Ünlü (Deutsche Telekom)
• Finans ve Muhasebe: Halis Başbuğ (Five Broker Finans)
• Start-up ve Yeni Girişimler: Ufuk Pişkin (Yazılımcı)
• Serbest Meslek ve Akademisyenler: Erdal Altuntaş (Waldhalle Büchen), Rıdvan Gündoğdu (Autohaus Kuhn & Witte)
Kuzey Almanya’ya Yayılma Hedefi
Kuruluş toplantılarında yapılan değerlendirmelerde, TAB Hamburg’un ilerleyen süreçte Kiel, Bremen ve Hannover gibi şehirlerde kurulacak benzer yapılarla iş birliği yaparak Kuzey Almanya genelinde daha geniş bir ekonomik ağ oluşturabileceği ifade edildi. Derneğin merkezinin Hamburg olacağı açıklanırken, üyelik aidatının aylık 20 Euro olarak belirlendiği bildirildi. Hamburg’da faaliyet gösteren girişimciler için önemli bir platform olması beklenen TAB Hamburg’un, iş dünyasında dayanışmayı artırarak yeni iş birliklerinin önünü açması hedefleniyor. Derneğin resmi tanıtımının önümüzdeki dönemde yapılması ve üyelik sürecinin başlatılması planlanıyor. Ekim ayında ise büyük bir tanıtım gecesi yapılması planladı.
Avrupa’nın en modern üretim tesislerinden biri Türk girişimci Engin Güngör’ün öncülüğünde hizmete girdi; Lahey Büyükelçisi Fatma Çeren Yazgan diplomatik ilişkilerin ekonomik temelini vurguladı
Eindhoven, 4 Nisan 2026 — Hollanda’nın Eindhoven kentinde, veranda üretim sektöründe Avrupa’nın en kapsamlı tesislerinden biri olma iddiasıyla EG Veranda, Cumartesi günü görkemli bir açılış törenine sahne oldu. 27.500 metrekarelik yapı, üretim alanları, satış showroom’u ve geniş stok deposundan oluşan kompleks, Türk-Hollanda ticari ilişkilerine yeni bir boyut kazandırmaya hazırlanıyor.
Devlet Desteğiyle Büyük Adım
Açılışa Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Çeren Yazgan, Rotterdam Başkonsolosu Sevgi Kısacık, Müfit Gültekin (Gölcük Kaymakamı), Mustafa Ayhan (Kocaali Vali Yardımcısı), Rasim Arı (Nevşehir Belediye Başkanı), Yaşar Aksanyar (Göç İdaresi Uyum İletişim Genel Müdürü), Necdet Ada (Dışişleri Bakanlığı Dış Hizmetleri Genel Müdürü), Fatih Gültekin, MÜSİAD Hollanda Başkanı Ali Köklü ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Davetlıların yoğunluğu, projenin hem Türkiye hem de Hollanda tarafından ne denli önemli görüldüğünü ortaya koydu.
Entegre Üretim Modeli ve Hız
Şirket sahibi Engin Güngör, işletmenin başarısının temelini açık ve net şekilde tanımladı: „Tüm ürünlerimiz kendi fabrikamızdan çıkıyor. Bu sayede hem kaliteyi kontrol ediyor hem de müşterilerimize çok daha hızlı teslimat sağlıyoruz. Bir verandayı ortalama iki hafta içinde teslim edebiliyoruz.“ Dikey entegrasyon stratejisi, sektörde nadir bulunan bir avantaj sunuyor ve EG Veranda’yı rakiplerinden belirgin şekilde farklılaştırıyor.
Girişimcinin Vizyonunda Değer ve Güvenilirlik
.
Açılış konuşmasında, Güngör sadece ticari başarıyı değil, daha geniş bir misyon çizgisini ortaya koymak istedi. „Sadece büyüyen bir firma olmak değil, aynı zamanda güvenilirliği, sürdürülebilirliği ve yenilikçi yaklaşımıyla sektörde örnek gösterilen bir marka olmayı hedefliyoruz“ diye vurguladı. „Helal kazanmak, birlikte büyümek ve değer üretmek“ ilkeleri ile „yüksek teknoloji, yüksek ahlak“ prensibi çerçevesinde çalışacağını belirtti.
Güngör, projenin sadece bir üretim tesisi olmaktan öte bir anlam taşıdığını şu sözlerle ortaya koydu: „Bu yapı, Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sağlayan güçlü bir köprüdür. İki ülke arasında üretim, istihdam ve ekonomik değer oluşturarak katkı sunabilmek benim için büyük bir gurur kaynağıdır.“
Lahey Büyükelçisinden Stratejik Perspektif
Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Çeren Yazgan, konuşmasında projenin diplomatik ve stratejik önemini vurgulayarak, EG Veranda’yı Türk-Hollanda işbirliğinin somut örneği olarak sundu. Yazgan, fabrikada alüminyum ekosisteminin nasıl kurulduğunu analiz ederek, ihracatçılardan tedarikçilere, üretime ve satış ağlarına kadar uzanan zincirleme ilişkiler üzerine dikkati çekti. „Bu sadece Türkiye ile ilgili değil, aynı zamanda Hollanda, Belçika, Almanya’yı da kapsayan geniş bir ticari ağdır“ dedi.
Büyükelçi, başarının arkasındaki dinamiklerin sadece işletmeci değil, aile desteği ve eşlik etme ile mümkün olduğunu vurgulayarak, uzun vadeli girişimlerin gerçek yapısını anımsattı. „Bunlar kısa dönemli işler değil. Büyük kararlar, büyük sorumluluklar“ gerektirdiğini belirtti.
Tarihi Bağlam ve Yeni Dönüm Noktası
Yazgan, Türkiye-Hollanda arasındaki 450 yıllık ilişkiye atıfta bulunarak, Türk vatandaşlarının bölgede son 60 yıldır yerleştiklerini hatırlattı. Ancak önemli bir nokta üzerinde özellikle durdu: „Şu koca tarihte ilk defa burada üretim yapıyorlar.“ Bu cümlesi, EG Veranda’nın sadece bir fabrika açılışından daha fazla—bir tarihsel dönüm noktası olduğunu göstermektedir.
Büyükelçi, Osmanlı Devleti’nden beri Avrupa’da Avrupalı kimliğiyle üretim yapan Türk nesillerinin sayısının henüz üç olduğunu hatırlatarak, „Türklerin Avrupa’ya ve AB’ye katkısını soranlara EG Alüminyum’u örnek gösterebilirsiniz“ dedi.
Açılış Etkinliği ve Davet
Konuşmaların ardından, Nevşehir Belediye Başkanı tarafından yapılan dua eşliğinde kurdele kesildi. Lahey Büyükelçisi Yazgan ve misafirler, kırmızı halı üzerinde hatıra fotoğrafları çektirdikten sonra, davetliler fabrika alanına geçerek yetkili satıcılardan ürünler ve işletme hakkında ayrıntılı bilgi aldılar. Hollanda pazarında böyle bir üretim tesisinin kurulmasının Türk işletmeleri için stratejik bir avantaj oluşturduğu yinelendi.
Açılış Hediyesi ve Promosyonlar
Açılış etkinliğinde, ziyaretçiler için çekiliş yapılacağı duyurulmuştu; üç veranda ödül olarak belirlenmiş, talihliler seçildi. Ayrıca, tören boyunca hizmete katılan ilk 100 ziyaretçiye veranda alımlarında yüzde 30 indirim sunuldu. Davetlilere çeşitli mekanlarda içecek ve aperitif yiyecekler ikram edilerek, etkinlik dostça bir atmosferde tamamlandı.
Bölgenin Yeni Dinamiği
EG Veranda’nın açılışı, Eindhoven’da ve daha geniş Hollanda coğrafyasında Türk işletme dinamiklerinin güçlendiğinin kanıtı olarak değerlendirildi. Entegre üretim kapasitesi, hızlı teslimat ve kalite kontrol, avrupa pazar taleplerine hızla yanıt verebilecek bir operasyon sunuyor. Proje, Türk-Hollanda ekonomik ilişkilerine ilişkin güven ve karşılıklı yatırımın güçlü temeller üzerine inşa edildiğini göstermektedir.
SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Almanya’da yayımlanan son gençlik araştırmalarını değerlendirerek, ülkenin bir “gençlik krizi” ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Federal Vekil, teşhisin ötesine geçilerek somut çözüm önerileri hayata geçirilmezse, Almanya’nın sadece genç nüfusunu değil, geleceğe dair umudunu ve rekabet gücünü de kaybedeceği uyarısında bulundu.
Ayrıca bu kapsamda yapılan araştırmaya göre, gençlerin yaklaşık yüzde 29’unun psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu, işsiz gençlerde bu oranın yüzde 42’ye kadar çıktığını ifade etti. Gençlerin yüzde 23’ünün borçlu olduğunu vurgulayan Federal Milletvekili, artan yaşam maliyetlerinin özellikle öğrenciler üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu söyledi. Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından birinin de gençlerin ülkeyi terk etme eğilimi olduğunu belirten Karaahmetoğlu, “Gençlerimizin yüzde 21’i ülkeyi terk etmeyi planlarken, yüzde 41’i ise bu fikre açık olduğunu ifade ediyor. Bu oranlar, şüphesiz ki ülkemizin geleceği için korkunç bir tablo çiziyor” dedi. Bugün karşı karşıya olunan durumun tam bir “gençlik krizi” olduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, bu krizin ekonomi, eğitim, istihdam ve sağlık politikalarının kesişiminde oluştuğunu belirterek, “Artık teşhisi bırakıp tedaviyi konuşma zamanıdır” ifadelerini kullandı.
Karaahmetoğlu, somut ve uygulanabilir çözüm önerilerini kamuoyunun bilgisine sunduğunu belirterek şu başlıkları sıraladı:
“Gençler için ekonomik güvenlik paketi oluşturulmalı”
30 yaş altı gençler için vergi indirimi ve ilk işe giriş teşvikleri düzenlenmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, öğrenci ve yeni mezunlara yönelik kira destek programlarının önünün açılması gerektiğini söyledi. Genç borçluluğunu azaltmak için ise düşük faizli, kamu destekli yapılandırma modelleri geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Ruh sağlığına erişimde reform şart”
Üniversitelerde ve kamu kurumlarında ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Federal Milletvekili, psikoterapiye erişim sürelerinin kısaltılmasının da önemine dikkat çekti.
“Genç istihdamı için acil eylem planı”
Üniversite – özel sektör iş birliklerinin teşvik edilmesi gerektiğini ayrıca belirten Karaahmetoğlu, genç işsizliğini azaltmaya yönelik hedef bazlı teşvik programlarının düzenlenmesinin faydalı olacağını ifade etti.
Öte yandan Macit Karaahmetoğlu, yurt dışında yaşayan gençlere yönelik geri dönüş teşvik paketleri ile yüksek nitelikli gençlere yönelik hızlandırılmış kariyer programları düzenlenmesi gerektiğini söyledi ve “Gençlerin karar alma süreçlerine katılımının artırılarak kamu politikalarında genç temsil oranının yükseltilmesi gerekmektedir. Gençleri kaybetmek her anlamda umudu ve geleceği kaybetmek anlamına gelir. Gençlik krizi derinleşmeden bu alandaki reformların acil ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir„ dedi.
Almanya’daki toplumumuzun örgütlü gücü olan Almanya Türk Toplumu (TGD)’nin desteğiyle; Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED), Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) ve Almanya Türkçe ve Çok Dilli Eğitim Federasyonu (BTMB) tarafından Dortmund’da önemli bir toplantı gerçekleştirildi.
Almanya’nın çeşitli eyaletlerinden gelen 115 öğretmen ve veli temsilcisinin katıldığı “HEDEF 2035 – KONU EĞİTİM” başlıklı toplantıda alınan kararlar, Almanya’daki eğitim politikaları ve Türkçe derslerinin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
Federasyon başkanları Mehtap Çağlar, Dr. Aysun Aydemir, Kemal Ülker, Yücel Tuna, Bilge Yörenç ve Zülfü Gürbüz yaptıkları konuşmalarda eğitim alanında güç birliğinin gerekliliğine dikkat çektiler.
Kenan Kolat’ın başarılı moderasyonuyla yürütülen seminerde 55 konuşmacı, dörder dakikalık konuşmalarla eğitim alanındaki sorunları ve çözüm önerilerini dile getirdi.
TOPLANTIDA ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR
■ Velilerin okul ve öğretmenlerle iş birliğinin güçlendirilmesi ve Alman eğitim sistemi hakkında bilinçlendirilmesi
■ Göçmen kökenli veli ve öğrencilerin eğitim sistemine daha etkin katılımının sağlanması
■ Ayrımcı uygulamalara son verilmesi; denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve Ayrımcılıkla Mücadele Birimi kurulması
■ Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve eğitim kurumlarıyla iş birliğinin artırılması
■ Sosyal ve kültürel etkinliklerin yaygınlaştırılması; dinî ve millî bayramların okullarda kutlanması
■ Çok dilli eğitimin güçlendirilmesi; Türkçenin müfredata alınması, haftada en az üç saat okutulması ve notunun sınıf geçmeye etkili olması
■ 4. sınıftan sonra başlayan erken yönlendirme sisteminin kaldırılarak 8. sınıf sonrasına ertelenmesi
■ Eğitim politikalarının eyaletler düzeyinde güçlü destekle yürütülmesi
■ Almanya Türk Eğitim Vakfı ve Almanya Türk Eğitim Bilim Kurulu’nun kurulması
■ Federasyonlar arasında düzenli ve koordineli çalışma kültürünün geliştirilmesi
■ Kurumların dijitalleşmesi; Argümantasyon Destek Sistemi ve Bilgi Bankası oluşturulması
■ “Policy Paper” niteliğinde siyasi tutum belgelerinin hazırlanması ve güncellenmesi
SONUÇ
“HEDEF 2035” semineri; öğretmenler, veliler ve kurumlar arasındaki iş birliğini güçlendiren önemli bir başlangıç olmuştur. Bu toplantı, Almanya’daki Türkçe eğitimi ve genel eğitim mücadelesine önemli katkılar sunmaktadır.
Önümüzdeki süreçte ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılacak olan önerilerin hayata geçirilmesi için hepimize önemli görevler düşmektedir.
EĞİTİM ATILIMI İÇİN ÖNERİLERİM:
Almanya’daki Türkçe derslerine ilişkin görüşlerimi, “Çocuğunuzun Başarısı Sizin Elinizde” adlı kitabımda ayrıntılı olarak kamuoyunun dikkatine sunuyorum.
TÜRKÇE DERSİNİN BAŞARILI OLMASI İÇİN
■ Anadilde eğitim desteği okul öncesinde, anaokullarında Almanca ile paralel olarak başlatılmalıdır. İlkokulda okuma-yazma eğitimi iki dilli olarak verilmelidir. Birinci ve ikinci dil edinimi arasındaki farklar dikkate alınmalı, iki dilli öğretim yöntemleri uygulanmalıdır. Bu amaçla iki dilli öğretmenler yetiştirilmeli ve istihdam edilmelidir.
■ İki dilli eğitim materyalleri geliştirilmelidir. İkidillilik teşvik edilmeli; Türk yayınevleri ve yazarların çalışmaları desteklenmelidir.
■ Anadili dersi, normal ders programı içinde yer almalı; haftada en az 3, ideal olarak 5 saat okutulmalıdır. Bu dersin notu sınıf geçmeye etki etmeli ve diğer yabancı dil dersleriyle eşdeğer kabul edilmelidir. Derse kayıt, okul başlangıcında yapılmalı ve eğitim süresince geçerli olmalıdır. Ders açılması için ilkokullarda en az 10, sonraki kademelerde en az 15 öğrenci yeterli olmalıdır.
■ Türk öğrencilerin Türkçe dersine katılımı 6. sınıfa kadar zorunlu olmalı; ancak velinin yazılı talebi halinde muafiyet tanınmalıdır. 6. sınıftan itibaren Türkçe, ikinci veya üçüncü yabancı dil olarak seçilebilmelidir.
■ Anadili dersleri içerik, organizasyon ve personel açısından güçlendirilmelidir. Öğretmenlerin hizmet içi eğitimine önem verilmeli; öğretmen kadroları göçmen nüfus oranına göre planlanmalıdır.
■ Anadili dersine katılım teşvik edilmeli; bazı okul yöneticileri veya öğretmenler tarafından yapılan engellemelere izin verilmemelidir. Özellikle okul kayıtlarının yapıldığı şubat ayında öğretmenler, veli dernekleri, eğitim ataşelikleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından bilgilendirme kampanyaları düzenlenmelidir.
■ Almanca eğitim dilidir; ancak okul dili değildir. Çocukların okul ortamında Türkçe konuşmaları engellenmemelidir.
■ Türkçe öğretmeni bulunmayan okullara atama yapılmalı; emekli olan öğretmenlerin yerleri doldurulmalı ve uzun süreli hastalık durumlarında vekil öğretmen görevlendirilmelidir. Öğretmenlerin çalışma koşulları iyileştirilmeli ve yerli -göçmen öğretmenler arasındaki ücret eşitsizliği giderilmelidir.
■ Almanya’da en az beş eyalette üniversiteler bünyesinde Türkçe öğretmenliği kürsüleri açılmalıdır.
YURTDIŞINDA TÜRKÇEYİ YAŞATMAK İÇİN
Yurtdışında anadilimizi ve kültürümüzü korumak için bireyler, kurumlar ve temsilciler planlı ve uzun vadeli bir strateji izlemelidir:
Göçmen örgütleri eyalet düzeyinde bir araya gelmeli; Türkçe eğitimi konusunda düzenli ve kapsamlı çalışmalar yürütmelidir. Bu çalışmalar federal düzeyde koordine edilmelidir.
Anadili öğrenme hakkı anayasal bir haktır. Türkçe, diğer yabancı diller gibi müfredata alınmalı ve eşit statüde okutulmalıdır. Bu konuda gerekli hukuki ve siyasi girişimler yapılmalıdır.
Türkiye, yurtdışında faaliyet gösteren öğretmen ve veli derneklerini her alanda desteklemeli ve iş birliği içinde hareket etmelidir.
Eğitim kurultayları, paneller ve sempozyumlar düzenlenerek bilim insanları, eğitimciler ve yetkililer bir araya getirilmelidir.
Ana-baba eğitimi güçlendirilmeli; Türkçenin önemi konusunda bilinç artırıcı broşürler, afişler ve kamu spotları hazırlanmalıdır.
Başta TRT olmak üzere medya kuruluşları, Türkçe ve eğitim konularında toplumsal farkındalığı artırmalıdır.
Sanatçılar, yazarlar, sporcular ve bilim insanlarının katılımıyla kültürel etkinlikler düzenlenmelidir.
23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi millî bayramlar kitlesel katılımla kutlanmalı; bu etkinliklerde anadili konusu gündeme getirilmelidir.
Alman kurumlarıyla (siyasi partiler, sendikalar, üniversiteler, kiliseler) ilişkiler geliştirilmeli ve destek sağlanmalıdır.
Eğitim sisteminde karşılaşılan haksızlıklara karşı hızlı ve ortak tepki verilmelidir. Ders kitaplarında ayrımcı içeriklere karşı girişimlerde bulunulmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet değerlerinin ders kitaplarında yer alması için çalışmalar yapılmalıdır.
TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİMİZ
Yurtdışındaki eğitim paydaşlarının katılımıyla kapsamlı bir “Kültür ve Eğitim Programı” hazırlanmalıdır.
Fırsat eşitsizliğini gidermek için Alman makamlarıyla bilimsel iş birliği yapılmalı ve projeler desteklenmelidir.
Ailelerin eğitim konusundaki bilinç düzeyi artırılmalı; konsolosluklar ve ilgili kurumlar bu alanda aktif rol üstlenmelidir.
Tüm öğretmenlerin özlük hakları korunmalı; yerel ve Türkiye’den gelen öğretmenler arasında eşitlik sağlanmalıdır.
Anadili dersleri Alman devletinin sorumluluğunda olmalı ve finansmanı bu devlet tarafından karşılanmalıdır. Öğretmen ihtiyacı öncelikle Almanya’da yetişen öğretmenlerden karşılanmalıdır.
Diploma denkliklerinde anadili eğitimi dikkate alınmalı; başarılı öğrenciler burslarla desteklenmelidir.
Gençlerin Türkiye ile bağlarını güçlendirmek için öğrenci değişim programları ve eğitim seminerleri düzenlenmelidir.
Almanya’nın Moers kentinde Karadeniz müziğinin sevilen isimlerinden Davut Güloğlu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. 8 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilecek konser, ViVA Event-& Freizeitpark salonunda düzenlenecek.
Enerjik sahne performansı ve sevilen şarkılarıyla bilinen Davut Güloğlu’nun sahne alacağı gecede, kemençe sanatçısı Hakan Yıldırım da sanatçıya eşlik edecek. Karadeniz ezgilerinin ön planda olacağı konserin, bölgedeki müzikseverlere unutulmaz anlar yaşatması bekleniyor.
Organizasyon yetkilileri, yoğun ilgi görmesi beklenen konser için biletlerin tükenmeden temin edilmesi gerektiğini belirterek müzikseverleri bu özel geceyi kaçırmamaya davet ediyor.
Konser adresi: Wilhelm-Reuter-Allee 1, 47506 Neukirchen-Vluyn, Almanya.
Düsseldorf. Ekonomi yayıncılığına yön verme vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Almanya’ya özel olarak her yıl yayımladığı Almanya’da İş Dünyası sayısı kapsamında düzenlediği Ekonomi Zirvesi’nde Türk ve Alman iş dünyasını bu yıl “Yeni Çağın Dili: Dijitalleşme” başlığı altında bir araya getirdi. Dördüncüsü gerçekleştirilen zirvede; dijital dönüşüm, teknolojik rekabet, verimlilik ve sınır ötesi iş yapma modelleri masaya yatırıldı.
Ekonomi yayıncılığında yön gösteren bir platform olma hedefiyle yurt içi ve yurt dışı etkinliklerini sürdüren Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Almanya’ya özel olarak her yıl yayımladığı “Almanya’da İş Dünyası” sayısı kapsamında bu yılki Ekonomi Zirvesi’ni dijitalleşme odağında gerçekleştirdi. 4. Almanya’da Ekonomi Zirvesi, 29 Ocak Perşembe günü Düsseldorf’ta, “Yeni Çağın Dili: Dijitalleşme” ana temasıyla düzenlendi.
Almanya’daki Türk yatırımcılar ile Türkiye’den Almanya pazarına açılmayı planlayan iş insanlarını, kamu temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla buluşturmayı amaçlayan zirvede; dijital dönüşümün iş yapma biçimlerine etkisi, Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlayan teknolojik yatırımlar, yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı yönetim modelleri ele alındı.
Zirveye; Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) Başkanı Av. Aziz Sarıyar, TDU-NRW Türk-Alman İş İnsanları Derneği Başkanı Cevdet Kocaş, Türk Telekom Internatıonal Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Green Park Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Başkanı Adil Üstündağ, TÜYAFED Avrupa Başkanı Berkan Tüzünataç, Bulutistan Avrupa Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Edin, TEBA Yönetim Kurulu Üyesi Cihangir Soytürk ve Ticaret Ateşesi Pınar Aslan katılarak dijitalleşmenin kamu, özel sektör ve sivil toplum boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YENİ ÇAĞIN DİLİ KONUŞULDU
Toplantının açılış konuşmasını Türkiye’de İş Dünyası dergisi Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak yaptı. Toprak konuşmasında, şu noktalara değindi; “İş dünyasında ne gelişme olursa ilk ve ayrıntılı bir şekilde bizden öğreneceğinizi ifade etmiş, iş dünyasının önünü açmak görevimiz demiştik. Dergimizin ilk çıkış mesajında bu iki konu vardı. Bu tutumumuza ilk günkü gibi devam ediyoruz. Hatta Avrupa’ya da açılarak çalışmalarımızı bir adım daha öteye taşıdık. Bugün 4. Almanya Ekonomi Zirvesi’ni gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Hepinizin bildiği üzere dijitalleşme günümüzün en önemli konularının başında geliyor. İstedik ki bugün burada hep birlikte yeni çağın dili olan dijitalleşmeyi masaya yatıralım.”
Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, yaptığı konuşmada, Türk-Alman ekonomik ilişkilerinin güçlenmesinde dijitalleşmenin, nitelikli insan kaynağının ve dönüşen Türk iş dünyasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Türkiye’de İş Dünyası dergisinin bu ilişkilerde referans bir yayın niteliği taşıdığını vurgulayan İzbul, zirvelerin güçlü bir iş ağı oluşturduğuna dikkat çekti.
Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin stratejik konumu, dinamik ekonomisi ve etkin diplomasisiyle çok boyutlu bir dış politika izlediğini ifade eden İzbul, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde faaliyet gösteren 20 bini aşkın Türk girişimcinin 100 binden fazla kişiye istihdam sağladığını belirtti. Türk yatırımlarının teknoloji, yazılım ve dijitalleşme alanlarında da güç kazandığını kaydeden İzbul, bu dönüşümün Türk iş dünyasının Almanya’daki kalıcı rolünü pekiştirdiğini söyledi.
Konuşmasında dijitalleşmenin artık diplomasinin ve konsolosluk hizmetlerinin temel unsurlarından biri haline geldiğini vurgulayan İzbul, Türkiye ile Almanya arasında hedeflenen 60 milyar dolarlık ticaret hacmi doğrultusunda karşılıklı yatırım ve iş birliklerinin desteklenmeye devam edeceğini ifade etti.
DİJİTALLEŞME ARTIK BİR TERCİH DEĞİL
Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, Doğu Avrupa merkezli operasyonlarıyla geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Türk Telekom International’ın, Hong Kong’dan Londra’ya, Moskova’dan Somali’ye uzanan hat boyunca kurumsal müşterilere toptan seviyede altyapı ve bağlantı hizmetleri sunduğunu belirterek, dijitalleşmenin günümüz ekonomilerinde kritik bir eşik haline geldiğini söyledi.
Dijitalleşmenin artık yalnızca verimlilik artıran bir araç olmaktan çıktığını vurgulayan Yıldırım, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve otomasyon teknolojilerinin iş süreçlerini yeniden tanımladığını ifade etti. Bu yeni ekonomik düzlemde rekabetin; hızlı öğrenebilen, uyum sağlayabilen ve teknolojiyi stratejik bir kaldıraç olarak kullanan kurumlar arasında şekillendiğini dile getirdi.
Türk Telekom Grubu’nun 185 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ettiğini aktaran Yıldırım, ülke genelinde 535 bin kilometreyi aşan fiber ağı ve 33,9 milyon haneye ulaşan fiber kapsamasıyla güçlü bir dijital altyapı sunduklarını kaydetti. 2005’ten bu yana yapılan yatırımların 22 milyar doları aştığını belirten Yıldırım, 2030’a kadar fiber erişimin 37 milyon haneye çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Türk Telekom International’ın Türkiye’yi Doğu ile Batı arasında stratejik bir dijital köprüye dönüştürdüğünü vurgulayan Yıldırım, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’ya uzanan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağı ve denizaltı kablo sistemleriyle Türkiye’nin bölgesel bir veri merkezi konumunu güçlendirdiğini ifade etti. Yıldırım, “Dijitalleşme, ülkeler ve ekonomiler arasındaki mesafeleri kısaltan en güçlü kaldıraçtır” diyerek, bölge coğrafyalarının dijital dönüşümünde öncü rol üstlenmeye devam edeceklerini belirtti.
TEK BAŞINA BÜYÜME DEVRİ BİTTİ, ORTAKLIKLAR ŞART
DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Almanya’da düzenlenen toplantının ardından bir sonraki buluşmanın Hollanda’da yapılmasını istediklerini belirterek, Avrupa’daki Türk girişimciliğinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Avrupa’da 61 yıllık bir geçmişe sahip Türk iş dünyasının emek yoğun ve düşük katma değerli yapılardan, teknoloji ve verimlilik odaklı iş modellerine yöneldiğini vurguladı.
Türk girişimcilerin hizmet sektöründe önemli mesafe kat ettiğini ancak bunun yeterli olmadığını ifade eden Torunoğulları, DTİK olarak teknoloji ve dijitalleşme ekseninde yeni bir yol haritası oluşturduklarını aktardı. Bu kapsamda Avrupa’da büyük ölçekli Türk şirketleriyle temas kurduklarını, Türkiye’de teknoloji yatırımı yapan firmalarla iş birlikleri geliştirdiklerini ve Avrupa’daki beyaz yakalı Türk profesyonelleri girişimcilerle bir araya getirdiklerini söyledi.
Küresel ölçekte büyümenin ancak ortaklıklarla mümkün olduğunu dile getiren Torunoğulları, DTİK çatısı altında yürütülen çalışmaların ortaklık kültürünü güçlendirdiğini, markalaşmanın stratejik öneminin netleştiğini ve bu tür toplantıların artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı.
“DİJİTALLEŞME HUKUK VE KÜLTÜR MESELESİ”
ATİAD Başkanı Av. Aziz Sarıyar, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji ve yapay zekâ başlığıyla ele alınmaması gerektiğini belirterek, sürecin aynı zamanda hukuk ve kültürel altyapıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Türkiye ve Almanya arasındaki dijitalleşme farklarının bu noktada daha net görülebildiğine dikkat çekti.
Türkiye’den Almanya’ya gelen şirketlere danışmanlık verdiğini aktaran Sarıyar, Almanya’da bürokratik süreçlerin büyük ölçüde hâlâ kâğıt üzerinden yürütüldüğünü, bunun da şirketlere ciddi bir maliyet yükü getirdiğini ifade etti. Almanya’daki firmaların yalnızca bürokratik işlemler için yıllık yaklaşık 7 milyar euro personel maliyeti üstlendiğini belirten Sarıyar, sürecin yavaş ilerlemesine rağmen hukuki açıdan sağlam bir zemine dayandığını vurguladı.
Türkiye’nin genç ve dinamik yapısıyla dijital dönüşümde daha hızlı hareket edebildiğini söyleyen Sarıyar, iki ülkenin de birbirinden öğreneceği çok şey olduğunu dile getirdi. Sarıyar, konuşmasının sonunda katılımcıları 18 Nisan’da Düsseldorf Kongre Merkezi’nde düzenlenecek ATİAD Türk-Alman Ekonomik Günü’ne davet etti.”
DİJİTALLEŞME FAYDALI AMA İNSANLIK YARARI GÖZETİLMELİ
TDU NRW Türk-Alman İş İnsanları Derneği Başkanı Cevdet Kocaş, küresel dalgalanmalar ve ekonomik belirsizliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, iş insanlarının uzun vadeli karar almasının her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Bu süreçte Türkiye ve Almanya’da iş dünyasını bir araya getiren etkinliklerin büyük değer taşıdığını vurgulayan Kocaş, Türkiye’de İş Dünyası dergisine ve Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak’a teşekkür etti.
Konuşmasında dijitalleşmeye farklı bir açıdan yaklaşan Kocaş, teknolojinin sunduğu faydaların tartışmasız olduğunu, özellikle Almanya’da nitelikli iş gücü sıkıntısının yaşandığı bir dönemde robotik çözümlerin önemli avantajlar sağladığını ifade etti. Ancak dijitalleşmenin ve teknolojik kabiliyetlerin yalnızca sınırlı bir grubun çıkarlarına hizmet etmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.
Teknolojiye karşı olunmaması gerektiğini vurgulayan Kocaş, asıl meselenin bu gelişmelerin tüm insanlığın yararına kullanılması olduğunu belirtti. Bu konuda Nobel Ekonomi Ödüllü Prof. Dr. Daron Acemoğlu’nun teknoloji ve yönetişim üzerine çalışmalarına atıfta bulunan Kocaş, teknolojik dönüşümün toplumun tamamını kapsayacak şekilde yönetilmesinin önemine dikkat çekti.
4 BİN 200 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYORLAR
Green Park Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Başkanı Adil Üstündağ, yaptığı konuşmada hem iş hayatındaki yolculuğunu hem de Türkiye’ye yaptığı yatırımları samimi ifadelerle paylaştı. Malatya’da başladığı hayat yolculuğunda çobanlıktan sanayi ve turizm yatırımlarına uzanan süreci anlatan Üstündağ, otomotiv sektöründe üretimle başladığı girişimcilik faaliyetlerini daha sonra turizm alanına taşıdığını belirtti. Taksim’de 160 yataklı bir otelle turizme adım attıklarını ifade eden Üstündağ, bugün Türkiye ve yurt dışında birçok şehirde otel yatırımlarıyla büyüyen bir yapı oluşturduklarını söyledi.
Şirket bünyesinde 4 bin 200 kişiye istihdam sağladıklarını, aynı zamanda 345 öğrencinin eğitimine destek verdiklerini vurgulayan Üstündağ, iş dünyasında olduğu kadar sosyal sorumluluk alanında da katkı sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul’a sanata olan ilgisi nedeniyle özel bir tablo hediye eden Üstündağ, Almanya’da yeni bir otel yatırımı için de iş birliği mesajı verdi.
“AVRUPALI ORTAKLARA İHTİYAÇ VAR”
TÜYAFED Avrupa Başkanı Berkan Tüzünataç: federasyonun vizyonuna ilişkin bilgiler vererek şu şekilde konuştu; “Federasyon olarak 100 bin üyemiz var. Türkiye’de yerli ve üst düzey yazılımcı firmalar var. Benim buradaki görevim onları dünyaya açabilmek. Avrupa ile Türkiye arasında bir köprü kurmamız lazım. Bir de Türk firmalarımızın Avrupa’da başarılı olabilmesi için Avrupalı ortaklara ihtiyacı var. Çünkü onlar buranın sitemini mentalini çok iyi biliyorlar” açıklamalarında bulundu.
“TEBA STRATEJİK BİR KÖPRÜDÜR”
TEBA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Cihangir Soytürk, konuşmasında şu noktaların altını çizdi; “TEBA merkezi Düsseldorf’ta bulunan Türkiye ve Almanya başta olmak üzere Avrupa arasında ekonomik, sektörel ve insani bağlar kurmayı hedefleyen bir iş insanı derneği. Güçlü ve vizyoner şirketleri bir araya getirmek, şirketler arasında sinerji oluşturmak ve sürdürülebilir bir ekonomik köprü inşa etmek bizim temel misyonumuz. Doğru kişileri doğru kişilerle birleştiriyoruz. Bugün TEBA çatısı altında son derece güçlü bir üye yapısına sahibiz. TEBA olarak yalnızca konuşan değil bir araya getiren ve somut sonuçlar ortaya koyan bir yapıyız. TEBA yalnızca bir dernek değildir; TEBA Türkiye ile Avrupa arası kurulan ve ekonomik iş birliklerinin ötesine geçen Türk diasporasına hem maddi hem de manevi destek sunan yaşayan stratejik bir köprüdür.”
“TEKNOLOJİ YARIŞINDA GÜVEN VE UZUN VADELİ VİZYON ŞART”
Bulutistan Avrupa Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Edin, Avrupa’daki faaliyetlerini “yeni nesil teknoloji savaşçısı” bakış açısıyla sürdürdüklerini belirterek, Bulutistan’ın 2015 yılında Türkiye’de kurulduğunu ve pandemi döneminin teknoloji sektöründe tarihi bir dönüşüm oluşturduğunu söyledi.
Pandemiyle birlikte teknoloji alanında onlarca yılda gerçekleşemeyecek bir değişimin kısa sürede yaşandığını ifade eden Edin, Bulutistan’ın bu süreçte EMEA bölgesinin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olduğunu ve Sabancı Holding’in 5,5 milyar euroluk dijital dönüşüm stratejisinde bulut altyapısı alanında önemli bir rol üstlendiğini aktardı.
Almanya pazarında başarının temel koşulunun güven olduğuna dikkat çeken Edin, Türkiye’den gelen şirketlerin kısa vadeli kazanç beklentisi yerine uzun vadeli, planlı ve referans temelli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Bulutistan olarak sağlık, enerji ve sanayi başta olmak üzere Türkiye’nin yurt dışındaki yatırımlarını desteklediklerini belirten Edin, diasporadaki Türk şirketlerine bulut sağlayıcısı olarak katkı sunduklarını ifade etti.
Avrupa’da bilişim teknolojileri alanında ciddi bir boşluk bulunduğunu söyleyen Edin, Türkiye’nin dijitalleşme ve teknolojinin etkin kullanımı konusundaki tecrübesiyle özellikle hizmet alanında Avrupa’da güçlü bir oyuncu olabileceğini belirtti. Edin, Almanya’daki start-up ve scale-up Türk teknoloji şirketlerinin başarılarının artarak devam edeceğine inandığını sözlerine ekledi.
“AMACIMIZ ŞİRKETLERE DESTEK OLMAK”
Ticaret Ateşesi Pınar Aslan, “Düsseldorf ticaret açısından Almanya’nın en önemli eyaletleri arasında. Çok sayıda Türk firmamız pazara ilk girişte bu eyaleti tercih ediyor. Bizim amacımız da Türkiye’den buraya gelip pazara girmek isteyen şirketlerimize destek olmak. Burada yatırım yapmak isteyen şirketlerimize, “burada şirket nasıl kurulur, pazara girerken nelere dikkat etmek lazım” sorularına yanıt vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.
“Türkiye’de hayat ticari işletmeler için daha kolay” diyen Aslan, Almanya’da bir şirket açmanın daha uzun sürdüğünü dile getirerek, “Türkiye’de bir şirket açmak istediğiniz zaman bir haftada şirket açılış işlemlerini tamamlamış oluyorsunuz. Burada en iyi ihtimal bu üç ay sürüyor. Firmaları bu süreçlerle ilgili bilgilendirmek, doğru derneklere, insanlara yönlendirmek bizim görevlerimizden bir tanesi” şeklinde konuştu.
İHLAS MEDYA, KÜRESELE AÇILIMA HAZIRLANIYOR
İhlas Medya Grubu Dijital Varlıklar Genel Müdürü Volkan Ormanlı, yayıncılığın yanı sıra yazılım ve yapay zekâ alanında da faaliyet gösterdiklerini belirterek, kendi yapay zekâsıyla çalışan, tüketiciyi anlayan ve içerik üreten bir yazılım altyapısı geliştirdiklerini söyledi. Ormanlı, bu yapının yakın dönemde küresel pazarlara açılmasının stratejik hedefler arasında yer aldığını ifade etti.
Türkiye’de herkese erişebilen sayılı medya gruplarından biri olduklarını vurgulayan Ormanlı, yalnızca yönettikleri sosyal medya hesaplarıyla aylık 2,5 milyar görüntülenmeye ulaştıklarını kaydetti. Farklı markalar ve start-up yapılarıyla geniş bir dijital ekosistem yönettiklerini belirten Ormanlı, yüksek etkileşim oranları ve teknoloji yatırımlarıyla Türkiye’de en fazla kişiye erişen, dinamik medya şirketlerinden biri konumunda olduklarını söyledi.
Dijitalleşme Odaklı Stratejik Buluşma: Türk ve Alman İş Dünyası Arasında Güçlü İş Birliği Vurgusu
Türkiye’de İş Dünyası dergisi tarafından Almanya’ya özel olarak yayımlanan “Almanya’da İş Dünyası” sayısı ve bu kapsamda düzenlenen Ekonomi Zirvesi, dijitalleşmenin merkezde olduğu yeni dönemde Türk ve Alman iş dünyası arasındaki iş birliklerinin stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.
Bu yıl da sürdürülebilir, teknoloji odaklı ve uzun vadeli ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlayan zirve; dijital dönüşüm, yenilikçi iş modelleri ve sınır ötesi ekonomik iş birlikleri açısından güçlü bir buluşma noktası olma özelliğini pekiştirdi. Türk ve Alman iş dünyasının temsilcilerini ortak bir vizyonda buluşturan organizasyon, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıktı.
ALMANYA EKONOMİ ZİRVESİ’NDE KİMLER ÖDÜL ALDI?
Ali İhsan İzbul – Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu
Yavuz Yıldırım- Türk Telekom International Genel Müdürü
Turgut Torunoğulları- DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı
Sinan Çevik – Bereket Brot Şirket Kurucusu
Avşar Dada – Asset Genel Müdürü
Esra Ünal – Proline Europe Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü
Sergen Ertürk – Öz Kayseri Yönetici Ortağı
Murat Kubat – Hasene
Hülya Yılmaz – Lojistik Sektörü
Doğan Akdoğan ve Vijdan Taşçı- Mediatör Restaurant Kurucuları
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) arasında imzalanan protokol ile Çanakkale Boğazı’ndaki tarihi savaş gemisi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması adına yeni bir dönem başlıyor.
Dünyanın en büyük yat ve su sporları fuarı Boot Düsseldorf’tatanıtılan „Derin Miras“ projesi, kültürel mirası korurkenyerel ekonomiye ve iklim kriziyle mücadeleye katkı sağlayacak.
Yatçılık ve su sporları dünyasının en kapsamlı buluşması BootDüsseldorf, bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerceziyaretçiyi ve sektörün önde gelen markalarını bir arayagetirerek önemli proje ve iş birliklerine sahne oldu. Bunlardanbiri de Çanakkale Boğazı’ndaki Çanakkale DenizSavaşları’ndan kalan gemi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması konusunda başlatılan “Derin Miras” projesi ve projenin tanıtımı için düzenlenen imza protokolü oldu.
Boot Düsseldorf fuarında gerçekleşen program, dünyanın önde gelen sualtı fotoğrafçılarından İsveçli Alex Dawson‚ın sunumuyla başladı. „Derin Miras“ tanıtım videosu gösteriminin ardından Türkiye Cumhuriyeti DüsseldorfBaşkonsolosu Ali İhsan İzbul bir konuşma yaptı. ÇanakkaleSavaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemirve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su MuratSarıkaya’nın katılımıyla gerçekleşen protokol imzası ile proje, ulusal ve uluslararası kamuoyuna resmen tanıtıldı.
Gelecek nesillere sürdürülebilir bir miras bırakılması hedefleniyor
Çanakkale savaş batıkları “Çanakkale ruhunu” en iyi anlatan ve savaşın en şiddetli anına tanık olmuş tarihsel ve kültürel birer miras. “Derin Miras” projesi ise, batıkların katodik koruma teknolojisi ile korozyondan korunmasını ve zaman içerisinde yok olmalarının önlenmesini sağlayacak. Bu yöntem sayesinde korozyonla açığa çıkan ağır metallerin karbon salınımları önlenirken, koruma altındaki batıklar yapay resifleroluşturarak biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı oluşturacak. Böylece proje, Çanakkale Boğazı’nın sürdürülebilir dalış turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak. Çevre dostu bir koruma yöntemi olankatodik koruma ile batıklara boya vb. herhangi bir müdahale yapılmayacak; elektrokimyasal koruma yöntemi uygulanarak batıkların yanlarına özel birer cihaz (galvaniz anot) yerleştirilerek batık, katot haline getirilecek ve korozyonun durdurulması sağlanacak. Bu proje yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda geçmişe saygı, çevreye duyarlılık, ekonomiye katkı ve gelecek nesillere yatırım anlamına da geliyor.
Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı’ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmaküzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu TarihiSualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Derin Miras projesi ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon yaratarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacak. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek proje hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale’nin turizmpotansiyelini artıracak. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi vebilimsel araştırmalar için benzersiz bir laboratuvar işlevi görecek.
“Evrensel bir sorumluluk projesi”
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir projenin önemini şu sözlerle ifade etti: ‘’Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde yer alan savaş gemisi batıkları, yalnızca milletimizin değil, insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurlarıdır. Derin Miras, Çanakkale’nin derinliklerindeki ortak insanlık mirasını bilimsel koruma ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesidir. Bu anlayışla hayata geçirilen proje, kültürel mirasın korunmasını çevresel duyarlılık, bilimsel yöntemler ve uluslararası normlarla uyumlu bir anlayışla ele almakta, su altı kültürel mirasının barış, iş birliği ve ortak değerler temelinde yaşatılmasına katkı sunmaktadır. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile birlikte TarihiAlan, Dünya’nın en büyük açık hava müzesini inşa etme yolunda önemli bir adım daha atmıştır. Bu vesile ile Dünya’nın her bölgesindeki dalış sporu meraklılarına seslenmek istiyorum. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Çanakkale Savaşı’na su altında tanık olmak için sizleri tarihinderinliklerine, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı keşfetmeyedavet ediyorum. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nun stratejik ortağımız olması hem tarihî mirasımızı koruma hem de sürdürülebilir turizmvizyonumuzu hayata geçirme kararlılığımızı güçlendirmiştir.”
„Uzun soluklu bir taahhüt: Derin Miras“
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su Murat Sarıkaya ise; „Bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu TarihiAlan Başkanlığı ile her yönüyle gurur duyduğumuz bir işbirliğine imza atıyoruz. Bu proje ile tarihî değerlerimizi korumanın yanı sıra Çanakkale Boğazı’nın biyolojik çeşitliliğinin ve Çanakkale’nin sürdürülebilir turizm potansiyelinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca içinde bulunacağımız ve sahipleneceğimiz bir proje olacak. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü uluslararasıfinansman yapısı ve güçlü sürdürülebilirlik vizyonu nedeniyle çevresel ve sosyal açıdan çok yüksek standartlara sahip. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 321 çevresel ve sosyal proje ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’neve döngüsel ekonomiye katkımız sayesinde Birleşmiş Milletlertarafından birincilik ödülüne layık görülmüştük. Derin Miras projesi de ‘iyi bir komşu olma’ sürdürülebilirlik vizyonumuzun kalıcı bir parçası olacak.” dedi.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Hakkında:Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları’nın meydana geldiği Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı’nın tarihi, kültürel ve manevi değerleri ile doğal dokusunun korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yönetimini sağlamak üzere 2014 yılında kurulmuş olan Kültür ve Turizm Bakanlığının ilgili kuruluşudur.
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) Hakkında: Çanakkale Otoyol ve Köprüsü İnşaat Yatırım ve İşletme A.Ş. (ÇOK A.Ş.), 2017 yılında 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu projesini gerçekleştirmek üzere kurulmuştur Proje; Malkara ile Çanakkale arasında 1915 Çanakkale Köprüsü’nü de içeren 89 kilometre otoyol ve 12 kilometre bağlantı yolundan oluşmaktadır. Türkiye’den Limak ve Yapı Merkezi, Güney Kore’den DL E&C ve SK ecoplant şirketleri ÇOK A.Ş.’nin dört eşit ortağıdır. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip 1915 Çanakkale Köprüsü 18 Mart 2022’de hizmete açılmıştır.
Türkiye’nin lider konut geliştiricilerinden Ünsal Group, Almanya’da düzenleyeceği Proje Tanıtım Etkinlikleri ile yatırımcılarla bir araya geliyor. Düsseldorf ve Mannheim’da gerçekleştirilecek organizasyonlarda, Ünsal Group’un Ankara başta olmak üzere hayata geçirdiği seçkin konut ve karma yaşam projeleri tanıtılacak.
Etkinliklerin ilk durağı 13–14 Aralık tarihlerinde Düsseldorf olacak. Tanıtım toplantıları, Hilton Düsseldorf Hotel’de saat 09.00–21.00 arasında gerçekleştirilecek. Ardından Ünsal Group, 20–21 Aralık tarihlerinde Mannheim’da yatırımcılarla buluşacak. Mannheim’daki etkinlik ise Radisson Blu Hotel Mannheim’da yine 09.00–21.00 saatleri arasında düzenlenecek.
Proje tanıtım etkinliklerinde, Ünsal Group’un mimari yaklaşımı, yatırım potansiyeli yüksek projeleri, ödeme ve yatırım modelleri hakkında detaylı bilgiler paylaşılacak. Katılımcılar, uzman ekiplerle birebir görüşme imkânı bulurken, Türkiye’de güvenli ve sürdürülebilir gayrimenkul yatırımı fırsatlarını yakından inceleme şansı elde edecek.
Yatırımcıların yoğun ilgi göstermesi beklenen etkinlikler için randevu oluşturmak isteyenler, +90 538 857 51 18 numaralı telefon üzerinden Ünsal Group yetkilileriyle iletişime geçebiliyor.
Berlin (ots). Küresel sanayi politikalarının köklü değişimlerden geçtiği bir dönemde, Almanya ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Bu çerçevede, 20 Kasım 2025’te Berlin’de düzenlenen İlk Türk-Alman Automobilgipfel (Otomotiv Zirvesi), her iki ülkeden iş dünyası, siyaset ve akademinin önde gelen isimlerini bir araya getirerek Avrupa otomotiv endüstrisinin geleceği ve ikili ortaklıkların dönüşümdeki rolünü masaya yatırdı.
Zirvenin odağında, otomotiv sektörünün elektrikli araçlara geçişi, dijitalleşme ve sürdürülebilir değer zincirlerinin oluşturulması gibi kritik başlıklar yer aldı. Sanayinin merkezi olarak kabul edilen Almanya, mühendislik ve Ar-Ge kapasitesini genişleten Türkiye ile birlikte Avrupa’nın tedarik zinciri mimarisinde yeni ve güçlü bir ortaklık modeli geliştiriyor.
Üst Düzey Katılım
Etkinliğe;
• Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır,
• Volkswagen AG’nin eski CEO’su ve Infineon Technologies AG Denetim Kurulu Başkanı Dr. Herbert Diess,
• Daimler Buses CEO’su Till Oberwörder,
• Togg CEO’su Gürcan Karakaş
gibi alanında yetkin isimler katıldı. Panel oturumlarında, teknolojik yenilikten üretim süreçlerinin dijitalleşmesine, sürdürülebilir tedarik zincirlerinden ortak araştırma projelerine kadar pek çok konu tartışıldı.
“Türkiye artık sadece bir üretim üssü değil”
Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OIB) Başkanı Baran Çelik, Türkiye’nin Avrupa’nın teknolojik değer zincirinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Türkiye artık yalnızca bir üretim merkezi değil, Avrupa’nın teknolojik değer üretiminin parçasıdır. Almanya ile birlikte daha sürdürülebilir, dijital ve yenilikçi bir otomotiv endüstrisi inşa edebiliriz. Bu iş birliği, ticaretin ötesine geçip ortak Ar-Ge süreçleri, araştırma faaliyetleri ve entegre tedarik zincirleriyle Avrupa’nın rekabet gücünü artıracaktır.”
“Her gün 410 Türk kamyonu Almanya’ya parça taşıyor”
TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, Türk yan sanayisinin Avrupa otomotivindeki kritik rolüne dikkat çekti:
“Biz burada Berlin’de bu zirveyi sürdürürken, aynı anda 410 kamyon Türk tedarik sanayisinin ürettiği yüksek kaliteli parçalarla Almanya’ya doğru yola devam ediyor. Her gün, her saat, aralıksız. Bu sadece lojistik değil; 50 yılı aşan güvenin, stratejik ortaklığın ve birbirine bağlılığın bir göstergesidir.”
Birinci, Türkiye’nin Avrupa’nın dirençli tedarik zinciri, batarya üretimi ve yeşil mobilite stratejilerinde eşit ortak olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“Türkiye, dönüşüme liderlik edecek kapasiteye sahip”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çekerek:
“Türkiye, gelişmiş Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi ile güçlü sanayi altyapısıyla otomotivin mobilite odaklı dönüşümünde öncü rol üstlenmeye hazırdır.”
Alman sanayisinden tam destek
Dr. Herbert Diess, Türkiye’nin Avrupa açısından önemine şu sözlerle işaret etti:
“Türkiye’nin rekabetçi maliyetleri ve dinamik üretim yapısı, Avrupa’nın rekabet gücüne doğrudan katkı sağlıyor.”
Daimler Buses CEO’su Till Oberwörder ise:
“Türkiye, bizim tüm yapılanmamız içinde stratejik açıdan en önemli unsurlardan biridir.”
Avrupa mobilitesinde yeni bir dönem
Zirve, Türkiye ve Almanya’nın otomotivdeki dönüşümü ortak bir görev olarak ele aldığını net biçimde ortaya koydu. İki ülke arasındaki iş birliğinin, Avrupa’nın teknolojik açıklığını, sanayi dayanıklılığını ve küresel rekabet gücünü artırmada kritik bir rol oynayacağı vurgulandı.
Arka Plan
Türk-Alman Otomotiv Zirvesi, 2025 yılında ilk kez Berlin’de düzenlendi. Amaç; iki ülkenin politik, akademik ve endüstriyel aktörlerini bir araya getirerek otomotiv sektörünün Avrupa ve dünya ölçeğindeki dönüşümünü ortak perspektifle ele almak.
Lider Patronlar Birliği & Taşyapı İşbirliği ile 400 İş İnsanı Büyük Buluşmada Bir Araya Geldi
İstanbul – 24 Eylül 2025: Lider Patronlar Birliği’nin Taşyapı işbirliğiyle düzenlediği 2025–2026 sezonu açılış galası, İstanbul Şişli’deki Taşyapı Etkinlik Alanı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte yaklaşık 400 iş insanı buluşarak hem yeni dönemin vizyonunu hem de iş dünyasındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.
Açılış Galası ve Program Akışı
Etkinlik sabah saat 06:30’da karşılama ve kayıt ile başladı. B2B görüşmelerin ardından toplantı 07:30’da resmen açıldı. Günün onur konuğu, Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı oldu. Turanlı, “Mahalle bazında kentsel dönüşüm ile Türkiye Yüzyılının inşasına yeni bir soluk” başlıklı konuşmasıyla katılımcılara önemli mesajlar verdi.
Program kapsamında sunumlar, tanıtımlar, toplu fotoğraf çekimi ve serbest zaman yer aldı. Açılış galası, iş dünyası temsilcilerine hem güçlü bir network ortamı sundu hem de geleceğe dair yeni iş birliklerine zemin hazırladı.
Lider Patronlar Birliği’nin 2025–2026 sezonu açılış galası, iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getirerek Türkiye’nin geleceğine dair vizyoner adımların atıldığı prestijli bir organizasyon olarak öne çıktı.
Lider Patronlar Birliği Hakkında
Lider Patronlar Birliği, farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getirerek dürüst, güvenilir ve ahlaklı ticaret anlayışını geliştirmeyi amaçlayan bağımsız bir iş dünyası platformudur. Üyeler arasında karşılıklı faydaya dayalı bir iş ağı oluşturmayı hedefleyen birlik, uluslararası networking sistemini Türkiye’nin gelenekleri ve hukuki yapısına uyarlamaktadır.
Siyasi veya cemaat bağlantısı olmadan tamamen bağımsız bir yapıyla faaliyet gösteren Lider Patronlar Birliği; ülke üretimine katkı sunmayı, iş insanlarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanarak girişimcilik ruhunu geliştirmeyi misyon edinmiştir.
Lider Patronlar Birliği’nden İş Dünyasına Güçlü Dayanışma Mesajı
Türkiye’nin farklı sektörlerinden başarılı iş insanlarını aynı çatı altında buluşturan Lider Patronlar Birliği, “Birlikten Doğan Güç” sloganıyla iş dünyasında güven ve dayanışma ortamı oluşturmayı hedefliyor.
Güvenilir Ticaret ve Dayanışma Ön Planda
Birliğe üye olan her iş insanı, kendi alanında başarılarını kanıtlamış şirket sahiplerinden oluşuyor. Birliğin kuruluş amacı, üyelerin iş portföylerinden karşılıklı faydalanmalarını sağlamak ve ticarette önceliği birlik üyelerine vermek. Böylece hem şirketlerin büyümesi hem de sürdürülebilir ticari ilişkilerin gelişmesi hedefleniyor.
Uluslararası alanda sıkça kullanılan networking sistemini Türkiye’ye uyarlayan Lider Patronlar Birliği, bu modeli ülkenin geleneklerine, hukuki yapısına ve ticari etik anlayışına göre şekillendirdi. Birlik, güvenilir, ahlaklı ve dürüst ticareti ilke edinmiş girişimcileri bir araya getiriyor.
“Kazandır + Kazan” Metodu
Bağımsız ve tarafsız bir platform olarak öne çıkan Birlik, herhangi bir siyasi görüş ya da kurum adına hareket etmiyor. Yalnızca iş geliştirme odaklı faaliyet gösteren yapının temel prensibi ise “Kazandır + Kazan” metodu.
Her üye kendi satın alma prensipleri doğrultusunda özgürce hareket edebiliyor. Ancak Birlik üyelerinden teklif alarak işbirliği yapılması, dayanışmayı güçlendiren önemli bir unsur olarak teşvik ediliyor.
Misyon ve Vizyon
Birliğin misyonu; farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getirerek ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve üretim gücünü artırmak.
Vizyonu ise; başarılı patronların bilgi ve tecrübelerinden yararlanarak yeni projeler geliştirmek, girişimci ruhu canlı tutmak ve iş dünyasında büyümeyi desteklemek.
Lider Patronlar Birliği, iş dünyasında güvene dayalı yeni bir işbirliği kültürü oluşturmayı amaçlarken, girişimcilik ve ticari dayanışmada örnek bir model olma yolunda ilerliyor.
Düsseldorf – Avrupa ülkelerine yüksek kaliteli ve geniş ürün yelpazesiyle “Gastro Ambalaj” çözümleri sunan PRIOPACK Germany, üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor. Şirket, Almanya başta olmak üzere Avrupa genelinde meyve-sebze kutuları, fastfood ambalajları, perakende taşıma poşetleri ve çok daha fazlasını pazara sunuyor.
Üretim, 1982 yılından bu yana ihracat, gastronomi ve perakende sektörlerinde faaliyet gösteren Türkiye merkezli OĞUZ Oluklu Mukavva Ambalaj Sanayi A.Ş. ve MODEL Ambalaj A.Ş. fabrikalarında yapılmaktadır.
Nisan ayında Düsseldorf’ta kurulan PRIO PACKAGING GmbH, Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Oğuz Başıbüyük’ün öncülüğünde, Avrupa Satış Müdürü Raşit Tırman yönetiminde faaliyet göstermektedir. Şirketin hedefi, Türkiye’de üretilen ambalaj ürünlerini Avrupa pazarına tanıtmak ve ihracatı güçlendirmektir.
Resim altı: Soldan sağa: LokalBakış Yayın Yönetmeni Mustafa Gülec, Avrupa Satış Müdürü Raşit Tırman
Modern Üretim Tesisleri
İstanbul Esenyurt’ta bulunan 16.000 m² açık ve 11.000 m² kapalı alana sahip modern fabrikalarda üretilen ürünler, hem Türkiye’nin iç pazarına hem de Avrupa’daki müşterilere sunulmaktadır.
Avrupa’da Tercih Edilen Ürünler
PRIOPACK ürünleri yüksek kalite, kullanım kolaylığı, dayanıklılık ve reklam amaçlı fonksiyonel tasarımları sayesinde Avrupa ülkelerinde yoğun ilgi görmektedir. Özellikle meyve-sebze kutuları, ürün kolileri ve kağıt taşıma poşetleri; grossmarkt zincirlerinden fastfood restoranlarına, pastanelerden perakende mağazalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir.
Geniş Ürün Yelpazesi
PRIOPACK; pizza kutusundan e-ticaret kolilerine, hamburger kutusundan özel kesimli kutulara kadar geniş bir ürün çeşitliliği sunmakta, aynı zamanda Türkiye’deki ihracatçılara da katkı sağlamaktadır.
Alfter, 8 Temmuz 2025 – Avrupa’nın önde gelen halı markalarının (Merinos, Dinarsu, Padisah) distribütörlüğünü üstlenen Medipa Handels GmbH, Almanya’daki sürdürülebilir ve teknoloji odaklı büyüme stratejisinde önemli bir adım attı. Şirket, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine bağlı Alfter kentinde “Medipa Eco Campus” adını taşıyacak yeni bir lojistik ve yönetim merkezi kuruyor. Projenin toplam yatırım hacmi 50 milyon euro.
Kampüsün kuşbakışı mimari görünümü
Troisdorf’taki mevcut faaliyetlere ek olarak geliştirilecek olan bu proje, 75.000 metrekarelik bir alanda yükselecek. “Yeşil Kampüs” anlayışıyla tasarlanan alan; çevreci altyapısı, yenilenebilir enerji sistemleri ve çalışan odaklı konseptiyle dikkat çekiyor. Kampüsün DGNB-Gold ve QNG-Plus gibi yüksek prestijli sürdürülebilirlik sertifikaları alması hedefleniyor – bu standartlara şu an yalnızca %10’luk bir kesim ulaşıyor.
DGNB Gold & QNG Plus Sertifikalı, Çevreci ve İnsan Odaklı “Yeşil Kampüs”
Yeni kampüs, Almanya’da yalnızca %10’luk seçkin bir yatırım sınıfının ulaştığı DGNB Gold ve QNG Plus sürdürülebilirlik sertifikalarına aday gösterildi.
40.000 m² tam otomasyonlu lojistik depo
5.000 m² ofis, showroom ve Ar-Ge alanı
100 araçlık çift katlı otopark, TIR bekleme alanları
2 MW kapasiteli güneş enerjisi sistemi ve batarya altyapısı
Yaygın çatı yeşillendirmesi ve cephe bitkilendirme sistemleri
Rejeneratif ısıtma teknolojileri
5.000 m² üzerinde özel peyzajlı yeşil alan
Tam otomatik yangın söndürme sistemleri
Çalışanlar için modern, ergonomik çalışma alanları, ayrıca dinlenme ve spor alanları
İnşaat Mart 2026’da Başlıyor
Projede ilk kazmanın Mart 2026’da vurulması planlanıyor. Yaklaşık 20 aylık inşaat sürecinin ardından, “Medipa Eco Campus” 2027 yılı sonuna doğru faaliyete geçmiş olacak.
Showroom, Ar-Ge ve çalışma alanlarından iç görünüm
Avrupa Lojistiğinde Yeni Merkez
Tesis faaliyete geçtiğinde:
Yaklaşık 250 kişilik istihdam sağlayacak
Günlük 100.000 halı sevkiyat kapasitesine sahip olacak
Avrupa’nın dört bir yanına 24 saat içinde teslimat gerçekleştirecek
İmza töreninden kare – 8 Temmuz 2025
Alfter Belediyesi’nden Takdir ve Teşekkür
İmza töreni, 8 Temmuz 2025 tarihinde Alfter Belediyesi’nde düzenlendi. Törende şu isimler yer aldı:
Rolf Schumacher – Alfter Belediye Başkanı
Thomas Poggenpohl – Ekonomik Kalkınma Genel Müdürü
Alfter Belediye Meclisi üyeleri
Caglar Kepekci – Medipa Handels GmbH Genel Müdürü
Banu Kepekci – The Carpet GmbH Genel Müdürü
Muharrem Ağustoslu – Medipa Handels GmbH COO
“Alfter, stratejik konumu ve iş birliğine açık yaklaşımıyla bizim için örnek bir yatırım ortamı sunuyor. Bu projeyle hem çevreye duyarlılık hem de sektörel dönüşüm hedefliyoruz.” — Caglar Kepekci, Medipa Handels GmbH Genel Müdürü
Ana giriş ve ofis binası tasarımı
Alfter Belediye Başkanı Rolf Schumacher, törende yaptığı konuşmada Medipa Handels GmbH’ye teşekkür ederek: “Bu yatırım, Alfter tarihinde yapılacak en büyük özel sektör yatırımıdır. Şehrimize değer katacak bu projeden dolayı Medipa’ya minnettarız.” dedi.
Ayrıca belediye, iş birliğini temsilen üzerinde “Medipa+Alfter” yazılı özel bir kürek hediye ederek inşaatın başlangıcını sembolik olarak kutladı.
Remscheid / Antalya, Mayıs 2025 – Alman mühendisliği ile Akdeniz’in sıcaklığı bir araya geldiğinde ortaya yalnızca kıvılcımlar değil, ilham veren bir enerji çıktı. Neon Energie GmbH, Antalya’da düzenlediği eğitim kampıyla unutulmaz bir haftaya imza attı. “Enerjiye Yeni Bir Bakış” (ENERGIE.NEU.GEDACHT) sadece bir slogan değil, bu buluşmanın ruhunu yansıtan güçlü bir mesaj oldu. Katılımcıların zihinlerinde ve yüreklerinde iz bırakan bir dönüşüm yaşandı.
Ekip Ruhu ve Vizyon Bir Arada
Güneş gökyüzünde parıldarken, asıl enerji yeryüzündeydi: Birlikte üretme tutkusu, yüksek motivasyon ve sürdürülebilir bir geleceğe duyulan bağlılık. Deniz kenarında gerçekleşen samimi akşam yemeği ise, bir kapanıştan ziyade; paylaşılan deneyimlerin, güçlenen bağların ve geleceğe duyulan ortak inancın sıcak bir buluşmasıydı.
Eğitimle Başlayan, Keşifle Devam Eden Bir Hafta
Sabah saatlerinde gerçekleşen yoğun eğitim oturumlarının ardından, ekip öğleden sonraları ATV safarisi ve dalış gibi etkinliklerle enerji topladı. Bu deneyimler, yalnızca teorik bilgilerin değil; keşfin, dayanışmanın ve ortak büyümenin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Yıldızların Altında Ortak Bir Gelecek
Haftanın finalinde ise yalnızca bir ödül töreni değil, aynı zamanda fikirlerin paylaşıldığı, vizyonların buluştuğu ve geleceğin heyecanla konuşulduğu samimi bir gece yaşandı. Planlı bir programdan çok, ilham dolu bir yolculuktu.
Soldan sağa: Tolga Halıcı – Chief Executive Officer (CEO) und Doğan Şahin – Chief Operating Officer (COO)
Neon Energie’nin Gücü: İnsan, Vizyon, Işık
Antalya’da bir araya gelen Neon Energie ekibi, yalnızca yetkinlikleriyle değil, tutkuları ve bağlılıklarıyla da parladı. Bu buluşma bir kez daha gösterdi ki enerji sektörü gri olmak zorunda değil; doğru vizyon ve insanlarla birlikte ışık saçabilir.
Wiesbaden/Niedernhausen – 29 ülke, tek bir sahne, sadece dört dakika… Ve bu kısa sürede hem bilgisiyle hem de net mesajlarıyla jüriyi etkileyen bir konuşmacı: Dortmund’dan Enes Özkaya, Wiesbaden’de düzenlenen 6. Uluslararası Speaker Slam yarışmasında Excellence Award (Mükemmellik Ödülü) ile onurlandırıldı. Özkaya’nın mesajı netti: “Sizi, şirketinizi ve sunduğunuz ürün ile hizmetleri daha güvenilir hale getiriyoruz.”
Dünyanın dört bir yanından gelen konuşmacıların sadece dört dakika içinde mesajlarını en etkili şekilde aktarmaları gereken bu prestijli yarışma, retorik beceri, uzmanlık bilgisi ve duygusal etkiyi bir arada gerektiriyor. Enes Özkaya, tüm bu unsurları başarıyla bir araya getirmeyi başardı.
“Gerçekten ne kadar güvenilirsiniz?”
Konuşmasında birçok şirkette hâkim olan sistemsiz, düzensiz ve otomasyondan uzak yönetim anlayışını sert bir dille eleştiren Özkaya, temel bir soru ortaya attı: “Ürününüz, hizmetiniz ya da sunduğunuz servis gerçekten ne kadar güvenilir?”
Perdenin arkasındaki gerçekler
Sertifikasyon ve denetim alanlarında onlarca yıllık deneyime sahip olan Enes Özkaya, şirketlerin iç dinamiklerini yakından tanıyor. Nerede süreçlerin tıkandığını, güvenin nasıl zedelendiğini ve en önemlisi bu güvenin nasıl yeniden inşa edilebileceğini çok iyi biliyor.
Konuşmasında verdiği somut örneklerle, sertifikaların yalnızca iç denetim için değil, aynı zamanda dışa dönük güven inşasında da nasıl dönüştürücü bir rol oynadığını gözler önüne serdi. Özellikle dijital çağda, satışların büyük kısmının çevrim içi platformlarda gerçekleştiği bir ortamda, güven ve şeffaflık her zamankinden daha kritik hale geliyor. Özkaya, “Tüketiciler, tanınmış sertifikalara ve ödüllere sahip internet sitelerinden alışveriş yapmayı açık şekilde tercih ediyor,” dedi.
Sertifikasyon: Yeni güven unsuru
“Günümüz toplumu; kaliteli, çevre dostu, sürdürülebilir, veri güvenliğine önem veren ve enerji açısından verimli ürünler ile hizmetler talep ediyor. Ancak artık sadece web sitelerine yazılan sözler ya da broşürlerdeki vaatler yeterli değil. Önemli olan, bağımsız ve akredite kurumların yaptığı denetimlerdir,” ifadelerini kullandı.
Özkaya’nın temel mesajı netti: Gerçek başarı, bağımsız denetim kuruluşlarının belirlenen standartların uygulandığını onayladığı noktada başlar – ve şirketler bu durumu açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır. Ancak bu şekilde güvenilir bir konumlandırma mümkün olur.
Güvenin ve sorumluluğun sesi
Özkaya’nın Speaker Slam’deki performansı sadece etkileyici bir hitabet başarısı değildi; aynı zamanda güçlü bir farkındalık çağrısıydı. Alanında derin uzmanlığı, ikna gücü ve zamanın ruhuna uygun temasıyla dikkatleri üzerine çekti.
“Bu ödül benim için büyük bir onur,” dedi yarışma sonrasında. “Ama asıl önemli olan, tüm girişimcilere verdiğimiz mesaj: Müşterilerinize güveni geri verin. Bunu reklam sloganlarıyla değil, denetlenebilir gerçeklerle yapın – sertifikasyonlar ve bağımsız denetimlerle. Çünkü ekonomimiz, tüketicilerin güveniyle ayakta kalır.”
Kalıcı bir etki bırakan konuşma
6. Uluslararası Speaker Slam sadece bir ödül sahibini değil, aynı zamanda hayati bir farkındalığı da gün yüzüne çıkardı: Karmaşıklaşan dünyada şirketler, sağlam güven temelleri inşa etmek zorunda.
“Bir tüketim toplumunda yaşıyoruz. Bu toplum, ciddiye alınmayı hak ediyor – güvenilirlik, şeffaflık ve sorumlulukla.”
DÜSSELDORF – Türk mobilya sektörünün dünya çapında tanınan markası WELTEW HOME, Almanya’daki ikinci mağazasını Düsseldorf’ta açtı. Büyük bir coşku ve görkemli bir atmosferle gerçekleşen açılış, iş, siyaset ve sivil toplum dünyasından çok sayıda seçkin konuğun katılımıyla adeta bir kutlamaya dönüştü.
Kalitenin Adı: Weltew Home
1996 yılında Bursa İnegöl’de küçük bir atölyede temelleri atılan Weltew Home, bugün 90.000 m²’lik modern üretim tesislerinde geleneksel el işçiliğiyle teknolojiyi birleştirerek dört kıtaya yayılan bir başarı öyküsüne dönüştü. ISO 9001 kalite belgesiyle üretim yapan marka, hem estetik hem fonksiyonel çözümleriyle global pazarda Türk mobilyasını başarıyla temsil ediyor. Dünya genelinde 300’ü aşkın satış noktasıyla geniş bir ağa sahip olan Weltew Home, bugün Türkiye’nin 68 ilinde 140 mağaza, yurt dışında ise 80’in üzerinde showroom ile hizmet veriyor.
“Her Hafta Yeni Bir Mağaza Açma Hedefindeyiz”
Firmanın yönetim kurulu başkanı Mustafa Balcı ise WELTEW HOME’un global başarısına dikkat çekerek şunları ifade etti: “WELTEW HOME, dünya çapında 300’ün üzerinde mağazası olan, İnegöl mobilya sektörünün gurur kaynağı bir markadır. Yatak odasından yemek odasına, genç odasından yatak, baza ve yorganlara kadar tüm ev ihtiyaçlarına yönelik üretim yapıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Paris ve Belçika’daki açılışlarımızın ardından, bugün Düsseldorf’tayız. Haftaya Astana’da açılışımız olacak. Her hafta bir mağaza açma hedefiyle küresel çapta büyümeye devam edeceğiz.”
Evlerinize Şıklık ve Güven Katıyoruz
Mağaza Müdürü Aslı Yılmaz: “Bugün burada bizimle olan tüm misafirlerimize içten teşekkür ediyorum. Weltew Home sadece mobilya değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı sunuyor. Üretim sürecinde bizzat yer aldığım için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, kalitemizi her detayda hissedeceksiniz. Düsseldorf’taki bu mağaza ile sizlere şıklık ve güven sunacağız.
Avrupa’daki Türk Kalitesinin Temsilcisiyiz
Hüdaverdi Balcı, WELTEW HOME yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda Isparta Meclis Üyesi olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Fabrikamız Bursa İnegöl’de ve yaklaşık 800 kişiye istihdam sağlıyor. Avrupa’nın birçok bölgesinde bayiiliklerimiz mevcut. Düsseldorf’taki bu açılış da önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Türkiye’nin mobilya kalitesini, özellikle İnegöl mobilyasını burada yaşatacaklar. Ali Bey’i ve Ufuk Bey’i bu vizyonları için tebrik ediyorum.”
Stratejik Bir Yatırım Noktası
Ufuk Altınarık, Türkiye’den gelen yatırımcı olarak yaptığı değerlendirmede şu sözlere yer verdi:
“Amacımız Türkiye’de kalitesini kanıtlamış modern ve kullanışlı mobilyaları burada yaşayan insanlara sunmak. Ürünlerimiz tasarımı, kalitesi ve fonksiyonelliğiyle fark yaratıyor. Bu bölgede böyle bir mağaza eksikti. Gördüğümüz bu ihtiyacı karşılayarak insanların evlerine konuk olmayı, huzur ve mutluluk sunmayı hedefliyoruz.”
Diplomatik Destekten Tam Not
Muavin Konsolos Cevdet Aydın: “Weltew Home gibi bir markanın Düsseldorf’ta mağaza açması hem vatandaşlarımız hem de kendim bir tüketici olarak burada bir mağaza açılmasını çok olumlu olarak karşılıyorum. Biraz önce firma sahibi Mustafa Bey’in bahsettiği gibi yaklaşık yurtdışında 85’e yakın bir mağaza açılışı olmuş. Bundan sonra da epey bir sayıda mağaza açılacakmış. Başarılarının devamını diliyorum. Bol kazançlı ve bereketli alışverişler diliyorum. Hayırlı uğurlu olsun”.
Ayrıca Aralık 2024 ayında göreve başlayan Düsseldorf Başkonsolosluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşesi Seyfettin BatuhanGül: ”Weltew Home, Türkiye’nin en önemli mobilya firmalarından biri olmasının yanı sıra, mobilya sektöründe global bir oyuncu olma vizyonuna sahip güzide bir markamızdır. Bu vizyonun bir parçası olarak, Kuzey Ren-Vestfalya’nın başkenti Düsseldorf’ta açılan bu güzel mağazanın açılışında bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Müteşebbislerimize ve tüm ekip arkadaşlarına başarılar diliyor, böyle değerli bir şubeyi kazandırdıkları için kendilerini tebrik ediyorum.”
Dünyanın Her Yerindeyiz
Avrupa Satış Müdürü Sercan Karataş: “Dünyanın Her Yerindeyiz”
“Dünyada 4 kıtada, 80’in üzerinde ülkede 300’ü aşkın bayilikle hizmet veriyoruz. Geçtiğimiz hafta Cenevre, bir önceki hafta Paris mağazamızı açtık. Bugün Düsseldorf’tayız. Yıl sonuna kadar Avrupa’da 30 bayinin üzerine çıkmayı hedefliyoruz. Ayrıca NEWJOY (çocuk markamız) ve Weltew BEDDING ile üç markamızla büyümeye devam ediyoruz.”
Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balcı, açılışın sonunda kurdeleyi kesmeden önce kısa bir konuşma yaparak katılımcılara teşekkür etti. Kurdele kesimiyle birlikte mağaza resmi olarak hizmete açıldı.
Açılış organizasyonu profesyonel bir ekip tarafından özenle hazırlandı. Katılımcılar, müzik eşliğinde sunulan ikramlar ve sıcak atmosfer, açılışı unutulmaz kıldı. Kurdele kesimi sonrası mağaza resmi olarak hizmete açıldı.
WELTEW HOME, Düsseldorf’taki yeni mağazasıyla sadece bir perakende noktası değil; Türk mobilya kalitesini temsil eden bir vitrin sunuyor. Avrupa’daki büyümesini istikrarlı adımlarla sürdüren firma, estetik, kalite ve fonksiyonelliği bir arada sunarak yaşam alanlarını güzelleştirmeye devam ediyor.
Zengin Ürün Yelpazesi
• Koltuk Takımları
• Köşe Koltukları
• Yatak Odası Takımları
• Yemek Odası Takımları
• Genç Odası
• Duvar Üniteleri
• Mutfak Masa & Sandalye
• Yatak, Baza & Başlık Setleri
• Tekil Bazalar
• Başlık Modelleri
• Orta ve Zigon Sehpa
• Aydınlatmalar
• Halılar
• Aynalar
• Kitaplık ve Puf
İletişim Bilgileri
Weltew Home Düsseldorf
Adres: Friedrichstraße 61 C, 40217 Düsseldorf, Almanya
Çalışma Saatleri: 10:00 – 18:30
Telefon: +49 151 50217307 | +49 211 69809870
Web: www.weltew.com/tr_tr
Alaska Yayınevi etiketiyle okurlarla buluşan Murat Ali Davulcu Blach’ın yeni kitabı “Bir Bedende İki Ruh Körükçü Ali”, edebiyatseverlerin beğenisine sunuldu.
Kitap roman tadında yazılmış, Körükçü Ali karakterin gerçek hayat hikayesinden alıntılar alınarak yazılmış bir eser. Bu sadece Körükçü Ali’nin değil, bir kuşağın omuzlarında taşıdığı yüklerin, ayrılıkların ve sessiz kahramanlıkların romanıdır.
Vatanından uzaklarda yeni bir hayat kurarken, geride kalanları unutmadan yaşamanın ne anlama geldiğini anlatır.
Her sayfada geçmişin izini, bugünün gölgesini ve geleceğin umudunu göreceksin. Derin karakter analizleri ve güçlü anlatımıyla dikkat çeken eser, insan ruhunun derinliklerine inen etkileyici bir hikâye sunuyor.
Beraberinde toplumsal değerler, kişisel mücadeleler ve insanın iç dünyasında yaşadığı ikilemleri usta bir dille işleyen Blach, bu kitabıyla yine kendine has üslubunu ortaya koyuyor. “Bir Bedende İki Ruh Körükçü Ali”, yalnızca bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda insan ruhunun karanlık ve aydınlık yanları arasında gidip gelen bir yolculuğun da anlatımı.
Kitap, Türkiye’nin önde gelen online kitap platformlarından Kitapyurdu’nda ve seçkin kitabevlerinde satışa sunulmuş durumda.
Edebiyat dünyasına farklı bir soluk getiren bu etkileyici eseri keşfetmek isteyenler için “Bir Bedende İki Ruh Körükçü Ali”, kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.
Eseri Türkiye’den ve Avrupa’dan sipariş vermek için:
1968 yılında işçi olarak Almanya’ya gelen Ali Yakar işçilik hayatında atıldığı yazarlığına devam ediyor. 14. Kitaplarını Umuda Yolculuk – Reise der HOFNUNG adı altında Almanca Türkçe çıkaran Şair yeni kitaplarını Duisburg merkez Kütüphanesinde tanıttı.
Tanıtım gününe Duisburg Anakent Belediye başkanı Sören Link, Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, Duisburg Rheinhausen belediye başkanı Elisabet Liß, AKM Duisburg Rheinhausen başkanları Fatma Yaşar ve Zeki Çakır ve ADD Onursal başkanı Dursun Arı’nın yanısıra diğer davetliler katıldılar.
Ali Yakar açılış konuşmasında Almanya’ya geliş öykü”sünün yanısıra Türkçe şiirler okurken Belediye başkanı Bayan Liß kitaptan Almanca şiirler okudu. Duisburg Anakent başkanı Sören Link konuşmasında, Ali Yakarın şiirlerini okudum, çok etkilendim, şiirleri içerik olarak hepimizi anlatıyor, çok duygusal olmasının yanısıra yol gösterici örnekler dolu ifadeli şiirler yer alıyor. Bu kitaba ön söz yazmaktan onur duydum tebrikler Ali Yakar, yazmaya devam dedi.
Düsseldorf Baş Konsolosu Ali İhsan İzbul Konuşmasında, Ali Yakar Duisburg’da yaşayan ender şairlerden biri, her iki toplum arasında köprü oluşturan Ali Yakar’ın şiirleri içerik köyden Şehire, şehirden gurbet hayatını anlatmaktadır. Şair gurbet hayatını anlatırken her kesimin birbirine benzeyen yaşantısını çok güzel işleyerek şiirlerle dile getirmiş Bende bu kitaba ön söz yazmaktan onur duydum’ yeni kitabının hayırlı uğurlu olmasını diliyor kendisinden yeni kitaplar bekliyoruz diyerek tebriklerini iletti. Kitap tanıtımı için gelen dernek başkanları Ali Yakar için övgü dolu sözler söyleyerek, imzalı kitapları aldılar. Yakarın Almanca – Türkçe çıkan kitapları Şehir Kütüphanesinde yer aldı.
Ali Yakar Kimdir?
Ali Yakar, 1950 yılında Çorum’un Seyfe köyünde doğdu. 1957 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti ve gençlik yıllarının sonuna kadar burada yaşadı. İstanbul’da ilk yabancılık duygularını yaşadı; bu deneyimler onun sanatsal ve kültürel gelişimini derinden etkiledi. Burada dil ve edebiyata olan tutkusu da şekillenmeye başladı: Türkçenin standart formunu ve İstanbul ağzını benimsedi.
Ali Yakar, daha genç yaşlardan itibaren dünyaya geniş ve renkli bir siyasi ve kültürel perspektiften bakmaya başladı. 18 yaşına henüz basmadan, 1968 yılında, ağabeyinin isteği üzerine Almanya’ya göç etti. Almanya’ya doğru tren yolculuğu sırasında ilk şiiri „Can Dostum“u yazdı ve böylece edebi yolculuğuna adım attı.
Göçmenlik deneyimleri onun dünya görüşünü daha da genişletti: Duisburg’da Krupp Çelik Fabrikası’nda çalışırken gazeteciliğe ilgi duymaya başladı. 1988 yılında Milliyet gazetesinde amatör muhabir olarak çalışmaya başladı ve ilerleyen yıllarda Hürriyet, Star, Sabah, WAZ ve NRZ gibi önemli gazetelerde yazılar yazdı. Yerel ve uluslararası basınla yaptığı çalışmalar sayesinde basın kartı sahibi oldu.
35 yıllık meslek hayatında Ali Yakar, 30 yılı aşkın süre basın fotoğrafçılığı yaptı ve birkaç yıl boyunca televizyonlarda şiir programı sundu. Samimi, dürüst ve güvenilir kişiliği sayesinde Türk toplumunda saygın bir yer edindi.
Bolu Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ersin Kaşka, Almanya’da gerçekleştirdiği temaslar sırasında önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Kaşka, son dönemlerde sanayicilerin vize konusunda büyük sıkıntılar yaşadığına vurgu yaparak, sorunun bir an önce çözüme kavuşmasını istedi.
“Avrupa-Türkiye Arasında Ticari ve Dostane İlişkileri Geliştirmeye Kararlıyız”
Ersin Kaşka: „Türkiye, Avrupa ile Daha Fazla İşbirliği Yapmalı“
Bolu Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ersin Kaşka, Almanya’da gerçekleştirdiği temaslar sırasında önemli açıklamalarda bulundu.
Uzun yıllardır deri sektöründe faaliyet gösterdiğini belirten Kaşka, aynı zamanda yenilebilir gıda alanında da üretim ve ihracat çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Avrupa Türk Ekonomi Platformu iş birliğiyle Gerede’de düzenlenen bazı etkinliklere de değinen Kaşka, „Özellikle deri sektöründe Volkswagen başta olmak üzere, Avrupa ile nasıl işbirliği yapabiliriz sorusuna cevap aradık. Bu ilişkileri daha da geliştirmek istiyoruz“ dedi.
Vize Sorunlarına Dikkat Çekti
Son dönemde sanayicilerin vize konusunda büyük sıkıntılar yaşadığını belirten Kaşka, „Sanayicilerimiz fuar ve iş etkinliklerine katılamıyor. Gri pasaport gibi geçici çözümler konuşulsa da, iş dünyası yeşil pasaport ve vize işlemleri konusunda ciddi problemler yaşıyor“ diye konuştu.
Kaşka, Türkiye’nin yatırım çekme konusunda yeterli seviyede olmadığını da vurguladı. Bolu ve çevresinde yabancı yatırımcıya ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Kaşka, „İki organize sanayi bölgemiz var. Savunma sanayii ile ilgili büyük firmalarımız da mevcut. Yatırım için ciddi alanlara sahibiz ve Avrupa’dan yatırımcıları bekliyoruz“ ifadelerini kullandı.
„Bölgesel Tanıtımda İş Birliği Şart“
Bolu’nun orman ve doğa açısından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden biri olduğunu belirten Kaşka, Karadeniz bölgesindeki illerin iş birliği yaparak kıt bütçeleri daha verimli kullanması gerektiğini ifade etti. “Bölgeye yapılacak yatırımları artırmak ve dört mevsim turizm potansiyelini tanıtmak için daha planlı ve ortak adımlar atılmalı” dedi.
„Filyos Projesi Bölgenin Umudu“
Zonguldak’ta düzenlenen ekonomi zirvesine de değinen Kaşka, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu ve Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir’in öne çıkardığı Filyos Projesi’ni „Bölge için umut verici ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine katkı sunacak bir proje“ olarak tanımladı.
“Avrupa’daki Türk İş Dünyasıyla Daha Sıkı İş Birliği Yapmalıyız”
Türkiye’nin ekonomik büyümesine Avrupa’daki Türk iş dünyasının da dâhil edilmesi gerektiğini söyleyen Kaşka, “Orta ve uzun vadede Türkiye’ye yapılan yatırımların kazandıracağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.
Son olarak Avrupa Devrekler Derneği Başkanı Mustafa Yağcı’ya ve Avrupa Türk Ekonomi Platformu Başkanı Bünyamin Varol’a misafirperverliklerinden dolayı teşekkür eden Kaşka, “Görüşmelerimizden çıkan kararları Türkiye’ye döndüğümüzde ilgili kurumlarla paylaşacağız. Ekonomi, eğitim ve ticaret alanlarında bölgesel kalkınma için birlikte hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.
Avrupa Türk Ekonomi Platformu’ndan Batı Karadeniz’e Ekonomik İşbirliği Çağrısı
Avrupa Türk Ekonomi Platformu ( Europäisch Türkische Wirtschaftsplattform) Başkanı Bünyamin Varol, Almanya’da düzenlenen toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu. Varol, 2015 yılından bu yana başkanlığını yürüttüğü platformun çalışmaları hakkında bilgi verdi.
“Avrupa Türk Ekonomi Platformu olarak bugün çok anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yaptık,” diyen Varol, programda Gerede Ticaret Odası Başkanı Ersin Kaşka ve Avrupa Devrekliler Derneği Başkanı Mustafa Yağcı ile bir araya geldiklerini belirtti.
Toplantıda, özellikle Batı Karadeniz bölgesi ve çevresiyle yapılabilecek ekonomik iş birlikleri üzerine yoğunlaştıklarını vurgulayan Varol, “Gerçekten çok verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor,” dedi.
Varol, Almanya’nın Avrupa’daki Türk toplumu için önemli bir lokomotif olduğunu ifade ederek, “Hepimizin bildiği gibi Almanya ile Türkiye arasındaki ihracat ve ithalat hacmi oldukça büyük. Avrupa’da yaşayan Türk girişimcilerin bu ekonomik gücü doğru kullanması gerekiyor,” şeklinde konuştu.
Batı Karadeniz bölgesinde yaşayan Türk nüfusunun potansiyeline dikkat çeken Varol, bu potansiyelin doğru stratejilerle ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyledi. “Bolu, Zonguldak, Karabük ve çevresindeki iş gücü ve girişimci potansiyelini Almanya’daki imkanlarla birleştirmeliyiz,” dedi.
Almanya’daki Türk nüfusuna da değinen Varol, “Almanya’da 3,5 milyon, genel olarak Avrupa’da ise yaklaşık 7 milyon Türk yaşıyor. Bu ciddi bir güç. Ancak ne yazık ki Türkiye’de yapılan bazı ekonomik planlamalar kısa vadeli kalıyor. Bizim daha uzun vadeli, sürdürülebilir projelere odaklanmamız gerekiyor,” ifadelerini kullandı.
Varol, Türkiye’nin Avrupa’ya ürün tedarik süresinde büyük avantaj sağladığını belirterek, “Çin’den Avrupa’ya bir konteynerin ulaşması 40 günü bulabiliyor. Ancak Türkiye’den kara yolu ile gönderilen ürünler bir haftada Avrupa’ya ulaşabiliyor. Bu çok büyük bir avantaj,” dedi.
Son olarak sivil toplum kuruluşlarının daha organize çalışması gerektiğini söyleyen Varol, “Türkiye, enerji yolları ve lojistik anlamda çok kritik bir konumda. Bu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Elimizde yüz yılda bir gelebilecek bir ekonomik potansiyel var. Bu potansiyeli doğru kullanırsak, küresel ekonomide Türkiye önemli bir aktör olabilir,” diyerek sözlerini tamamladı.
STK ve İş Dünyası Arasında Köprü
Avrupa Devrekliler Derneği Başkanı Mustafa Yağcı, Avrupa Türk Ekonomi Platformu Başkanı Bünyamin Varol, Bolu Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ersin Kaşka ve Avrupa Malatyalı Girişimciler Derneği Başkanı Rasim Saka’ya katkılarından dolayı teşekkür ederek sözlerine başladı. Yağcı, “Almanya’da güçlü bir Türk iş insanı ve sivil toplum ağı mevcut; bu potansiyeli verimli projelere dönüştürmeliyiz” dedi.
Vize Sorunu Acilen Çözülmeli
Yağcı, Türkiye’den Almanya’ya iş yapmaya veya farklı amaçlarla gelmek isteyen iş insanlarının karşılaştığı en büyük engelin vize işlemleri olduğunu belirtti. “Her iki ülke arasındaki sağlıklı ekonomik ve kültürel faaliyetlerin devamı için vize sorununun bir an önce çözüme kavuşması gerekiyor. Ersin Başkan’ımız da bu konunun önemine değindi,” ifadelerini kullandı.
Alman Ekonomisine Katkı
Başkan Yağcı, “Bizler, Almanya’da hem STK hem de iş insanı olarak Alman ekonomisine ciddi katkılar sağlıyoruz. İki ülke arasında köprü vazifesi görüyoruz,” diyerek, Türk diasporasının hem kültürel tanıtım hem de iş dünyası faaliyetleriyle rolünü vurguladı.
Malatyalı Girişimcilerden Destek Çağrısı
Avrupa Malatyalı Girişimciler Birliği Başkanı Rasim Saka da konuşmasında, özellikle Almanya’daki Türk kökenli girişimcilerin Alman ekonomisine sunduğu katkılara dikkat çekti. “Vize başta olmak üzere yaşadığımız birçok sorunun acilen çözülmesini bekliyoruz,” diyerek, yetkililere çağrıda bulundu.
Toplantıda, Avrupa Türk Ekonomi Platformu Başkan yardımcıları Suat Durgut, Battal Varol ve Ali Akkoç hazır bulundu. Bundan sonraki toplantılarda, iki ülke arasında yapılacak projelerin hayata geçirilmesi gibi konular ele alınacağı ifade edildi.