Loading...

Kategorie: Almanya

Gurbetteki Türkçe

Batı Avrupa’da göçmen barındıran ülkelerdeki en büyük gruplardan birisini 60 yıl önce bu kervana katılan Türkler oluşturuyor. Dile kolay ama 60 yıla çok şeyler sığdırdı Türkler. Hem kendileri değişti hem de onların kimliğini oluşturan ana dilleri Türkçe. Her ne kadar yazının başlığı ‘Gurbetteki Türkçe’ olsa da gurbetteki Türkler şimdilerde ‘Diasporadaki Türkler’ ya da ‘Batı Avrupa Türkleri’, Türkçe ise ‘Avrupa’daki Türkçe’ oldu.

 

Ali Yagiz

Konu tüm Batı Avrupa’daki insanımızı ve Türkçemizi ilgilendirse de biz konuyu Almanya özelinde ele almayı yeğledik. Zira Almanya, Türklerin en yoğun olduğu bir ülke. Bu ülkedeki yoğunluğa paralel konuşulan Türkçe ise; sürekli kan kaybeden, her geçen gün popülaritesi düşen bir dil. Dildeki bu erimenin en temel sebebi ise; ana dili Türkçe olanların, Türkçeyi içi boş birtakım saiklerle sahiplenmemeleridir! Teşbihte hata olmaz ama Türkçe adeta gurbetteki garip konumunda.

 

 

İşte, bu vurdum duymazlığın farkında olan birtakım iyi niyetli insanların oluşturduğu çeşitli sivil toplum örgütlerinin vermiş olduğu bir de mücadele söz konusu. Her sosyal konuda olduğu gibi bu konuda da farklı bakış açıları ve farklı yorumların olması işin tabiatına aykırılık arz etmez.

Daha da açacak olursak; ana diline duyarlı her fert ve STK’nın farklı çıkış noktaları, farklı çözüm önerileri ve doğruları var.

Bize göre ise doğrusu şudur: Almanya’da, ana dilimiz Türkçe’nin yaşaması noktasında verilen mücadelenin iki ayağı vardır:

Bu işin birinci ayağı; gerek federal gerekse eyaletler bazında resmi kurum ve kuruluşlarla oluşturulan ilişkiler ve yapılan görüşmelerde inisiyatif üstlenen konsolosluklarımız, eğitim ataşeliklerimiz, öğretmen ve veli derneklerimizdir. Burada bir sıkıntı yok, zira hem Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerimiz ve hem de mevcut derneklerimiz bu görevi ifa etmeye çalışıyorlar.

Bu işin ikinci ayağı ise; muhatabı insanımız olan sahadaki çalışmalardır. Aslında sahadaki çalışmalar aynı zamanda bu işin ana eksenini de oluşturuyor. Zira sahadaki başarı masadaki başarının da ölçüsüdür. Siz sahada ne kadar başarılı iseniz, masada da o derece söz sahibi olursunuz.

Bu konuda yapılması gereken ise; saha çalışmalarını yapacak olan öğretmen ve özellikle de veli derneklerinin sayılarının arttırılmasıdır. Bunu yaparken de nicelik ve nitelik büyük bir önem arz eder. Bu nedenle; ehil ve gayretli kişilerin dernek yönetimlerinde yer almalarına azami derecede dikkat edilmelidir. Daha farklı bir ifadeyle; ‘derdi; bir şey olmaktan ziyade, derdi; bir şey yapmak olan’ kişilerin dernek yönetimlerinde yer almasına özen gösterilmelidir.

Peki bu yeterli mi? Elbette ki, değil! Dikkate alınması gereken bir başka konu ise; dernek yönetiminde görev alacak olanların -özellikle Türkiye’deki siyasi görüşlerle içli dışlı olan, ana vatandaki siyaseti buraya taşıyan, sürekli görüş beyan eden kişilerden oluşmasına fırsat verilmemelidir. Bu durum ne yazık ki, pek fazla irdelenmeyen ama gerek insanımızın ve gerekse hizmet amaçlı oluşturulan STK’ların ortak hareket alanını kısıtlayan ve hatta sekteye uğratan en büyük etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sahadaki gözlemler; dernek yönetiminde görev alan ve Türkiye’deki siyasi konularla ilgili görüşleriyle bilinen kişilerin, ortak paydamız olan Türkçe gibi önemli konuda dahi insanımızın bir araya gelmesine engel teşkil etmekte ve beraber hareket etme konusundaki opsiyonunu tamamen devre dışı bırakabilmektedir. Sıkça yaşadığımız bir durum; ‘falanca kişi varsa ben yokum’ ya da ‘falanca grup varsa biz yokuz’ şeklinde karşımıza çıkıyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak özetleyecek olursak başarı; konunun birinci ayağını oluşturan resmi kurum ve kuruluşlarımız ve ikinci ayağı olan sahadaki eşgüdümlü, azimli ve kararlı çalışmalarıyla mümkündür. Yani her iki ayağın da aynı tempoda hareket etmesi elzemdir.

Detaydan özete geçecek olursak; farklı düşünmemiz, beraber olmamıza ve beraber hareket etmemize engel teşkil etmemelidir. Bu gemi hangi siyasi ve dünya görüşüne sahip olursak olalım; hepimizin içinde olduğu bir gemi. Bu geminin su alması, hepimizin batması anlamına gelir ki, sağ duyu sahibi hiçbir kişi geçmişimizi bugüne taşıyan, bugünümüzü yarına taşıyacak köprü olan ana dilimiz Türkçe’nin heba olmasına göz yummaz ve yummamalıdır da.

Ali Yağız

“Eyalet hükümeti Müslüman mezarlıklarının güvenliğini sağlamak zorundadır”

“Eyalet hükümeti Müslüman mezarlıklarının güvenliğini sağlamak zorundadır”

 

İbrahim Yetim: “Eyalet hükümeti Müslüman mezarlıklarının güvenliğini sağlamak zorundadır” İserlohn’da yılbaşı gecesi Müslüman mezarlığında 30 mezar tahrip edildi. Kimliği belirsiz kişiler üzerinde Türkçe ve Arapça yazılar bulunan mezar taşlarını yıkıp kırdılar, mezarları tahrip ettiler. Eyalet Parlamentosu SPD Meclis Grubu Uyum Komisyonu’ndan bu konuda bir rapor hazırlanmasını talep etti. Sosyal Demokrat Parti Meclis Grubu Uyum Sözcüsü İbrahim Yetim konuyla ilgili şunları söyledi:

 

„İserlohn’daki bu sapık eylemlerden sonra eyalet hükümetine soruyoruz: Hükümet Müslüman mezarlıklarının güvenliği konusunda ne yapıyor? Aynı zamanda eyalet hükümeti, mezar taşlarını tahrip eden, mezarlara saldıran, mezar sahiplerini aşağılayıcı, artık olağan hale gelen ayrılıkçı eylemler karşısında ne yapıyor?

 

Geçtiğimiz cumartesi günü olay yerinde tahribatı inceledik. Bu saldırının ortaya koyduğu saygısızlık ve vahşet bizi derinden sarstı. İserlohn’daki Müslüman mezarlığına karşı girişilen bu aşağılık saldırı ve gerçekleştirilen tahribat, burada defnedilmiş kişilerin yakınlarının yaralarını bir kez daha kanattı.

Sık sık “uyumun” nerede son bulduğu sorusuyla ilgileniyoruz. Bu sorunun kolay bir yanıtı bulunmuyor.

 

İserlohn’da ve Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin birçok yerinde göçmenler, burada defnedilmeye karar veriyor. Buysa bu insanların yaşadıkları şehirlere, Kuzey Ren Vestfalya’ya ve Almanya’ya bağlılıklarının açık bir kanıtıdır. Uyum her alanı kapsayan bir süreç olarak görüldüğü takdirde, göçmenlerin vefat ettikten sonra mezarlıklarımızda da huzur bulması sağlanmak zorundadır. Bu huzuru bozanlar, toplumumuzun bir parçası olamaz. Ama bu saldırıların mağdurları açık olarak toplumuzun bir parçasıdır.

 

Berlin’de DİTİB gönüllüleri yüzlerce kişiye sıcak yemek dağıtıyor

Berlin. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Berlin Türk Şehitlik Camii gönüllüleri, kadın ve çocuk sığınma evi sakinleri ile sokaklarda yaşayan evsizlerin gönüllerine dokunuyor.

Berlin DİTİB Türk Şehitlik Camii ve VITA Rixdorf yardım kuruluşu işbirliğinde 4 haftadır her Cumartesi günü düzenli olarak yürütülen yardım kampanyasında, sıcak yemek, çorba ve tatlı ikramlar ediliyor

Berlin’de DİTİB gönüllüleri yüzlerce kişiye sıcak yemek dağıtıyor

Berlin DİTİB Eyalet Birliği aynı zamanda Türk Şehitlik Camii Başkanı Yakup Ayar, her Cumartesi günü kadın ve çocuk sığınma evine ve sokakta yaşayan evsizlere ikramda bulunduklarını söyledi. Ayar, “Sokakta yaşayan insanlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek isteyenler “çorbada benim de tuzum olsun“ diyenler, çorba dağıtımına katılabilir, çorba dağıtımını üstlenebilir ve destek verebilirler. Bizler karınca kararınca Berlin’de sokakta yaşayan evsizlere ve yardıma muhtaçlara yardım etmek istedik. Cemaatimizin ve üyelerimizin desteğiyle gerçekleştirdiğimiz bu projedeki ana gayemiz başta dinimizin gereği insanlığa ve yaşadığımız topluma faydalı olmakla beraber, sosyal topluma farkındalık kazandırmak ve ihsan şuurunu yaymaktır. Gönüllülerimize bu duyarlıklarından dolayı teşekkür ederim. Günüllü ekiplerimizle eş zamanlı olarak mobil aş evimiz Berlin’in muhtelif sokak ve parklarında yaşayan evsizlere, diğer ekibimiz de kadın ve çocuk sığınma evi sakinlerine sıcak yemek, çorba ve tatlı ulaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Berlin’de DİTİB gönüllüleri yüzlerce kişiye sıcak yemek dağıtıyor

Ayar, „Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ‚Komşusu açken, tok yatan bizden değildir‘ sözleriyle, İslam’ın sosyal yönünü ortaya koymuştur. Yüce dinimiz İslam yoksula, yetime, yaşlılarımıza kısacası yardıma muhtaç her insana yardım etmeyi emreder. Bizler de din, dil ve ırk ayrımı gözetmeden insani duygularımızı ön plana çıkararak insanlık görevimizi yerine getirdik. İkramımızla onların yüzünde oluşan sıcacık bir gülümsemenin tarifsiz olduğunu görmek bizleri de mutlu etti.“ diye konuştu.

Çakır Grubuna Ziyaret

UID-Uluslararası Demokratlar Birliği Ruhr Bölge Yönetimi ve Gladbeck UID Yöneticileri; Merkezi Bönen şehrinde bulunan ÇAKIR Grubunu ziyaret ederek, seramikten UID ismi taşıyan bir tablo ve Cumhurbaşkanı RTE ismini taşıyan kravat hediye ettiler.

 

BÖNEN. Ziyarette konuşma yapan Ruhr Bölge Başkanı Dursun BAŞ, ÇAKIR Grubun kurucusu Kemal Çakır’a yapmış olduğu yardımlardan dolayı kendilerine teşekkür edip başarılarının devamını diledi.

Ruhr Kadın Kolları Başkanı Emine ÖzkaleÇakır Grup bizlere maddi ve manevi destekçi olan Kemal Çakır ve ekine teşekkür ediyorum. Bizde kendilerine tablo ve kravatı hediye ederek şükranlarımızı sunduk.

.

 Ziyarette katılanlara Çakır Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çakır, bizleri onurlandıran Bölge Başkanı Dursun Baş, Kadın Kolları Başkanı Emine Özkale, UID MKYK Üyesi Hatice Duman, Gladbeck Şube Başkanı Habip Ay ve Yönetim Kuruluna çok teşekkürü ederim. Biz kurum olarak hayır için yardımcı olduk. Bizi çok onurlandırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum dedi

GAZETECİ ERGÜL, VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

Usta gazeteci İbrahim Ergül ölümünün 1. yıldönümünde Rheinhausen Türk Kültür Ocağı’nda düzenlenen mevlid programında dualar ile anıldı.

 

GAZETECİ ERGÜL, VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

 

Duisburg. Mevlid programına aile yakınları, gazeteciler, eşi ve kızları katıldı. Merhum Ergül’ün damatları Cengiz Ok ve Muhammet Silik, torunu Okan davetleri karşıladı. Korona virüs önlemleri alınarak yapılan programda merhum Ergül için dualar okundu. Ayrıca Türk Ocağı önünde kurulan kitap satış reyonundan “Bir Kitap Bir Fidan” kampanyasına devam edildi.

“BİZLER İÇİN ÇOK DEĞERLİYDİ”

Din görevlileri Veysi Kalkan, Ali Doğru  ve ilhami Çördük’ün gerçekleştirdiği mevlid programının ardından Başkan Ferhat Yüksel ve Ali Doğru gazetecilere yaptığı açıklamada, „İbrahim abi hiç bir dernek, siyasi görüş ayırt etmeden her programa yetiştiği sürece katılır, Türk toplumuna özellikle gazeteci olarak  hizmet etmeye çalışırdı. O bizler için de çok değerli idi. Cenazesi de buradan kalkmıştı. Bugün istedik ki seneyi devriyesi için de ruhu için buradan dualar edelim. Kendisini unutmadık, dualarımız onunla, “ dediler.

“ONU BIRAKTIĞI ESERLER VE İNSANLAR İÇİN ÇABALARIYLA HATIRLAYACAĞIZ”

Din Görevlisi Ali Doğru hazır bulunan cemaate, “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır. Bu vesileyle hoş bir seda bırakmaktır kubbede diyerek İbrahim Ergül‘ün çevresi ve halk için yorulmaksızın koşturmasını ayriyeten Memleketi Balikesır´e olan sevdasını her fırsatta dile getirirdi. Bunu da yazmış olduğu „El Kapıları Vatan oldu“ kitabında da görüyoruz. Kitabında Almanya‘da yaşayanların hikayelerine yer verdi.  Nasıl ki bir Mimar Sinan‘ı yapmış olduğu eserleri ile, bir Mehmet Akif Ersoy‘u bize vermiş olduğu İstiklal Marşı ile, bir Itri Efendi’yi bestelemiş olduğu besteleri ile anıyorsak İbrahim abimizi de bizlere bırakmış olduğu eserleri ve insanlar için vermiş olduğu çabaları ile hatırlayacağız. Kitap Derneğimiz vasıtasıyla dağıtıldı ve bugün de burada dağıtılıyor bunun için ücret talep edilmiyor ama bir bağış verebilme imkânınız var. Bu toplanan Bağışlar ile Türkiye’mizde geçtiğimiz aylarda meydana gelen Orman yangınlarına yeni ağaçlar ekilmesi hedefleniyor” dedi.

 

Gazeteci İbrahim Ergül, Almanya’nın Duisburg şehrinde ailesi ile birlikte yaşayıp mesleğini icra ederken asrın salgını korona virüse yakalanıp 16 Ocak 2021 tarihinde hayatını kaybetmişti.

 

Videoyu oynatmak icin Fotoğrafın üzerine basınız!