Loading...

Kategorie: Görüntülü Haber

Türkiye ve Almanyanın her yerinden sektör ve firma haberleri görüntülü olarak Sektörel TV de izliyebilirsiniz.

Turgut Torunoğulları, gurbetçiler için aracının beş yıl Türkiye’de kalmasının çağrısında bulundu

Ticaret Bakanı Ömer Bolat iki günlük Hollanda ziyareti gerçekleştirdi. Bakan Bolat Hollandalı bakanlarla yaptığı istişareden sonra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen etkinliğe katıldı.

“TÜRK ŞİRKETLERİ REKABET GÜCÜNÜ ARTIRDI”

Ticaret Bakanı Ömer Bolat etkinlikte yaptığı konuşmada Türk şirketlerinin rekabet gücünden bahsederek: “Son yıllarda Türk şirketleri rekabet güçlerini arttırarak Avrupa ile ticarette ilerleme kaydettiler. Avrupa Türkiye için çok önemli. Bu pazarlarda kalıcı bir varlığımız var. Türk şirketleri tedarik zincirlerinde önemli bir ağırlığa sahip. Türkiye sadece parça ve makine üreten bir ülke değil, coğrafi konumu sayesinde ürünleri Avrupa’ya çok kısa sürede ulaştırabilecek lojistik güce de sahip. Dünya standartlarındaki rekabet gücü ve üretim kapasitesinin yanı sıra Türk sanayisi AB ile gümrük birliği ve ticari ilişkilerin yenilenmesi konusunda da başarılı olmuştur. Avrupa Türkiye için çok önemli. Bu pazarı kaybetmemiz mümkün değil. Biz bu pazarlarda kalıcıyız, kalıcı olmak zorundayız. Geçen yıldan bu yana 200 milyar dolarlık bir ticaretimiz var ve bu dengeli bir ticaret. Geçen yıl 9 milyar dolar fazla verdik. AB’nin Türkiye’de turizmde %65, ihracatta %41, ithalatta %26 ve doğrudan yatırımda %65 payı var. İlişkilerimizi düzenli ve yapıcı bir şekilde sürdürmeye çalışıyoruz. Hükümetlerimiz her zaman bu politikayı izlemiştir” dedi.

“TİCARİ İLİŞKİLER GELİŞTİRİLMELİ”

Bakan ayrıca: “AB Komisyonu’nun ‚AB-Türkiye siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerinin durumu‘ başlıklı raporunda AB liderlerine Türkiye ile ticareti geliştirmeleri de tavsiye ediliyor. Raporda, Türkiye ile gümrük birliğinin hizmetleri de kapsayacak şekilde yenilenmesi için müzakerelerin başlatılması, ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve Türk vatandaşlarına vize kolaylıkları sağlanması gibi hususlar yer alıyor. Hollanda da Türkiye ile ticari ilişkilerini özellikle turizm, enerji ve hizmet sektörü gibi alanlarda geliştirmek istiyor. Hollanda ile resmi diplomatik ilişkilerin başlamasının üzerinden 99 yıl geçti. Önümüzdeki yıl 100. yıl olacak ve bunun için her iki tarafta da özel programlar düzenlenecek. İki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler sorunsuz bir şekilde devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi 12,5 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup, bunun 3,5 milyar ABD Doları Türkiye lehinedir” dedi.

“SİZLERLE GURUR DUYUYORUZ”

Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal’da etkinlikte: “Yıllar önce işçi olarak geldiğiniz ülkelerde işveren konumuna gelmiş olmanızdan gurur duyuyoruz. Ayrıca yaşadığınız ülkelerin vatandaşlığına sahip olduğunuz için oy kullanma hakkına da sahipsiniz. Dolayısıyla siyasete katılabiliyor ve söz sahibi olabiliyorsunuz. Gençlerimiz eğitime önem vererek önemli mevkilere geliyorlar. İşverenlerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla toplantılar yapıyoruz, sorunlarımızı birlikte çözmeye her zaman hazırız” ifadelerini kullandı.

“EMEKLİLERDE TOKİ’DEN EV SAHİBİ OLSUN”

DTİK Avrupa Temsil Heyeti Başkanı Turgut Torunoğulları hükümetten olan talebini açıklayarak: “Avrupa’da yaşayan bizler, kültürel faaliyetlerimizi daha da genişleteceğiz ve gençlerimizi siyasete ve iş dünyasına daha fazla katılmaları için teşvik edeceğiz. Sayın Bakanım, Avrupa’daki Türklerin sizden bir ricası var; önceki hükümetle yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye’ye giden araçların iki yıl kalması uygun görüldü. İnsanlarımız her iki yılda bir araçlarıyla yurt dışına gitmek zorunda kalıyor ve mağdur oluyorlar. Biz ülkemizde daha fazla yaşamak istiyoruz. Herkes aracının beş yıl Türkiye’de kalmasını istiyor. Bu yurt dışındaki vatandaşlarımız için önemli. Hatta vergisini, sigortasını Türkiye’de ödeyelim, ülkemize ekstra gelir olsun. Bir diğer konu da ev sahibi olmak. Emekli vatandaşlarımız da Türkiye’deki TOKİ konutlarından yararlanmalı” dedi.

“ALMANYA’DA DAHA BÜYÜK ETKİNLİKLER YAPACAĞIZ”

DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin yaptıkları çalışmalardan bahsettiklerini belirterek: “Büyük bir kalabalık vardı. Temsilcilerimizle beraber güzel bir program yaptık.  Bakanlarımızı burada ağırladık.  Bakanlarımız sorulara cevap verdiler. Biz burada Dünyayı konuştuk aslında.  Oluşumumuzun daha güçlü olacağını şimdiden görüyorum. Bizim için Almanya çok önemli. Burada çok sayıda Türk var. 500 bin kişiye iş veriyoruz.  Biz bu insanları birbirine bağlayacağız. Aynı zamanda buraya gelmek isteyenler var.  Hem Almanya’ya hem Türkiye’ye daha çok katkı sağlayacağız. Burada Türkiye’nin varlığı daha çok artacak. Bizler burada Almanya’da yaptıklarımızı anlattık. En büyük eyaletlerde düzenlenen organizasyonlardan bahsettik. Girişimcilerimiz çoğalmaya devam ediyor. Bize temsilci olarak müracaat eden çok oldu. Önümüzdeki aylarda Almanya’nın başka şehirlerinde de organizasyonlarda yapacağız. Girişimcilerimizin önünü açacağız. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaretin gelişmesini hedefliyoruz” dedi.

Fotograflar: Hasan Aydin

Video: LokalBakis

İşte Teknofest Gençliği!

Istanbul. GeziYorum projesi kapsamında izlenimlerimi ve tecrübelerimi paylaştığım gezi programımın yeni adresi İstanbul oldu. Selçuk Bayraktar’ın azmi ve yeteneklerine olan hayranlığımdan dolayı Muhabirimiz Zeliha hanım ile birlikte Almanya’dan İstanbul’a geldik. İstanbul’da Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST 2023‚e katılarak ülkemin havacılık ve uzay teknolojisinde geldiği noktayı görmenin gururunu ve heyecanını yaşadık.

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye’nin milli teknolojisinin gelişmesinde önemli rol oynayan birçok kuruluşla ortaklaşa düzenlenen TEKNOFEST, 27 Nisan ve 1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. İlki 2018’de gerçekleştirilen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali; teknoloji yarışmaları, hava gösterileri, konserler, çeşitli konularda gerçekleştirilen etkinlikler düzenliyor. Bu etkinlikler her sene düzenli olarak yapılmaya devam etti ve biz ilk kez bu festivali canlı deneyimleme fırsatı bulduk. Bundan dolayı çok büyük mutluluk yaşıyoruz.

Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Türkiye’nin en büyük festivali TEKNOFEST, yerli ve milli duruşun adeta sembolü konumuna yükseldi. Festivalde, Türkiye’nin geleceğine ışık tutacak gurur kaynağı genç mucitlerle tanışmak ve TEKNOFEST’in artık alanında bir marka olduğunu görmek bizim için büyük bir zevkti.

Selçuk Bayraktar: “Milletimiz ve İnsanlık İçin Sonuna Kadar Mücadele Edeceğiz”

TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfının Mütevelli Heyeti Başkanı olan Selçuk Bayraktar, festival alanında basın mensuplarına yaptığı açıklamada TEKNOFEST 2023’ün 2,5 milyonu aşkın ziyaretçisiyle „dünyanın en büyük organizasyonu“ izlenimini bıraktığını ve bu alanda rekor kırarak tarihe geçtiğini söyledi. Hakikaten müthiş bir kalabalık vardı hatta Selçuk Bayraktar’ın da altını çizdiği üzere ilk defa bir TEKNOFEST organizasyonu bu kadar büyük bir kalabalığı misafir etti. Alanda rahatça yürümek, dolaşmak bile çok zordu ancak milletimizin ilgisinin yoğun olmasından dolayı duyduğumuz mutluluk bunu sorun bile etmemize izin vermedi. Ziyaretçi rekoru kırmış olmasının yanında bu festivalin bir farkı da bazı ürünlerin ilk defa sergilenmiş olmasıydı.

Alanda Akıncı, Baykar üretimi olan uçan araba Cezeri ve savunma sanayinin diğer ürünleri ile helikopterler sergilendi. Her bir milli ürünümüzü hayranlıkla izledik ve inceledik.

Akıllı ulaşım, biyo teknoloji inovasyonu, çip tasarımı, dikey inişli roketler, eğitim teknolojisi, engelsiz yaşam teknolojisi gibi pek çok kategoride yarışmalar düzenlendi ve kazananlar TEKNOFEST İstanbul tarafından ödüllendirildiler. Etkinliğe katılan kuruluşlar, açtıkları stantlarda geliştirdikleri ürünleri ve sundukları hizmetleri sergilediler. Bayraktar Kızılelma ve Bayraktar Akıncı gibi önemli savunma sanayi projeleri de ziyaretçilere tanıtıldı. Bayraktar TB3 silahlı drone bu yıl ilk defa TEKNOFEST etkinlik alanı içinde yerini aldı.

Etkinlikte yaptığı konuşmada TEKNOFEST’in öz yurdunda garip, öz vatanında parya olmaya karşı bir başkaldırı olduğuna vurgu yapan Selçuk Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “TEKNOFEST, ‚el ele, gönül gönüle milletimiz ve insanlık için çalışacağız‘ diyen yiğitlerin kardeşlik meydanıdır. Bir kez daha hatırlatmak isterim; bu meydan, Türkiye’nin istikbalini yabancı şirketlerde değil, Milli Teknoloji Hamlesi’nin öncüsü Türk gençlerinde görenlerin meydanıdır. TEKNOFEST, bu milletin vicdanı, aydınlık geleceğimizin mimarı, tam bağımsız ve müreffeh yarınlarımızın teminatıdır. TEKNOFEST’i hayata geçiren T3 Vakfı’ndaki ekip arkadaşlarıma, gönüllülerimize, paydaşlarımıza, yarışmalara katılan genç kardeşlerime, ülkemin her bir köşesinden ve dünyanın farklı noktalarından gelip heyecanımıza ortak olan, dualarını esirgemeyerek bizlere destek veren aziz milletimize teşekkür ediyorum. Biz hayatımızı Milli Teknoloji Hamlesi’ne adadık. Sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Yolumuza çıkan ne olursa olsun geri dönmeyeceğiz. Kızılelma’yı, bu meydanı, TEKNOFEST’i önce Allah’a, sonra milletimize ısmarladık.”

Erdoğan: “Bu Meydanda 40 Yıllık Mücadelemizin Zaferini Görüyorum”

Festivale eşi Emine Erdoğan’la birlikte katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Bir siyasetçi için en büyük mutluluk kaynağı verdiği emeklerin boşa gitmediğini bizzat kendi gözleriyle görmesidir. Biz Türkiye’de bir teknoloji ekosistemi inşa etmek için gerçekten çok çaba harcadık. Gençlerimizin hayallerinin peşinden korkusuzca gidebileceği bir iklimi ülkemizde kurmak için de çok mücadele verdik. İşte bugün yıllar önce diktiğimiz fidanların kök saldığını, serpildiğini ve meyveye durduğunu görmenin bahtiyarlığı içindeyim. Rabbime TEKNOFEST gençliğinin dalga dalga büyüyen şu coşkusuna şahit olmayı bizlere nasip ettiği için hamd ediyorum. Burada sadece Türkiye Yüzyılı’nın mimarları değil okuyan, araştıran, ülkesi ve vatanı için yüreği çarpan yarının bilim adamları, mühendisleri, münevverleri, girişimcileri var. Bu meydanda 40 yıllık mücadelemizin zaferini görüyorum. Ayrıca 6 Şubat depremleri sonrasında milletimizin imdadına koşan T3 Vakfı’mızı ve Baykar şirketini tebrik ediyorum. Baykar asrın felaketi karşısında sergilediği örnek duruşla bu milletin öz evladı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.” ifadelerini kullandı. Başkan Erdoğan sözlerini şöyle noktaladı: “Gençler unutmayın, biz artık sizin zamanınızın misafiri durumundayız. Bu ülkeyi dünyanın devler ligine siz taşıyacaksınız. Tam bağımsızlık hayallerimizi gerçeğe siz dönüştüreceksiniz.”

Havacılık gösterileri bir başkaydı!

Festivale ilginin bu kadar yoğun olmasının bir diğer sebebi de TEKNOFEST’in en önemli aktivitesi olan havacılık gösterileriydi. Bu yılki festivale özel olarak yurt dışından havacılık gösterisi için gelen gruplar vardı. Birleşik Arap Emirlikleri’nden Fursan Al Emarat Hava Akrobasi ekibi ve Fas Hava Kuvvetleri ekipleri, gerçekleştirdikleri uçuş gösterileri ile müthiş bir görsel şölen sundular. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ekibinin renkli şovu sırasında uçaklarından çıkan rengarenk dumanlar izleyicileri olduğu gibi bizi de büyüledi.

Baykar tarafından geliştiren milli insansız hava aracımız Bayraktar Kızıl Elma, en önde uçtu ve arkasında Türk Yıldızları ve Solo Türk ona eşlik etti. Ziyaretçilerin bu gösterileri izlerken mest olduğunu görmemek mümkün değildi. Milli ve yerli üretimlerimiz ile pilotlarımızın nefes kesen performansı alkışları fazlası ile topladı.

Etkinliğin son gününe kadar her gün alandaydık ve teknik yarışmalara şahitlik ettik. Çok yorulduk ama her bir dakikasına değdi diyebilirim. Almanya’ya dönerken içimiz gurur ve huzurla doluydu. İnanıyorum ki rekorların ve ilklerin festivali TEKNOFEST, başarı çıtasını her sene daha da yukarılara taşıyacak ve Türk vatandaşlarını gururlandırmaya devam edecektir.

Fotograflar: Teknofest ve SektorelTV

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI

Balikesir/Havran. Türkiye ziyaretim sırasında ürünlerini deneyimleme fırsatı bulduğum Dr. Yağcı, kalitesiyle beni öylesine etkiledi ki bu övgüye değer özverili çalışmaları nedeniyle kendilerini takdir etmek amacıyla bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. İşini layıkıyla yapan ve ekonomik krize rağmen kazancını arttırmak için hileye başvurmayı seçenek olarak görmeyen insanların sayısının artması için onları desteklemek gerektiğine inanıyorum.

Sizlere kısaca Dr. Yağcı markasının yola çıkış hikayesinden söz etmek istiyorum.

Ailenin ticaret serüveni, 1900’lü yıllarda Mehmet Özden’in girişimiyle helva üretimi ve satışı yapmakla başlamış. O dönemde lokanta kavramına pek alışkın olmayan Türkiye’de ekmek arası helva satışı yapmak bence takdire şayan bir girişim örneği olmuş.

Zira “halva ekmek” kavramı o zamanlar köylüler arasında pek meşhurdu. Hatta köylüler, kendi aralarında kasabaya, ilçeye, pazara gitme kavramını helva ekmek ile özdeşleştirmişti. Kasabaya inildiyse pazara gidildiyse helva ekmek yemeden dönülmemeliydi. Eğer helva ekmek yemeden dönüldüyse köylüler o hafta kendilerini pazara gitmiş saymazlardı.

Helva ticaretini, 1943 yılına kadar Mehmet Özden ile oğulları Seyit Ahmet Özden ve İsmail Özden birlikte yapmaya devam ederler. 1943 yılında Seyit Ahmet Özden, babası ve kardeşinden ayrılarak kendi mekanını açmaya karar verir. Seyit Ahmet Özden, bu yeni mekânda helva alım ve satışına devam ederken diğer tarafta zeytinyağı ticaretine de başlayarak ayrı bir sektöre adım atar. Zamanla ürün çeşitliliğini geliştirerek köylülerin ürettiği susam, badem, ceviz gibi doğal ürünlerin de satışını yapmaya başlar.

Başlarda sadece zeytinyağını üreticiden alıp son tüketiciye satmasıyla başlayan girişimi zeytinlik almasının ardından üretici konumuna yükselmesiyle devam eder. Kendi zeytinliklerinden elde ettiği lezzetli zeytinlerle ürettiği kaliteli yağları hem toptan hem perakende olarak satmaya başlar. O dönem Balıkesir’in Salı Pazarı, ticaretini geliştirmesinde dönüm noktası olmuştur.

Seyit Ahmet Özden’in 1954 doğumlu tek oğlu Muammer Özden, çocukluk çağlarından beri hem dükkânda hem Salı Pazarı’nda satışla ilgilenirken diğer yanda zeytinlikler arasında üretim takibinde koşuşturmaya devam eder. 1985 yılında babası Seyit Ahmet Özden’in fiilen olmasa da resmen emekli olmasıyla işin başına geçer ve babasından gördüğü özverili ve kaliteli çalışma prensibini misyon edinerek işi büyütmeye adar kendisini…

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI
Muammer Özden misafirleri ile

90’lı yıllarda bitkisel rafineri yağ tesisinin kapanmasını fırsata çeviren Muammer Özden, sektördeki boşluğu çok iyi değerlendirerek zeytin ve zeytinyağı satışının yanı sıra toptan bitkisel yağ ticaretine de başlayarak ticaret hacmini arttırır. O zamanlar günümüzdeki süpermarketlerin şimdi olduğu gibi yaygın olmaması ve semt pazarlarındaki hareketlilik, pazarcıların toptan satışı da arttırması noktasında ciddi bir potansiyel oluşturmuştur. Muammer Özden, yeni girişiminden sağladığı gelirleri zeytinlik alanları satın alımına aktarır ve ilçenin en gözde mevkilerinde ciddi miktarda zeytinlik sayısına ulaşır.

2009 yılında Muammer Özden’in tek oğlu Seyit Özden, İstanbul’daki üniversite eğitimini tamamladıktan sonra mevcut aile işletmesini geliştirmek ve kendi işine sahip olmak maksadıyla Havran’a döner. Aile içinde yapılan istişare ve alınan karar neticesinde babası Muammer Özden ile ortak bir şirket kurar.

Seyit Özden

Zeytin ve zeytinyağı üretimi konusunda yıllarca süregelen uzmanlıklarını, bilgi, beceri ve deneyimlerini esas alarak sektörde markalaşmak adına güçlerini birleştirip sağlıklı üretimi çağrıştıran “Dr. Yağcı” markasına karar verirler. Yeni markayı tescil ettirdikten sonra üretim için gerekli izin ve belgeleri alırlar.

Dr. Yağcı markasının kurulmasının akabinde zeytin ve zeytinyağıyla alakalı tüm süreç yeniden yorumlanır ve olduğundan daha kaliteli ve butik bir üretim yapma hedefiyle yola çıkarlar.

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI

Zeytinliklerin bakımı ve işlenmesi ile zeytin hasatında “iyi tarım”a geçerler. Alanında uzman tarım danışmanları ile birlikte zeytinin tarladaki bakımı ve sonrasındaki işlemler her an kontrol altında tutulur. Zeytin hasadında ağaçlara zarar vermemek, hasarsız ürün elde etmek ve maliyetleri olabildiğince düşürmek maksadıyla makineli hasata geçerler. Daha kaliteli zeytin ve yağ elde edebilmek için Ekim ve Kasım aylarında yapılan erken hasata geçiş yaparlar.

Toplanan zeytinleri çuvala koymak yerine kasalara koyarlar ve bekletmeden, ivedilikle önceden randevusu alınmış olan zeytin sıkımı yapılacak anlaşmalı fabrikaya ulaştırırlar. Bu sayede tam beklentilerine uygun şekilde çok kaliteli Erken Hasat Soğuk Sıkım Zeytinyağları elde ederler.

Dr. Yağcı markası, asla ödün vermedikleri kaliteleri sayesinde 5 Nisan 2016 tarihinde, ilk kez katıldıkları Zeytin Dostu 9. Ulusal Zeytinyağı Yarışması’nda Gümüş Madalya almaya layık görülür ve ilk ödüllerini kazanırlar.

Dr. Yağcı markası altında üretilen zeytin, zeytinyağı ve sabunlar, toptan ve perakende olarak hem internet ortamında hem de Havran’da bulunan merkezinde satışa sunulmaya devam ediyor.  Satışların çoğunluğunu, Havran’da bulunan merkez satış noktasından yapılan toptan alışverişler oluştursa da doğal beslenmeye düşkün kişilere, sağlıklı ve kaliteli ürünleri kolaylıkla sunabilmek için internet üzerinden sipariş almaya devam ediyorlar.

Muammer Özden

Ege’nin kendine has lezzetini koruyan Dr. Yağcı ürünlerine www.dryagci.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Edremit Körfezi’nin en kaliteli zeytinlerini ve bu zeytinlerden elde edilen doğal zeytinyağını tattıktan sonra yüzünüzde oluşacak memnuniyet gülümsemesi esnasında bana teşekkür etmeyi unutmayın 😊

EDREMİT ŞUBE

Çayiçi Cad. No:3/C (Mahkeme Camii Karşısı) Edremit-Balıkesir

HAVRAN ŞUBE

Cumhuriyet Cad. No:67 Havran/BALIKESİR

ÇEVREYOLU ŞUBE

Bostancı, Balıkesir Edremit Yolu 5. KM, 10560 Havran/Balıkesir

İLETİŞİM BİLGİLERİ

E-Posta: info@dryagci.com.tr

Telefon: 0266 373 8888

MEBA STEEL 20. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ GENİŞ BİR KATILIMLA KUTLADI

Almanya / Essen.  Mehmet Yaşaroğlu tarafından kurulan MEBA Steel GmbH, gerek Türkiye gerek yurt dışında çok prestijli ve büyük endüstriyel projelerde tedarikçi olarak faaliyet gösteriyor.

Meba Steel Tesisleri’nde düzenlenen kutlamaya çok sayıda iş adamı, sanayici, Türkiye Cumhuriyeti Essen Başkonsolosu Sezai Tolga Şimşir, Atiad başkan ve yönetim kurulu üyeleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

 

 

Sanayi ve yatırım sektörünün büyük temsilcilerinin bir araya geldiği kuruluş yıldönümü toplantısında Mehmet Yaşaroğlu misafirlerini büyük bir nezaket ve ev sahipliğinde karşıladı.

 

Atiad Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Sarıyar tarafından günün anısına Mehmet Yaşaroğlu’na plaket takdim edildi.

Törende konuşma yapan Aziz Sarıyar; “Atiad 30 yıldır buradaki şirketlerin temsilcilisi olarak faaliyetlerde bulunan bir kuruluş. Böylesine saygın ve başarılı iş adamlarımızın geldikleri bu güzel konumları görmek bizlere gurur veriyor. Mehmet beyin bu başarısını canı gönülden kutluyorum” dedi.

 

Türkiye Cumhuriyeti Essen Başkonsolosu Sezai Tolga Şimşir kpnuşmasında; „Demir-çelik sekötünün bu denki köklü ve eski olduğu bir yerde bu başarıyı sürdürmek çok kolay değil. 20 yıl çok uzun bir süreç. Çok saygıdeğer Mehmet beyi ve onun nezdinde emeği geçenleri canı gönülden tebrik ediyorum“ dedi.

 

 

 

 

 

 

 

Mehmet Yaşaroğlu yaptığı konuşmada; „Bu özel günümüzde bizleri yanlız bırakmayan herkese çok teşekkür ediyorum. Birlikte beraberlik içerisinde durarark daha güçlüyüz. Daha büyük çalışmalar ve projeleri ancak böyle başabiliriz. Firmamızın geldiği noktadan çok mutluyum. Bu başarı hepimizin başarısıdır. İnsalara daha çok faydalı olmak için durmadan çalışmaya devam edeceğiz“ dedi.

 

 

 

Meba Steel satış sorumlusu ve Yönetim kurulu üyesi olan Merve Yaşaroğlu, Bugün burada Meba Steel in 20 nci yaş gününü kutluyoruz. Meba Steel 2002 yılında babam Mehmet Yaşaroğlu tarafından kuruldu. En başta Duesseldorf’ta 1 ofis olarak kurularak  daha çok Türkiye’deki işlere bakıyorduk o sırada yani sadece Türkiye’deki alım satım işlerimiz için kurduğumuz bir firmaydı. Ardından baktık ki Alman marketinde de kendimizi geliştirebiliriz. Neden olmasın dedik. Su anki depoyu satın aldık. Ardından Türkiye’den bir sürü tedarikçi edindik ve malzemeler, uzun malzeme, köşebentler, galvanizli levhalar, soğuk çekme, levhalar, çeşit çeşit malzemeler satın aldık, depomuza doldurduk. Buradaki bütün fuarlara aktivitelere katıldık, kendimizi tanıttık. Sonrasında iyi bir yer edindik. Çok buranın Thyssen Krup  gibi çok köklü firmaları bir anda müşterimiz oldu. Çok güzel bir başarı elde ettik ve bizi en çok gururlandıran malzemelerimizin Türk malı olması. Bunların yüzde doksanı Türkiye’den geliyor ve hiçbir sorun yaşamadan biz bu malzemeleri Almanya’da satıyoruz. Almanya’daki inşaatlara son kullanıcılara veriyoruz. Bugün bunun gururunu yaşıyoruz. Sizlere de çok teşekkür ediyoruz. Bizimle birlikte olduğunuz için.

 

 

Meba Steel de ithalat ihracat ticari faaliyetler ve finansal konularla sorumlu ve yönetim kurulu üyesi olan Barış Yaşaroğlu . biz Meba Steel  olarak burada bazı yatırımlar gerçekleştirdik. Ticari faaliyetlerimizin kapasitesini arttırmaya yönelik yatırımlarda bulunarak şimdi gelecek perspektifi olarak bu yatırımlarını genişletmeye, ticari alanlarımızı faaliyetlerimize bazı çalışmalarda bulunuyoruz,  Bu çalışmalar içerisinde özellikle Türk ürünlerinin burada stoklanması, perakende satışının sağlanması, bu Almanya iç piyasasına ve Avrupa’da komşu ülkelere yönelik çalışmalar bunlar aynı zamanda yine bu çelik ürünlerine yönelik,  bu bazı imalat aktivitelerimizi yoğunlaşmasına yönelik çalışmalari giderek bu sayede bu şekilde çalışmalarımıza güzel şekilde devam etmeye çalışıyoruz. Sizlere değerleriniz için cok teşekkür ederim,dedi.

 

CENNETTEN BİR KÖŞEDİR “FETHİYE”…

Tarihte bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Fethiye Akdeniz ile Egenin kesişme noktasında bulunmaktadır. Geçmişten günümüze her dönemde yaşanılası bir yer olma özelliğini korumuştur. Likya uygarlığına ev sahipliği yapmış, günümüze kadar onlarca medeniyetin yaşadığı bir belde olmuştur. Fethiye tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle ziyaretçilerine geniş bir yelpaze sunuyor.

Fethiye gezimize başlamadan önce şöyle bir internetten araştırma yaptım. Neleri gezebilirim, nerelere gidebilirim konusunda oldukça fazla seçenek gördüm. Açıkçası vakit olarak kısa olan turumuzda hepsini sığdırmam imkansızdı.

Öncelikle kalacak yeri ayarlamam gerekiyordu. Yaptığım araştırmalar beni Flamingo Hotel’e yönlendirdi. Otele girince adeta masallardan çıkmış bir atmosfer bizi karşıladı. Havuzları, peyzajı, güler yüzlü personeli bir harikaydı. Ölüdeniz’in hemen yanıbaşında olan Flamingo Hotel gerek lokasyonu gerekse hizmet anlayışı bakımında tekrar kalmak isteyeceğim yerlerden biri oldu. Ayrıca Flamingo Hotel’in sunduğu gerek Türk mutfağı gerekse dünya mutfağı unutulmayacak lezzetleri hafızamıza kazıdı.

Fethiye İlçe Merkezi

Fethiye gezimize ilk olarak ilçe merkezinde başladık. Çarşısı bir harika… Eşim ve çocuklarım buraya hayran kaldılar. Yöresel ürünlerden tutun da dünya markalarına kadar istediğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Yeme içme mekanları, eğlence yerleri ne ararsanız en kalitelisiyle mevcut. Esnaf da bir o kadar konuksever ve güler yüzlü. Özellikle akşam saatlerinde çarşının canlılığı daha da artıyor. Bir Türkiye mozaiğini burada görmek mümkün. Maraş dondurmacısından, Antep baklavacısına kadar herkes oradaydı.

Tekne Turu

Ailecek nereleri gezsek diye bir planlama yaparken gemi turu yapmak öncelikli bir anda listenin başına geldi. Tabi havalar sıcak bir an önce denizle buluşmak ve serinlemek istiyorduk. Ölüdeniz’e uzanan Belceğiz plajında bekleyen onlarca tur teknesi arasından bir tanesini seçtik. Biletimizi alıp ailece teknedeki yerimizi aldık. Tekne turu sayesinde karayolu ile ulaşımı olmayan sadece deniz yolu ile gidilen eşsiz koyları görme fırsatımız oldu. Soğuk Su KoyuMavi MağaraKelebekler VadisiDeve Plajı ve Akvaryum Koyu bunlardan bazıları. Deniz suyunun berraklığı ve temizliği bizi bizden aldı. Tekne bir süreliğine koylardan bir tanesinde durdu ve isteyenler denize girdi. İnanılmaz bir deneyimdi. Adeta cennetten bir köşe olan eşsiz koyları görmek büyük bir şans.

Yuvarlakçay

Denizden sonraki rotamız ise dağlara doğru oldu. Yuvarlakçay, kaldığımız otelden yaklaşık 1 saatlik mesafedeydi. Yol boyunca eşsiz manzaraları izleye izleye ilerledik. Egede yeşilin binbir tonu ve doğasını izlemek ayrı bir keyif. Şırıl şırıl akan suları, asırlık ağaçların verdiği serinliği mevsimin sıcaklığını hiç hissettirmedi. Ağaçların altından çıkan sular, dere kenarında kurulan salıncak oldukça güzel bir vakit geçirmemizi sağladı.

Saklıkent Kanyonu

Fethiye’nin neresine baksak huzur, neresine dokunsak tarih çıkıyor. Cennet vatanımızın cennet bir köşesi. Saklıkent Kayonu’na gitmezsek tabi ki olmazdı. Bu eşsiz yeri görmek harika bir deneyim. Ölüdeniz’e araçla 50 dakika mesafede buluyor. Milli park olması dolayısıyla girişte bir ücreti var. 18 kilometrelik uzunluğu olan kanyon, 200 ile 600 metre yüksekliğiyle dikkat çekiyor. Yer yer 2 metreye kadar daralan kanyonun bazı noktalarına güneş ışığı dahi giremez. Her yıl binlerce turiste kapılarını açan kanyon bölgenin en popüler mekanları arasındadır. Yapılan ahşap iskeleden yürüyerek kanyonun içine doğru yürüdük. Buradan yürürken aşağıdan akan suyun güzelliği ve üstümüzde olan yamaçların yüksekliği bizi oldukça etkiledi. Biraz daha ilerleyince kafelerin olduğu alana geldik. Burada isterseniz oturup dinlenebiliyorsunuz. Az ileride sudan karşıya halat yardımı ile geçebiliyorsunuz. İsterseniz tabi suya da girebilirsiniz. Tabi suyun soğukluğuna dayanabilirseniz. Ailecek bolca fotoğraf ve video çektik. Kanyonun çıkışında bulunan restorantlardan da faydalanabilirsiniz.

Yamaç Paraşütü

Sanırım ailemizin en cesuru kızım Merve. Cesaret edip yamaç paraşütüne binmek isteyen bir tek o oldu. Kaldığımız otelin hemen yakınında bir çok yamaç paraşütü yapan firma vardı. Biraz sorup soruşturduğumuzda ReAction Paragliding firmasıyla anlaşmaya karar verdik. Tecrübeli ve güler yüzlü kadrosuyla oldukça güven veriyorlar. Başından sonuna kadar ilgileri inanılmazdı. Gerekli kayıtlar yaptıktan sonra bir araç ile kızımla birlikte Babadağ’ın zirvesine doğru yola çıktık. Bu sırada eşim ve oğlum iniş yapılacak olan Belceğiz plajında beklemeye koyuldu. Zirveye geldiğimizde bizi taşıyan minibüsten indik ve yamaç paraşütlerinin havalandığı rampaya geldi. Hava oldukça güzel ve paraşüt pilotunun söylediğine rüzgar da uçmak için oldukça elverişliydi. Güvenlik ekipmanlarının giyilmesinin ardından kızım ve paraşüt pilotu uçuş sırasının kendilerine gelmesini beklemeye başladı. Sıra kendilerine geldiğinden kanat havalandı, koşmaya başladılar ve ayakları yerden kesildi. Gökyüzünde süzülerek uzaklaştılar. Babadağ’dan kalkan diğer yamaç paraşütleriyle birlikte havada dans etmeye başladılar. Tabi eşim ve oğlum kızımı iniş yapılacak olan plajda bekliyordu. Yaklaşık 30 dakika süren uçuş eşsiz manzarayı izlemeye olanak tanıyor. Pilotun üzerinde olan aksiyon kamera sayesinde de her an kaydediliyor.

Atv İle Safari Turu

Doğayı daha da hissetmek, tam anlamıyla içinde olmak için Atv araçlarıyla yapılan safari turuna katılma fikri bizi kendine çekti. Bunun için yapılan turlardan rezervasyon yaptırabilirsiniz. İsterseniz otelinizden de gelip sizi alabiliyorlar. Atv safariye katılmak için ehliyet şartı bulunmuyor. Profosyonel ekipler eşliğinde gerçekleştiriliyor. Rahat kıyafetler, güneş gözlüğü ve toza maruz kalmamak için buff yanınıza almanız gereken eşyalardan başlıcaları. Adrenalin tutkunları için harika bir deneyim. Doğa, tarih ve macerayı bir arada yaşayabilirsiniz. İsterseniz firma size fotoğraf ve video çekim hizmeti de sunuyor. 30 dakikalık alıştırma turundan sonra Atv turumuz başlıyor. Gidiş dönüş ve molayla birlikte 3 saatlik sürede unutulmaz anlar yaşadık.

Mur-Et Karacabey Kasap Restaurant

Her yanı ayrı bir güzelliğe sahip olan Türkiye’min eşsiz lezzetlerini tatmak ve anlatmak da ayrı bir keyif. Tamamen kendi besileri ve özel kesim hayvanlarıyla hazırlanan etleri olan Mur-Et Karacabey Kasap Restaurant’a misafir olduk. Fethiye-Ölüdeniz yolu üzerinde bulunan restorantın ulaşımı oldukça kolay. Harika bir mekan bizi karşıladı. Bahçede adımıza ayrılmış olan masaya oturduk. Bütün personeli güler yüzlü ve samimi. Masamızda bulunan mangala közler yerleştirildi. Seçtiğimiz etleri kendi istediğimiz şekilde pişirdik. Yanında gelen zengin yeşillikler ve salatalar harikaydı. Ailecek gidilebilecek, güzel vakit geçirilebilecek güvenilir mekanlardan bir tanesi.

Hilmi SeaFood Restaurant

Fethiye ilçe merkezinde balık yiyebileceğiniz oldukça fazla mekan var. Bizim tercihimiz ise günlük ve taze balıkları, güler yüzlü personeliyle Hilmi SeaFood Restaurant oldu. Mekanın ambiyansı eşsiz. Balıklar günlük ve taze. Tezgahtan kendiniz görüp beğeniyorsunuz. Kısa sürede hazırlanıp servis ediliyor. Balığın yanında gelen mezeler çok çeşitli. Kısacası burada ailecek çok keyif aldık. Memnun olduk.

Video Kaynaklar: LokalBakis

GeziYorum: Mustafa Gülec

Dr.Gürsoy: “ Çok çalışarak buralara geldim “

Dünyaca ünlü ve Avrupa’nın ilk ve tek kadın yapay kalp cerrahı Türk kökenli Doktor Dilek Gürsoy, Türkiye’den, Almanya’ya Erasmus projesi kapsamında staj için gelen, sağlık meslek lisesi öğrencileri ile buluştu. Buluşmada, renkli anlar yaşandı.

DÜSSELDORF – Türkiye’den, Almanya’ya Avrupa Birliği ( AB ) Erasmus projesi kapsamında staj için gelen Tokat Merkez İbn – i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Tokat Turhal Osman Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Uşak Banaz Şehit Rıfat Gündüz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Avrupa’nın ilk ve tek kadın yapay kalp cerrahı Dr. Dilek Gürsoy ile buluştu. Öğrenciler, soruları ile ünlü cerrahı terletti.

 

Video Kaynak: LokalBakis

 

Almanya’daki hasta bakım hizmetleri alanında faaliyet gösteren, Türk kökenli iş insanı İlhan Bükrücü’ye ait  HHK Hasta Bakım kurumundaki buluşmaya, Tokat Merkez İbn – i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri alanı öğretmeni Eyüp Sezer, Tokat Merkez İbn – i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri alanı öğretmeni Bülent Duygulu, Tokat Turhal Osman Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi El Sanatları Teknolojisi Öğretmeni Ziynet Barutçu, Uşak Banaz Şehit Rıfat Gündüz  Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ömer Hakkı Yağcı, Uşak Banaz Şehit Rıfat Gündüz  Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi sağlık hizmetleri öğretmeni Yalçın Öztürk, HHK Almanya Koordinatörü Ali Kemal Örenli, Dr.Dilek Gürsoy’un annesi Zeynep Gürsoy ve öğrenciler katıldı.

Programın moderatörlüğünü Tokat Merkez İbn – i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri alanı öğretmeni Eyüp Sezer’in yaptığı buluşmada, neşeli anlar yaşandı.

Dr. Dilek Gürsoy, Türkiye’den gelen öğrencilerlel buluşmaktan mutlu olduğunu ve heyecanlandığını ifade ederek, sağlık alanında Türkiye’nin önemli bir yol aldığını ve bu öğrencilerin yurt dışındaki her türlü eğitimin, hem öğrencilere, hem de Türkiye’ye önemli katkı sağlayacağını söyledi.

 

Gürsoy  yaptığı açıklamada, “ Çok mutluyum. İyiki gelmişim. Bu kadarını beklemiyordum. Burada, ışıl ışıl çocuklarımız var. Onlarla sohbet etmek ve onları desteklemek çok hoşuma gitti. Öğrencilerin, yaptıkları meslekte istekli olduklarını gördüm. Bu da çok önemli. Ne iş yaparsanız yapın, işinizi aşkla yapmalısınız ki, bunu ömür boyu sürdüreseniz. Bu nu öğrencilere gördüm. Her yerde çalışmak zorundasınız. İster, Avrupa’da olun, ister Türkiye’de olun. Dünyanın neresinde olursanız olun, azimle çalışmakla oluyor bu işler. Bize de soruyorlar. Avrupa’da olduğunuz için mi diyorlar. Hayır, çalışarak bu noktalara geldim “ dedi.

 

Tokat Merkez İbn – i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Sağlık Hizmetleri alanı öğretmeni Eyüp Sezer ise öğrencilerin, dünyaca ünlü bir Türk doktorun, Almanya’daki başarısının önemine değinerek, öğrencilerin Dr.Gürsoy’u önemli bir rol modeli olarak gösterdi. Sezer, Gürsoy’un mütavazi bir kişiliğe sahip olduğunu ifade ederek, sağlık alanında eğitim veren bir öğretmen olarak, Dr. Gürsoy’u tanımaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Programa katılan öğretmenler; Ömer Hakkı Yağcı , Bülent Duygulu, Yalçın Öztürk ve Ziynet Barutçu ise Dr.Gürsoy’un öğrencilerin gelecekteki meslek seçimi noktasında, önemli bir örnek olduğunu belirttiler.

Öğrenciler ise dünyaca ünlü cerraha, sorular yönelterek, başarısının sırrını sordular. Programda, Dr. Gürsoy’un annesi Zeynep Gürsoy’da, ailelerin çocuklarını nasıl yetiştireceği konusunda tavsiyelerde bulundu.

Daha sonra, Dr.Gürsoy, öğretmen Bülent Duygu’nun saz eşliğinde, öğrencilerle birlikte Türkü söyledi. Program sonunda, HHK kurumu adına, Dr. Gürsoy’a, Genel Koordinatör Ali Kemal Örenli tarafından bir plaket ve çiçek takdim edildi.

 

Haber: M.T.

 

 

Resim Altı:

Avrupa’nın ilk ve tek kadın yapay kalp cerrahı Dr. Dilek Gürsoy, Türkiye’den, Almanya’ya Erasmus projesi kapsamında staj için gelen sağlık meslek lisesi öğrencileri ile buluştu.

DEREWA VE GÜNES SANİERUNG, KARDEŞLİK İFTARI DÜZENLEDİ

DEREWA ve Günes Sanierung öncülüğünde futbol tesislerinde kardeşlik iftarı düzenlendi.

Duisburg. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen DEREWA CUP turnuvasının ardından, bu turnuvada emeği geçenler, katılanlar, sponsor olanlar ve destekleyenler için futbol tesislerinde düzenlenen iftar yemeğine katılım yoğun oldu.

Genç Osman takımı organizatörleri yaptıkları açıklamada, “Ramazan ayının ruhuna uygun bir şekilde geniş katılımlı bir kardeşlik iftarı düzenledik. Gerçekleştirdiğimiz organizasyonlarımızda bizlerle beraber olan, destekleyen herkesle bu kardeşlik iftarında bir arada olmak oldukça mutluluk verici. Bu duygu ve düşüncelerle daha da motive olarak gelecekte daha güzel etkinlikler düzenlemek ve daha büyük başarılar yakalamak istiyoruz. Bu iftar yemeğinde büyük bir aile olduğumuzu ortaya koymuş olduk. Umarım bu kardeşliğimiz hiç bozulmadan büyüyerek devam eder.” dediler.

„Tutumunu göster“ sergileyen Almanya Balıkesirliler derneğinin stantı, büyük ilgi gördü

Duisburg Belediyesinin entegrasyon merkezi (Kİ) liderliğindeki ECCAR (Duisburg’un 2016 sonundan beri üyesi olduğu Avrupa Irkçılığa Karşı Şehirler Koalisyonu) çalışma grubunun organizatörler topluluğu tarafından, Duisburg şehrinin merkezindeki alışveriş caddesinde düzenlenen, Uluslararası Irkçılığa Karşı Haftalar (IWgR22) etkinlikleri kapsamında „Tutumunu göster“ sergileyen Almanya Balıkesirliler derneğinin stantı, büyük ilgi gördü.

Video Kaynak: LokalBakis

 

Kendi çadırlarında (BALDER) Almanya’da yaşayan Balıkesirliler Kültür ve Dayanışma Derneğinin üyeleri hem derneklerinin faaliyetleri hakkında bilgi verdi, hem de Balıkesir’i tanıtma imkanı buldu. Irkçılık ile mücadele konusunda ise dernek başkanı Kemal Kanıkurumaz “Bu ırkçılığın toplumsal bir hastalık olduğunu, Almanya’da yaşayan kendilerinin ise bundan mağdur olduklarını” söyledi.

Her geçen gün artan ırkçılık, ayrımcılık, islamofobya üzerine yetkili idarecileri göreve çağıran Başkan Kemal Kanıkurumaz, bilhassa Alman basını tarafından kullanılan “İslamiterör, İslamcı” ve benzeri terimlerin, toplumda korku oluşturarak mevcut olan ırkçılığı beslediğini ifade etti. BALDER olarak kendilerinin yapmış oldukları faaliyetler ile Almanya’da yaşayan Türk insanını ve kültürünü, yerli halka tanıtmak ve böylelikle haksız ön yargıları kırmak olduğunu söyleyen Başkan Kemal Kanıkurumaz,

çalışmalarının bu konuda devam edeceğini söyledi. Çadırlarında Balıkesir’i tanıtan broşürlerin yanısıra Balıkesir’in zeytin ve zeytin yağı ile kendi üyeleri tarafından hazırlanan meşhur Höşmerim tatlısı, börek ve pastalarda, Türk Çayı ile gelen misafirlere ikram edildi. Ziyaretçiler arasında bulunan Türk kökenli, Federal Almanya milletvekili Mahmut Özdemir, derneği çalışmalarından dolayı tebrik etti.
Program dahilinde gösteride bulunan BALDER’e bağlı Karesi Zeybek Ekibi ise izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü.