GELSENKIRCHEN (Almanya) – Vatan Öz, Avrupa Türk Medya Zirvesi 2026 kapsamında verilen “Avrupa’da Yılın Gazetecisi” ödülüne layık görüldü. Ödül, Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde düzenlenen törende Ali Paşa Akbaş tarafından takdim edildi.
Zirve organizasyonunda yapılan açıklamada, Öz’e ödülün; uzun soluklu gazetecilik kariyeri, diaspora medyasına katkıları ve Avrupa’daki Türk toplumuna yönelik yayıncılık faaliyetleri nedeniyle verildiği belirtildi.
34 Yıllık Gazlekecilik Kariyeri
Birleşik Krallık’ta (İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda) yaklaşık 30 yıldır gazetecilik yapan Vatan Öz, 25 yıldır Avrupa Gazetesi’ni aralıksız yayımlıyor. Bugüne kadar 1.253 sayı yayımlanan gazete, bu hafta 25’inci kuruluş yılını kutladı. Öz ise meslekte 34’üncü yılını geride bıraktı.
1992 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitimine başlayan Öz, öğrencilik yıllarında medya araştırmaları alanında çalışmalar yürüttü. 1992-1996 yılları arasında Türk medyasına yönelik araştırmalar yaptı; çalışmaları Aktüel, Tempo ve Hürriyet gibi yayın organlarında yer aldı.
Öğrencilik döneminde Power FM, Number One FM, Sabah, Hürriyet, Star TV ve İstanbul FM gibi kuruluşlara medya araştırmaları gerçekleştiren Öz, mezuniyetinin ardından Londra’ya yerleşti ve yaklaşık 30 yıldır yaşamını Birleşik Krallık’ta sürdürüyor.
Ödül Konuşmasında Diaspora Vurgusu
Öz, ödül konuşmasında İngiltere ve Avrupa’daki Türk toplumuna, okurlarına ve destek verenlere teşekkür etti. Avrupa Türk Basın Yayın ve Gazeteciler Birliği Başkanı Ali Paşa Akbaş’a desteklerinden dolayı teşekkür eden Öz, ailesinin uzun yıllar boyunca verdiği desteğe dikkat çekti.
Konuşmasında diaspora medyasının önemine değinen Öz, Avrupa’daki Türk basınının kamu diplomasisi açısından stratejik bir rol üstlendiğini ifade etti.
Medya Çalıştayında Destek Modeli Önerisi
Zirve kapsamında düzenlenen medya çalıştayında konuşan Öz, Avrupa’daki Türk medyasının yapısal sorunlarına değindi. Yurtdışında faaliyet gösteren Türk medya kuruluşlarının fiilen Türkiye’nin kamu diplomasisi ve kültürel iletişim ağının önemli bir parçası olarak görev yaptığını belirtti.
Öz’ün önerdiği pilot destek modeline göre:
İlgili ülkelerde yasal olarak kayıtlı medya kuruluşları,
En az 3 yıl kesintisiz yayın yapan kurumlar,
Türkiye Cumhuriyeti basın kartı sahibi gazeteci bulunduran veya akredite olan yapılar,
Büyükelçilik veya Başkonsolosluk nezdinde kayıtlı medya kuruluşları şeffaf kriterler çerçevesinde destek kapsamına alınabilir.
Modelin Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ülkelerde 12 aylık pilot uygulama ile başlatılması ve sonuçlarının etki analizi ile değerlendirilmesi önerildi. Öz, bunun doğrudan gelir transferi talebi değil; mevcut teşvik mekanizmalarının yurtdışı Türk medyasını kapsayacak şekilde genişletilmesi yönünde bir politika önerisi olduğunu ifade etti.
Uluslararası Medya Ağı ve Akademik Geçmişi
Foreign Press Association (FPA), Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi olan Öz; ikisi İngilizce yayın yapan altı haber portalı ile basılı haftalık gazeteyi yönetiyor.
1993 yılında TRT Genel Müdürlüğü bünyesinde görev alan Öz; BBC, Reuters, MTV ve The Guardian gibi uluslararası medya kuruluşlarında yer aldı ve çeşitli ülkelerde panel ve konferanslara katıldı.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Öz, Birleşik Krallık’ta University of Wales Trinity Saint David’den MBA derecesine sahip.
DTİK, TÜRKİYE–ALMANYA İŞ DÜNYASINI, BİRLİKTE ÜRETMEK İÇİN ANTALYA’DA BİR ARAYA GETİRDİ
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) / Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen, Türkiye Almanya Çalıştayı, DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin, DEİK Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz, DTİK Bremen Temsilcisi Jacquleine Bakır Brader, DTİK Hamburg Temsilcisi İrfan Gündoğan, DTİK Kiel Temsilcisi Turgay Cahit Ağrı, DTİK Köln Temsilcisi Nurdan Ertoğan, DTİK Stuttgart Temcilcisi Hakan Balcılar, DTİK Hannover Temsilcisi Hasan Kurtuluş ve 100’den fazla iş insanının katılımlarıyla 16 Şubat 2026 tarihinde Antalya’da gerçekleştirildi. Almanya’daki Türk iş dünyasının mevcut yapısının değerlendirildiği Çalıştay’da, diaspora diplomasisi perspektifinde iş birliği alanları ve DTİK Almanya yapılanmasının kurumsal yol haritası, Türk diasporasının iş dünyasındaki rolü ve geleceğe dönük ortak hedefler ele alındı.
Şahin: “Birlikte üretme ve kazanmanın gücüne inanıyoruz”
DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin, “DTİK’in ilk kurultayını 1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirdik. O gün attığımız adım, aslında küresel ölçekte bir Türk iş ağı oluşturma hayalinin başlangıcıydı. Bugün geldiğimiz noktada bu hayalin ne kadar güçlü bir yapıya dönüştüğünü hep birlikte görüyoruz. Dünyada 6,5 milyon, Almanya’da ise 3,5 milyon Türk kökenli insan yaşıyor. Almanya’da 100 bine yakın Türk girişimci bulunuyor. Bu girişimciler 90 milyar Euro ciro üretiyor ve yaklaşık 500 bin kişiye istihdam sağlıyor. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 50 milyar dolar seviyesinde. Bu rakamlar yalnızca ekonomik büyüklüğü değil, aynı zamanda stratejik potansiyeli de ortaya koyuyor. Almanya’nın Düsseldorf, Hamburg, Köln, Stuttgart, Frankfurt ve daha birçok önemli şehrinde toplantılar gerçekleştirdik. 1000’in üzerinde kişiye ulaştık. Amacımız yalnızca toplantı yapmak değil; kalıcı, sürdürülebilir ve stratejik bağlar kurmaktı. Sivil toplum kuruluşlarıyla, özellikle gençlere yönelik platformlarla iş birliği yapıyoruz. DTİK bir “Kazan-Kazan” platformudur. Türkiye kazanır, Almanya kazanır, iş dünyası kazanır, toplum kazanır. Biz rekabetin değil, birlikte üretme ve kazanmanın gücüne inanıyoruz” dedi.
Yavuz: “Türk diasporası, bilgi, deneyim, network ve gönül bağı demektir.”
DEİK Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz ise, “Diaspora; doğrudan yatırım, ticaret köprüleri, girişimcilik ve bilgi transferi açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. DTİK’in yaklaşımı, Diaspora girişimcilerini görünür kılmak, iş dünyası ile diaspora arasında köprü kurmak ve yerel otoritelerle temas noktalarını çoğaltmaktır. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Türk diasporası sadece sayısal bir büyüklük değildir. Aynı zamanda bilgi, deneyim, network ve gönül bağı demektir. Eğer bu potansiyeli organize edebilirsek, sürdürülebilir ve stratejik bir güce dönüştürebiliriz. Bugün 90 ülkede temsil ediliyor, 1100’ün üzerinde üyeye sahibiz. Üyelerimizin yüzde 51’i Avrupa’da, yüzde 16’sı Avrasya’da, geri kalanı Afrika-Ortadoğu-Körfez, Balkanlar, Asya-Pasifik ve Amerika’da yer almaktadır. Bu dağılım bize gerçek anlamda küresel bir ağ kazandırmaktadır” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen Almanya’daki Türk iş dünyasının mevcut durumu sunumunda, sektörel fırsatlar ve iş birliği alanları, Diaspora gücünün kurumsallaşması, DTİK çatısı altında ortak çalışma modelleri ele alındı.
Düsseldorf. Ekonomi yayıncılığına yön verme vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Almanya’ya özel olarak her yıl yayımladığı Almanya’da İş Dünyası sayısı kapsamında düzenlediği Ekonomi Zirvesi’nde Türk ve Alman iş dünyasını bu yıl “Yeni Çağın Dili: Dijitalleşme” başlığı altında bir araya getirdi. Dördüncüsü gerçekleştirilen zirvede; dijital dönüşüm, teknolojik rekabet, verimlilik ve sınır ötesi iş yapma modelleri masaya yatırıldı.
Ekonomi yayıncılığında yön gösteren bir platform olma hedefiyle yurt içi ve yurt dışı etkinliklerini sürdüren Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Almanya’ya özel olarak her yıl yayımladığı “Almanya’da İş Dünyası” sayısı kapsamında bu yılki Ekonomi Zirvesi’ni dijitalleşme odağında gerçekleştirdi. 4. Almanya’da Ekonomi Zirvesi, 29 Ocak Perşembe günü Düsseldorf’ta, “Yeni Çağın Dili: Dijitalleşme” ana temasıyla düzenlendi.
Almanya’daki Türk yatırımcılar ile Türkiye’den Almanya pazarına açılmayı planlayan iş insanlarını, kamu temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla buluşturmayı amaçlayan zirvede; dijital dönüşümün iş yapma biçimlerine etkisi, Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlayan teknolojik yatırımlar, yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı yönetim modelleri ele alındı.
Zirveye; Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) Başkanı Av. Aziz Sarıyar, TDU-NRW Türk-Alman İş İnsanları Derneği Başkanı Cevdet Kocaş, Türk Telekom Internatıonal Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Green Park Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Başkanı Adil Üstündağ, TÜYAFED Avrupa Başkanı Berkan Tüzünataç, Bulutistan Avrupa Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Edin, TEBA Yönetim Kurulu Üyesi Cihangir Soytürk ve Ticaret Ateşesi Pınar Aslan katılarak dijitalleşmenin kamu, özel sektör ve sivil toplum boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YENİ ÇAĞIN DİLİ KONUŞULDU
Toplantının açılış konuşmasını Türkiye’de İş Dünyası dergisi Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak yaptı. Toprak konuşmasında, şu noktalara değindi; “İş dünyasında ne gelişme olursa ilk ve ayrıntılı bir şekilde bizden öğreneceğinizi ifade etmiş, iş dünyasının önünü açmak görevimiz demiştik. Dergimizin ilk çıkış mesajında bu iki konu vardı. Bu tutumumuza ilk günkü gibi devam ediyoruz. Hatta Avrupa’ya da açılarak çalışmalarımızı bir adım daha öteye taşıdık. Bugün 4. Almanya Ekonomi Zirvesi’ni gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Hepinizin bildiği üzere dijitalleşme günümüzün en önemli konularının başında geliyor. İstedik ki bugün burada hep birlikte yeni çağın dili olan dijitalleşmeyi masaya yatıralım.”
Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, yaptığı konuşmada, Türk-Alman ekonomik ilişkilerinin güçlenmesinde dijitalleşmenin, nitelikli insan kaynağının ve dönüşen Türk iş dünyasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Türkiye’de İş Dünyası dergisinin bu ilişkilerde referans bir yayın niteliği taşıdığını vurgulayan İzbul, zirvelerin güçlü bir iş ağı oluşturduğuna dikkat çekti.
Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin stratejik konumu, dinamik ekonomisi ve etkin diplomasisiyle çok boyutlu bir dış politika izlediğini ifade eden İzbul, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde faaliyet gösteren 20 bini aşkın Türk girişimcinin 100 binden fazla kişiye istihdam sağladığını belirtti. Türk yatırımlarının teknoloji, yazılım ve dijitalleşme alanlarında da güç kazandığını kaydeden İzbul, bu dönüşümün Türk iş dünyasının Almanya’daki kalıcı rolünü pekiştirdiğini söyledi.
Konuşmasında dijitalleşmenin artık diplomasinin ve konsolosluk hizmetlerinin temel unsurlarından biri haline geldiğini vurgulayan İzbul, Türkiye ile Almanya arasında hedeflenen 60 milyar dolarlık ticaret hacmi doğrultusunda karşılıklı yatırım ve iş birliklerinin desteklenmeye devam edeceğini ifade etti.
DİJİTALLEŞME ARTIK BİR TERCİH DEĞİL
Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, Doğu Avrupa merkezli operasyonlarıyla geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Türk Telekom International’ın, Hong Kong’dan Londra’ya, Moskova’dan Somali’ye uzanan hat boyunca kurumsal müşterilere toptan seviyede altyapı ve bağlantı hizmetleri sunduğunu belirterek, dijitalleşmenin günümüz ekonomilerinde kritik bir eşik haline geldiğini söyledi.
Dijitalleşmenin artık yalnızca verimlilik artıran bir araç olmaktan çıktığını vurgulayan Yıldırım, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve otomasyon teknolojilerinin iş süreçlerini yeniden tanımladığını ifade etti. Bu yeni ekonomik düzlemde rekabetin; hızlı öğrenebilen, uyum sağlayabilen ve teknolojiyi stratejik bir kaldıraç olarak kullanan kurumlar arasında şekillendiğini dile getirdi.
Türk Telekom Grubu’nun 185 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ettiğini aktaran Yıldırım, ülke genelinde 535 bin kilometreyi aşan fiber ağı ve 33,9 milyon haneye ulaşan fiber kapsamasıyla güçlü bir dijital altyapı sunduklarını kaydetti. 2005’ten bu yana yapılan yatırımların 22 milyar doları aştığını belirten Yıldırım, 2030’a kadar fiber erişimin 37 milyon haneye çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Türk Telekom International’ın Türkiye’yi Doğu ile Batı arasında stratejik bir dijital köprüye dönüştürdüğünü vurgulayan Yıldırım, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’ya uzanan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağı ve denizaltı kablo sistemleriyle Türkiye’nin bölgesel bir veri merkezi konumunu güçlendirdiğini ifade etti. Yıldırım, “Dijitalleşme, ülkeler ve ekonomiler arasındaki mesafeleri kısaltan en güçlü kaldıraçtır” diyerek, bölge coğrafyalarının dijital dönüşümünde öncü rol üstlenmeye devam edeceklerini belirtti.
TEK BAŞINA BÜYÜME DEVRİ BİTTİ, ORTAKLIKLAR ŞART
DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Almanya’da düzenlenen toplantının ardından bir sonraki buluşmanın Hollanda’da yapılmasını istediklerini belirterek, Avrupa’daki Türk girişimciliğinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Avrupa’da 61 yıllık bir geçmişe sahip Türk iş dünyasının emek yoğun ve düşük katma değerli yapılardan, teknoloji ve verimlilik odaklı iş modellerine yöneldiğini vurguladı.
Türk girişimcilerin hizmet sektöründe önemli mesafe kat ettiğini ancak bunun yeterli olmadığını ifade eden Torunoğulları, DTİK olarak teknoloji ve dijitalleşme ekseninde yeni bir yol haritası oluşturduklarını aktardı. Bu kapsamda Avrupa’da büyük ölçekli Türk şirketleriyle temas kurduklarını, Türkiye’de teknoloji yatırımı yapan firmalarla iş birlikleri geliştirdiklerini ve Avrupa’daki beyaz yakalı Türk profesyonelleri girişimcilerle bir araya getirdiklerini söyledi.
Küresel ölçekte büyümenin ancak ortaklıklarla mümkün olduğunu dile getiren Torunoğulları, DTİK çatısı altında yürütülen çalışmaların ortaklık kültürünü güçlendirdiğini, markalaşmanın stratejik öneminin netleştiğini ve bu tür toplantıların artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı.
“DİJİTALLEŞME HUKUK VE KÜLTÜR MESELESİ”
ATİAD Başkanı Av. Aziz Sarıyar, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji ve yapay zekâ başlığıyla ele alınmaması gerektiğini belirterek, sürecin aynı zamanda hukuk ve kültürel altyapıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Türkiye ve Almanya arasındaki dijitalleşme farklarının bu noktada daha net görülebildiğine dikkat çekti.
Türkiye’den Almanya’ya gelen şirketlere danışmanlık verdiğini aktaran Sarıyar, Almanya’da bürokratik süreçlerin büyük ölçüde hâlâ kâğıt üzerinden yürütüldüğünü, bunun da şirketlere ciddi bir maliyet yükü getirdiğini ifade etti. Almanya’daki firmaların yalnızca bürokratik işlemler için yıllık yaklaşık 7 milyar euro personel maliyeti üstlendiğini belirten Sarıyar, sürecin yavaş ilerlemesine rağmen hukuki açıdan sağlam bir zemine dayandığını vurguladı.
Türkiye’nin genç ve dinamik yapısıyla dijital dönüşümde daha hızlı hareket edebildiğini söyleyen Sarıyar, iki ülkenin de birbirinden öğreneceği çok şey olduğunu dile getirdi. Sarıyar, konuşmasının sonunda katılımcıları 18 Nisan’da Düsseldorf Kongre Merkezi’nde düzenlenecek ATİAD Türk-Alman Ekonomik Günü’ne davet etti.”
DİJİTALLEŞME FAYDALI AMA İNSANLIK YARARI GÖZETİLMELİ
TDU NRW Türk-Alman İş İnsanları Derneği Başkanı Cevdet Kocaş, küresel dalgalanmalar ve ekonomik belirsizliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, iş insanlarının uzun vadeli karar almasının her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Bu süreçte Türkiye ve Almanya’da iş dünyasını bir araya getiren etkinliklerin büyük değer taşıdığını vurgulayan Kocaş, Türkiye’de İş Dünyası dergisine ve Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak’a teşekkür etti.
Konuşmasında dijitalleşmeye farklı bir açıdan yaklaşan Kocaş, teknolojinin sunduğu faydaların tartışmasız olduğunu, özellikle Almanya’da nitelikli iş gücü sıkıntısının yaşandığı bir dönemde robotik çözümlerin önemli avantajlar sağladığını ifade etti. Ancak dijitalleşmenin ve teknolojik kabiliyetlerin yalnızca sınırlı bir grubun çıkarlarına hizmet etmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.
Teknolojiye karşı olunmaması gerektiğini vurgulayan Kocaş, asıl meselenin bu gelişmelerin tüm insanlığın yararına kullanılması olduğunu belirtti. Bu konuda Nobel Ekonomi Ödüllü Prof. Dr. Daron Acemoğlu’nun teknoloji ve yönetişim üzerine çalışmalarına atıfta bulunan Kocaş, teknolojik dönüşümün toplumun tamamını kapsayacak şekilde yönetilmesinin önemine dikkat çekti.
4 BİN 200 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYORLAR
Green Park Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Başkanı Adil Üstündağ, yaptığı konuşmada hem iş hayatındaki yolculuğunu hem de Türkiye’ye yaptığı yatırımları samimi ifadelerle paylaştı. Malatya’da başladığı hayat yolculuğunda çobanlıktan sanayi ve turizm yatırımlarına uzanan süreci anlatan Üstündağ, otomotiv sektöründe üretimle başladığı girişimcilik faaliyetlerini daha sonra turizm alanına taşıdığını belirtti. Taksim’de 160 yataklı bir otelle turizme adım attıklarını ifade eden Üstündağ, bugün Türkiye ve yurt dışında birçok şehirde otel yatırımlarıyla büyüyen bir yapı oluşturduklarını söyledi.
Şirket bünyesinde 4 bin 200 kişiye istihdam sağladıklarını, aynı zamanda 345 öğrencinin eğitimine destek verdiklerini vurgulayan Üstündağ, iş dünyasında olduğu kadar sosyal sorumluluk alanında da katkı sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul’a sanata olan ilgisi nedeniyle özel bir tablo hediye eden Üstündağ, Almanya’da yeni bir otel yatırımı için de iş birliği mesajı verdi.
“AVRUPALI ORTAKLARA İHTİYAÇ VAR”
TÜYAFED Avrupa Başkanı Berkan Tüzünataç: federasyonun vizyonuna ilişkin bilgiler vererek şu şekilde konuştu; “Federasyon olarak 100 bin üyemiz var. Türkiye’de yerli ve üst düzey yazılımcı firmalar var. Benim buradaki görevim onları dünyaya açabilmek. Avrupa ile Türkiye arasında bir köprü kurmamız lazım. Bir de Türk firmalarımızın Avrupa’da başarılı olabilmesi için Avrupalı ortaklara ihtiyacı var. Çünkü onlar buranın sitemini mentalini çok iyi biliyorlar” açıklamalarında bulundu.
“TEBA STRATEJİK BİR KÖPRÜDÜR”
TEBA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Cihangir Soytürk, konuşmasında şu noktaların altını çizdi; “TEBA merkezi Düsseldorf’ta bulunan Türkiye ve Almanya başta olmak üzere Avrupa arasında ekonomik, sektörel ve insani bağlar kurmayı hedefleyen bir iş insanı derneği. Güçlü ve vizyoner şirketleri bir araya getirmek, şirketler arasında sinerji oluşturmak ve sürdürülebilir bir ekonomik köprü inşa etmek bizim temel misyonumuz. Doğru kişileri doğru kişilerle birleştiriyoruz. Bugün TEBA çatısı altında son derece güçlü bir üye yapısına sahibiz. TEBA olarak yalnızca konuşan değil bir araya getiren ve somut sonuçlar ortaya koyan bir yapıyız. TEBA yalnızca bir dernek değildir; TEBA Türkiye ile Avrupa arası kurulan ve ekonomik iş birliklerinin ötesine geçen Türk diasporasına hem maddi hem de manevi destek sunan yaşayan stratejik bir köprüdür.”
“TEKNOLOJİ YARIŞINDA GÜVEN VE UZUN VADELİ VİZYON ŞART”
Bulutistan Avrupa Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Edin, Avrupa’daki faaliyetlerini “yeni nesil teknoloji savaşçısı” bakış açısıyla sürdürdüklerini belirterek, Bulutistan’ın 2015 yılında Türkiye’de kurulduğunu ve pandemi döneminin teknoloji sektöründe tarihi bir dönüşüm oluşturduğunu söyledi.
Pandemiyle birlikte teknoloji alanında onlarca yılda gerçekleşemeyecek bir değişimin kısa sürede yaşandığını ifade eden Edin, Bulutistan’ın bu süreçte EMEA bölgesinin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olduğunu ve Sabancı Holding’in 5,5 milyar euroluk dijital dönüşüm stratejisinde bulut altyapısı alanında önemli bir rol üstlendiğini aktardı.
Almanya pazarında başarının temel koşulunun güven olduğuna dikkat çeken Edin, Türkiye’den gelen şirketlerin kısa vadeli kazanç beklentisi yerine uzun vadeli, planlı ve referans temelli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Bulutistan olarak sağlık, enerji ve sanayi başta olmak üzere Türkiye’nin yurt dışındaki yatırımlarını desteklediklerini belirten Edin, diasporadaki Türk şirketlerine bulut sağlayıcısı olarak katkı sunduklarını ifade etti.
Avrupa’da bilişim teknolojileri alanında ciddi bir boşluk bulunduğunu söyleyen Edin, Türkiye’nin dijitalleşme ve teknolojinin etkin kullanımı konusundaki tecrübesiyle özellikle hizmet alanında Avrupa’da güçlü bir oyuncu olabileceğini belirtti. Edin, Almanya’daki start-up ve scale-up Türk teknoloji şirketlerinin başarılarının artarak devam edeceğine inandığını sözlerine ekledi.
“AMACIMIZ ŞİRKETLERE DESTEK OLMAK”
Ticaret Ateşesi Pınar Aslan, “Düsseldorf ticaret açısından Almanya’nın en önemli eyaletleri arasında. Çok sayıda Türk firmamız pazara ilk girişte bu eyaleti tercih ediyor. Bizim amacımız da Türkiye’den buraya gelip pazara girmek isteyen şirketlerimize destek olmak. Burada yatırım yapmak isteyen şirketlerimize, “burada şirket nasıl kurulur, pazara girerken nelere dikkat etmek lazım” sorularına yanıt vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.
“Türkiye’de hayat ticari işletmeler için daha kolay” diyen Aslan, Almanya’da bir şirket açmanın daha uzun sürdüğünü dile getirerek, “Türkiye’de bir şirket açmak istediğiniz zaman bir haftada şirket açılış işlemlerini tamamlamış oluyorsunuz. Burada en iyi ihtimal bu üç ay sürüyor. Firmaları bu süreçlerle ilgili bilgilendirmek, doğru derneklere, insanlara yönlendirmek bizim görevlerimizden bir tanesi” şeklinde konuştu.
İHLAS MEDYA, KÜRESELE AÇILIMA HAZIRLANIYOR
İhlas Medya Grubu Dijital Varlıklar Genel Müdürü Volkan Ormanlı, yayıncılığın yanı sıra yazılım ve yapay zekâ alanında da faaliyet gösterdiklerini belirterek, kendi yapay zekâsıyla çalışan, tüketiciyi anlayan ve içerik üreten bir yazılım altyapısı geliştirdiklerini söyledi. Ormanlı, bu yapının yakın dönemde küresel pazarlara açılmasının stratejik hedefler arasında yer aldığını ifade etti.
Türkiye’de herkese erişebilen sayılı medya gruplarından biri olduklarını vurgulayan Ormanlı, yalnızca yönettikleri sosyal medya hesaplarıyla aylık 2,5 milyar görüntülenmeye ulaştıklarını kaydetti. Farklı markalar ve start-up yapılarıyla geniş bir dijital ekosistem yönettiklerini belirten Ormanlı, yüksek etkileşim oranları ve teknoloji yatırımlarıyla Türkiye’de en fazla kişiye erişen, dinamik medya şirketlerinden biri konumunda olduklarını söyledi.
Dijitalleşme Odaklı Stratejik Buluşma: Türk ve Alman İş Dünyası Arasında Güçlü İş Birliği Vurgusu
Türkiye’de İş Dünyası dergisi tarafından Almanya’ya özel olarak yayımlanan “Almanya’da İş Dünyası” sayısı ve bu kapsamda düzenlenen Ekonomi Zirvesi, dijitalleşmenin merkezde olduğu yeni dönemde Türk ve Alman iş dünyası arasındaki iş birliklerinin stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.
Bu yıl da sürdürülebilir, teknoloji odaklı ve uzun vadeli ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlayan zirve; dijital dönüşüm, yenilikçi iş modelleri ve sınır ötesi ekonomik iş birlikleri açısından güçlü bir buluşma noktası olma özelliğini pekiştirdi. Türk ve Alman iş dünyasının temsilcilerini ortak bir vizyonda buluşturan organizasyon, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıktı.
ALMANYA EKONOMİ ZİRVESİ’NDE KİMLER ÖDÜL ALDI?
Ali İhsan İzbul – Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu
Yavuz Yıldırım- Türk Telekom International Genel Müdürü
Turgut Torunoğulları- DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı
Sinan Çevik – Bereket Brot Şirket Kurucusu
Avşar Dada – Asset Genel Müdürü
Esra Ünal – Proline Europe Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü
Sergen Ertürk – Öz Kayseri Yönetici Ortağı
Murat Kubat – Hasene
Hülya Yılmaz – Lojistik Sektörü
Doğan Akdoğan ve Vijdan Taşçı- Mediatör Restaurant Kurucuları
TÜYAP Kurucu Başkanı Bülent Ünal’ı, ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin, Komrat Belediye Başkanı Serghei Anastasov ve ATİK Almanya Essen Başkanı Akif Candemir ve Heyeti Ziyaret Etti
IIFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı,Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve MOS Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda,Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) desteğiyle,27–31 Ocak 2026 tarihleri arasında Türkiye’de İstanbul’daki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Dünyanın en prestijli mobilya fuarları arasında yer alan IIFF 2026; üreticiler, alıcılar, yatırımcılar ve sektör profesyonellerini bir araya getirerek küresel ticaretin önemli merkezlerinden biri haline geldi.
Fuar Öncesi Resmî Ziyaret
Fuar programı kapsamında;
ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin, Komrat Belediye Başkanı Serghei Anastosov, ATİK Essen Başkanı Akif Candemir , Fatih Vahti Gündağ- ATİK Türkiye Teşkilat Başkanı,Zekeriya Bölükbaşı – ATİK Almanya Essen Başkan Yardımcısı, Ludmila Anastosov – İş İnsanı, İsmet Özkan – ATİK Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı TÜYAP Kurucu Başkanı Mustafa Bülent Ünal’ı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’ndeki makamında ziyaret etti.
Gerçekleşen görüşmede; uluslararası fuarların iş dünyasına sunduğu fırsatlar, üretici firmaların küresel pazarlara erişimi ve ATİK – HAXSA – AWorldPress platform sisteminin sağladığı dijital network altyapısı ele alındı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve ilerleyen dönemde ortak projeler geliştirilmesi vizyonu ile tamamlandı.
Yoğun Uluslararası Katılım
IIFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı’na; çok sayıda ATİK ve HAXSA üyesi firma katılım sağladı.
Fuar kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden gelen girişimciler, Türkiye içerisindeki üreticiler, yurt dışından gelen alıcılar ve yurt dışında faaliyet gösteren ATİK – HAXSA üyeleri birebir görüşmeler gerçekleştirerek güçlü ticari temaslarda bulundu.
Özellikle Avrupa’dan gelen mobilya üreticileri ve alıcılar, ATİK üyeleri olarak fuarda yer aldı.
Yurt dışında faaliyet gösteren yabancı katılımcılar da, ATİK – HAXSA ağı üzerinden daha önce kurmuş oldukları temaslar sayesinde İstanbul’da doğrudan buluşmalar gerçekleştirerek ticari görüşmeler yaptı.
Küresel Vizyon ve Dijital Ticaret
ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin yaptığı değerlendirmede;
ATİK ve HAXSA bünyesindeki firmaların 1.000’in üzerinde dijital platformda yer aldığını,
SEO – hashtag – SEO key altyapısıyla Google ve dünya aramalarında vitrinde göründüğünü ifade etti.
HAXSA CreditForm Güven Sertifikası ile firmaların tüm bilgilerinin denetimden geçirildiğini, bu verilerin ticaret odaları, büyükelçilikler ve diaspora ticaret komisyonlarıyla paylaşılması sayesinde uluslararası güvenilir ticaret ekosistemi oluşturulduğunu vurguladı.
Sonuç: Küresel Referans Noktası
ATİK – HAXSA katılımı, Türk üreticilerinin dünya pazarlarına açılmasında güçlü bir vitrin oluştururken, IIFF 2026’yı uluslararası iş dünyasının referans noktalarından biri haline getirdi.
Bu yönüyle IIFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı; sadece Türkiye içi değil, aynı zamanda diaspora, Avrupa ve küresel iş çevrelerini aynı platformda buluşturan stratejik bir ticaret merkezi olarak öne çıktı.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) arasında imzalanan protokol ile Çanakkale Boğazı’ndaki tarihi savaş gemisi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması adına yeni bir dönem başlıyor.
Dünyanın en büyük yat ve su sporları fuarı Boot Düsseldorf’tatanıtılan „Derin Miras“ projesi, kültürel mirası korurkenyerel ekonomiye ve iklim kriziyle mücadeleye katkı sağlayacak.
Yatçılık ve su sporları dünyasının en kapsamlı buluşması BootDüsseldorf, bu yıl da dünyanın dört bir yanından binlerceziyaretçiyi ve sektörün önde gelen markalarını bir arayagetirerek önemli proje ve iş birliklerine sahne oldu. Bunlardanbiri de Çanakkale Boğazı’ndaki Çanakkale DenizSavaşları’ndan kalan gemi batıklarının korunması ve dalış turizmine kazandırılması konusunda başlatılan “Derin Miras” projesi ve projenin tanıtımı için düzenlenen imza protokolü oldu.
Boot Düsseldorf fuarında gerçekleşen program, dünyanın önde gelen sualtı fotoğrafçılarından İsveçli Alex Dawson‚ın sunumuyla başladı. „Derin Miras“ tanıtım videosu gösteriminin ardından Türkiye Cumhuriyeti DüsseldorfBaşkonsolosu Ali İhsan İzbul bir konuşma yaptı. ÇanakkaleSavaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemirve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su MuratSarıkaya’nın katılımıyla gerçekleşen protokol imzası ile proje, ulusal ve uluslararası kamuoyuna resmen tanıtıldı.
Gelecek nesillere sürdürülebilir bir miras bırakılması hedefleniyor
Çanakkale savaş batıkları “Çanakkale ruhunu” en iyi anlatan ve savaşın en şiddetli anına tanık olmuş tarihsel ve kültürel birer miras. “Derin Miras” projesi ise, batıkların katodik koruma teknolojisi ile korozyondan korunmasını ve zaman içerisinde yok olmalarının önlenmesini sağlayacak. Bu yöntem sayesinde korozyonla açığa çıkan ağır metallerin karbon salınımları önlenirken, koruma altındaki batıklar yapay resifleroluşturarak biyolojik çeşitlilik için yaşam alanı oluşturacak. Böylece proje, Çanakkale Boğazı’nın sürdürülebilir dalış turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunacak. Çevre dostu bir koruma yöntemi olankatodik koruma ile batıklara boya vb. herhangi bir müdahale yapılmayacak; elektrokimyasal koruma yöntemi uygulanarak batıkların yanlarına özel birer cihaz (galvaniz anot) yerleştirilerek batık, katot haline getirilecek ve korozyonun durdurulması sağlanacak. Bu proje yalnızca teknik bir çözüm değil; aynı zamanda geçmişe saygı, çevreye duyarlılık, ekonomiye katkı ve gelecek nesillere yatırım anlamına da geliyor.
Dünyanın en popüler su altı parklarından biri olacak
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Boğazı’ndaki 27 adet batığı ve 2 adet resif olmaküzere 29 farklı noktayı dalış sporuna açmış ve Gelibolu TarihiSualtı Parkı’nı dünyanın önde gelen dalış merkezlerinden biri haline getirmeyi hedef olarak koymuştu. Derin Miras projesi ise uluslararası dalış turizmi için çekici bir destinasyon yaratarak yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacak. Sürdürülebilir turizm anlayışıyla yürütülecek proje hem doğaya hem tarihe saygılı bir yaklaşımla Çanakkale’nin turizmpotansiyelini artıracak. Aynı zamanda batıklar, su altı tarihi vebilimsel araştırmalar için benzersiz bir laboratuvar işlevi görecek.
“Evrensel bir sorumluluk projesi”
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir projenin önemini şu sözlerle ifade etti: ‘’Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde yer alan savaş gemisi batıkları, yalnızca milletimizin değil, insanlık tarihinin ortak hafızasını taşıyan eşsiz kültürel miras unsurlarıdır. Derin Miras, Çanakkale’nin derinliklerindeki ortak insanlık mirasını bilimsel koruma ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyan evrensel bir sorumluluk projesidir. Bu anlayışla hayata geçirilen proje, kültürel mirasın korunmasını çevresel duyarlılık, bilimsel yöntemler ve uluslararası normlarla uyumlu bir anlayışla ele almakta, su altı kültürel mirasının barış, iş birliği ve ortak değerler temelinde yaşatılmasına katkı sunmaktadır. Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı ile birlikte TarihiAlan, Dünya’nın en büyük açık hava müzesini inşa etme yolunda önemli bir adım daha atmıştır. Bu vesile ile Dünya’nın her bölgesindeki dalış sporu meraklılarına seslenmek istiyorum. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Çanakkale Savaşı’na su altında tanık olmak için sizleri tarihinderinliklerine, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nı keşfetmeyedavet ediyorum. Bu evrensel sorumluluk projesinde 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu’nun stratejik ortağımız olması hem tarihî mirasımızı koruma hem de sürdürülebilir turizmvizyonumuzu hayata geçirme kararlılığımızı güçlendirmiştir.”
„Uzun soluklu bir taahhüt: Derin Miras“
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu CFO’su Murat Sarıkaya ise; „Bugün Çanakkale Savaşları Gelibolu TarihiAlan Başkanlığı ile her yönüyle gurur duyduğumuz bir işbirliğine imza atıyoruz. Bu proje ile tarihî değerlerimizi korumanın yanı sıra Çanakkale Boğazı’nın biyolojik çeşitliliğinin ve Çanakkale’nin sürdürülebilir turizm potansiyelinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Derin Miras, uzun yıllar boyunca içinde bulunacağımız ve sahipleneceğimiz bir proje olacak. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü 1915 Çanakkale Köprüsü uluslararasıfinansman yapısı ve güçlü sürdürülebilirlik vizyonu nedeniyle çevresel ve sosyal açıdan çok yüksek standartlara sahip. Bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 321 çevresel ve sosyal proje ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’neve döngüsel ekonomiye katkımız sayesinde Birleşmiş Milletlertarafından birincilik ödülüne layık görülmüştük. Derin Miras projesi de ‘iyi bir komşu olma’ sürdürülebilirlik vizyonumuzun kalıcı bir parçası olacak.” dedi.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Hakkında:Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları’nın meydana geldiği Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı’nın tarihi, kültürel ve manevi değerleri ile doğal dokusunun korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yönetimini sağlamak üzere 2014 yılında kurulmuş olan Kültür ve Turizm Bakanlığının ilgili kuruluşudur.
1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu (ÇOK A.Ş.) Hakkında: Çanakkale Otoyol ve Köprüsü İnşaat Yatırım ve İşletme A.Ş. (ÇOK A.Ş.), 2017 yılında 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu projesini gerçekleştirmek üzere kurulmuştur Proje; Malkara ile Çanakkale arasında 1915 Çanakkale Köprüsü’nü de içeren 89 kilometre otoyol ve 12 kilometre bağlantı yolundan oluşmaktadır. Türkiye’den Limak ve Yapı Merkezi, Güney Kore’den DL E&C ve SK ecoplant şirketleri ÇOK A.Ş.’nin dört eşit ortağıdır. Dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip 1915 Çanakkale Köprüsü 18 Mart 2022’de hizmete açılmıştır.
Hollanda ve küresel piyasalardaki ekonomik gelişmeleri değerlendiren Murat Ateşalp, 2026 yılına dair beklentilerini, riskleri ve potansiyel fırsatları paylaştı. Faizlerin %4 seviyelerinde seyretmesini beklediğini ifade eden Ateşalp, işletmeler için yeni nesil finansal planlamanın önemine dikkat çekti.
Gayrimenkulde Hareketlilik, Vergi Politikalarında Baskı 2026 yılının ekonomik açıdan 2025’ten daha çetin geçebileceğine işaret eden Ateşalp, buna karşın stratejik düşünen aktörler için yeni kapıların açılacağını öngörüyor. Özellikle Hollanda’daki sıkılaşan vergi politikalarının ekonomi üzerinde ilave bir baskı oluşturduğunu hatırlatan Ateşalp, gayrimenkul piyasasına dair şu değerlendirmelerde bulundu:
„Önümüzdeki dönemde gayrimenkul piyasasında alım-satım trafiğinin hızlandığını göreceğiz. Buna paralel olarak yurt dışına taşınma eğilimlerinde de bir artış bekliyoruz. Zorlu bir iklime giriyoruz ancak akılcı, stratejik ve uzun vadeli planlama yapanlar bu dönemi fırsata çevirebilir.“
„Risk Yönetimi En Önemli Can Simidi“ İş dünyasının yeni döneme hazırlıklı girmesi gerektiğini savunan Ateşalp, belirsizlik dönemlerinde sağlam bir finansal yapının ve doğru risk yönetiminin şirketler için en önemli „can simidi“ olacağını belirtti. Ateşalp’e göre, 2026 yılında ayakta kalmanın ve büyümenin anahtarı, anlık kararlar yerine veri odaklı ve uzun vadeli finansal stratejiler geliştirmekten geçiyor.
İş Dünyasına „Finansal Planlama“ Çağrısı Toplantının sonunda, Hollanda’daki Türk girişimcilerin yeni döneme hazırlıklı girmesi gerektiği vurgulandı. Ateşalp, belirsizlik dönemlerinde sağlam bir finansal yapının ve doğru risk yönetiminin şirketler için en önemli „can simidi“ olacağını belirterek konuşmasını tamamladı.
Türkiye’nin lider konut geliştiricilerinden Ünsal Group, Almanya’da düzenleyeceği Proje Tanıtım Etkinlikleri ile yatırımcılarla bir araya geliyor. Düsseldorf ve Mannheim’da gerçekleştirilecek organizasyonlarda, Ünsal Group’un Ankara başta olmak üzere hayata geçirdiği seçkin konut ve karma yaşam projeleri tanıtılacak.
Etkinliklerin ilk durağı 13–14 Aralık tarihlerinde Düsseldorf olacak. Tanıtım toplantıları, Hilton Düsseldorf Hotel’de saat 09.00–21.00 arasında gerçekleştirilecek. Ardından Ünsal Group, 20–21 Aralık tarihlerinde Mannheim’da yatırımcılarla buluşacak. Mannheim’daki etkinlik ise Radisson Blu Hotel Mannheim’da yine 09.00–21.00 saatleri arasında düzenlenecek.
Proje tanıtım etkinliklerinde, Ünsal Group’un mimari yaklaşımı, yatırım potansiyeli yüksek projeleri, ödeme ve yatırım modelleri hakkında detaylı bilgiler paylaşılacak. Katılımcılar, uzman ekiplerle birebir görüşme imkânı bulurken, Türkiye’de güvenli ve sürdürülebilir gayrimenkul yatırımı fırsatlarını yakından inceleme şansı elde edecek.
Yatırımcıların yoğun ilgi göstermesi beklenen etkinlikler için randevu oluşturmak isteyenler, +90 538 857 51 18 numaralı telefon üzerinden Ünsal Group yetkilileriyle iletişime geçebiliyor.
Berlin (ots). Küresel sanayi politikalarının köklü değişimlerden geçtiği bir dönemde, Almanya ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Bu çerçevede, 20 Kasım 2025’te Berlin’de düzenlenen İlk Türk-Alman Automobilgipfel (Otomotiv Zirvesi), her iki ülkeden iş dünyası, siyaset ve akademinin önde gelen isimlerini bir araya getirerek Avrupa otomotiv endüstrisinin geleceği ve ikili ortaklıkların dönüşümdeki rolünü masaya yatırdı.
Zirvenin odağında, otomotiv sektörünün elektrikli araçlara geçişi, dijitalleşme ve sürdürülebilir değer zincirlerinin oluşturulması gibi kritik başlıklar yer aldı. Sanayinin merkezi olarak kabul edilen Almanya, mühendislik ve Ar-Ge kapasitesini genişleten Türkiye ile birlikte Avrupa’nın tedarik zinciri mimarisinde yeni ve güçlü bir ortaklık modeli geliştiriyor.
Üst Düzey Katılım
Etkinliğe;
• Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır,
• Volkswagen AG’nin eski CEO’su ve Infineon Technologies AG Denetim Kurulu Başkanı Dr. Herbert Diess,
• Daimler Buses CEO’su Till Oberwörder,
• Togg CEO’su Gürcan Karakaş
gibi alanında yetkin isimler katıldı. Panel oturumlarında, teknolojik yenilikten üretim süreçlerinin dijitalleşmesine, sürdürülebilir tedarik zincirlerinden ortak araştırma projelerine kadar pek çok konu tartışıldı.
“Türkiye artık sadece bir üretim üssü değil”
Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OIB) Başkanı Baran Çelik, Türkiye’nin Avrupa’nın teknolojik değer zincirinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Türkiye artık yalnızca bir üretim merkezi değil, Avrupa’nın teknolojik değer üretiminin parçasıdır. Almanya ile birlikte daha sürdürülebilir, dijital ve yenilikçi bir otomotiv endüstrisi inşa edebiliriz. Bu iş birliği, ticaretin ötesine geçip ortak Ar-Ge süreçleri, araştırma faaliyetleri ve entegre tedarik zincirleriyle Avrupa’nın rekabet gücünü artıracaktır.”
“Her gün 410 Türk kamyonu Almanya’ya parça taşıyor”
TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, Türk yan sanayisinin Avrupa otomotivindeki kritik rolüne dikkat çekti:
“Biz burada Berlin’de bu zirveyi sürdürürken, aynı anda 410 kamyon Türk tedarik sanayisinin ürettiği yüksek kaliteli parçalarla Almanya’ya doğru yola devam ediyor. Her gün, her saat, aralıksız. Bu sadece lojistik değil; 50 yılı aşan güvenin, stratejik ortaklığın ve birbirine bağlılığın bir göstergesidir.”
Birinci, Türkiye’nin Avrupa’nın dirençli tedarik zinciri, batarya üretimi ve yeşil mobilite stratejilerinde eşit ortak olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“Türkiye, dönüşüme liderlik edecek kapasiteye sahip”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çekerek:
“Türkiye, gelişmiş Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi ile güçlü sanayi altyapısıyla otomotivin mobilite odaklı dönüşümünde öncü rol üstlenmeye hazırdır.”
Alman sanayisinden tam destek
Dr. Herbert Diess, Türkiye’nin Avrupa açısından önemine şu sözlerle işaret etti:
“Türkiye’nin rekabetçi maliyetleri ve dinamik üretim yapısı, Avrupa’nın rekabet gücüne doğrudan katkı sağlıyor.”
Daimler Buses CEO’su Till Oberwörder ise:
“Türkiye, bizim tüm yapılanmamız içinde stratejik açıdan en önemli unsurlardan biridir.”
Avrupa mobilitesinde yeni bir dönem
Zirve, Türkiye ve Almanya’nın otomotivdeki dönüşümü ortak bir görev olarak ele aldığını net biçimde ortaya koydu. İki ülke arasındaki iş birliğinin, Avrupa’nın teknolojik açıklığını, sanayi dayanıklılığını ve küresel rekabet gücünü artırmada kritik bir rol oynayacağı vurgulandı.
Arka Plan
Türk-Alman Otomotiv Zirvesi, 2025 yılında ilk kez Berlin’de düzenlendi. Amaç; iki ülkenin politik, akademik ve endüstriyel aktörlerini bir araya getirerek otomotiv sektörünün Avrupa ve dünya ölçeğindeki dönüşümünü ortak perspektifle ele almak.
Lider Patronlar Birliği & Taşyapı İşbirliği ile 400 İş İnsanı Büyük Buluşmada Bir Araya Geldi
İstanbul – 24 Eylül 2025: Lider Patronlar Birliği’nin Taşyapı işbirliğiyle düzenlediği 2025–2026 sezonu açılış galası, İstanbul Şişli’deki Taşyapı Etkinlik Alanı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte yaklaşık 400 iş insanı buluşarak hem yeni dönemin vizyonunu hem de iş dünyasındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.
Açılış Galası ve Program Akışı
Etkinlik sabah saat 06:30’da karşılama ve kayıt ile başladı. B2B görüşmelerin ardından toplantı 07:30’da resmen açıldı. Günün onur konuğu, Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı oldu. Turanlı, “Mahalle bazında kentsel dönüşüm ile Türkiye Yüzyılının inşasına yeni bir soluk” başlıklı konuşmasıyla katılımcılara önemli mesajlar verdi.
Program kapsamında sunumlar, tanıtımlar, toplu fotoğraf çekimi ve serbest zaman yer aldı. Açılış galası, iş dünyası temsilcilerine hem güçlü bir network ortamı sundu hem de geleceğe dair yeni iş birliklerine zemin hazırladı.
Lider Patronlar Birliği’nin 2025–2026 sezonu açılış galası, iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getirerek Türkiye’nin geleceğine dair vizyoner adımların atıldığı prestijli bir organizasyon olarak öne çıktı.
Lider Patronlar Birliği Hakkında
Lider Patronlar Birliği, farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getirerek dürüst, güvenilir ve ahlaklı ticaret anlayışını geliştirmeyi amaçlayan bağımsız bir iş dünyası platformudur. Üyeler arasında karşılıklı faydaya dayalı bir iş ağı oluşturmayı hedefleyen birlik, uluslararası networking sistemini Türkiye’nin gelenekleri ve hukuki yapısına uyarlamaktadır.
Siyasi veya cemaat bağlantısı olmadan tamamen bağımsız bir yapıyla faaliyet gösteren Lider Patronlar Birliği; ülke üretimine katkı sunmayı, iş insanlarının bilgi ve tecrübelerinden faydalanarak girişimcilik ruhunu geliştirmeyi misyon edinmiştir.
Lider Patronlar Birliği’nden İş Dünyasına Güçlü Dayanışma Mesajı
Türkiye’nin farklı sektörlerinden başarılı iş insanlarını aynı çatı altında buluşturan Lider Patronlar Birliği, “Birlikten Doğan Güç” sloganıyla iş dünyasında güven ve dayanışma ortamı oluşturmayı hedefliyor.
Güvenilir Ticaret ve Dayanışma Ön Planda
Birliğe üye olan her iş insanı, kendi alanında başarılarını kanıtlamış şirket sahiplerinden oluşuyor. Birliğin kuruluş amacı, üyelerin iş portföylerinden karşılıklı faydalanmalarını sağlamak ve ticarette önceliği birlik üyelerine vermek. Böylece hem şirketlerin büyümesi hem de sürdürülebilir ticari ilişkilerin gelişmesi hedefleniyor.
Uluslararası alanda sıkça kullanılan networking sistemini Türkiye’ye uyarlayan Lider Patronlar Birliği, bu modeli ülkenin geleneklerine, hukuki yapısına ve ticari etik anlayışına göre şekillendirdi. Birlik, güvenilir, ahlaklı ve dürüst ticareti ilke edinmiş girişimcileri bir araya getiriyor.
“Kazandır + Kazan” Metodu
Bağımsız ve tarafsız bir platform olarak öne çıkan Birlik, herhangi bir siyasi görüş ya da kurum adına hareket etmiyor. Yalnızca iş geliştirme odaklı faaliyet gösteren yapının temel prensibi ise “Kazandır + Kazan” metodu.
Her üye kendi satın alma prensipleri doğrultusunda özgürce hareket edebiliyor. Ancak Birlik üyelerinden teklif alarak işbirliği yapılması, dayanışmayı güçlendiren önemli bir unsur olarak teşvik ediliyor.
Misyon ve Vizyon
Birliğin misyonu; farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getirerek ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve üretim gücünü artırmak.
Vizyonu ise; başarılı patronların bilgi ve tecrübelerinden yararlanarak yeni projeler geliştirmek, girişimci ruhu canlı tutmak ve iş dünyasında büyümeyi desteklemek.
Lider Patronlar Birliği, iş dünyasında güvene dayalı yeni bir işbirliği kültürü oluşturmayı amaçlarken, girişimcilik ve ticari dayanışmada örnek bir model olma yolunda ilerliyor.
Düsseldorf – Avrupa ülkelerine yüksek kaliteli ve geniş ürün yelpazesiyle “Gastro Ambalaj” çözümleri sunan PRIOPACK Germany, üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor. Şirket, Almanya başta olmak üzere Avrupa genelinde meyve-sebze kutuları, fastfood ambalajları, perakende taşıma poşetleri ve çok daha fazlasını pazara sunuyor.
Üretim, 1982 yılından bu yana ihracat, gastronomi ve perakende sektörlerinde faaliyet gösteren Türkiye merkezli OĞUZ Oluklu Mukavva Ambalaj Sanayi A.Ş. ve MODEL Ambalaj A.Ş. fabrikalarında yapılmaktadır.
Nisan ayında Düsseldorf’ta kurulan PRIO PACKAGING GmbH, Yönetim Kurulu Başkanı Hüsamettin Oğuz Başıbüyük’ün öncülüğünde, Avrupa Satış Müdürü Raşit Tırman yönetiminde faaliyet göstermektedir. Şirketin hedefi, Türkiye’de üretilen ambalaj ürünlerini Avrupa pazarına tanıtmak ve ihracatı güçlendirmektir.
Resim altı: Soldan sağa: LokalBakış Yayın Yönetmeni Mustafa Gülec, Avrupa Satış Müdürü Raşit Tırman
Modern Üretim Tesisleri
İstanbul Esenyurt’ta bulunan 16.000 m² açık ve 11.000 m² kapalı alana sahip modern fabrikalarda üretilen ürünler, hem Türkiye’nin iç pazarına hem de Avrupa’daki müşterilere sunulmaktadır.
Avrupa’da Tercih Edilen Ürünler
PRIOPACK ürünleri yüksek kalite, kullanım kolaylığı, dayanıklılık ve reklam amaçlı fonksiyonel tasarımları sayesinde Avrupa ülkelerinde yoğun ilgi görmektedir. Özellikle meyve-sebze kutuları, ürün kolileri ve kağıt taşıma poşetleri; grossmarkt zincirlerinden fastfood restoranlarına, pastanelerden perakende mağazalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir.
Geniş Ürün Yelpazesi
PRIOPACK; pizza kutusundan e-ticaret kolilerine, hamburger kutusundan özel kesimli kutulara kadar geniş bir ürün çeşitliliği sunmakta, aynı zamanda Türkiye’deki ihracatçılara da katkı sağlamaktadır.
Alfter, 8 Temmuz 2025 – Avrupa’nın önde gelen halı markalarının (Merinos, Dinarsu, Padisah) distribütörlüğünü üstlenen Medipa Handels GmbH, Almanya’daki sürdürülebilir ve teknoloji odaklı büyüme stratejisinde önemli bir adım attı. Şirket, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine bağlı Alfter kentinde “Medipa Eco Campus” adını taşıyacak yeni bir lojistik ve yönetim merkezi kuruyor. Projenin toplam yatırım hacmi 50 milyon euro.
Kampüsün kuşbakışı mimari görünümü
Troisdorf’taki mevcut faaliyetlere ek olarak geliştirilecek olan bu proje, 75.000 metrekarelik bir alanda yükselecek. “Yeşil Kampüs” anlayışıyla tasarlanan alan; çevreci altyapısı, yenilenebilir enerji sistemleri ve çalışan odaklı konseptiyle dikkat çekiyor. Kampüsün DGNB-Gold ve QNG-Plus gibi yüksek prestijli sürdürülebilirlik sertifikaları alması hedefleniyor – bu standartlara şu an yalnızca %10’luk bir kesim ulaşıyor.
DGNB Gold & QNG Plus Sertifikalı, Çevreci ve İnsan Odaklı “Yeşil Kampüs”
Yeni kampüs, Almanya’da yalnızca %10’luk seçkin bir yatırım sınıfının ulaştığı DGNB Gold ve QNG Plus sürdürülebilirlik sertifikalarına aday gösterildi.
40.000 m² tam otomasyonlu lojistik depo
5.000 m² ofis, showroom ve Ar-Ge alanı
100 araçlık çift katlı otopark, TIR bekleme alanları
2 MW kapasiteli güneş enerjisi sistemi ve batarya altyapısı
Yaygın çatı yeşillendirmesi ve cephe bitkilendirme sistemleri
Rejeneratif ısıtma teknolojileri
5.000 m² üzerinde özel peyzajlı yeşil alan
Tam otomatik yangın söndürme sistemleri
Çalışanlar için modern, ergonomik çalışma alanları, ayrıca dinlenme ve spor alanları
İnşaat Mart 2026’da Başlıyor
Projede ilk kazmanın Mart 2026’da vurulması planlanıyor. Yaklaşık 20 aylık inşaat sürecinin ardından, “Medipa Eco Campus” 2027 yılı sonuna doğru faaliyete geçmiş olacak.
Showroom, Ar-Ge ve çalışma alanlarından iç görünüm
Avrupa Lojistiğinde Yeni Merkez
Tesis faaliyete geçtiğinde:
Yaklaşık 250 kişilik istihdam sağlayacak
Günlük 100.000 halı sevkiyat kapasitesine sahip olacak
Avrupa’nın dört bir yanına 24 saat içinde teslimat gerçekleştirecek
İmza töreninden kare – 8 Temmuz 2025
Alfter Belediyesi’nden Takdir ve Teşekkür
İmza töreni, 8 Temmuz 2025 tarihinde Alfter Belediyesi’nde düzenlendi. Törende şu isimler yer aldı:
Rolf Schumacher – Alfter Belediye Başkanı
Thomas Poggenpohl – Ekonomik Kalkınma Genel Müdürü
Alfter Belediye Meclisi üyeleri
Caglar Kepekci – Medipa Handels GmbH Genel Müdürü
Banu Kepekci – The Carpet GmbH Genel Müdürü
Muharrem Ağustoslu – Medipa Handels GmbH COO
“Alfter, stratejik konumu ve iş birliğine açık yaklaşımıyla bizim için örnek bir yatırım ortamı sunuyor. Bu projeyle hem çevreye duyarlılık hem de sektörel dönüşüm hedefliyoruz.” — Caglar Kepekci, Medipa Handels GmbH Genel Müdürü
Ana giriş ve ofis binası tasarımı
Alfter Belediye Başkanı Rolf Schumacher, törende yaptığı konuşmada Medipa Handels GmbH’ye teşekkür ederek: “Bu yatırım, Alfter tarihinde yapılacak en büyük özel sektör yatırımıdır. Şehrimize değer katacak bu projeden dolayı Medipa’ya minnettarız.” dedi.
Ayrıca belediye, iş birliğini temsilen üzerinde “Medipa+Alfter” yazılı özel bir kürek hediye ederek inşaatın başlangıcını sembolik olarak kutladı.
Osmanlı’nın, 500 yıllık „Saltanat Sofraları İçeceği“ RUMELİ HARDALİYE’sini tatmak ve geleneksel yöntemlerle, bugün nasıl üretildiğini görmek için: Geçen hafta LEZZETHAN kardeşim Burak Duvak ile KIRKLARELİ’ne konuk olduk. Tarihi yapılarını, bağlarını, bahçelerini gezdik. Ünlü Köfteci ve Kahvaltıcılarında; Enfes Et ve Süt Ürünleri tattık. „Lezzete Odaklı“ Yerel Yöneticiler ve Eğitimcilerle tanıştık.
RUMELİ HARDALİYESİ’nin Anadolu Distribütörü, LEZZETHAN kardeşim Burak Duvak ile Kartal Anadolu Adliyesi içindeki „Lezzet Mekanında“ buluştuk ve bu „Lezzet Yolculuğuna“ çıktık.
Kırklareli Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel ile Başkan Yardımcısı Hikmet Yıldırım tarafından karşılandık ve ağırlandık.
Kendilerine teşekkür ediyor, başarılı çalışma ve hizmetlerinin devamını diliyoruz.
RUMELİ HARDALİYESİ KIRKLARELİ LEZZET MEKANLARININ SOFRA ve RAFLARINDA!
Kırklareli’nde bu iki günde neler mi yaptık?
İlk olarak, hep birlikte; 1960’da Hacı Osman Keçeli tarafından kurulan, bugün oğlu İsmail Keçeli ve eşi tarafından işletilen KÖFTECİ İSMAİL’de el yapımı Geleneksel Köfteleri, piyazları ve harika yoğurtları ile siftahı yaptık.
Sonrasında, Belediye Başkan Yardımcısı Kürşat Yamaner’in konuğu olduk. Kırklareli lezzetleri ve tanıtımı konusundaki düşünce ve eylemlerini öğrendik. Başkan Derya Bulut ve kendilerine, başarılar diledik.
RUMELİ HARDALİYESİ “ EV ve ALKOLSÜZ MEKANLARIN“ İDEAL SOFRA İÇECEĞİ OLUP, „BUZLA“ DEĞİL, „SOĞUK“ İÇİLİR!
Günün akşamında ise, RUMELİ HARDALİYE Gn. Md. Çağatay Yıldırım ile bir şehir turu yaptık, kentin tarihi köşelerini gezdik. Restaurant ve Cafeleri ile ünlü semtinde, akşam çaylarımızı içtik. Ertesi gün için, Fabrika ve Bağ Gezisine davet edildik.
Kahvaltılık Ürünlerinin Lezzetlerine doyamadığımız „Dokuz Höyüklü Kahvaltı Market’te, 2 sabah kahvaltısını: Sevgili kardeşimiz Mustafa Bilik’in, bizim için seçtiği Peynir çeşitleri, zeytinler ve çiğ yenilebilen özel Pehlivan Sucuğu ile yaptık.
Kırklareli Organize Sanayi Bölgesindeki RUMELİ HARDALİYE Fabrikasında, Hikmet Yıldırım ve Oğullarından kuruluşun mazisi ile ilgili bilgiler aldık, yeni hedeflerini öğrendik.
1996’da, Üzüm Üreticileri Derneği olarak kurulan, bilahare A.Ş.’ye dönüştürülen ve yerel boyutta Hardaliye üretimi, yıllık 50 ton olan kuruluşu: 2019 da, devr alarak, ciddi bir yatırımla bu günkü konumuna getiren, yıllık üretim kapasitesini, 200 ton’a çıkaran Hikmet Yıldırım, oğulları Çağatay ve Çağrı Yıldırım „RUMELİ HARDALİYESİ“ Markasını tescil ettirerek, yurt içi ve dışı pazarlarda, „Sağlıklı ve Helal İçecek“ olarak dikkat çektiler, talep yarattılar.
Kendilerinin de bilfiil çalıştığı 1500 m2 açık alan ve 500 m2 kapalı alana sahip 2 katlı Fabrika Binasından, iç ve dış pazarlardaki satış ve dağıtım sistemleri işletilmektedir.
Sohbetimiz esnasında: „Bağlarımızın, ağırlıkla Cabarnet Sauvignon, Merlot, Şiraz, Alfonse, Sauvignon Blanc ve yerli Papaz Karası üzümlerinin kullanılarak, üretilen 0 Alkollü ve Helal Sertifikalı, sağlıklı üzüm suları, çocukların dahi rahatlıkla tüketebileceği, enerji veren özellikler içermekte olup, Kupaj Kırmızı „CLASSİC“, Cabarnet Sauvignon „RED“, Sauvignon Blanc „GOLD“ ve bu iki üzüm Kupajından oluşan „ROSE“ olarak 4 değişik Lezzette değerlendirilmekte, 200 ve 700 ml’lik şişelerde pazarlanmaktadır“ diyen Çağatay Yıldırım, LEZZET HAREKETİ’ne yaptığı açıklamalarına devamla, „Her yıl Eylül ayında yaptığımız Bağ Bozumu Hasatından sonra, özel yapım Sap Ayırma ve Tane Patlatma Makinamızdan çıkan patlamış üzümleri, tanklarımıza dolduruyoruz.
Akabinde, bizzat Rakipsiz Formülümüz gereği: (Öğütülmüş Hardal Tohumlarını ve Vişne Yapraklarını) tanklarımızın üstündeki kapaktan içine atıyorum.
Bu formülle, hem üzüm suyu alkol üretememekte, hem de ulaşılamayan RUMELİ HARDALİYESİ Lezzeti, sürekli kılınabilmekte.
Ürünlerimiz, tanklarda 25 günde olgunlaşmakta, laboratuvar incelemeleri yapılıp, ALKOLSÜZ Raporu alındıktan sonra, otomatik makinalarımızda şişeleniyor, etiketleniyor, kolilere yerleştiriliyor ve dağıtıma sevk ediliyor“ dedi.
Kuruluş, bu yıl yepyeni, sağlıklı ve çok iddialı bir ürününü daha piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
„Gıda Takviyesi“ mahiyetindeki, bu ürün %100 yerli ve doğal olup, yüksek „Antioksidan“ içeren Cabarnet Sauvignon Üzümlerinin, olgunlaşma tankı dibinde kalan „Çekirdek ve Kabuklarının“ sıkılıp, özellikle güreşte kurutulup, öğütülerek toz haline getirilmesiyle elde edilmekte ve yüksek miktarda „RESVERATROL QERSETİN“ içermektedir.
Rumeli Hardaliye A.Ş. elde ettiği bu malzemeyi; „Aksu Vital“ Tesislerinde, Bitkisel Kapsüllere doldurup, 60 adetlik şişelerde ENOANT KAPSÜL olarak ihtiyaç sahiplerinin kullanımına sunacak.
„Resveratrol Qersetin“ nedir ? diyecek olursanız:
„Antioksidan, Antienflamatuar ve Antibakteriyel“ özellikleri ile, insan vücudunda çevre koşulları ve beslenme yanlışlıkları dolayısıyla oluşan negatif unsurlara karşı; Bağışıklığı yükselten, iltihapları azaltan, mikropları kıran, faydalarının yanı sıra kalp hastalığından koruyucu, kan basıncını dengeleyici, kolesterol seviyesini düşürücü özelliklere de, sahip bulunmakta olduğu ifade edilmektedir.
Böylesi yararlı ve Helal Belgeli çalışmalarla, iştigal eden Yıldırım ailesinin kökü: 1955 yılında Makedonya’dan gelen, büyük dedeleri sobacı Bayram usta’ya dayanmakta, usta’nın 4 erkek ve 3 kız çocuğundan, Ahmet’in de 4 oğlu ve 1 kızı olmuş, onun da oğlu olan Hikmet Yıldırım, çalışma hayatına inşaat işleri ile başlamış, yetişen 2 oğlu ile Gastronomi Sektörüne; Sağlıklı ve dini açıdan da makbul, geçmişimizin faydalı, ancak unutulan lezzetlerini, günümüze taşıyan RUMELİ HARDALİYESİ çeşitleri ile girmiştir.
Kendisini ve Yıldırım Ailesini kutladıktan sonra, üzümlerinin henüz „Koruk“ olduğu bağlarını da gezdik.
Akabinde, Kırklareli’nin modern, şık ve büyük Köfte ve Et Ürünleri Restaurantına gittik.
Dekorasyonu, ünlü Mimar Serkan Çizmeci tarafından yapılan Olcay ve Oktay Ayan kardeşlerin, AYAN KARDEŞLER KÖFTECİSİNDE Köftelerimizi, bu sefer profesyonellerin elinden yedik.
Hep birlikte, KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ Rektörü Prof. Dr. Rengin Ak hanımefendiyi ziyaret ettik.
Kendisini LEZZETHANLAR arasına aldık. Ünversitenin Gastronomi Bölümünü tanıdık, öğrencileri ile bu konulardaki düşüncelerini dinledik, LDF olarak yanında olmaya söz verdik.
RUMELİ HARDALİYESİ DÜNYA TANITIMI İÇİN: BU YILIN „ANUGA FUARI HELAL MARKET“ RAFLARINI TAVSİYE ETTİM!
Son ziyareti ise: KIRKLARELİ TİCARET BORSASINA yaptık.
Coğrafi işaretli ve önemli Gastronomik Ürünleri: Hardaliye başta olmak üzere, Ay Çekirdeği, Kiraz ve diğer meyvelerin yanında, Et ve Süt ürünlerindeki „Üstün Lezzet“ hakkında çarpıcı bilgiler aldık.
Bu arada helal ürünlere rağbetin arttığı Avrupa ülkelerinde distribütörler arayan kuruluşun yönetimine, Berlin’deki ünlü Türk sommelier Ahmet Tosun’un, Rumeli Hardaliyesi övgüleri nedeniyle, bu yıl Ekim ayında, Almanya’nın Köln kentinde yapılacak olan dünyanın en büyük Gıda Fuarı ANUGA FOOD gibi, bir büyük şansı değerlendirmelerini tavsiye ettim.
Benim de bir gazeteci ve LDF Başkanı olarak katılacağım, ANUGA FUARI içinde kurulan: „ANUGA HELAL MARKET“ Standında, HARDALİYE çeşitlerini ve ENOANT Gıda Takviyesi ürünlerini sergilemelerini önerdim. Almanya, Avrupa ve hatta dünya alıcılarıyla, burada tanışabileceklerini hatırlattım.
Ayrıca; Borsa Yönetiminin, 5-8 Aralık günleri düzenleyeceği KIRKLARELİ TARIM ve HAYVANCILIK FUARINDA buluşmak üzere sözleştik ve İstanbul’a dönüş yolculuğumuza çıktık.
Remscheid / Antalya, Mayıs 2025 – Alman mühendisliği ile Akdeniz’in sıcaklığı bir araya geldiğinde ortaya yalnızca kıvılcımlar değil, ilham veren bir enerji çıktı. Neon Energie GmbH, Antalya’da düzenlediği eğitim kampıyla unutulmaz bir haftaya imza attı. “Enerjiye Yeni Bir Bakış” (ENERGIE.NEU.GEDACHT) sadece bir slogan değil, bu buluşmanın ruhunu yansıtan güçlü bir mesaj oldu. Katılımcıların zihinlerinde ve yüreklerinde iz bırakan bir dönüşüm yaşandı.
Ekip Ruhu ve Vizyon Bir Arada
Güneş gökyüzünde parıldarken, asıl enerji yeryüzündeydi: Birlikte üretme tutkusu, yüksek motivasyon ve sürdürülebilir bir geleceğe duyulan bağlılık. Deniz kenarında gerçekleşen samimi akşam yemeği ise, bir kapanıştan ziyade; paylaşılan deneyimlerin, güçlenen bağların ve geleceğe duyulan ortak inancın sıcak bir buluşmasıydı.
Eğitimle Başlayan, Keşifle Devam Eden Bir Hafta
Sabah saatlerinde gerçekleşen yoğun eğitim oturumlarının ardından, ekip öğleden sonraları ATV safarisi ve dalış gibi etkinliklerle enerji topladı. Bu deneyimler, yalnızca teorik bilgilerin değil; keşfin, dayanışmanın ve ortak büyümenin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Yıldızların Altında Ortak Bir Gelecek
Haftanın finalinde ise yalnızca bir ödül töreni değil, aynı zamanda fikirlerin paylaşıldığı, vizyonların buluştuğu ve geleceğin heyecanla konuşulduğu samimi bir gece yaşandı. Planlı bir programdan çok, ilham dolu bir yolculuktu.
Soldan sağa: Tolga Halıcı – Chief Executive Officer (CEO) und Doğan Şahin – Chief Operating Officer (COO)
Neon Energie’nin Gücü: İnsan, Vizyon, Işık
Antalya’da bir araya gelen Neon Energie ekibi, yalnızca yetkinlikleriyle değil, tutkuları ve bağlılıklarıyla da parladı. Bu buluşma bir kez daha gösterdi ki enerji sektörü gri olmak zorunda değil; doğru vizyon ve insanlarla birlikte ışık saçabilir.
27 yıldır kanserle mücadelede en ön safta yer alan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı LÖSEV, Kurban Bayramı sevincini lösemili ve kanser ile mücadele eden çocukların yanı sıra, yetişkin kanser hastalarının da evlerine taşıyor. LÖSEV, yardımlaşmanın ve paylaşmanın ortak mutluluğunu, 23 yıldır vekaleten kurban kesimleriyle sadece veren elden alan ele değil aynı zamanda gönülden gönüle ulaştırıyor. LÖSEV bu yıl için, vekaleten kurban bağışı fiyatlarını 15 bin 900 TL olarak belirlediğini duyurdu.
LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, 2002 yılından bu yana Türkiye’de vekaleten kurban kesimi yapıyor ve ihtiyaç sahibi, Vakfa kayıtlı binlerce lösemi ve kanser tedavisi gören hastaya dağıtıyor. Modern, et entegre tesislerinde ve hijyenik koşullarda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın icazet, cevaz ve esaslarına uygun olarak gerçekleşen kesimler; Vakıf gözlemci personelleri, noter yetkilisi, veteriner hekim, din görevlisi, kalite güvence sorumlusu, kasap ve et sorumlularından oluşan bir ekip huzurunda vekalet veren bağışçıların isimleri tek tek okutularak ve kan akıtılarak gerçekleştiriliyor. Kesimler, Kurban Bayramı’nın ilk üç gününde, adak kurbanları ise Arife günü dini vecibelere uygun olarak yapılıyor. Kurban temini ve kesimine ilişkin süreçten bağışçı düzenli olarak haberdar ediliyor. LÖSEV, vekaleten kurban kesimi hizmetinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için kurban bağışında bulunacak vatandaşlara, bağışlarını son güne bırakmamaları noktasında çağrıda bulunuyor.
Lösemili Çocuklara 12 Ay Taze Et
Kesilen kurban etinin bir kısmı dinlendirilerek bayramdan hemen sonra kalanı ise kesen kurumlara emanet edilerek 12 ay boyunca vakumlanmış ambalajlarda taze et ve et ürünleri şeklinde LÖSEV’e kayıtlı ailelere ulaştırılıyor. Türkiye genelinde sayıları 110 bini aşkın LÖSEV’e kayıtlı ailelerden sosyal incelemeleri tamamlanan ve ihtiyaçlarına göre sıralanan bu bağışlar; ailelere yıl içinde düzenli ve eşit olarak kuşbaşı, parça et, biftek olarak dağıtılıyor. Ayrıca LÖSEV aileleri, bu etlere içerisinde kendilerine özel bakiyeleri olan yalnızca taze et ve et ürünleri alımı yapabilecekleri LÖSEV Et Kart ile de büyük marketlerden erişebiliyor.
Bayram Bağışlarıyla Hayat Veriliyor
LÖSEV’e kayıtlı ailelerin yüzde 87’si asgari ücret ve altı gelire sahip. Bu nedenle, Vekaleten Kurban Bağışları ile sağlanan et desteği, tedavi sürecinde protein ağırlıklı beslenmesi gereken lösemili çocuklara can oluyor. Maddi Bayram Bağışları da LÖSEV’in kalıcı eserlerine kaynak olarak lösemili ve kanser ile mücadele eden çocuk ve ailesine; yetişkin kanser hastalarına hayat veriyor. Bu bağışlar ile ilacından yoğun bakım tedavisine, evindeki beyaz eşyalarına, ayakkabısından oyuncağına, bilgisayarından kitabına, eğitim bursundan tatil kampına kadar çok yönlü bir yardımla yanlarında olarak LÖSEV Ailelerine ulaştırılıyor. 1990’lı yıllarda lösemide tedavi başarısı yüzde 20 civarındayken günümüzde kişiye özel tedaviler, sağlıklı beslenme ve bakımla LÖSEV’in Ankara’daki LÖSANTE Hastanesi’nde tedavi başarı oranı yüzde 95’lere ulaşmış durumda. Söz konusu başarının, gönüllü ve bağışçılarının destekleriyle yüzde 100’e ulaşması hedefleniyor.
Siz de vekâleten kurban bağışlarınızı ve kurban bayramı bağışlarınızı https://www.losev.org.tr/bagis/kurban.html linkini tıklayarak web sitemizden gerçekleştirebilirsiniz.
Konutta güvenli ve sürdürülebilir yaşam anlayışını benimseyen QFlats projesinin temel atma töreni, 28 Mayıs 2025 tarihinde İstanbul Kurtköy’de gerçekleştirildi. Maher Holding çatısı altındaki QC İnşaat ve MHR Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı iş birliğiyle hayata geçirilen proje, sigorta destekli güvenli konut modeliyle Türkiye’de yeni bir dönemin habercisi oldu.
Quick Sigorta, Corpus Sigorta, Allianz Teknik, Tepe İnşaat, QC İnşaat, Entegre Proje Yönetim ve Tago Architects gibi sektörünün lider kurumlarının güç birliğiyle MHR GYO tarafından geliştirilen QFlats, bina tamamlama sigortası, deprem mühendisliği analizi ve kurumsal denetim süreçleriyle desteklenen örnek bir yapı modeli sunuyor.
Törene, Maher Holding CEO’su Levent Uluçeçen, Maher Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökay Erdemoğlu, Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, Maher Holding Yatırımlar ve İştirakler Başkanı Volkan Yıldız, Corpus Sigorta Yönetim Kurulu Başkan Vekili Uğur Doğan, Tepe İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şen, Allianz Teknik ve Risk Mühendisliği Direktörü Doktor Ceyhun Eren, Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, MHR GYO Genel Müdürü Nurkan Kaçmaz, MHR GYO Gayrimenkul Yatırımları ve Proje Geliştirme Komitesi Başkan Yardımcısı Emin Murat Kan, MHR GYO Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Gülmez, Tago Mimarlık Gökhan Altuğ, Entegre Proje Yönetimi Kemal Okumuş, TÜSAF, SAB, İSAD yöneticileri katıldı. Çok sayıda acente ve basın mensubu ile gayrimenkul, yapı ve sigorta sektörlerinin temsilcileri de törene ilgi gösterdi.
Ahmet Yaşar (Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı): “Türkiye’ye örnek bir model”
Günün, bir projenin temel atma töreni olmasının ötesinde, önemli bir modelin doğuşu anlamına geldiğini söyleyen Ahmet Yaşar “Güvenli Konutta Yeni Standartlar: Herkesin Hakkı” diyerek şunları kaydetti:
“Bugün burada, sadece bir konut projesinin değil, Türkiye’ye örnek olmasını ümit ettiğimiz ve bunun için uzun zamandır uğraştığımız bir modelin de temelini atıyoruz. Sevgili CEO’muz Levent Uluçeçen Bey’in her zaman söylediği gibi biz müteahhitlik hizmeti yapmak için bu oluşumları kurmadık. Banka dışı finans alanında, Türkiye’ye örnek modeller oluşturmak üzere bir araya geldik. MHR GYO, bugüne kadar Quick Tower ile İstanbul’da, kurumsal projelerle İzmir’de ve Ankara’da gördüğünüz yatırımlarını, bugün ilk defa burada bir konut projesiyle taçlandırıyor. Türkiye gibi güvenli, dirençli yapılara ihtiyaç duyulan bir deprem ülkesinde ‘sigorta destekli güvenli konut projesi’ yaratmaya ve bunu bir model olarak ortaya koymaya çalışıyoruz.
Tepe İnşaat’ın yüklenici olduğu, Allianz Teknik’in deprem performans analizlerini gerçekleştirerek uygunluk verdiği projemizde Corpus Sigorta, önleyici sigortacılık faaliyetleriyle buradaki riskleri tespit etti. Önlenebilecek riskleri önledi. Olası önlenemeyeceklerin de kötü sonuçlarını önlemek üzere hem inşaat tüm riskler sigortasını hem de sorumluluk sigortalarını gerçekleştirdi. “Güvenli konut sigorta desteği ile olur” modelinin en önemli halkalarından birisi olarak bina tamamlama sigortası Quick Sigorta tarafından yapıldı. Projenin başından sonuna kadar hem saha denetimini hem her türlü proje koordinasyonunu yapmak üzere ise Quick Sigorta, QC İnşaat’ı görevlendirdi. Özellikle sigorta sektörü paydaşları olarak da bundan sonra başta İstanbul’da, sonra tüm Türkiye’de olacak projelerde bu örnek modeli diğer tüm müteahhitlerimiz ile uygulamak istiyoruz.”
Emin Murat Kan (MHR GYO Gayrimenkul Yatırımları Proje Geliştirme Komitesi Başkan Yardımcısı): “Sigorta destekli proje, içimiz çok rahat”
Konuşmasına paydaşlara, iş ortaklarına ve ekip arkadaşlarına teşekkür ederek başlayan Emin Murat Kan sözlerine şöyle devam etti: “Kasım ayında ruhsatı alır almaz, vakit kaybetmeden işlerimize başladık. Projenin hafriyat ve ilksel çalışmaları tamamlandı. Geçen ay da betonarme işlerinin startını verdik ve şu anda temel betonunu döküyoruz; çok mutluyuz. Tabi ki işi başlatmak kadar belki daha da önemlisi bitirmek. Şantiyelerde ‘İşin başında ve sonunda olmayacaksın’ denir. Bu dertlidir, işi başlatmak, ayağa kaldırmak, ruhsatı vs’si, planlaması, kurgusu… İşin sonunda para biter, ödenekler biter, teslim süresi vardır, ekip ayrılır… Ama Allah’a şükür ben başladığım tüm projeleri bitirdim. Şöyle de bir durum var, bu projenin bitmeme şansı yok. Biz projemizi yüzde 100 sigorta destekli, kurumsal yapıda kurguladık. Ve aynı zamanda bu noktada bir iş birliğine de gidiyoruz. Tepe İnşaat, Allianz Teknik, Tago Mimarlık… Çok ciddi firmalarla, kurumsal yapıda geliştirdiğimiz bu proje aslında; bir örnek teşkil ediyor. 25 yıldır inşaat yapıyorum. Bunu canı gönülden, çok net bir şekilde söyleyebilirim. Bu yaptığımız şey sigorta destekli, arkasında güçlü, regüle edilmiş bir kurumun, sigorta firmasının olduğu bu yapı çok önemli ve çok örnek bir proje. İçimiz çok rahat.”
Dr. Ceyhun Eren (Allianz Teknik ve Risk Mühendisliği Direktörü): “Vizyonumuzla uyumlu bir proje”
“Benim uzmanlığım deprem mühendisliği. Tabii ki ülkemiz deprem ülkesi ve toplumumuz da depremle birlikte yaşamak için güvenli binalarda oturmayı hak ediyor. Biz, bundan tam beş yıl önce ‘bilinçli toplum, güvenli yapılar, sürdürülebilir gelecek’ vizyonuyla yola çıktık. Açıkçası bu projenin de tam olarak bizim vizyonumuzla örtüştüğünü düşünüyorum. Allianz Teknik olarak bu projede yer almaktan heyecan, bu yapıların deprem performans analizlerini yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz; gurur duyuyoruz. Bundan sonra da elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Emeği geçen herkese teşekkürler. Hepimize hayırlı uğurlu olsun.”
Hasan Şen (Tepe İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı): “QFlats yüksek standartlı bir iş birliği”
Projenin değerinin altını çizen Hasan Şen, “1969 yılında kurulan Bilkent Holding’in amiral gemisi konumundaki Tepe İnşaat; hastane, konut, hava alanları, iş ve alışveriş merkezleri ve endüstriyel tesisleri içeren sektörel portföyü ile ulusal ve bölgesel ölçekteki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Tepe İnşaat olarak sektördeki köklü geçmişimiz ve birikimimizle Türkiye’de ve 10 farklı ülkede toplam 13.000.000 metrekarelik inşaat alanı gerçekleştirdik. Bugün burada atacağımız temel, Maher Holding ile kurduğumuz güçlü iş birliğinin ve güvene dayalı ortaklığın somut göstergesidir. Güçlü markaları bir araya getiren ve müteahhit olarak yer almaktan gurur duyduğunuz QFlats projesi, ulusal ve uluslararası regülasyonlara tam uyum sağlayarak kalite ve iş güvenliği hassasiyetimiz çerçevesinde yürüttüğümüz yüksek standartlı projelerden birisi olacaktır. Bu proje sadece bir inşaat değil, bölgeye ve ülkemize katma değer sağlayacak, istihdam yaratacak, ekonomiye güç verecek, sosyal yaşama yeni bir soluk kazandıracaktır” dedi.
Nurkan Kaçmaz (MHR GYO Genel Müdürü): “Sektörde güvene dayalı bir model”
“Sigorta şirketleri iştiraki ilk GYO olarak çıktığımız bu yolculukta bugün önemli bir adım atıyoruz” cümlesiyle konuşmasına başlayan Nurkan Kaçmaz, şöyle devam etti:
“En iyi gayrimenkul geliştiricilerinden biri olma hedefine emin adımlarla yürürken, önemli bir modeli hayata geçirdik. Alanının güçlü kurumlarıyla oluşturduğumuz bu iş birlikleriyle, ana yüklenici olarak Tepe İnşaat, deprem analiz performansını yapan Allianz Teknik, Entegre Proje Yönetim’in proje denetimini yaptığı proje mimari olarak da Tago Mimarlık’ın yer aldığı bu model bizim için çok önemli.
Bu projenin en önemli kısmı ise çok önemsediğimiz ve sektöre örnek olması açısından bina tamamlama sigortası ile Quick Sigorta ve inşaat ve tüm riskler mali sorumluluk sigortası kısmında da Corpus Sigorta oluşturdu. Ülkemizde sigortalı gayrimenkul geliştirme modelinin sektöre değer katacağına yürekten inanıyoruz. Bu yaklaşımın gayrimenkul sektöründe güveni esas alan yeni bir döneme öncü olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu örnek modelin hem yatırımcılara hem sektöre ilham vermesini temenni ediyor, bu sürece katkı veren tüm paydaşlara ve tüm katılımcılara içtenlikle teşekkür ediyoruz.”
QFlats: Sigorta destekli güvenli yaşam alanı
Deprem performans analizlerini Allianz Teknik’in gerçekleştirdiği, bina tamamlama sigortasını Quick Sigorta’nın sağladığı ve tüm riskler ile sorumluluk sigortalarını Corpus Sigorta’nın üstlendiği proje; yalnızca konut üretimi değil, kurumsal güvenin yapı güvenliğiyle buluştuğu özgün bir model olarak öne çıkıyor. Projede mimari tasarımı Tago Architects, proje yönetimini Entegre Proje Yönetim, müteahhitliği ise Tepe İnşaat üstleniyor.
Wiesbaden/Niedernhausen – 29 ülke, tek bir sahne, sadece dört dakika… Ve bu kısa sürede hem bilgisiyle hem de net mesajlarıyla jüriyi etkileyen bir konuşmacı: Dortmund’dan Enes Özkaya, Wiesbaden’de düzenlenen 6. Uluslararası Speaker Slam yarışmasında Excellence Award (Mükemmellik Ödülü) ile onurlandırıldı. Özkaya’nın mesajı netti: “Sizi, şirketinizi ve sunduğunuz ürün ile hizmetleri daha güvenilir hale getiriyoruz.”
Dünyanın dört bir yanından gelen konuşmacıların sadece dört dakika içinde mesajlarını en etkili şekilde aktarmaları gereken bu prestijli yarışma, retorik beceri, uzmanlık bilgisi ve duygusal etkiyi bir arada gerektiriyor. Enes Özkaya, tüm bu unsurları başarıyla bir araya getirmeyi başardı.
“Gerçekten ne kadar güvenilirsiniz?”
Konuşmasında birçok şirkette hâkim olan sistemsiz, düzensiz ve otomasyondan uzak yönetim anlayışını sert bir dille eleştiren Özkaya, temel bir soru ortaya attı: “Ürününüz, hizmetiniz ya da sunduğunuz servis gerçekten ne kadar güvenilir?”
Perdenin arkasındaki gerçekler
Sertifikasyon ve denetim alanlarında onlarca yıllık deneyime sahip olan Enes Özkaya, şirketlerin iç dinamiklerini yakından tanıyor. Nerede süreçlerin tıkandığını, güvenin nasıl zedelendiğini ve en önemlisi bu güvenin nasıl yeniden inşa edilebileceğini çok iyi biliyor.
Konuşmasında verdiği somut örneklerle, sertifikaların yalnızca iç denetim için değil, aynı zamanda dışa dönük güven inşasında da nasıl dönüştürücü bir rol oynadığını gözler önüne serdi. Özellikle dijital çağda, satışların büyük kısmının çevrim içi platformlarda gerçekleştiği bir ortamda, güven ve şeffaflık her zamankinden daha kritik hale geliyor. Özkaya, “Tüketiciler, tanınmış sertifikalara ve ödüllere sahip internet sitelerinden alışveriş yapmayı açık şekilde tercih ediyor,” dedi.
Sertifikasyon: Yeni güven unsuru
“Günümüz toplumu; kaliteli, çevre dostu, sürdürülebilir, veri güvenliğine önem veren ve enerji açısından verimli ürünler ile hizmetler talep ediyor. Ancak artık sadece web sitelerine yazılan sözler ya da broşürlerdeki vaatler yeterli değil. Önemli olan, bağımsız ve akredite kurumların yaptığı denetimlerdir,” ifadelerini kullandı.
Özkaya’nın temel mesajı netti: Gerçek başarı, bağımsız denetim kuruluşlarının belirlenen standartların uygulandığını onayladığı noktada başlar – ve şirketler bu durumu açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır. Ancak bu şekilde güvenilir bir konumlandırma mümkün olur.
Güvenin ve sorumluluğun sesi
Özkaya’nın Speaker Slam’deki performansı sadece etkileyici bir hitabet başarısı değildi; aynı zamanda güçlü bir farkındalık çağrısıydı. Alanında derin uzmanlığı, ikna gücü ve zamanın ruhuna uygun temasıyla dikkatleri üzerine çekti.
“Bu ödül benim için büyük bir onur,” dedi yarışma sonrasında. “Ama asıl önemli olan, tüm girişimcilere verdiğimiz mesaj: Müşterilerinize güveni geri verin. Bunu reklam sloganlarıyla değil, denetlenebilir gerçeklerle yapın – sertifikasyonlar ve bağımsız denetimlerle. Çünkü ekonomimiz, tüketicilerin güveniyle ayakta kalır.”
Kalıcı bir etki bırakan konuşma
6. Uluslararası Speaker Slam sadece bir ödül sahibini değil, aynı zamanda hayati bir farkındalığı da gün yüzüne çıkardı: Karmaşıklaşan dünyada şirketler, sağlam güven temelleri inşa etmek zorunda.
“Bir tüketim toplumunda yaşıyoruz. Bu toplum, ciddiye alınmayı hak ediyor – güvenilirlik, şeffaflık ve sorumlulukla.”
DÜSSELDORF – Türk mobilya sektörünün dünya çapında tanınan markası WELTEW HOME, Almanya’daki ikinci mağazasını Düsseldorf’ta açtı. Büyük bir coşku ve görkemli bir atmosferle gerçekleşen açılış, iş, siyaset ve sivil toplum dünyasından çok sayıda seçkin konuğun katılımıyla adeta bir kutlamaya dönüştü.
Kalitenin Adı: Weltew Home
1996 yılında Bursa İnegöl’de küçük bir atölyede temelleri atılan Weltew Home, bugün 90.000 m²’lik modern üretim tesislerinde geleneksel el işçiliğiyle teknolojiyi birleştirerek dört kıtaya yayılan bir başarı öyküsüne dönüştü. ISO 9001 kalite belgesiyle üretim yapan marka, hem estetik hem fonksiyonel çözümleriyle global pazarda Türk mobilyasını başarıyla temsil ediyor. Dünya genelinde 300’ü aşkın satış noktasıyla geniş bir ağa sahip olan Weltew Home, bugün Türkiye’nin 68 ilinde 140 mağaza, yurt dışında ise 80’in üzerinde showroom ile hizmet veriyor.
“Her Hafta Yeni Bir Mağaza Açma Hedefindeyiz”
Firmanın yönetim kurulu başkanı Mustafa Balcı ise WELTEW HOME’un global başarısına dikkat çekerek şunları ifade etti: “WELTEW HOME, dünya çapında 300’ün üzerinde mağazası olan, İnegöl mobilya sektörünün gurur kaynağı bir markadır. Yatak odasından yemek odasına, genç odasından yatak, baza ve yorganlara kadar tüm ev ihtiyaçlarına yönelik üretim yapıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Paris ve Belçika’daki açılışlarımızın ardından, bugün Düsseldorf’tayız. Haftaya Astana’da açılışımız olacak. Her hafta bir mağaza açma hedefiyle küresel çapta büyümeye devam edeceğiz.”
Evlerinize Şıklık ve Güven Katıyoruz
Mağaza Müdürü Aslı Yılmaz: “Bugün burada bizimle olan tüm misafirlerimize içten teşekkür ediyorum. Weltew Home sadece mobilya değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı sunuyor. Üretim sürecinde bizzat yer aldığım için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, kalitemizi her detayda hissedeceksiniz. Düsseldorf’taki bu mağaza ile sizlere şıklık ve güven sunacağız.
Avrupa’daki Türk Kalitesinin Temsilcisiyiz
Hüdaverdi Balcı, WELTEW HOME yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda Isparta Meclis Üyesi olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Fabrikamız Bursa İnegöl’de ve yaklaşık 800 kişiye istihdam sağlıyor. Avrupa’nın birçok bölgesinde bayiiliklerimiz mevcut. Düsseldorf’taki bu açılış da önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Türkiye’nin mobilya kalitesini, özellikle İnegöl mobilyasını burada yaşatacaklar. Ali Bey’i ve Ufuk Bey’i bu vizyonları için tebrik ediyorum.”
Stratejik Bir Yatırım Noktası
Ufuk Altınarık, Türkiye’den gelen yatırımcı olarak yaptığı değerlendirmede şu sözlere yer verdi:
“Amacımız Türkiye’de kalitesini kanıtlamış modern ve kullanışlı mobilyaları burada yaşayan insanlara sunmak. Ürünlerimiz tasarımı, kalitesi ve fonksiyonelliğiyle fark yaratıyor. Bu bölgede böyle bir mağaza eksikti. Gördüğümüz bu ihtiyacı karşılayarak insanların evlerine konuk olmayı, huzur ve mutluluk sunmayı hedefliyoruz.”
Diplomatik Destekten Tam Not
Muavin Konsolos Cevdet Aydın: “Weltew Home gibi bir markanın Düsseldorf’ta mağaza açması hem vatandaşlarımız hem de kendim bir tüketici olarak burada bir mağaza açılmasını çok olumlu olarak karşılıyorum. Biraz önce firma sahibi Mustafa Bey’in bahsettiği gibi yaklaşık yurtdışında 85’e yakın bir mağaza açılışı olmuş. Bundan sonra da epey bir sayıda mağaza açılacakmış. Başarılarının devamını diliyorum. Bol kazançlı ve bereketli alışverişler diliyorum. Hayırlı uğurlu olsun”.
Ayrıca Aralık 2024 ayında göreve başlayan Düsseldorf Başkonsolosluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşesi Seyfettin BatuhanGül: ”Weltew Home, Türkiye’nin en önemli mobilya firmalarından biri olmasının yanı sıra, mobilya sektöründe global bir oyuncu olma vizyonuna sahip güzide bir markamızdır. Bu vizyonun bir parçası olarak, Kuzey Ren-Vestfalya’nın başkenti Düsseldorf’ta açılan bu güzel mağazanın açılışında bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Müteşebbislerimize ve tüm ekip arkadaşlarına başarılar diliyor, böyle değerli bir şubeyi kazandırdıkları için kendilerini tebrik ediyorum.”
Dünyanın Her Yerindeyiz
Avrupa Satış Müdürü Sercan Karataş: “Dünyanın Her Yerindeyiz”
“Dünyada 4 kıtada, 80’in üzerinde ülkede 300’ü aşkın bayilikle hizmet veriyoruz. Geçtiğimiz hafta Cenevre, bir önceki hafta Paris mağazamızı açtık. Bugün Düsseldorf’tayız. Yıl sonuna kadar Avrupa’da 30 bayinin üzerine çıkmayı hedefliyoruz. Ayrıca NEWJOY (çocuk markamız) ve Weltew BEDDING ile üç markamızla büyümeye devam ediyoruz.”
Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balcı, açılışın sonunda kurdeleyi kesmeden önce kısa bir konuşma yaparak katılımcılara teşekkür etti. Kurdele kesimiyle birlikte mağaza resmi olarak hizmete açıldı.
Açılış organizasyonu profesyonel bir ekip tarafından özenle hazırlandı. Katılımcılar, müzik eşliğinde sunulan ikramlar ve sıcak atmosfer, açılışı unutulmaz kıldı. Kurdele kesimi sonrası mağaza resmi olarak hizmete açıldı.
WELTEW HOME, Düsseldorf’taki yeni mağazasıyla sadece bir perakende noktası değil; Türk mobilya kalitesini temsil eden bir vitrin sunuyor. Avrupa’daki büyümesini istikrarlı adımlarla sürdüren firma, estetik, kalite ve fonksiyonelliği bir arada sunarak yaşam alanlarını güzelleştirmeye devam ediyor.
Zengin Ürün Yelpazesi
• Koltuk Takımları
• Köşe Koltukları
• Yatak Odası Takımları
• Yemek Odası Takımları
• Genç Odası
• Duvar Üniteleri
• Mutfak Masa & Sandalye
• Yatak, Baza & Başlık Setleri
• Tekil Bazalar
• Başlık Modelleri
• Orta ve Zigon Sehpa
• Aydınlatmalar
• Halılar
• Aynalar
• Kitaplık ve Puf
İletişim Bilgileri
Weltew Home Düsseldorf
Adres: Friedrichstraße 61 C, 40217 Düsseldorf, Almanya
Çalışma Saatleri: 10:00 – 18:30
Telefon: +49 151 50217307 | +49 211 69809870
Web: www.weltew.com/tr_tr
Alaska Yayınevi etiketiyle okurlarla buluşan Murat Ali Davulcu Blach’ın yeni kitabı “Bir Bedende İki Ruh Körükçü Ali”, edebiyatseverlerin beğenisine sunuldu.
Kitap roman tadında yazılmış, Körükçü Ali karakterin gerçek hayat hikayesinden alıntılar alınarak yazılmış bir eser. Bu sadece Körükçü Ali’nin değil, bir kuşağın omuzlarında taşıdığı yüklerin, ayrılıkların ve sessiz kahramanlıkların romanıdır.
Vatanından uzaklarda yeni bir hayat kurarken, geride kalanları unutmadan yaşamanın ne anlama geldiğini anlatır.
Her sayfada geçmişin izini, bugünün gölgesini ve geleceğin umudunu göreceksin. Derin karakter analizleri ve güçlü anlatımıyla dikkat çeken eser, insan ruhunun derinliklerine inen etkileyici bir hikâye sunuyor.
Beraberinde toplumsal değerler, kişisel mücadeleler ve insanın iç dünyasında yaşadığı ikilemleri usta bir dille işleyen Blach, bu kitabıyla yine kendine has üslubunu ortaya koyuyor. “Bir Bedende İki Ruh Körükçü Ali”, yalnızca bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda insan ruhunun karanlık ve aydınlık yanları arasında gidip gelen bir yolculuğun da anlatımı.
Kitap, Türkiye’nin önde gelen online kitap platformlarından Kitapyurdu’nda ve seçkin kitabevlerinde satışa sunulmuş durumda.
Edebiyat dünyasına farklı bir soluk getiren bu etkileyici eseri keşfetmek isteyenler için “Bir Bedende İki Ruh Körükçü Ali”, kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.
Eseri Türkiye’den ve Avrupa’dan sipariş vermek için:
1968 yılında işçi olarak Almanya’ya gelen Ali Yakar işçilik hayatında atıldığı yazarlığına devam ediyor. 14. Kitaplarını Umuda Yolculuk – Reise der HOFNUNG adı altında Almanca Türkçe çıkaran Şair yeni kitaplarını Duisburg merkez Kütüphanesinde tanıttı.
Tanıtım gününe Duisburg Anakent Belediye başkanı Sören Link, Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, Duisburg Rheinhausen belediye başkanı Elisabet Liß, AKM Duisburg Rheinhausen başkanları Fatma Yaşar ve Zeki Çakır ve ADD Onursal başkanı Dursun Arı’nın yanısıra diğer davetliler katıldılar.
Ali Yakar açılış konuşmasında Almanya’ya geliş öykü”sünün yanısıra Türkçe şiirler okurken Belediye başkanı Bayan Liß kitaptan Almanca şiirler okudu. Duisburg Anakent başkanı Sören Link konuşmasında, Ali Yakarın şiirlerini okudum, çok etkilendim, şiirleri içerik olarak hepimizi anlatıyor, çok duygusal olmasının yanısıra yol gösterici örnekler dolu ifadeli şiirler yer alıyor. Bu kitaba ön söz yazmaktan onur duydum tebrikler Ali Yakar, yazmaya devam dedi.
Düsseldorf Baş Konsolosu Ali İhsan İzbul Konuşmasında, Ali Yakar Duisburg’da yaşayan ender şairlerden biri, her iki toplum arasında köprü oluşturan Ali Yakar’ın şiirleri içerik köyden Şehire, şehirden gurbet hayatını anlatmaktadır. Şair gurbet hayatını anlatırken her kesimin birbirine benzeyen yaşantısını çok güzel işleyerek şiirlerle dile getirmiş Bende bu kitaba ön söz yazmaktan onur duydum’ yeni kitabının hayırlı uğurlu olmasını diliyor kendisinden yeni kitaplar bekliyoruz diyerek tebriklerini iletti. Kitap tanıtımı için gelen dernek başkanları Ali Yakar için övgü dolu sözler söyleyerek, imzalı kitapları aldılar. Yakarın Almanca – Türkçe çıkan kitapları Şehir Kütüphanesinde yer aldı.
Ali Yakar Kimdir?
Ali Yakar, 1950 yılında Çorum’un Seyfe köyünde doğdu. 1957 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti ve gençlik yıllarının sonuna kadar burada yaşadı. İstanbul’da ilk yabancılık duygularını yaşadı; bu deneyimler onun sanatsal ve kültürel gelişimini derinden etkiledi. Burada dil ve edebiyata olan tutkusu da şekillenmeye başladı: Türkçenin standart formunu ve İstanbul ağzını benimsedi.
Ali Yakar, daha genç yaşlardan itibaren dünyaya geniş ve renkli bir siyasi ve kültürel perspektiften bakmaya başladı. 18 yaşına henüz basmadan, 1968 yılında, ağabeyinin isteği üzerine Almanya’ya göç etti. Almanya’ya doğru tren yolculuğu sırasında ilk şiiri „Can Dostum“u yazdı ve böylece edebi yolculuğuna adım attı.
Göçmenlik deneyimleri onun dünya görüşünü daha da genişletti: Duisburg’da Krupp Çelik Fabrikası’nda çalışırken gazeteciliğe ilgi duymaya başladı. 1988 yılında Milliyet gazetesinde amatör muhabir olarak çalışmaya başladı ve ilerleyen yıllarda Hürriyet, Star, Sabah, WAZ ve NRZ gibi önemli gazetelerde yazılar yazdı. Yerel ve uluslararası basınla yaptığı çalışmalar sayesinde basın kartı sahibi oldu.
35 yıllık meslek hayatında Ali Yakar, 30 yılı aşkın süre basın fotoğrafçılığı yaptı ve birkaç yıl boyunca televizyonlarda şiir programı sundu. Samimi, dürüst ve güvenilir kişiliği sayesinde Türk toplumunda saygın bir yer edindi.
Bolu Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ersin Kaşka, Almanya’da gerçekleştirdiği temaslar sırasında önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Kaşka, son dönemlerde sanayicilerin vize konusunda büyük sıkıntılar yaşadığına vurgu yaparak, sorunun bir an önce çözüme kavuşmasını istedi.
“Avrupa-Türkiye Arasında Ticari ve Dostane İlişkileri Geliştirmeye Kararlıyız”
Ersin Kaşka: „Türkiye, Avrupa ile Daha Fazla İşbirliği Yapmalı“
Bolu Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ersin Kaşka, Almanya’da gerçekleştirdiği temaslar sırasında önemli açıklamalarda bulundu.
Uzun yıllardır deri sektöründe faaliyet gösterdiğini belirten Kaşka, aynı zamanda yenilebilir gıda alanında da üretim ve ihracat çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Avrupa Türk Ekonomi Platformu iş birliğiyle Gerede’de düzenlenen bazı etkinliklere de değinen Kaşka, „Özellikle deri sektöründe Volkswagen başta olmak üzere, Avrupa ile nasıl işbirliği yapabiliriz sorusuna cevap aradık. Bu ilişkileri daha da geliştirmek istiyoruz“ dedi.
Vize Sorunlarına Dikkat Çekti
Son dönemde sanayicilerin vize konusunda büyük sıkıntılar yaşadığını belirten Kaşka, „Sanayicilerimiz fuar ve iş etkinliklerine katılamıyor. Gri pasaport gibi geçici çözümler konuşulsa da, iş dünyası yeşil pasaport ve vize işlemleri konusunda ciddi problemler yaşıyor“ diye konuştu.
Kaşka, Türkiye’nin yatırım çekme konusunda yeterli seviyede olmadığını da vurguladı. Bolu ve çevresinde yabancı yatırımcıya ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Kaşka, „İki organize sanayi bölgemiz var. Savunma sanayii ile ilgili büyük firmalarımız da mevcut. Yatırım için ciddi alanlara sahibiz ve Avrupa’dan yatırımcıları bekliyoruz“ ifadelerini kullandı.
„Bölgesel Tanıtımda İş Birliği Şart“
Bolu’nun orman ve doğa açısından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden biri olduğunu belirten Kaşka, Karadeniz bölgesindeki illerin iş birliği yaparak kıt bütçeleri daha verimli kullanması gerektiğini ifade etti. “Bölgeye yapılacak yatırımları artırmak ve dört mevsim turizm potansiyelini tanıtmak için daha planlı ve ortak adımlar atılmalı” dedi.
„Filyos Projesi Bölgenin Umudu“
Zonguldak’ta düzenlenen ekonomi zirvesine de değinen Kaşka, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu ve Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir’in öne çıkardığı Filyos Projesi’ni „Bölge için umut verici ve Türkiye’nin kalkınma hedeflerine katkı sunacak bir proje“ olarak tanımladı.
“Avrupa’daki Türk İş Dünyasıyla Daha Sıkı İş Birliği Yapmalıyız”
Türkiye’nin ekonomik büyümesine Avrupa’daki Türk iş dünyasının da dâhil edilmesi gerektiğini söyleyen Kaşka, “Orta ve uzun vadede Türkiye’ye yapılan yatırımların kazandıracağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.
Son olarak Avrupa Devrekler Derneği Başkanı Mustafa Yağcı’ya ve Avrupa Türk Ekonomi Platformu Başkanı Bünyamin Varol’a misafirperverliklerinden dolayı teşekkür eden Kaşka, “Görüşmelerimizden çıkan kararları Türkiye’ye döndüğümüzde ilgili kurumlarla paylaşacağız. Ekonomi, eğitim ve ticaret alanlarında bölgesel kalkınma için birlikte hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.
Avrupa Türk Ekonomi Platformu’ndan Batı Karadeniz’e Ekonomik İşbirliği Çağrısı
Avrupa Türk Ekonomi Platformu ( Europäisch Türkische Wirtschaftsplattform) Başkanı Bünyamin Varol, Almanya’da düzenlenen toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu. Varol, 2015 yılından bu yana başkanlığını yürüttüğü platformun çalışmaları hakkında bilgi verdi.
“Avrupa Türk Ekonomi Platformu olarak bugün çok anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yaptık,” diyen Varol, programda Gerede Ticaret Odası Başkanı Ersin Kaşka ve Avrupa Devrekliler Derneği Başkanı Mustafa Yağcı ile bir araya geldiklerini belirtti.
Toplantıda, özellikle Batı Karadeniz bölgesi ve çevresiyle yapılabilecek ekonomik iş birlikleri üzerine yoğunlaştıklarını vurgulayan Varol, “Gerçekten çok verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor,” dedi.
Varol, Almanya’nın Avrupa’daki Türk toplumu için önemli bir lokomotif olduğunu ifade ederek, “Hepimizin bildiği gibi Almanya ile Türkiye arasındaki ihracat ve ithalat hacmi oldukça büyük. Avrupa’da yaşayan Türk girişimcilerin bu ekonomik gücü doğru kullanması gerekiyor,” şeklinde konuştu.
Batı Karadeniz bölgesinde yaşayan Türk nüfusunun potansiyeline dikkat çeken Varol, bu potansiyelin doğru stratejilerle ekonomiye kazandırılması gerektiğini söyledi. “Bolu, Zonguldak, Karabük ve çevresindeki iş gücü ve girişimci potansiyelini Almanya’daki imkanlarla birleştirmeliyiz,” dedi.
Almanya’daki Türk nüfusuna da değinen Varol, “Almanya’da 3,5 milyon, genel olarak Avrupa’da ise yaklaşık 7 milyon Türk yaşıyor. Bu ciddi bir güç. Ancak ne yazık ki Türkiye’de yapılan bazı ekonomik planlamalar kısa vadeli kalıyor. Bizim daha uzun vadeli, sürdürülebilir projelere odaklanmamız gerekiyor,” ifadelerini kullandı.
Varol, Türkiye’nin Avrupa’ya ürün tedarik süresinde büyük avantaj sağladığını belirterek, “Çin’den Avrupa’ya bir konteynerin ulaşması 40 günü bulabiliyor. Ancak Türkiye’den kara yolu ile gönderilen ürünler bir haftada Avrupa’ya ulaşabiliyor. Bu çok büyük bir avantaj,” dedi.
Son olarak sivil toplum kuruluşlarının daha organize çalışması gerektiğini söyleyen Varol, “Türkiye, enerji yolları ve lojistik anlamda çok kritik bir konumda. Bu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Elimizde yüz yılda bir gelebilecek bir ekonomik potansiyel var. Bu potansiyeli doğru kullanırsak, küresel ekonomide Türkiye önemli bir aktör olabilir,” diyerek sözlerini tamamladı.
STK ve İş Dünyası Arasında Köprü
Avrupa Devrekliler Derneği Başkanı Mustafa Yağcı, Avrupa Türk Ekonomi Platformu Başkanı Bünyamin Varol, Bolu Gerede Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Ersin Kaşka ve Avrupa Malatyalı Girişimciler Derneği Başkanı Rasim Saka’ya katkılarından dolayı teşekkür ederek sözlerine başladı. Yağcı, “Almanya’da güçlü bir Türk iş insanı ve sivil toplum ağı mevcut; bu potansiyeli verimli projelere dönüştürmeliyiz” dedi.
Vize Sorunu Acilen Çözülmeli
Yağcı, Türkiye’den Almanya’ya iş yapmaya veya farklı amaçlarla gelmek isteyen iş insanlarının karşılaştığı en büyük engelin vize işlemleri olduğunu belirtti. “Her iki ülke arasındaki sağlıklı ekonomik ve kültürel faaliyetlerin devamı için vize sorununun bir an önce çözüme kavuşması gerekiyor. Ersin Başkan’ımız da bu konunun önemine değindi,” ifadelerini kullandı.
Alman Ekonomisine Katkı
Başkan Yağcı, “Bizler, Almanya’da hem STK hem de iş insanı olarak Alman ekonomisine ciddi katkılar sağlıyoruz. İki ülke arasında köprü vazifesi görüyoruz,” diyerek, Türk diasporasının hem kültürel tanıtım hem de iş dünyası faaliyetleriyle rolünü vurguladı.
Malatyalı Girişimcilerden Destek Çağrısı
Avrupa Malatyalı Girişimciler Birliği Başkanı Rasim Saka da konuşmasında, özellikle Almanya’daki Türk kökenli girişimcilerin Alman ekonomisine sunduğu katkılara dikkat çekti. “Vize başta olmak üzere yaşadığımız birçok sorunun acilen çözülmesini bekliyoruz,” diyerek, yetkililere çağrıda bulundu.
Toplantıda, Avrupa Türk Ekonomi Platformu Başkan yardımcıları Suat Durgut, Battal Varol ve Ali Akkoç hazır bulundu. Bundan sonraki toplantılarda, iki ülke arasında yapılacak projelerin hayata geçirilmesi gibi konular ele alınacağı ifade edildi.