Türkiye’nin yeme‑içme kültürünü ulusal ve uluslararası arenada güçlendirmeyi amaçlayan Lezzet Dernekleri Federasyonu (LDF), 2026 yılına büyük bir vizyon ve güçlü projelerle giriyor. Hem yurt içindeki Lezzethanlar hem de yurt dışında başarılarıyla öne çıkan Gastrohero kardeşler için hazırlanan yeni dönem, gastronomi dünyasında önemli bir hareketliliğin habercisi niteliğinde.
LDF’ye bağlı yapılar; Lezzet Profesyonelleri Eğitim Derneği (LPD), Lezzet Markaları Derneği (LMD), Lezzet Dostları Derneği (LDD), Lezzet Yazarları Derneği (LYD) ve Lezzet İşletmeleri ve İş İnsanları Derneği (LİD) çatısı altında birleşen lezzet profesyonelleri, markalar, dostlar, yazarlar ve işletmelerden oluşuyor. Bu güçlü yapı, Türkiye’nin gastronomi mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmak için 21. hizmet yılında da büyümeye devam ediyor. Federasyon, yeni üyelerle güçlenen yapısını “farklı ve etkin faaliyetlerle” destekleyerek hem Türkiye’de hem Avrupa’da ses getirecek projelere hazırlanıyor.
Baş Lezzethan Vasfi Pakman’ın Açıklaması
“Cumhuriyetimizin 100. yılı itibarıyla başlattığımız ‘Ülkemiz Lezzetlerini Avrupalıların damaklarına sunma’ misyonumuz, her geçen gün daha da büyüyor.
Avrupa’da HORECA (Hotel–Restaurant–Café) sektörüne ve market zincirlerine Türk gıda ürünlerini taşıyan, başarılarıyla dikkat çeken iş insanlarımızı ve gastronomi profesyonellerimizi onurlandırmak için düzenlediğimiz EUROTÜRK GASTROHEROS Ödülleri Töreni’nin ikincisini bu yıl yine Berlin’de gerçekleştireceğiz.
Gastronomik hayatın franchising markalarını Avrupa kentlerine taşıyacak, Türk lezzet profesyonellerimizi etkinlikler ve yarışmalarla tanıtmaya devam edeceğiz.
Lütfen bizi izlemeye devam edin, sürprizlerimizle tanışın, talep ve önerilerinizi bana iletin.
Tüm destekçilerimize ve vefakâr üyelerimize selam olsun dedi.
2026’da Öne Çıkan Başlıklar
Berlin’de düzenlenecek EUROTÜRK GASTROHEROS 2026 Ödülleri, Avrupa’daki Türk gastronomi profesyonellerini bir araya getirecek.
Türk markalarının Avrupa şehirlerinde daha görünür olması için franchising destek programları devreye alınacak.
Lezzet profesyonelleri, yarışmalar ve etkinliklerle uluslararası platformlarda temsil edilecek.
LDF, yeni üyelerle büyüyen yapısını daha güçlü projelerle desteklemeyi sürdürecek.
Türk gastronomisinin Avrupa’daki yükselişi, sadece bir lezzet yolculuğu değil; kültür, emek ve başarı hikâyesinin de bir yansıması. LDF’nin öncülüğünde gerçekleşecek EUROTÜRK GASTROHEROS 2026, bu hikâyeyi daha geniş kitlelere ulaştıracak önemli bir adım olacak. Lezzetin birleştirici gücüyle büyüyen bu yolculukta, tüm lezzetseverler ve profesyoneller davetli.
Türkiye’nin lezzet haritasını şekillendiren isimler, hem gelecek vizyonlarını paylaşmak hem de literatüre yeni eserler kazandırmak üzere İstanbul’da bir araya geldi. Gastronomi dünyasının nabzını tutan Baş Lezzethan Vasfi Pakman, sektördeki son gelişmeleri ve heyecan verici yeni projeleri paylaştı.
„Bayim Olur Musun?“ Fuarında Sürprizlere Hazır Olun
Güne Kağıthane Daf Yapı’da hızlı bir başlangıç yapan Pakman, „Bayim Olur Musun?“ Fuarları Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Erem ile bir araya geldi. 15-18 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan büyük fuar için hazırlanan „Yeni Proje“nin detaylarının görüşüldüğü toplantıdan, sektörü heyecanlandıracak bir mesaj çıktı: „Sürprizlerimize hazır olun!“ Gastronomi ve bayilik ekosistemini bir üst seviyeye taşıyacak bu iş birliği, Ekim ayında katılımcılarla buluşacak.
Akademiden Sofraya: Çifte Kitap Lansmanı
Günün ikinci yarısında ise rotayı Topkapı Üniversitesi Şişli Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’ne çeviren ekip, gastronomi dünyasına ışık tutacak iki önemli eserin lansmanına katıldı.
* Türk Lezzet Hareketlerine İstanbul’dan Yön Verenler: Bursa gastronomisinin efsane ismi İsmet Hacıbeyoğlu ve Dr. Ali Osman Taşlıca’nın kaleminden çıkan bu eser, Türk mutfağının köklü geçmişini ve İstanbul’un bu süreçteki stratejik rolünü ele alıyor.
* Mutfakta Yapay Zeka: Prof. Dr. Birol Y. Saygı tarafından kaleme alınan kitap, teknolojinin mutfağa girişini ve geleceğin dijital gastronomi dünyasını bilimsel bir perspektifle inceliyor.
Lezzet ve Bilgi Dolu Bir Gün
Oldukça verimli geçen etkinlikte, sektör paydaşları bir yandan yeni bilgileri harmanlarken diğer yandan başarı dileklerini paylaştılar. Baş Lezzethan Vasfi Pakman, bu anlamlı buluşmanın ardından tüm gastronomi camiasına selam ve sevgilerini iletti.
Editör Notu: Gastronomi dünyasındaki bu tür vizyoner adımlar, Türk mutfağının hem dijitalleşme sürecine hem de global ölçekte hak ettiği yere gelmesine büyük katkı sağlamaya devam ediyor. Yeni projeleri ve gelişmeleri takipte kalın!
Osmanlı’nın, 500 yıllık „Saltanat Sofraları İçeceği“ RUMELİ HARDALİYE’sini tatmak ve geleneksel yöntemlerle, bugün nasıl üretildiğini görmek için: Geçen hafta LEZZETHAN kardeşim Burak Duvak ile KIRKLARELİ’ne konuk olduk. Tarihi yapılarını, bağlarını, bahçelerini gezdik. Ünlü Köfteci ve Kahvaltıcılarında; Enfes Et ve Süt Ürünleri tattık. „Lezzete Odaklı“ Yerel Yöneticiler ve Eğitimcilerle tanıştık.
RUMELİ HARDALİYESİ’nin Anadolu Distribütörü, LEZZETHAN kardeşim Burak Duvak ile Kartal Anadolu Adliyesi içindeki „Lezzet Mekanında“ buluştuk ve bu „Lezzet Yolculuğuna“ çıktık.
Kırklareli Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel ile Başkan Yardımcısı Hikmet Yıldırım tarafından karşılandık ve ağırlandık.
Kendilerine teşekkür ediyor, başarılı çalışma ve hizmetlerinin devamını diliyoruz.
RUMELİ HARDALİYESİ KIRKLARELİ LEZZET MEKANLARININ SOFRA ve RAFLARINDA!
Kırklareli’nde bu iki günde neler mi yaptık?
İlk olarak, hep birlikte; 1960’da Hacı Osman Keçeli tarafından kurulan, bugün oğlu İsmail Keçeli ve eşi tarafından işletilen KÖFTECİ İSMAİL’de el yapımı Geleneksel Köfteleri, piyazları ve harika yoğurtları ile siftahı yaptık.
Sonrasında, Belediye Başkan Yardımcısı Kürşat Yamaner’in konuğu olduk. Kırklareli lezzetleri ve tanıtımı konusundaki düşünce ve eylemlerini öğrendik. Başkan Derya Bulut ve kendilerine, başarılar diledik.
RUMELİ HARDALİYESİ “ EV ve ALKOLSÜZ MEKANLARIN“ İDEAL SOFRA İÇECEĞİ OLUP, „BUZLA“ DEĞİL, „SOĞUK“ İÇİLİR!
Günün akşamında ise, RUMELİ HARDALİYE Gn. Md. Çağatay Yıldırım ile bir şehir turu yaptık, kentin tarihi köşelerini gezdik. Restaurant ve Cafeleri ile ünlü semtinde, akşam çaylarımızı içtik. Ertesi gün için, Fabrika ve Bağ Gezisine davet edildik.
Kahvaltılık Ürünlerinin Lezzetlerine doyamadığımız „Dokuz Höyüklü Kahvaltı Market’te, 2 sabah kahvaltısını: Sevgili kardeşimiz Mustafa Bilik’in, bizim için seçtiği Peynir çeşitleri, zeytinler ve çiğ yenilebilen özel Pehlivan Sucuğu ile yaptık.
Kırklareli Organize Sanayi Bölgesindeki RUMELİ HARDALİYE Fabrikasında, Hikmet Yıldırım ve Oğullarından kuruluşun mazisi ile ilgili bilgiler aldık, yeni hedeflerini öğrendik.
1996’da, Üzüm Üreticileri Derneği olarak kurulan, bilahare A.Ş.’ye dönüştürülen ve yerel boyutta Hardaliye üretimi, yıllık 50 ton olan kuruluşu: 2019 da, devr alarak, ciddi bir yatırımla bu günkü konumuna getiren, yıllık üretim kapasitesini, 200 ton’a çıkaran Hikmet Yıldırım, oğulları Çağatay ve Çağrı Yıldırım „RUMELİ HARDALİYESİ“ Markasını tescil ettirerek, yurt içi ve dışı pazarlarda, „Sağlıklı ve Helal İçecek“ olarak dikkat çektiler, talep yarattılar.
Kendilerinin de bilfiil çalıştığı 1500 m2 açık alan ve 500 m2 kapalı alana sahip 2 katlı Fabrika Binasından, iç ve dış pazarlardaki satış ve dağıtım sistemleri işletilmektedir.
Sohbetimiz esnasında: „Bağlarımızın, ağırlıkla Cabarnet Sauvignon, Merlot, Şiraz, Alfonse, Sauvignon Blanc ve yerli Papaz Karası üzümlerinin kullanılarak, üretilen 0 Alkollü ve Helal Sertifikalı, sağlıklı üzüm suları, çocukların dahi rahatlıkla tüketebileceği, enerji veren özellikler içermekte olup, Kupaj Kırmızı „CLASSİC“, Cabarnet Sauvignon „RED“, Sauvignon Blanc „GOLD“ ve bu iki üzüm Kupajından oluşan „ROSE“ olarak 4 değişik Lezzette değerlendirilmekte, 200 ve 700 ml’lik şişelerde pazarlanmaktadır“ diyen Çağatay Yıldırım, LEZZET HAREKETİ’ne yaptığı açıklamalarına devamla, „Her yıl Eylül ayında yaptığımız Bağ Bozumu Hasatından sonra, özel yapım Sap Ayırma ve Tane Patlatma Makinamızdan çıkan patlamış üzümleri, tanklarımıza dolduruyoruz.
Akabinde, bizzat Rakipsiz Formülümüz gereği: (Öğütülmüş Hardal Tohumlarını ve Vişne Yapraklarını) tanklarımızın üstündeki kapaktan içine atıyorum.
Bu formülle, hem üzüm suyu alkol üretememekte, hem de ulaşılamayan RUMELİ HARDALİYESİ Lezzeti, sürekli kılınabilmekte.
Ürünlerimiz, tanklarda 25 günde olgunlaşmakta, laboratuvar incelemeleri yapılıp, ALKOLSÜZ Raporu alındıktan sonra, otomatik makinalarımızda şişeleniyor, etiketleniyor, kolilere yerleştiriliyor ve dağıtıma sevk ediliyor“ dedi.
Kuruluş, bu yıl yepyeni, sağlıklı ve çok iddialı bir ürününü daha piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
„Gıda Takviyesi“ mahiyetindeki, bu ürün %100 yerli ve doğal olup, yüksek „Antioksidan“ içeren Cabarnet Sauvignon Üzümlerinin, olgunlaşma tankı dibinde kalan „Çekirdek ve Kabuklarının“ sıkılıp, özellikle güreşte kurutulup, öğütülerek toz haline getirilmesiyle elde edilmekte ve yüksek miktarda „RESVERATROL QERSETİN“ içermektedir.
Rumeli Hardaliye A.Ş. elde ettiği bu malzemeyi; „Aksu Vital“ Tesislerinde, Bitkisel Kapsüllere doldurup, 60 adetlik şişelerde ENOANT KAPSÜL olarak ihtiyaç sahiplerinin kullanımına sunacak.
„Resveratrol Qersetin“ nedir ? diyecek olursanız:
„Antioksidan, Antienflamatuar ve Antibakteriyel“ özellikleri ile, insan vücudunda çevre koşulları ve beslenme yanlışlıkları dolayısıyla oluşan negatif unsurlara karşı; Bağışıklığı yükselten, iltihapları azaltan, mikropları kıran, faydalarının yanı sıra kalp hastalığından koruyucu, kan basıncını dengeleyici, kolesterol seviyesini düşürücü özelliklere de, sahip bulunmakta olduğu ifade edilmektedir.
Böylesi yararlı ve Helal Belgeli çalışmalarla, iştigal eden Yıldırım ailesinin kökü: 1955 yılında Makedonya’dan gelen, büyük dedeleri sobacı Bayram usta’ya dayanmakta, usta’nın 4 erkek ve 3 kız çocuğundan, Ahmet’in de 4 oğlu ve 1 kızı olmuş, onun da oğlu olan Hikmet Yıldırım, çalışma hayatına inşaat işleri ile başlamış, yetişen 2 oğlu ile Gastronomi Sektörüne; Sağlıklı ve dini açıdan da makbul, geçmişimizin faydalı, ancak unutulan lezzetlerini, günümüze taşıyan RUMELİ HARDALİYESİ çeşitleri ile girmiştir.
Kendisini ve Yıldırım Ailesini kutladıktan sonra, üzümlerinin henüz „Koruk“ olduğu bağlarını da gezdik.
Akabinde, Kırklareli’nin modern, şık ve büyük Köfte ve Et Ürünleri Restaurantına gittik.
Dekorasyonu, ünlü Mimar Serkan Çizmeci tarafından yapılan Olcay ve Oktay Ayan kardeşlerin, AYAN KARDEŞLER KÖFTECİSİNDE Köftelerimizi, bu sefer profesyonellerin elinden yedik.
Hep birlikte, KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ Rektörü Prof. Dr. Rengin Ak hanımefendiyi ziyaret ettik.
Kendisini LEZZETHANLAR arasına aldık. Ünversitenin Gastronomi Bölümünü tanıdık, öğrencileri ile bu konulardaki düşüncelerini dinledik, LDF olarak yanında olmaya söz verdik.
RUMELİ HARDALİYESİ DÜNYA TANITIMI İÇİN: BU YILIN „ANUGA FUARI HELAL MARKET“ RAFLARINI TAVSİYE ETTİM!
Son ziyareti ise: KIRKLARELİ TİCARET BORSASINA yaptık.
Coğrafi işaretli ve önemli Gastronomik Ürünleri: Hardaliye başta olmak üzere, Ay Çekirdeği, Kiraz ve diğer meyvelerin yanında, Et ve Süt ürünlerindeki „Üstün Lezzet“ hakkında çarpıcı bilgiler aldık.
Bu arada helal ürünlere rağbetin arttığı Avrupa ülkelerinde distribütörler arayan kuruluşun yönetimine, Berlin’deki ünlü Türk sommelier Ahmet Tosun’un, Rumeli Hardaliyesi övgüleri nedeniyle, bu yıl Ekim ayında, Almanya’nın Köln kentinde yapılacak olan dünyanın en büyük Gıda Fuarı ANUGA FOOD gibi, bir büyük şansı değerlendirmelerini tavsiye ettim.
Benim de bir gazeteci ve LDF Başkanı olarak katılacağım, ANUGA FUARI içinde kurulan: „ANUGA HELAL MARKET“ Standında, HARDALİYE çeşitlerini ve ENOANT Gıda Takviyesi ürünlerini sergilemelerini önerdim. Almanya, Avrupa ve hatta dünya alıcılarıyla, burada tanışabileceklerini hatırlattım.
Ayrıca; Borsa Yönetiminin, 5-8 Aralık günleri düzenleyeceği KIRKLARELİ TARIM ve HAYVANCILIK FUARINDA buluşmak üzere sözleştik ve İstanbul’a dönüş yolculuğumuza çıktık.
Düsseldorf. Mediator Restaurant, misafirlerini dünya lezzetlerinden ilham alan unutulmaz bir gastronomi yolculuğuna davet ediyor. 40 yıl öncesine dayanan köklü geçmişiyle Mediator, farklı kültürlerin eşsiz dokularını ve kendine has lezzetlerini bir araya getirerek adından söz ettiriyor.
Akdeniz mutfağından ilham alan Mediator, Düsseldorf’a dünya lezzetlerini taşıyor. Mayıs 2022’de Medya Limanı’nda kapılarını açan restoran, konuklarına uluslararası mutfaklardan seçme lezzetler sunuyor.
Mediator’un merkezinde, kalite ve lezzet tutkusuyla hazırlanan alakart yemekler bulunuyor. Makarna çeşitlerinden, patateslerden, mükemmel şekilde kızartılmış jumbo karideslere kadar her yemek, damak tadına hitap eden bir ziyafet sunuyor.
Restoranın ambiyansı, Medya Limanı’nın modern ancak gizemli unsurlarını yansıtıyor. Akdeniz aksanları, mum ışığı ve yumuşak müzikle desteklenen hoş atmosfer, misafirlerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Konuklar için ücretsiz otoparkı ve 100 kişiye kadar ağırlayabilen geniş terasıyla Mediator, sosyal toplantılar ve özel günler için mükemmel bir mekan olarak öne çıkıyor.
Mediator ayrıca dünya mutfağının unutulmaz lezzetlerini evinize veya bir sonraki etkinliğinize taşımak için catering hizmetleri de sunuyor. Profesyonel ekip, size eşsiz bir mutfak deneyimi yaşatmaya hazır.
Mediator’un vizyonu, dünya kültürlerinin geniş yelpazesini birçok insan için erişilebilir kılmak ve geleneği modern bir konseptle birleştirmektir. Restoranın misyonu ise yüksek kaliteli ve taze yiyecekler sunmak ve misafirleriyle uzun vadeli bir ilişki kurmaktır.
Daha fazla bilgi için lütfen web sitesini ziyaret edin: www.mediator-restaurant.de
Rezervasyon ve daha fazla bilgi için lütfen iletişime geçiniz:
Mediator Restoran
Şehir Kapısı 1
40219 Düsseldorf
Ücretsiz otopark:
Lahnweg 15,
40219 Düsseldorf
Telefon/Whatsapp:
+49 157 8556 2228 veya +49 211 5665 6842
Gıda Gastronomi ve Turizm Sektörleri Hareketleniyor
2022 bu sektörler ve yardımcı sektörlerdeki etkinliklerle (Fuar, festival, konferans, vs) oldukça yoğun geçti.
Her tarafından „Lezzet Fışkıran“ bereketli ve güzel ülkemizde; Lezzetleri ve gıda ürünleriyle dikkat çekmek isteyen, il ve ilçelerimiz yerel yönetimleri (Belediyeler) ve STK’ları (Aşçı ve Üretici Dernekleri, vs) ile bulundukları yerlerde veya büyük şehirlerde düzenledikleri: „Yöresel Lezzet Festivalleri“ ile bölgelerinin Gastronomik Zenginliklerini, Turistik Değerlerini de tanıtıyor, lokantacı esnaflarının veya üreticilerinin, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere giderek, ticaret şanslarını arttırmalarına imkan tanıyorlar.
Bu tanıtımlar: İl ve ilçelerine daha çok İş İnsanı’nın gelmesine veya bölgelerinin turistik baz da değerlenmesine imkan tanıyor. Dünyada artık bu tarz etkinlikler, kendi aralarında değil ülkeler arasında gerçekleşiyor. Çünkü, insanlar yemek yerken daha açık ve hoşgörülü olurlar. Bizim „Lezzet Diyarı“ şehirlerimizin, Avrupa’da çok büyük bir şansı olduğuna dikkat çekmek isterim. Almanya, Hollanda, Belçika başta olmak üzere hemen hemen her şehrimizin, hemşehrileri bu ülkelerde bulunmakta, en son duyumlarımıza göre de genelde Yeme-İçme mekanlarıyla, Gıda ürünleri ithalatı ve ticaretiyle uğraşmaktalar. Aralarında çok miktarda EUROTÜRK GASTROHERO da bulunmaktadır. Lezzet’e Gönül Vermiş, Belediye Başkanlarımıza teklifim; Bu konuları yapacağımız karşılıklı toplantılarla değerlendirmek, Yöresel Lezzetlerine ve diğer Gastronomik ürünlerine, Avrupa kapılarını aralamak, buralardaki dost ve hemşehrilerimizle bütünleşerek; Hem bir ekonomik güç yaratmak, hemde ülkemizin ve yörelerinin tanıtımına katkı sağlamaktır. Selam ve sevgilerimle, @pakmanvasfi
ANTALYA GÜCÜNÜ; TURİZM, GASTRONOMİ ve BASINDAN ALIYOR!
Geçen hafta sonu, Antalya’da 2 güne 4 önemli etkinlik sığdırdım. Değerli dostum ANFAŞ EXPO Y.K. Bşk. Ali Bıdı’nın düzenlediği; HOTEL-TECH Otel Teknik Ekipman ve Malzemeleri Fuarını ziyaret ettim. Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin, YILIN GAZETECİLERİ ÖDÜL TÖRENİNE katıldım. Y. K. Bşk. Sevgili kardeşim İdris Taş’ı tebrik ettim ve başarılar diledim. Lara ASKA HOTEL’deki Gastronomi Kuruluşlarının buluşmasını izledim. Berlindeki, EUROTÜRK GASTROHEROLARDAN Aygün kardeşlerin, olağanüstü „Turizm Yatırımı“ TİTANİC MARDAN PALACE’de Bıdı Ailesiyle muhteşem bir „Lezzet Şöleni“ yaşadım.
Türkiye Turizminin Başkenti Antalya, maşallah otelleri ve restoranları ile dopdolu. Hem bu yoğun turist konuklarını ağırlıyor, hem de otellerini, tatil köylerini, sahillerini, eğlence alanlarını yeniliyor. Bu konuda ilki bu yıl ANFAŞ EXPO’da açılan, „Yeni Nesil Fuarcılık“ anlayışıyla, kuruluşun Y.K. Bşk. Sevgili kardeşim Ali Bıdı’nın, yerel yönetimler, odalar ve diğer STK’lar ile POYD ve Turizm Teknik Müdürler Derneği birlikteliği ile oluşturduğu, örnek ve harika çalışma HOTEL -TECH Fuarını gezdim.
Otelin de tadilat, yenileme ve dekorasyon yapmak, yeni görünüm ve işlev kazandırmak isteyen yatırımcı, işletmeci, sektör profesyonelleri ile Mimar, mühendis ve teknik müdürlerin rağbet ettiği fuara, Dünyanın ve Türkiye’nin konusunda marka olmuş, dev kuruluşları DAİKİN, MİTSUBİSHİ, OTİS, AQUATHERM, ALARKO, DYO, GÜNSU, ZORLU ENERJİ, ESTUZ, LEDVİSİON, WOLVES gibi asansörden havuzlara, parklardan mutfaklara, klima ses ışık düzenlerinden, boya ve tesisat malzemelerine dek 200’e yakın firmanın katıldığı fuar, ilgili sivil toplum kuruluşlarından da destek gördü ve ileriye dönük ümit verdi.
TURİZMDE SÜPER LİG’DEYİZ !
Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Ersoy yine aynı gün TBBM de yaptığı konuşmada: „Bu yıl sonu itibariyle konaklama tesisi sayımız 21.100’ü, yatak sayımız ise 1.9 milyonu aşmıştır. Son 20 yılda %186’lık bir artış sağladık ve ülkemize gelen yabancı ziyaretçi sayısı 3.4 katına çıktı. 2022 yıl sonu hedefimizi 51.5 milyon ziyaretçi ve 46 milyar $ gelir olarak bir kez daha yukarı yönlü revize ediyoruz. 2023’te hedeflerimiz çok daha büyük: 60 milyon ziyaretçi ve 56 milyar dolar gelir bekliyoruz. Tüm bu rakamlar bize şunu gösteriyorki; „Yeni Türkiye Yüzyılında“ biz turizmde, Türkiye olarak artık SÜPER LİG’deyiz. Bu işi en üst seviyede yapan ülkeleri rakip olarak görüyor ve hedeflerimize uygun bir şekilde ilerliyoruz“ dedi.
ANTALYA BASINI, TURİZMİN BÜYÜK GÜCÜ !
Aynı günün gecesinde ise; ANTALYA GAZETECİLER CEMİYETİNİN, Su Hotel’de düzenlediği mükemmel bir törene katıldım. Akdeniz bölgesini de kucaklayan cemiyetin, 38 yıldır olduğu gibi bu yıl da Turizm, Ekonomi, Toplum, Spor ve diğer alanlarda başarılı haberler yapan gazetecilere, köşe yazarlarına, istikbal vadeden öğrencilere verdikleri: YILIN GAZETECİLERİ ÖDÜLLERİ ile Antalya’ya faydalı hizmetler sunan yerel yöneticiler, STK başkanları ve iş adamlarına sunulan TEŞEKKÜR BELGESİ Takdim Törenini izledim. Meslektaşı, dostu ve arkadaşı olmaktan onur duyduğum, Antalya Gazeteciler Cemiyetinin, çok başarılı Y.K. Bşk. İdris Taş’ı tebrik ettim.
HORECA’DA, TURİZME SUNULAN „LEZZETLER“ TANITILDI.
Türkiye’nin önemli Gıda ve İçecek Sektör Kuruluşlarının Lara ASKA HOTEL’deki buluşmalarını; İstanbul’dan katılan değerli dostlarım: TAHSİLDAROĞLU PEYNİRCİLİK, CEO’su sevgili kardeşim Sevdil Yıldırım ve LA CHARCUTERİA İSTANBUL’un Kurucu Chef’i Şahap Şeren’in davet etmeleri dolayısıyla, ziyaret ettim. Sektörden tanıdığım birçok dostumla beraber olduğum, yeni ve enfes lezzetlerin tadıldığı, Ana sponsor kuruluş: TAHSİLDAROĞLU PEYNİRCİLİK’in büyük standında, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden, sevgili hocam Doç. Dr. Nurdan Tümbek Tekelioğlu’nun yazdığı, içerisinde Sn. Sevdil Yıldırım ve Mehmet Reis’in de görüşlerine yer verdiği: „Kriz Döneminde Stratejik Yönetim“ kitabına sahip oldum. TV’lerin deneyimli ve zarif bayan Chef’i Tuna Aktan ile tanıştım.
LMD/Lezzet Markaları Derneğimiz Y.K. Üyesi Ankara TRİLYE BALIK RESTORANTI sahibi LEZZETHAN komutanım, sevgili kardeşim Süreyya Üzmez’i, ülkesine Gıda ve Gastronomi yatırımı yapan, kıymetli EUROTÜRK kardeşim Turgay Yaka’nın LEZZİ Markalı Sosları ve Hazır Gıda Ürünleri standında ağırladık. BİDFOOD yöneticilerinden, sevgili kardeşim Chef Burak Arslan’ı yeni mesleği Baristalık’ta da çok başarılı buldum. Değerli dostlarımın; DÜNYA & SEVAL DÖNER standında, GÜRSÜT standında ve MARE ÇİFTLİĞİ standlarında ki, nefis lezzetlerinin tadımlarını yaptım, bu lezzetleri sadece bizlerin değil, Avrupa’nın hatta tüm dünyanın da tanıması ve tatması dileklerimi sundum.
EUROTÜRK GASTROHEROLARIN muhteşem Turizm Yatırımı: TİTANİC MARDAN PALACE
Berlinli „GASTROHERO“ dostlarım, HASIR DÖNER RESTORANLAR ve BEEF CLUB STEAKHOUSLARIN sahipleri, Mehmet Aygün ve kardeşlerinin Berlin, İstanbul ve Antalya’daki Turizm Yatırımları TİTANİC HOTELS’in son halkası TİTANİC MARDAN PALACE ülkemizin gururu, muhteşem bir „Turizm Merkezi“.
Antalya’nın meşhur, „Deniz, Kum ve Güneşini“ muhteşem mimarisi ve dekorasyonuyla, lezzetlerinden spor ve sağlık aktivitelerine, muhteşem bir konfor, hatta ötesi lüks içinde sunan, 5 yıldızın çok üzerindeki TİTANİC MARDAN PALACE Antalya’nın, Aksu ilçesinde bulunuyor. Yeni „Yılbaşı Gecesi“ programının hazırlığı içindeyken, ANFAŞ Y.K. Bşk. Ali Bıdı ve oğlu Bülent ile o geceki Ferhat Göçer Konserinin Organizatörü arkadaşımız Lokman Arslan ile birlikte ziyaret ettiğimiz Restaurantlarında, deneyimlediğimiz;
Avrupa’nın „En iyi her şey dahil, Aile & Balayı Oteli“ seçilen TİTANİC MARDAN PALACE‘ ın, marifetli cheflerince hazırlanan ve muazzam büfelerinde sunulan, nefis ve leziz Türk ve dünya mutfaklarının Et, Balık ve Sebze yemeklerini, meze çeşitlerini, tatlı ve meyveleri ile lezzetlerini, anlatmak etmek neredeyse imkansız. Ayrıca, belirtmek gerekirse: TİTANİC MARDAN PALACE, 60 m2 üzerindeki odaları, sayısız açık ve kapalı havuzları, eğlence ve konser salonları, dönümlerce arazi üzerinde kurulu, Türkiye’nin „En iyi sahil Resort Oteli“ ve „En iyi Dizayn Oteli“ özellikleri ile Dünya „LUXURY LİFESTYLE HOTEL“ ödülünün de sahibi. Sevgili Berlinli dostlarım: Mehmet, Ahmet, Muzaffer, Saim ve diğer aile üyelerini kutluyor, bu örnek yatırımlarının yurt içindeki ve dışındaki tüm iş insanı vatandaşlarımıza, örnek olmasını diliyorum.
Lezzetseverleri ve LEZZETHANLARI Bağdat Caddesi’nde ağırlıyor.
Cundalı İsmail Chef tarafından, 10 yıl önce Feneryolunda hizmete giren MOSHONİS (Ayvalık’ın eski adı) Balık Restoranı; Hem mutfak şefi, hem de sahibi olan İsmail Doğan yönetiminde hizmet veriyor.
Chef, Ayvalık’tan özel olarak gelen sebzeleri (Deniz börülcesi, şevketi bostan, kabak çiçeği, enginar kalbi, vs.) ile İsli Midye ve diğer ürünleri bizzat işliyor ve misafirlerine sunuyor.
Sevimli ve samimi bir kişilik olan İsmail Chef’in, en büyük yardımcısı ve ortağı, İstanbul’un ünlü Balık Restaurantlarının deneyimli salon şefi, sevgili kardeşim Ali Karataş. MOSHONİS’in 180 kişilik, yarısı sigara içilebilen muhteşem salonları da ona emanet.
Mekan misafirlerine kaliteli bir servis hizmeti de sunulmakta, çok zengin bir meze büfesi ve balık teşhir dolabı bulunmaktadır.
İsmail Chef’in, Cunda Mutfağından ve Girit Mezelerinden oluşan lezzetlerini, Sevgili Kardeşim, bence Balık Lokantacılarının Duayeni: Esat Çek ile birlikte tattık, kapanışı ise, denizden gelen çok taze bir ÇİNGENE PALAMUT IZGARASI ile yaptık.
MOSHONİS’den, yeni Balık Av Sezonunun hayırlı olması ve başarı dileklerimizle ayrıldık.
Deniz ürünlerimiz (çiğ & işlenmiş) başta olmak üzere, bakliyat, hububat, kuru yemiş, yaş sebze & meyve ile yenmeye hazır lezzetlerde, Avrupa’nın gıda ihracat rekoru ülkemizde. Belli başlı „Gıda Ürünleri“ ihracatımız tüm ülkelere yönelik hububat, bakliyat, kuruyemiş, fındık, yaş meyve ve sebze, tavuk eti ve diğer ürünlerin payı her geçen gün artarken, „Deniz Ürünleri“ ve bilhassa „Yetiştirme Balık“ ihracatımız atakta.
2022 yılını tüm dünyada „BALIKÇILIK ve SU ÜRÜNLERİ YILI“ ilan eden BM/ Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun dikkatini ülkemiz çekiyor.
Levrek, çipura, Türk somonu ve alabalık başta olmak üzere bu konuda ki ihracatını: Son 20 yılda, 18 kat arttıran ve her yıl bu rekorunu yükselten Türkiye, 2021 yılında başını Rusya, AB ülkeleri ve Japonya’nın çektiği 106 ülkeye, 240.000 ton ile, 1.4 milyar $ olan ihracatının, bu yıl 2 milyar $ geçmiş olması bekleniyor. Konu ile ilgili olarak, AA’ya yaptığı açıklamada; Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamüller İhracatçıları Birliği Y.K. Üyelerinden Ufuk Atakan Demir, Kovit – 19 salgınının çıktığı, 2020 yılından sonra, tüm dünyada balık tüketiminin arttığına dikkat çekti. Önemli mineral ve vitaminler barındıran balığın, tüketimine olan ilginin artmasıyla „Türk Su Ürünleri İhracatının“ hız kazandığını ifade eden Demir; „Bizde kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Yunanistan yetiştiricilikte önümüzde idi, şimdi biz onların önündeyiz. Şu anda dünyada levrek ve çipura üretimin de bir numarayız. Bundan dolayı da üretimde ve ihracatta büyük artışlar sağladık.“ dedi.
Toplam Gıda ürünleri ihracatımız 2021 yılında 25.1 milyar $ olmuş, bu yıl 35 milyar $ geçeceği tahmin ediliyor. AB ülkelerinde, Et ve Süt Ürünlerimize uygulanan yasaklar da kalkarsa, bu rakamın 50 milyar $ ulaşması işten bile değil. Yatırımcı ve ihracatçılarımız, üretim çalışmalarının en büyük karşılığını, Avrupa ülkelerinin Büyükşehir Hallerindeki ithalatçıların, artık Türkiye kökenli esnaflar olmasından alıyor. Ayrıca, bu esnaflar ve marketleri; Türkiye’den kendi özel markaları için yapılmış „Private Lebel“ ürünler de talep ediyorlar.
Konumuz olan, BALIK ve DENİZ ÜRÜNLERİNE dönecek olursak, bugün ülkemizin sadece kıyılarında değil, iç bölgelerinde de balık yetiştiriliyor, Türk balıkçıları Akdeniz ve dışında da Orkinos Balıklarını avlıyor, denizlerimizdeki çiftliklerinde, besleyip 10-12 kat daha büyüterek japonya’ya ihraç ediyor, Muğla ve İzmir’de levrek, çipura, Karadeniz’de Türk somunu, Elazığ’da alabalık yetiştiriliyor. Adana, Mersin, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, Samsun, Malatya, Van, Hatay, Antalya gibi şehirlerimizde balıkçılığa yatırım yapan yeni girişimcilerimiz oluşuyor.
Bugün taze balıklarımızın ve karides, kalamar, ahtapot, midye, kerevit, vs. deniz ürünlerinin de ihracatı önem kazanmış vaziyette, hatta tüm ürünlerimizin işlenmiş türleri: Füme çeşitleri somon vs.gibi, tuzla pişirilmiş lakerda, çiroz, hamsi vs, extrs lezzetlendirilmiş ton balığı konserveleri, balıklarımızın döneri ile yağda sunulan kalamar, ahtapot, vs. Salataları gibi, midye dolmaları ve bunlardan yapılmış, donuk pizzalar, mantılar, kadayıfa sarılı karides ve balık filetoları gibi fantazi ürünleri de ihraç edebiliyoruz.
TÜRKİYE’NİN BALIKLARI, BALIK DÖNER OLDU, DÜRÜM’e, BURGER’e, PİZZA’ya GİRDİ.
Avrupa’da ve dünyada talep rekorları kıran, yetiştirme balıklarımız: Çipuramız, Levreklerimiz, Alabalık ve Türk Somonumuz ile İzmir’deki, „SEAART Deniz Ürünleri“ tesislerinde, üretilen „BALIK DÖNER“ iç ve dış piyasaların dikkatini çekiyor. Gözegir Ailesi, bu yatırımı ile Nisan 2022’de katıldığı Barcelona’daki, dünyanın en büyük „Balıkçılık Fuarı“ Barcelona SEAFOOD GLOBAL’de, Avrupa başka olmak üzere birçok ülkenin, balık ithalat ve tedarikçileri tarafından fevkalade başarılı bulundu. Türkiye’nin, kalitesini dünyaya kabul ettirdiği yetiştirme balıkları ile katkısız, glutensiz, hiçbir kimyasal katılmadan, protein ve omega 3 zengini olarak üretilen, 300 Gr.lık pişirilmiş, kesilmiş ve şoklanmış paketlerde, iç ve dış piyasalara sunulan SEAART BALIK DÖNER’in fabrikasını ziyaret ettim.
Son teknolojiyle donatılmış, otomasyonla el değmeden, hijyenik şartlarda, döner tekniği ile pişirilen, robotlarla kesilen ve paketlenen; 5 Balık Çeşidinin, uluslararası sertifikaları ile helal ve koşar belgeleri de mevcut.
Kuruluşun kurucu ve yöneticileri Özkan ve Önder Gözegir kardeşlerle, Menderes’teki tesislerinde görüştüm, içini gezdim. Tavada, fırında ve mikrodalgada çabucak ısıtılıp, yenebilen bu lezzetlerin tadına baktım. Paketiyle beraber mikrodalgada ısıtılabilen,nefis ve hiç balık kokusu bulunmayan (sırrı marinasyonunda gizli imiş!) balık dönerini: Salata içinde, pizza ve makarna üzerinde, sandviç, dürüm ve burger şeklinde tadımlarını yaptım.
Et ve tavuk döner lezzetlerini seven Avrupalıların, BALIK DÖNERE’de bayılacaklarına eminim. Aynı günü akşamında ise, davet edildiğim İzmir’in ünlü Balık Restaurant zinciri „Veli Usta“nın, Balçova’daki mekanında, profesyonel elinden, bu lezzetleri İzmir mezeleri ile birlikte bir kere daha deneyimledim. Bu yemekteki sohbetimizde, Özkan Gözegir, kuruluşun Avrupa’daki toptancılarla görüşüp, onları 27-30 Ekim’de İstanbul’da katılacakları, BAYİM OLURMUSUN FUARINA davet edeceklerini, bu fuarda ise, yerli ve yabancı ziyaretçilerini: SEAART BALIK DÖNER lezzetlerinin, „Fastfood Franchising Restaurant“ projesi: FİSH & TWİST ile tanıştıracaklarını öğrendim. Soğuk zincirle yapılacak, iç ve dış piyasalar dönük MARKET SATIŞLARI ile yurt içinde ve dışında FRANCHİSİNG olarak açılacak FİSH & TWİST Restaurantlarında, başarılar diledim.
ÇENGELKÖY BÖREKÇİSİ’nin, yeni rengi: „YEŞİL“
1992 yılında, „Börekçi Ustası“ namlı Bülent Dilbağı tarafından kurulan, ÇENGELKÖY BÖREKÇİSİ’nin 12. ve en yeni şubesi, geçtiğimiz Pazar günü benim ve sektörün duayenlerinin, tedarikçi kuruluş yöneticilerinin, basın ve börek severlerin katılımıyla, yine Çengelköy’ün NATO yoluna çıkan caddesinde açıldı ve hizmete girdi. 30 yıllık logosunun renklerini, „Görülen Lüzum“ üzerine değiştirerek, „YEŞİL“ yapan Bülent Usta; „Semtin adını ve logomuzun benzerini kullanan börekçilerden, üstün kalitemiz ve muhteşem lezzetimiz ile ayrıştığımız gibi, rengimizle de ayrışarak, farkımızı sergileyelim diye düşündük ve bu şubemizden başlayarak tüm şubelerimizde, LOGO rengimizi değiştirdik“ dedi.
ÇENGELKÖY BÖREKÇİSİ’nin bu faaliyetlerinde, kendisine oğlu Yusuf Dilbağı da yardımcı olmakta. Tüm gün, tüm şubelerinde: Kahvaltı, tatlı servisi de olan, klasik börek çeşitlerinin yanında kendine özgü, „Börek Tostu“ ve yeni börek çeşitlerinden örneklerinde ikram edildiğine dikkat çeken Bülent Dilbağı sözlerine devamla; FRANCHİSE ile yurt içinde ve dışında büyümeyi, lezzetlerimizi herkese tattırmayı hedefledik, ayrıca merkez ve şubelerimizden ev ve iş yerlerine de sıcak ve dondurulmuş börek çeşitlerimizi göndere biliyoruz.“ dedi.