Loading...

Autor: Mustafa Gülec

Turgut Torunoğulları, gurbetçiler için aracının beş yıl Türkiye’de kalmasının çağrısında bulundu

Ticaret Bakanı Ömer Bolat iki günlük Hollanda ziyareti gerçekleştirdi. Bakan Bolat Hollandalı bakanlarla yaptığı istişareden sonra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen etkinliğe katıldı.

“TÜRK ŞİRKETLERİ REKABET GÜCÜNÜ ARTIRDI”

Ticaret Bakanı Ömer Bolat etkinlikte yaptığı konuşmada Türk şirketlerinin rekabet gücünden bahsederek: “Son yıllarda Türk şirketleri rekabet güçlerini arttırarak Avrupa ile ticarette ilerleme kaydettiler. Avrupa Türkiye için çok önemli. Bu pazarlarda kalıcı bir varlığımız var. Türk şirketleri tedarik zincirlerinde önemli bir ağırlığa sahip. Türkiye sadece parça ve makine üreten bir ülke değil, coğrafi konumu sayesinde ürünleri Avrupa’ya çok kısa sürede ulaştırabilecek lojistik güce de sahip. Dünya standartlarındaki rekabet gücü ve üretim kapasitesinin yanı sıra Türk sanayisi AB ile gümrük birliği ve ticari ilişkilerin yenilenmesi konusunda da başarılı olmuştur. Avrupa Türkiye için çok önemli. Bu pazarı kaybetmemiz mümkün değil. Biz bu pazarlarda kalıcıyız, kalıcı olmak zorundayız. Geçen yıldan bu yana 200 milyar dolarlık bir ticaretimiz var ve bu dengeli bir ticaret. Geçen yıl 9 milyar dolar fazla verdik. AB’nin Türkiye’de turizmde %65, ihracatta %41, ithalatta %26 ve doğrudan yatırımda %65 payı var. İlişkilerimizi düzenli ve yapıcı bir şekilde sürdürmeye çalışıyoruz. Hükümetlerimiz her zaman bu politikayı izlemiştir” dedi.

“TİCARİ İLİŞKİLER GELİŞTİRİLMELİ”

Bakan ayrıca: “AB Komisyonu’nun ‚AB-Türkiye siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerinin durumu‘ başlıklı raporunda AB liderlerine Türkiye ile ticareti geliştirmeleri de tavsiye ediliyor. Raporda, Türkiye ile gümrük birliğinin hizmetleri de kapsayacak şekilde yenilenmesi için müzakerelerin başlatılması, ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve Türk vatandaşlarına vize kolaylıkları sağlanması gibi hususlar yer alıyor. Hollanda da Türkiye ile ticari ilişkilerini özellikle turizm, enerji ve hizmet sektörü gibi alanlarda geliştirmek istiyor. Hollanda ile resmi diplomatik ilişkilerin başlamasının üzerinden 99 yıl geçti. Önümüzdeki yıl 100. yıl olacak ve bunun için her iki tarafta da özel programlar düzenlenecek. İki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler sorunsuz bir şekilde devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi 12,5 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup, bunun 3,5 milyar ABD Doları Türkiye lehinedir” dedi.

“SİZLERLE GURUR DUYUYORUZ”

Lahey Büyükelçisi Selçuk Ünal’da etkinlikte: “Yıllar önce işçi olarak geldiğiniz ülkelerde işveren konumuna gelmiş olmanızdan gurur duyuyoruz. Ayrıca yaşadığınız ülkelerin vatandaşlığına sahip olduğunuz için oy kullanma hakkına da sahipsiniz. Dolayısıyla siyasete katılabiliyor ve söz sahibi olabiliyorsunuz. Gençlerimiz eğitime önem vererek önemli mevkilere geliyorlar. İşverenlerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla toplantılar yapıyoruz, sorunlarımızı birlikte çözmeye her zaman hazırız” ifadelerini kullandı.

“EMEKLİLERDE TOKİ’DEN EV SAHİBİ OLSUN”

DTİK Avrupa Temsil Heyeti Başkanı Turgut Torunoğulları hükümetten olan talebini açıklayarak: “Avrupa’da yaşayan bizler, kültürel faaliyetlerimizi daha da genişleteceğiz ve gençlerimizi siyasete ve iş dünyasına daha fazla katılmaları için teşvik edeceğiz. Sayın Bakanım, Avrupa’daki Türklerin sizden bir ricası var; önceki hükümetle yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye’ye giden araçların iki yıl kalması uygun görüldü. İnsanlarımız her iki yılda bir araçlarıyla yurt dışına gitmek zorunda kalıyor ve mağdur oluyorlar. Biz ülkemizde daha fazla yaşamak istiyoruz. Herkes aracının beş yıl Türkiye’de kalmasını istiyor. Bu yurt dışındaki vatandaşlarımız için önemli. Hatta vergisini, sigortasını Türkiye’de ödeyelim, ülkemize ekstra gelir olsun. Bir diğer konu da ev sahibi olmak. Emekli vatandaşlarımız da Türkiye’deki TOKİ konutlarından yararlanmalı” dedi.

“ALMANYA’DA DAHA BÜYÜK ETKİNLİKLER YAPACAĞIZ”

DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin yaptıkları çalışmalardan bahsettiklerini belirterek: “Büyük bir kalabalık vardı. Temsilcilerimizle beraber güzel bir program yaptık.  Bakanlarımızı burada ağırladık.  Bakanlarımız sorulara cevap verdiler. Biz burada Dünyayı konuştuk aslında.  Oluşumumuzun daha güçlü olacağını şimdiden görüyorum. Bizim için Almanya çok önemli. Burada çok sayıda Türk var. 500 bin kişiye iş veriyoruz.  Biz bu insanları birbirine bağlayacağız. Aynı zamanda buraya gelmek isteyenler var.  Hem Almanya’ya hem Türkiye’ye daha çok katkı sağlayacağız. Burada Türkiye’nin varlığı daha çok artacak. Bizler burada Almanya’da yaptıklarımızı anlattık. En büyük eyaletlerde düzenlenen organizasyonlardan bahsettik. Girişimcilerimiz çoğalmaya devam ediyor. Bize temsilci olarak müracaat eden çok oldu. Önümüzdeki aylarda Almanya’nın başka şehirlerinde de organizasyonlarda yapacağız. Girişimcilerimizin önünü açacağız. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaretin gelişmesini hedefliyoruz” dedi.

Fotograflar: Hasan Aydin

Video: LokalBakis

KELEBEK ÇOCUKLARINA ALMANYADAN YARDIM ELI

Duisburg. Isinsani ve Anadolu Diyarı programının yapımcısı ve sunucusu Mümin Uluç’un öncülüğünde, Duisburg’un Hamborn semtinde Kelebek Çocuklar Derneği’ne destek olundu.

Bugaz Restoranı’nda düzenlenen anlamlı kahvaltı etkinliğine, Kelebek Çocuklar Derneği başkanı ve bir zamanlar sahnelerin vazgeçilmezi Fulden Uras‚ın da katılımıyla cemiyet ve iş dünyasından Üçler Köksal, Mehmet İbiş, Cevdet Gün gibi bölgede tanınan birçok isim çocuklara destek oldu.

Organizasyonun duygusunu aktaran Mümin Uluc, Avrupa’daki vatandaşların Türkiye’deki 1700’den fazla kelebek hastası çocuğa yardım eli uzattıklarını belirtti. Duisburg’un Hamborn bölgesindeki Bugaz Süd ve Hocfeld’deki Mehmet Efendi Restoranı’nda gerçekleştirilen kahvaltı programına davetli misafirler katılarak destek verdiler. Türkiye’den davet edilen Kelebek Hastası Derneği Başkanı ve Fulden Uras, hastalık ve hasta çocukların durumları hakkında konuşarak yapılan çalışmalardan bahsettiler.

Anlamlı programa Mehmet Bugaz ve Mehmet Efendi Restoranı’nın sahibi Mehmet Sönmez kapılarını açarak destek verdiler. Ayrıca, Acıbadem Hastanesi Almanya sorumlusu Nazlı Konrad, Dilek Eskitürk, Bayram Köylü, Tolga Canga, Hikmet Yazıcı, Mehmet İbiş, Gürsel Doğan, Muhammet Aycicek, Üçler Köksal, Umudum Ol Derneği Başkanı Öznur Yücetaş Uysal, yazar Burhanettin Uysal, şair Gülen Akbulut, basın mensubupları ve birbirinden değerli isimler etkinliğe katıldılar.

Mümin Uluc, bu anlamlı organizasyonun başarılı çalışmaları dolayısıyla Kelebek Hastası Derneği Başkanı Fulden Uras‚a, şair Gülen Akbulut’a ve Umudum Ol Derneği Başkanı Öznur Yücetaş‚a teşekkür ederek plaket takdim etti. „Çocuklarımıza sahip çıkalım“ düşüncesiyle destek veren ve emeği geçen herkese ayrıca teşekkür ettiğini ifade etti.

Yardım kahvaltısından elde edilen 1800 € geliri Fulden Uras’a takdim ettiğini belirten Mümin Uluc, çocukların yaralarını sarmak için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

Kelebek Çocuklar Derneği: Hayal Kurdukları Gerçekleşsin

Kelebek Çocuklar Derneği, misyonunu kelebek ve diğer hastalıkları olan çocukların yüzlerinde tebessüm oluşturmak, yaşamlarına renk katmak ve küçük hayallerine destek olmak olarak belirliyor. Vizyonları ise iyiliğin pahalı olmadığını göstererek yardımseverleri bir araya getirip toplumu birlik içinde örgütlemek ve farklılıklara bakmaksızın kalıcı çözümler üreterek birlikte hareket etmektir.

Dernek, dil, din, ırk veya cinsiyet ayrımı yapmaksızın herkese yardım etmeyi ve ihtiyaçlara yönelik çözümler sunmayı hedeflerken, projelerde ve organizasyonlarda işbirliği yapmayı önemser. Hizmet kalitesini artırmak için herkesin desteğine ihtiyaçları olduğunu vurgularlar.

Dernek, insan hayatındaki en büyük değer olan sağlığa destek olmak amacıyla kurulmuş ve gönüllülerin desteğiyle ve bağışlarla çocukların hayallerini gerçekleştirme gayretindedir.

Kelebek hastalığı, epidermis ve dermis tabakalarının yapışma eksikliği olarak tanımlanır ve cildin üst ve alt tabakalarında tutunma sorunu yaşatan bir durumdur. Bu dernek, bu gibi hastalıklarla mücadele eden çocuklara destek olmayı amaçlar.

İletişim Bilgileri:

KELEBEK ÇOCUKLAR DERNEĞİ

E-posta: bilgi@kelebekcocuklar.com

Web:      https://www.kelebekcocuklar.com

Bağış yapmak için hesap bilgilerimiz:

TL HESABI

ALICI ADI:KELEBEK ÇOCUKLAR EĞİTİM VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
BANKA:İŞ BANKASI
ŞUBE
KODU:
1361
HESAP
NO:
0038388
IBAN
NO:
TR35 0006 4000 0011 3610 0383 88
  

TL HESABI

ALICI ADI:KELEBEK ÇOCUKLAR EĞİTİM VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
BANKA:ZİRAAT BANKASI
ŞUBE
KODU:
2493
HESAP
NO:
2493 7464 2171 5002
IBAN
NO:
TR 0500 0100 2493 7464 2171 5002
  

Fotograflar: Özel

Düsseldorf’da 100. yıl coşkusu

Cumhuriyetimizin 100. yılı Düsseldorf Başkonsolosluğu’nda büyük bir coşku ile kutlandı.

T.C.Düsseldorf Başkonsolosluğu’nda gerçekleşen Cumhuriyet kutlamasına siyaset ve iş dünyasından birçok isim katıldı. Parlamento Başkan 1’inci Yardımcısı Rainer Schmelzer, SPD milletvekili Gülistan Yüksel ve SDP Eyalet milletvekili Volkan Baran geceye katılan önemli siyasiler oldu. 

Türk toplumunun önde gelen temsilcileri de kultamada yer aldı. Kutlama Ahi Location’ın başarılı teknik ve personel desteğiyle görsel bir şölene dönüştü. Ayrıca Mediator Restoran’ın birbirinden lezzetli Türk yemekleri geceye damga vurdu.


İstiklal Marşı ve Almanya Milli Marşı’nın çalınmasıyla başlanan kutlamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüntülü 100 yıl mesajı yayınlandı. Törenin açılış konuşmasını Düsseldorf Başkonsoloslu Ali İhsan İzbul gerçekleştirdi. Ardından Parlamento Başkan 1’inci Yardımcısı Rainer Schmelzer bir konuşma yaptı.  Konuşmacılar Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nden övgüyle bahsettiler.


Etkinlikte Soprano Günay Acar ve Pianist Nihan Ulutan eşliğinde aryalar seslendirildi. Ana Ludel Çağdaş Sanat Galerisi tarafından organize edilen muhteşem yağlıboya tablolar ve Nadir Serin’in konsolosluk bahçesine getirdiği Trıumph marka Dostluk Rallisi otomobili törene katılıanların beğenisini kazandı.


Davetliler Mediator Restoran’ın hazırladığı muhteşem Türk yemeklerinden tattılar. Ahi Location’ın organizasyonu da büyük beğeni topladı. Katılımcılar her iki kurumu da tören sonunda teşekkür ettiler.

Video: LokalBakis

TIAD e.V. Kongresi büyük bir başarıyla gerçekleşti

Duisburg merkezli Türk -Alman İş Adamları ve Akademisyenleri Derneği, (TIAD e.V.) 2023 yönetim kurulu seçimini gerçekleştirdi. Taubenstrasse’deki merkez binasındaki seçim, Başkan Erkan Dural’ın üyeleri selamlama konuşmasıyla başladı.

NEVZAD YALÇIN ONURLANDIRILDI

Başkan Dural geçtiğimiz Eylül Ayı’nda vefat eden sevilen yardımsever ve dernek üyesi Nevzad Yalçın için anlamlı bir konuşma yaptı. Dernek binasının satın alınması ve tadilattan geçirilmesinin ardından yönetim kurulu aldığı kararla Nevzad Yalçın’ın anısını yaşatmak için toplantı salonuna onun ismini verdi. Ayrıca seçimde Nevzad Yalçın’ı anlatan kısa bir filmde seyredildi ve salonda duygusal anlar yaşandı.

Seçimin divan heyeti ise Ali Aydın, Sevket Avcı ve Ersin Taşcı isimlerinden oluştu. Protokol tutanağını Ülkücan Öz tuttu. Yönetim Kurulu Üyelerinden İsmail Ünal geçmiş dönem faliyetlerini anlatarak, gelir ve giderleri açıkladı. Denetim Kurulu Başkanı Ramazan Demirtaş’ın onayladığı faaliyet raporu yönetim kurulu tarafından oy birliğiyle doğrulandı.

Üye yoklamasının yapılmasının ardından yeni yönetim kurulu adayları belirlendi. Seçimde toplamda 65 oy kullanıldı.

.

SEÇİM SONUCUNDA YENİ YÖNETİM KURULU ŞU İSİMLERDEN OLUŞTU:

– Erkan Dural

– Özcan Yavuz

– İsmail Ünal

– Hüseyin Gökce

– Teyfik Gülkün

– Sahin Sentürk

– Yavuz Gencer

– Zihni Günes

– Kamil Öztürk

DENETLEME KURULUNA SEÇİLEN İSİMLER:

– Ersoy Arık

– Ramazan Demirtaş

– Bayram Köylü

„DERNEĞİMİZ BÜYÜYECEK“

Kapanış konuşmasını yapan Erkan Dural: „Üyelerin güvenine ve yoğun katılımına teşekkür ediyorum. Yeni dönemde derneğimiz üyelerimize ve çevremize daha fazla fayda sağlayacak. Bu doğrultuda yeni çalışmalar planladık. İleride büyüyerek daha fazla başarıya ulaşacağız“ dedi.

„AİLECEK ONURLANDIK“

Toplantının sonunda Nevzad Yalçın’ın kardeşi Harun Yalçın yönetim kuruluna teşekkür ederek: „Ağabeyim Nevzad’ın isminin toplantı salonuna verilmesinden dolayı ailemiz adına teşekkür ediyoruz. Tüm aile olarak onurlandık“ dedi.

Video: LokalBakis

Yurt dışında Engelli kimlik kartı sahipleri, Türkiye’deki avantajlardan da yararlanabilecekler

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sirakaya, yaptığı açıklamada yurt dışında yaşayan „engelli kimlik kartı“ sahibi vatandaşlara önemli bir duyuru yaparak, yurt dışı engelli kimlik kartlarının yasal ve teknik altyapılarının Türkiye’de tamamlandığını belirtti.

Sirakaya’nın açıklamasına göre, yurt dışında yaşayan engelli kimlik kartı sahibi vatandaşlar, yaşadıkları ülkenin devlet makamlarından aldıkları engelli kimlik kartlarını öncelikle Türkçe’ye tercüme ettirip ardından Türkiye’nin dış temsilciliklerinde onaylatmaları gerekmektedir.

Daha sonra, Türkiye’ye döndüklerinde, valilik makamlarında yaptıracakları apostil işlemlerini gerçekleştiren vatandaşlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı İl Müdürlükleri veya Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlükleri’ne başvurarak işlemlerini tamamlayabileceklerdir. Bakanlık, Aile Bilgi Sistemi’nde özel bir modül oluşturarak, engelli kimlik kartı ve apostil belgesini kayıt altına alacak ve vatandaşlara „uygunluk belgesi“ verecektir.

Bu uygunluk belgesine sahip olan yurt dışındaki engelli vatandaşlar, Türkiye’de yaşayan engelli bireyler için sağlanan hak ve indirimlerden faydalanma imkanına sahip olacaklar. Böylece, yaşadıkları ülkelerdeki engelli kimlik kartıyla birlikte Türkiye’deki avantajlardan da yararlanabilecekler.

Zafer Sirakaya’nın bu açıklaması, yurt dışında yaşayan engelli vatandaşların haklarının korunması ve desteklenmesi amacıyla atılan önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Bu adımın, yurt dışında yaşayan vatandaşların daha fazla entegrasyonu ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

Foto: Özel

Bayrak talebi en fazla Fransa ve İspanya’dan

Bayrak üretiminde üs konumunda olan Türkiye aynı zamanda önemli bayrak ihracatçısı konumunda. Önümüzdeki yıl Mart ayıda yapılacak olan belediye seçimleri bayrak üretimini daha da arttıracak.

İSTANBUL (İGFA) – Türkiye’nin önemli bayrak üreticilerinden Asya Bayrak Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çilkaya, firma olarak 40’tan fazla ülkeye bayrak ihraç ettiklerini ve en fazla talebin Fransa ve İspanya’dan geldiğini söyledi.

Avrupa, Ortadoğu, Aysa ve Afrika’da bir çok ülkeden özel sipariş aldıklarını belirten Çilkaya, Almanya, İtalya, Yunanistan, Hollanda, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran, Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Özbekistan, Kazakistan, Arnavutluk, Japonya, Mısır, Somali gibi 40’tan fazla ülkeden de aldıkları siparişlerin üretimini yaparak ihraç ettiklerini kaydetti.

Ülke bayraklarında parti bayraklarına, şirket bayraklarından süsleme ve dekoratif organizasyon bayraklarına kadar birçok alanda bayrak ürerimi yaptıklarını belirten Çilkaya, önümüzdeki yıl Mart ayında yapılacak belediye seçimlerinin bayrak üretimini daha da arttıracağına dikkati çekerek, seçimlerin bayrak üretimi üzerindeki etkisi bir hayli fazla olduğunu daha çok parti ve Türk bayrağının siparişi geleceğini söyledi.

İşte Teknofest Gençliği!

Istanbul. GeziYorum projesi kapsamında izlenimlerimi ve tecrübelerimi paylaştığım gezi programımın yeni adresi İstanbul oldu. Selçuk Bayraktar’ın azmi ve yeteneklerine olan hayranlığımdan dolayı Muhabirimiz Zeliha hanım ile birlikte Almanya’dan İstanbul’a geldik. İstanbul’da Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST 2023‚e katılarak ülkemin havacılık ve uzay teknolojisinde geldiği noktayı görmenin gururunu ve heyecanını yaşadık.

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye’nin milli teknolojisinin gelişmesinde önemli rol oynayan birçok kuruluşla ortaklaşa düzenlenen TEKNOFEST, 27 Nisan ve 1 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. İlki 2018’de gerçekleştirilen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali; teknoloji yarışmaları, hava gösterileri, konserler, çeşitli konularda gerçekleştirilen etkinlikler düzenliyor. Bu etkinlikler her sene düzenli olarak yapılmaya devam etti ve biz ilk kez bu festivali canlı deneyimleme fırsatı bulduk. Bundan dolayı çok büyük mutluluk yaşıyoruz.

Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Türkiye’nin en büyük festivali TEKNOFEST, yerli ve milli duruşun adeta sembolü konumuna yükseldi. Festivalde, Türkiye’nin geleceğine ışık tutacak gurur kaynağı genç mucitlerle tanışmak ve TEKNOFEST’in artık alanında bir marka olduğunu görmek bizim için büyük bir zevkti.

Selçuk Bayraktar: “Milletimiz ve İnsanlık İçin Sonuna Kadar Mücadele Edeceğiz”

TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfının Mütevelli Heyeti Başkanı olan Selçuk Bayraktar, festival alanında basın mensuplarına yaptığı açıklamada TEKNOFEST 2023’ün 2,5 milyonu aşkın ziyaretçisiyle „dünyanın en büyük organizasyonu“ izlenimini bıraktığını ve bu alanda rekor kırarak tarihe geçtiğini söyledi. Hakikaten müthiş bir kalabalık vardı hatta Selçuk Bayraktar’ın da altını çizdiği üzere ilk defa bir TEKNOFEST organizasyonu bu kadar büyük bir kalabalığı misafir etti. Alanda rahatça yürümek, dolaşmak bile çok zordu ancak milletimizin ilgisinin yoğun olmasından dolayı duyduğumuz mutluluk bunu sorun bile etmemize izin vermedi. Ziyaretçi rekoru kırmış olmasının yanında bu festivalin bir farkı da bazı ürünlerin ilk defa sergilenmiş olmasıydı.

Alanda Akıncı, Baykar üretimi olan uçan araba Cezeri ve savunma sanayinin diğer ürünleri ile helikopterler sergilendi. Her bir milli ürünümüzü hayranlıkla izledik ve inceledik.

Akıllı ulaşım, biyo teknoloji inovasyonu, çip tasarımı, dikey inişli roketler, eğitim teknolojisi, engelsiz yaşam teknolojisi gibi pek çok kategoride yarışmalar düzenlendi ve kazananlar TEKNOFEST İstanbul tarafından ödüllendirildiler. Etkinliğe katılan kuruluşlar, açtıkları stantlarda geliştirdikleri ürünleri ve sundukları hizmetleri sergilediler. Bayraktar Kızılelma ve Bayraktar Akıncı gibi önemli savunma sanayi projeleri de ziyaretçilere tanıtıldı. Bayraktar TB3 silahlı drone bu yıl ilk defa TEKNOFEST etkinlik alanı içinde yerini aldı.

Etkinlikte yaptığı konuşmada TEKNOFEST’in öz yurdunda garip, öz vatanında parya olmaya karşı bir başkaldırı olduğuna vurgu yapan Selçuk Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “TEKNOFEST, ‚el ele, gönül gönüle milletimiz ve insanlık için çalışacağız‘ diyen yiğitlerin kardeşlik meydanıdır. Bir kez daha hatırlatmak isterim; bu meydan, Türkiye’nin istikbalini yabancı şirketlerde değil, Milli Teknoloji Hamlesi’nin öncüsü Türk gençlerinde görenlerin meydanıdır. TEKNOFEST, bu milletin vicdanı, aydınlık geleceğimizin mimarı, tam bağımsız ve müreffeh yarınlarımızın teminatıdır. TEKNOFEST’i hayata geçiren T3 Vakfı’ndaki ekip arkadaşlarıma, gönüllülerimize, paydaşlarımıza, yarışmalara katılan genç kardeşlerime, ülkemin her bir köşesinden ve dünyanın farklı noktalarından gelip heyecanımıza ortak olan, dualarını esirgemeyerek bizlere destek veren aziz milletimize teşekkür ediyorum. Biz hayatımızı Milli Teknoloji Hamlesi’ne adadık. Sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Yolumuza çıkan ne olursa olsun geri dönmeyeceğiz. Kızılelma’yı, bu meydanı, TEKNOFEST’i önce Allah’a, sonra milletimize ısmarladık.”

Erdoğan: “Bu Meydanda 40 Yıllık Mücadelemizin Zaferini Görüyorum”

Festivale eşi Emine Erdoğan’la birlikte katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, etkinlikte yaptığı konuşmada: “Bir siyasetçi için en büyük mutluluk kaynağı verdiği emeklerin boşa gitmediğini bizzat kendi gözleriyle görmesidir. Biz Türkiye’de bir teknoloji ekosistemi inşa etmek için gerçekten çok çaba harcadık. Gençlerimizin hayallerinin peşinden korkusuzca gidebileceği bir iklimi ülkemizde kurmak için de çok mücadele verdik. İşte bugün yıllar önce diktiğimiz fidanların kök saldığını, serpildiğini ve meyveye durduğunu görmenin bahtiyarlığı içindeyim. Rabbime TEKNOFEST gençliğinin dalga dalga büyüyen şu coşkusuna şahit olmayı bizlere nasip ettiği için hamd ediyorum. Burada sadece Türkiye Yüzyılı’nın mimarları değil okuyan, araştıran, ülkesi ve vatanı için yüreği çarpan yarının bilim adamları, mühendisleri, münevverleri, girişimcileri var. Bu meydanda 40 yıllık mücadelemizin zaferini görüyorum. Ayrıca 6 Şubat depremleri sonrasında milletimizin imdadına koşan T3 Vakfı’mızı ve Baykar şirketini tebrik ediyorum. Baykar asrın felaketi karşısında sergilediği örnek duruşla bu milletin öz evladı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.” ifadelerini kullandı. Başkan Erdoğan sözlerini şöyle noktaladı: “Gençler unutmayın, biz artık sizin zamanınızın misafiri durumundayız. Bu ülkeyi dünyanın devler ligine siz taşıyacaksınız. Tam bağımsızlık hayallerimizi gerçeğe siz dönüştüreceksiniz.”

Havacılık gösterileri bir başkaydı!

Festivale ilginin bu kadar yoğun olmasının bir diğer sebebi de TEKNOFEST’in en önemli aktivitesi olan havacılık gösterileriydi. Bu yılki festivale özel olarak yurt dışından havacılık gösterisi için gelen gruplar vardı. Birleşik Arap Emirlikleri’nden Fursan Al Emarat Hava Akrobasi ekibi ve Fas Hava Kuvvetleri ekipleri, gerçekleştirdikleri uçuş gösterileri ile müthiş bir görsel şölen sundular. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ekibinin renkli şovu sırasında uçaklarından çıkan rengarenk dumanlar izleyicileri olduğu gibi bizi de büyüledi.

Baykar tarafından geliştiren milli insansız hava aracımız Bayraktar Kızıl Elma, en önde uçtu ve arkasında Türk Yıldızları ve Solo Türk ona eşlik etti. Ziyaretçilerin bu gösterileri izlerken mest olduğunu görmemek mümkün değildi. Milli ve yerli üretimlerimiz ile pilotlarımızın nefes kesen performansı alkışları fazlası ile topladı.

Etkinliğin son gününe kadar her gün alandaydık ve teknik yarışmalara şahitlik ettik. Çok yorulduk ama her bir dakikasına değdi diyebilirim. Almanya’ya dönerken içimiz gurur ve huzurla doluydu. İnanıyorum ki rekorların ve ilklerin festivali TEKNOFEST, başarı çıtasını her sene daha da yukarılara taşıyacak ve Türk vatandaşlarını gururlandırmaya devam edecektir.

Fotograflar: Teknofest ve SektorelTV

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI

Balikesir/Havran. Türkiye ziyaretim sırasında ürünlerini deneyimleme fırsatı bulduğum Dr. Yağcı, kalitesiyle beni öylesine etkiledi ki bu övgüye değer özverili çalışmaları nedeniyle kendilerini takdir etmek amacıyla bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. İşini layıkıyla yapan ve ekonomik krize rağmen kazancını arttırmak için hileye başvurmayı seçenek olarak görmeyen insanların sayısının artması için onları desteklemek gerektiğine inanıyorum.

Sizlere kısaca Dr. Yağcı markasının yola çıkış hikayesinden söz etmek istiyorum.

Ailenin ticaret serüveni, 1900’lü yıllarda Mehmet Özden’in girişimiyle helva üretimi ve satışı yapmakla başlamış. O dönemde lokanta kavramına pek alışkın olmayan Türkiye’de ekmek arası helva satışı yapmak bence takdire şayan bir girişim örneği olmuş.

Zira “halva ekmek” kavramı o zamanlar köylüler arasında pek meşhurdu. Hatta köylüler, kendi aralarında kasabaya, ilçeye, pazara gitme kavramını helva ekmek ile özdeşleştirmişti. Kasabaya inildiyse pazara gidildiyse helva ekmek yemeden dönülmemeliydi. Eğer helva ekmek yemeden dönüldüyse köylüler o hafta kendilerini pazara gitmiş saymazlardı.

Helva ticaretini, 1943 yılına kadar Mehmet Özden ile oğulları Seyit Ahmet Özden ve İsmail Özden birlikte yapmaya devam ederler. 1943 yılında Seyit Ahmet Özden, babası ve kardeşinden ayrılarak kendi mekanını açmaya karar verir. Seyit Ahmet Özden, bu yeni mekânda helva alım ve satışına devam ederken diğer tarafta zeytinyağı ticaretine de başlayarak ayrı bir sektöre adım atar. Zamanla ürün çeşitliliğini geliştirerek köylülerin ürettiği susam, badem, ceviz gibi doğal ürünlerin de satışını yapmaya başlar.

Başlarda sadece zeytinyağını üreticiden alıp son tüketiciye satmasıyla başlayan girişimi zeytinlik almasının ardından üretici konumuna yükselmesiyle devam eder. Kendi zeytinliklerinden elde ettiği lezzetli zeytinlerle ürettiği kaliteli yağları hem toptan hem perakende olarak satmaya başlar. O dönem Balıkesir’in Salı Pazarı, ticaretini geliştirmesinde dönüm noktası olmuştur.

Seyit Ahmet Özden’in 1954 doğumlu tek oğlu Muammer Özden, çocukluk çağlarından beri hem dükkânda hem Salı Pazarı’nda satışla ilgilenirken diğer yanda zeytinlikler arasında üretim takibinde koşuşturmaya devam eder. 1985 yılında babası Seyit Ahmet Özden’in fiilen olmasa da resmen emekli olmasıyla işin başına geçer ve babasından gördüğü özverili ve kaliteli çalışma prensibini misyon edinerek işi büyütmeye adar kendisini…

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI
Muammer Özden misafirleri ile

90’lı yıllarda bitkisel rafineri yağ tesisinin kapanmasını fırsata çeviren Muammer Özden, sektördeki boşluğu çok iyi değerlendirerek zeytin ve zeytinyağı satışının yanı sıra toptan bitkisel yağ ticaretine de başlayarak ticaret hacmini arttırır. O zamanlar günümüzdeki süpermarketlerin şimdi olduğu gibi yaygın olmaması ve semt pazarlarındaki hareketlilik, pazarcıların toptan satışı da arttırması noktasında ciddi bir potansiyel oluşturmuştur. Muammer Özden, yeni girişiminden sağladığı gelirleri zeytinlik alanları satın alımına aktarır ve ilçenin en gözde mevkilerinde ciddi miktarda zeytinlik sayısına ulaşır.

2009 yılında Muammer Özden’in tek oğlu Seyit Özden, İstanbul’daki üniversite eğitimini tamamladıktan sonra mevcut aile işletmesini geliştirmek ve kendi işine sahip olmak maksadıyla Havran’a döner. Aile içinde yapılan istişare ve alınan karar neticesinde babası Muammer Özden ile ortak bir şirket kurar.

Seyit Özden

Zeytin ve zeytinyağı üretimi konusunda yıllarca süregelen uzmanlıklarını, bilgi, beceri ve deneyimlerini esas alarak sektörde markalaşmak adına güçlerini birleştirip sağlıklı üretimi çağrıştıran “Dr. Yağcı” markasına karar verirler. Yeni markayı tescil ettirdikten sonra üretim için gerekli izin ve belgeleri alırlar.

Dr. Yağcı markasının kurulmasının akabinde zeytin ve zeytinyağıyla alakalı tüm süreç yeniden yorumlanır ve olduğundan daha kaliteli ve butik bir üretim yapma hedefiyle yola çıkarlar.

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI

Zeytinliklerin bakımı ve işlenmesi ile zeytin hasatında “iyi tarım”a geçerler. Alanında uzman tarım danışmanları ile birlikte zeytinin tarladaki bakımı ve sonrasındaki işlemler her an kontrol altında tutulur. Zeytin hasadında ağaçlara zarar vermemek, hasarsız ürün elde etmek ve maliyetleri olabildiğince düşürmek maksadıyla makineli hasata geçerler. Daha kaliteli zeytin ve yağ elde edebilmek için Ekim ve Kasım aylarında yapılan erken hasata geçiş yaparlar.

Toplanan zeytinleri çuvala koymak yerine kasalara koyarlar ve bekletmeden, ivedilikle önceden randevusu alınmış olan zeytin sıkımı yapılacak anlaşmalı fabrikaya ulaştırırlar. Bu sayede tam beklentilerine uygun şekilde çok kaliteli Erken Hasat Soğuk Sıkım Zeytinyağları elde ederler.

Dr. Yağcı markası, asla ödün vermedikleri kaliteleri sayesinde 5 Nisan 2016 tarihinde, ilk kez katıldıkları Zeytin Dostu 9. Ulusal Zeytinyağı Yarışması’nda Gümüş Madalya almaya layık görülür ve ilk ödüllerini kazanırlar.

Dr. Yağcı markası altında üretilen zeytin, zeytinyağı ve sabunlar, toptan ve perakende olarak hem internet ortamında hem de Havran’da bulunan merkezinde satışa sunulmaya devam ediyor.  Satışların çoğunluğunu, Havran’da bulunan merkez satış noktasından yapılan toptan alışverişler oluştursa da doğal beslenmeye düşkün kişilere, sağlıklı ve kaliteli ürünleri kolaylıkla sunabilmek için internet üzerinden sipariş almaya devam ediyorlar.

Muammer Özden

Ege’nin kendine has lezzetini koruyan Dr. Yağcı ürünlerine www.dryagci.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Edremit Körfezi’nin en kaliteli zeytinlerini ve bu zeytinlerden elde edilen doğal zeytinyağını tattıktan sonra yüzünüzde oluşacak memnuniyet gülümsemesi esnasında bana teşekkür etmeyi unutmayın 😊

EDREMİT ŞUBE

Çayiçi Cad. No:3/C (Mahkeme Camii Karşısı) Edremit-Balıkesir

HAVRAN ŞUBE

Cumhuriyet Cad. No:67 Havran/BALIKESİR

ÇEVREYOLU ŞUBE

Bostancı, Balıkesir Edremit Yolu 5. KM, 10560 Havran/Balıkesir

İLETİŞİM BİLGİLERİ

E-Posta: info@dryagci.com.tr

Telefon: 0266 373 8888

Ayakkabı ihracatı ilk kez 100 milyon doları aştı

Deri sektörü pandemide yaptığı yatırımların meyvelerini topluyor. İhracatını ayakkabı sektörünün sürüklediği Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, pandemi döneminde yaptığı dijital yatırımların meyvelerini 2022 yılında topladı.

İZMİR (İGFA) – Pandemi döneminde insanların evinden çıkamadığı dönemde dünyanın ilk sanal ayakkabı fuarı Shoodex Fuarı’nı iki kez düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, 2022 yılında ihracatını yüzde 12,39’luk artışla 170 milyon dolardan 190 milyon dolara taşıdı.

EDDMİB’in ihracatı 2023 yılının ilk çeyreğinde de yüzde 9’luk artışla 53 milyon dolardan 58 milyon dolara ilerledi. Yıllık ihracatta 200 milyon dolara koşan Egeli dericiler, 2026 yılı için 300 milyon dolar ihracat hedefi belirledi.

TARİHİNDE İLK KEZ 100 MİLYON DOLAR BARAJINI AŞTI

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, birliğin ihracatını domine eden ayakkabı sektörünün ihracatını yüzde 29’luk artışla 87 milyon dolardan 112,7 milyon dolara çıkardığını ve tarihinde ilk kez 100 milyon dolar barajını aştığını söyledi.  Deri sektörünün diğer alt sektörleri hakkında da bilgi veren Zandar, “Saraciye sektörümüzün ihracatını yüzde 23’lük artışla 21 milyon dolardan 26 milyon dolara çıktı. Deri konfeksiyon ihracatımız yüzde 3’lük düşüşle 28 milyon dolar olurken, deri postlar ihracatımız 25 milyon dolar olarak gerçekleşti” diye konuştu.

ZİRVEDE ALMANYA, HOLLANDA VE İNGİLTERE VAR

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin en çok ihracat yaptığı ülkenin 26,6 milyon dolarlık tutarla Almanya olduğunu aktaran Başkan Zandar, Hollanda’da ihracatın 2020 yılında 8,6 milyon dolar iken, 2021 yılında 14,7 milyon dolara, 2022 yılında da 18,3 milyon dolara çıktığını kaydetti.

Hollanda’ya ihracatın son iki yılda yüzde 112’lik artış kaydettiğini ve en çok ihracat yapılan ikinci ülke konumuna geldiğini belirten Zandar, „Son iki yılda ihracatımızda yüzde 102’lik yükseliş hızı yakaladığımız İngiltere’ye ihracatımız 7,5 milyon dolardan 15,2 milyon dolara çıktı ve üçüncü büyük pazarımız oldu. Bu ülkeleri; 14,2 milyon dolarla ABD, 12,8 milyon dolarla Fransa, 12,4 milyon dolarla İtalya, 9,5 milyon dolarla Rusya Federasyonu, 9,2 milyon dolarla Romanya, 8,3 milyon dolarla İspanya ve 6,3 milyon dolarla Polonya izledi“ diye konuştu.

Bellona, Avrupa’daki 27. Şubesini Köln’de Açtı

Köln’de İlk Mobilya Mağazasını Açan Mehmet Sar’ın Marka Tercihi Bellona Oldu

Köln. Türkiye’nin en iyi mobilya markalarından biri olan Bellona, Avrupa’nın başarılı iş adamlarından biri olan Mehmet Sar’ın girişimi ile Avrupa’daki 27. şubesini açtı. Almanya Köln’deki ilk mobilya mağazası olma özelliğine sahip Bellona Köln Şubesi, Almanya’da yaşayan çok sayıda Türk’ün katılımı ile muhteşem bir açılış ile gerçekleştirdi. Köln’de bulunan Alman’ların da ilgi gösterdiği açılışa Köln Büyükşehir Belediye Başkanyardımcısı Dr. Ralf Heinen ve Bellona Türkiye CEO’su Mustafa Karamemiş katıldı. Açılışa katılan tüm misafirlere yastık hediye edilerek canlı müzik eşliğinde ikramlar sunuldu.

Mustafa Karamemiş: “Köln Mağazamızdan Beklentimiz Büyük”

Açılışta LokalBakış’a açıklama yapan Bellona Türkiye CEO’su Mustafa Karamemiş, açılışın yoğun katılım ve coşku ile gerçekleşmiş olmasından duydukları mutluluğu dile getirerek bu oluşumu başlatan girişimci iş adamı Mehmet Sar’a tebrik ve teşekkürlerini iletti. Avrupa’daki 28. Bellona şubesinin yakın bir tarihte Fransa’da açılacağının müjdesini de veren Mustafa Karamemiş, “Bu mağazamızdan beklentimiz çok büyük çünkü gerek mağazanın fiziki konumu gerekse mağaza içerisindeki teşhir düzeni tam istediğimiz gibi başarılı oldu. En önemlisi ise Köln’deki ilk mobilya mağazası olma özelliğini taşıyor olması bizi ziyadesiyle mutlu etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Mustafa Karamemiş: “Marka Bilinir ve Bulunur Olmak Zorunda”

Doğru lokasyonlarda, doğru yatırımcılarla mağaza açmaya ve Bellona markasını uluslararası arenada bilinir kılmaya devam edeceklerinin altını çizen Mustafa Karamemiş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Çok güzel bir mağazayı harika bir açılış organizasyonu ile müşterilerimizin hizmetine sunmuş bulunmaktayız. Bellona olarak yatırımlarımızı arttırarak devam ettireceğiz. Büyüme için bir süreç gerekli olduğunu biliyoruz. Mağaza açmak kolay fakat doğru lokasyonu tespit etmek, bu lokasyondaki müşteri kitlesinin kriterlerine uygun ölçekte mimari tasarımlar yapmak gereklidir. Bu kriterleri dikkate alarak markamızı büyütmeye ve Bellona kalitesini tüm dünyada ulaşılabilir kılmaya gayret göstereceğiz. Zira marka bilinir ve bulunur olmak zorundadır. Türkiye’de bir mağaza açmak yurt dışında açmak gibi değil, ülkemizde bu süreç daha hızlı ve kolay ilerliyor. Avrupa’daki birtakım standartlardan dolayı mağaza açma süreci bu koşulların tamamının yerine getirilmesiyle mümkün olabiliyor. İnşaat aşamasında ve mimari tarafta, Türkiye’deki gibi hızlı olmuyor. Örneğin bu mağazamızın tüm hazırlığı Ocak ayında bitmiş olmasına rağmen yerel makamların onaylarını beklediğimiz için açılışı gecikti. Geç olsun güç olmasın diyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Çok şükür açılışımızı en güzel şekilde yaptık, satışımıza başladık.”

Mustafa Karamemiş, Bellona Türkiye olarak Avrupa’da yaşayan insanların zevkine hitap etmeyi nasıl başarıyorsunuz sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Hem yurt içinde hem de yurt dışı mağazalarımızda CRM sistemimiz var. Bu sistem sayesinde tüketicinin renk, tasarım, fonksiyon beklentileri ile ilgili verileri tüm bölgelerden toplayarak Ar-Ge departmanımız ile analiz ediyoruz. Analizlerimizden çıkan sonuçlar tasarımlarımıza yön veriyor. Bu Bellona’nın dinamik yapısı ile alakalı bir durum. Bünyemizde dünyanın farklı bölgelerinden gelen farklı analizleri değerlendiren 90 Ar-Ge personelimiz bulunmaktadır. Türkiye dışındaki mağazalarımızda daha çok Türk tüketicilerin beklentilerine uygun tasarımlara yer veriyoruz ancak her geçen gün mevcut ürünlerin arasına yabancı müşterilerimizin beklentilerine uygun tasarımları koyma hazırlığı içerisindeyiz. Bir anda ürünlerde değişim yapmak zor ancak Türkiye dışında gerçekleştirdiğimiz her mağaza açılışıyla beraber ürün gamı da değişmeye başlıyor. Yeni kitlenin beklentilerine uygun yeni tasarımlar yaparak mağazalarımızda teşhir ediyoruz. Tüketicilerin gösterdiği reaksiyon bizim için kıymetli. Bunu da sürdürülebilir kılmaya devam edeceğiz.”

“Bellona, Satış Sonrası Hizmet Konusunda En Hassas Markalardan Biridir”

Mustafa Karamemiş, Avrupalı Türkler neden Bellona’yı tercih etmeli sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“En başta kalite ve tasarım konusunda iddialıyız ve müşterilerimizin olumlu geri dönüşleri de bu iddiamızın ispatı niteliğindedir. Bellona olarak en büyük diğer özelliğimiz ise satış sonrası hizmet noktasında gayet özenli çalışıyor olmamızdır. Markamız, satış sonrası hizmetleri yöneten SSH adında bir şirkete sahiptir. Bu şirketin en önemli misyonu tüketicilerden gelen geribildirimler doğrultusunda, ürünlerde satış sonrası oluşabilecek sorunları çözmek için çalışmasıdır. Bellona, bu hizmeti satış kadar önemseyerek hem yurt dışındaki mağazalarımızda hem yurt içindeki satışlarımızda ön planda tutmaktadır. Ayrıca Bellona’nın yurt dışı iştirak şirketleri var. New Jersey’de bulunan Bellona USA şirketimiz ile Amerika’da; Moskova’da bulunan Beta Furniture isimli şirketle de Rus coğrafyasında yapılanmaya devam ediyoruz. Rus coğrafyasında 103 satış noktamız bulunmakta olup yeni satış noktaları açma hazırlığı da devam ediyor. Hedefimiz, tüm dünyada Bellona kalitesini ulaşılabilir kılmaktır.”

Bellona Köln Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sar: “Bu Benim Hayalimdi”

Küçük yaşlardan beri ticaret yapan ve Avrupa’da başarılarıyla adından söz ettiren Bellona Köln Mağazası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sar, açılışta  LokalBakış’ ın sorularını yanıtlayarak yıllarca endüstriyel sektöründe hizmet veren başarılı bir şirkete sahip olmasına rağmen neden bir mobilya mağazası açmaya karar verdiğini açıkladı:

“Yıllarca endüstriyel sektöründe çalıştım. Sektörde halen hizmet vermeye devam eden bir şirketim var. Bensiz de işlerin yürütülebildiği başarılı bir sistem kurduğum için bu şirketimin faaliyetleri aksamadan devam edebiliyor. Bu fırsatı değerlendirerek hayalim olan mobilya sektörüne giriş yapmak istedim ve bu mağazayı açtım. Bellona bir dünya markası, burada her tür mobilyayı bulabiliyorsunuz. Yatak, baza, panel, koltuk takımları gibi her tür mobilyaya tek marka üzerinden kolayca ulaşılabiliyor.

Bellona ekibi ile müşterilerimize profesyonel, kaliteli ve hızlı hizmetin yanı sıra geniş bir ürün yelpazesi sunmanın keyfini yaşıyoruz. Türk mobilyasının kalitesini önce Almanya’ya sonra da tüm Avrupa’ya tanıtmayı amaç edindik. Çok mutluyum. Burada yaşayan Türk halkı bizi açılışta yalnız bırakmadı. Ayrıca Köln Büyükşehir Belediye Başkanyardımcısı da açılışımızı onurlandırdı, kendisine teşekkür ediyorum. Köln’de Türk nüfus çok fazla olduğu için burayı seçtim. Mobilya mağazası sahibi olmak hayalimdi. Köln’de yaşayan müşterilerimizi memnun etmek için elimizden geleni yapacağız. Mobilya ihtiyacı şu an olmasa bile tüm Türk vatandaşlarımızı çay-kahve içmeye bekliyoruz.”dedi.

Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü, ‚Dünyada manuel terapiye ilgi giderek artıyor‘

Son yıllarda sosyal medyada yer alan kayropraktik manuel terapi videolarının ardından popülerliği hızla artan uygulamalarla ilgili Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü çeşitli bilgiler verdi.  Yüzügüldü, dünyada manuel terapinin hızla yaygınlaştığını söyledi. Herkesin bu uygulamalara uygun olmadığını hamileliğin belli dönemlerinde, kemik erimesi olan hastalarda manuel terapi uygulamalarının yapılamayacağını anlattı.
 
Yüzügüldü, “Manuel terapiyi kısaca anlatmak gerekirse kişideki bulunan eklemlerde ve omurgadaki bozuklukların elle düzeltilmesine dayalı bir tedavi yöntemidir. Bu manuel terapi eğitim almış fizyoterapistler ve eğitim almış hekimler tarafından uygulanmaktadır.Anatomi altyapısı olmayan kişiler tarafından uygulanmamalıdır. Tamamen anatomi temeline dayalı modern tıp yöntemlerinden biridir. Bazı meslektaşlarımızın sosyal medyada ve televizyonlarda aktif olarak manuel terapi ile ilgili içerikler paylaşması ile birlikte popülerliği giderek artmıştır. Ayrıca tedavilerde hızlı sonuçlar vermesi ve ekonomik olması gibi sebeplerle ön plana çıkmıştır.”

MANUEL TERAPİ SADECE KÜTLETMEDEN İBARET DEĞİL

“Biz fizyoterapistiz. Fizyoterapi uygulamalarını merkezilerimizde kullanıyoruz. Bu uygulamalar kendi aralarında dallara ayrılıyor. Manuel terapi de fizyoterapinin bir parçasıdır. Fizyoterapinin içerisine ortopedik rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, pediatrik, yaşlılık, işitme engelliler gibi birçok alanda çalışan meslektaşlarımız var. Manuel terapi; eklem problemlerine, bel-boyun fıtıklarına, boyun düzleşmelerine, duruş problemlerine yoğunlaşılan bir alan. Manuel terapi dediğimizde sadece kütletme uygulamalarından bahsetmiyoruz. Biz fizyoterapi uygulamaları ile birlikte manuel terapi uyguluyoruz. Böyle olunca başarı oranımız çok daha artmış oluyor. Graston terapi, trigerpoint terapi, kupa terapi, kişiye özel egzersizler yer alıyor. Tüm gevşemeler sağlandıktan sonra tespit ettiğimiz açılaşma bozukluklarına yapacağımız ani müdahalelerle eklemdeki açılaşmayı düzeltip kişiyi sağlığına kavuşturmayı hedefliyoruz.” 

KAYROPRAKTİK DÜNYADA POPÜLER

“Dünyada da bu uygulamalar popüler durumda. Dünyada fizyoterapistlerin dışında kayropraktikler de var. Tamamen bunun üzerine eğitim alıp bu uygulamaları yapıyorlar. Türkiye’de fizyoterapist olduktan sonra alınan eğitimlerle manuel terapist ünvanı alıyoruz. Özellikle Avrupa’da yoğun bir ilgi ve gelişme var. Amerika’da, Yeni Zelanda’da bu alan genişlemeye devam ediyor.” 

GENEL TESTLER YAPILMADAN MANUEL TERAPİ YAPILMAMALI

“Bana manuel terapi yap diyerek direk uygulama yapılmamalı. Kişinin genel testlerinin yapılması gerekiyor. Ayrıntılı değerlendirmelerin yapılması lazım. Manipülasyona uygun olmayan bazı gruplar var. Kişinin mesela vücudu esnektir. Orada yapılacak olan manipülasyon zarar verir. Hamilelerde belli bir dönemden sonra yapılmamalıdır. Yaşlılarda ya da  kemik erimesi olan hastalarda vücuda ciddi zararlar verilebilir.” 
Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü, çeşitli sağlık kuruluşlarında çalıştı. Yurtiçi ve yurtdışında aldığı kayropraktik ve manuel terapi eğitimlerinin ardından 2018 yılından itibaren manuel terapi ve fizyoterapi hizmetlerini verdiği Salihli ve Alsancak’taki iki merkezini açtı. Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü, “3 kliniğimizde manuel terapi ve fizyoterapi üzerine hizmetler veriyoruz.”

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Estetik Diş Protez Laboratuvarı Almanya IDS 2023 Fuarında Yerini Aldı

Estetik Diş Protez Laboratuvarı “Made in Turkey” Etiketini Avrupa’ya Taşıdı

Köln. Estetik Diş Protez Laboratuvarı, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde faaliyet gösteren Özel Estetik Çok Amaçlı Diş Protez Laboratuvarı, bu yıl 38’inci kez kapılarını aralayan IDS 2023 fuarına katıldı.

14-18 Mart 2023 tarihleri arasında Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirilen ve dental sektörün lider fuarlarından biri olan IDS 2023 fuarının Türkiye milli katılım organizasyonu, bu yıl da İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından yürütüldü.



Dental sektörde ihracat için büyük bir önem taşıyan IDS 2023 fuarına Türkiye’den, milli katılımla 10, bireysel katılımla ise 44 firma olmak üzere toplam 54 firma katıldı. Dental malzeme ve ekipmanlar sektöründe faaliyet gösteren ihracatçı firmalar arasında bulunan Tekirdağ Estetik Diş Protez Laboratuvarı da ekibiyle birlikte IDS 2023 fuarında yerini aldı.

İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilindeki kamu kuruluşlarına protez diş hizmeti veren ve üretimdeki kalitesi ile ülke çapında adından başarıyla söz ettiren Estetik Diş Protez Laboratuvarı, dünya dental sektöründe Türkiye’yi temsil etmek ve müşteri kitlesini genişleterek ekonomiye katkı sağlamak gayesiyle katıldığı fuarda, 4 gün boyunca yüzlerce ziyaretçiyi standında ağırladı.

Sektörel anlamda Türkiye’nin en yüksek kapasiteli dental tesisi olmasının yanı sıra Tekirdağ ilinde 400 kişiye istihdam sağlayan Estetik Diş Protez Laboratuvarı, yurt içinde 1997 yılından bu yana koruduğu ürün kalitesini IDS 2023 fuarı sayesinde “Made in Turkey” etiketini Avrupa’ya taşıma fırsatını elde etti.  Firmanın standını Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden çok sayıda diş hekimi ziyaret ederek ürünler hakkında bilgi aldı.

Togg T10X’in fiyatı 953 bin TL’den başlıyor

Türkiye’nin mobilite alanında hizmet veren küresel teknoloji markası Togg, doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazının satış fiyatını, model ismini ve teknik özelliklerini açıkladı. Togg, ‘T10X’ adını verdiği, kullanıcıyı merkeze koyan, akıllı yaşam çözümleriyle sürekli internetin içinde olan, uzaktan güncellenebilen akıllı cihazını, iki farklı donanım seviyesi ve iki batarya seçeneğiyle ön siparişe sunuyor. 16-27 Mart tarihleri arasında Trumore dijital platformu ve www.togg.com.tr Togg web sitesi üzerinden ön siparişleri alınacak olan Togg T10X, 953 bin TL’den başlayan fiyat etiketine sahip olacak.

Fikri ve sınai mülkiyeti yüzde 100 Türkiye’ye ait küresel bir marka ortaya çıkarmak ve mobilite ekosisteminin çekirdeğini oluşturmak amacıyla kurulan Togg, 2022 yılı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda seri üretim bandından indirdiği T10X’i kullanıcılarla buluşturmaya hazırlanıyor. Planları doğrultusunda emin adımlarla ilerleyen Togg, Mart sonundan itibaren kullanıcılarla buluşacak ilk akıllı cihazının fiyatını, model ismini, teknik ve donanım özelliklerini açıkladı.

523 kilometre menzil seçeneği 

Togg, ‘doğuştan elektrikli’, ‘doğuştan sürdürülebilir’, ‘doğuştan dijital’ ve ‘doğuştan yeşil’ kavramlarının altını çizdiği ilk akıllı cihazı C-SUV’u, ‘T10X’ adıyla kullanıcılarla buluşturacak. Model adındaki T’nin Türkiye’yi ve Togg’u, 10’un cihazın üzerine inşa edildiği C segmenti platformunu, X’in ise SUV gövde tipini ifade ettiği T10X, iki farklı donanım ve iki batarya seçeneğiyle kullanıcılara sunulacak. 

İki donanım seviyesi ve iki batarya seçeneği sunulacak 

160 kW / 218 Beygir güç ve 350 Nm tork üreten T10X RWD (arkadan itiş), iki farklı batarya seçeneğiyle 314 ve 523 kilometrelik menzillere sahip olacak. T10X’in 52,4 kWh kapasiteye sahip batarya seçeneği 16,7 kWh/100 km (WLTP) enerji tüketimi değeri sunarken, 88,5 kWh kapasiteye sahip batarya seçeneğinin tüketim değeri ise 16,9 kWh/100 km (WLTP). 

T10X’in fiyatları şöyle oluştu:

V1 RWD Standart Menzil               953 bin TL

V2 RWD Standart Menzil               1 milyon 55 bin TL

V2 RWD Uzun Menzil                     1 milyon 215 bin TL 

Çift motorlu T10X AWD 29 Ekim’de özel seri ile yollarda olacak

T10X’in 0-100 km/s hızlanması 4,8 saniye olan, 700 Nm tork üreten çift motorlu 435 beygir gücündeki AWD (all-wheel drive) versiyonu ise 29 Ekim 2023 tarihinden itibaren teslim edilmeye başlanacak olan 100. Yıl Özel Serisiyle birlikte yollara çıkacak. 

28 dakikadan daha kısa sürede yüzde 80 doluluk 

Togg T10X, hızlı şarj ile 28 dakikadan daha kısa sürede yüzde 20’den yüzde 80 batarya doluluk seviyesine ulaşabiliyor. Böylece kullanıcılar uzun yolculuklarda kısa bir kahve molası süresince dinlenirken, akıllı cihazları da yolculuğun kalan bölümü için hazır hale gelecek. Ayrıca kullanıcılar, sıfır emisyon salımıyla çevre dostu bir yolculuğun keyfini de çıkaracak. 

Yüksek teknoloji “standart”

Mobilite deneyimini yeniden tanımlayarak, kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştırıp keyifli hale getirecek akıllı yaşam çözümleri geliştiren Togg, bu çözümlerini Trumore dijital platformu üzerinden kullanıcılarla buluşturuyor. Trumore platformunu oluşturan Earn.more (Kazan), Go.more (Gez), Play.more (Eğlen) ve Scale.more (Geliştir) başlıklarında mobilite ekosisteminin tüm fırsatlarını sunuyor. Veriyi işleyip yapay zekâ ile geliştirebilen T10X, daha çok kazandıran, gezdiren, eğlendiren ve sürekli gelişen bir akıllı cihaz olarak yollara çıkıyor. 

12,3 inç gösterge ekranı ve 29 inç bilgi-eğlence ekranından oluşan 41,3 inç uçtan uca ekran deneyimi, 8 inç dokunmatik kontrol ekranı, araç içi sosyal kamera, yüksek hızlı mobil internet ve wifi hot spot özelliğiyle Snapdragon® işlemcili dijital kokpit, T10X’de standart olarak sunuluyor. 

Uzaktan sürekli güncellenen ileri seviye veri gizliliği ve sürüş güvenliği 

Kullanıcıların kişisel verilerini ve akıllı cihazın dijital güvenliğini blok zinciri teknolojisiyle sağlayan Togg T10X, Avrupa pazarındaki otomobillerin güvenliğinin degerlendirildiği bağımsız Euro NCAP programının tüm testlerinden en yüksek seviye olan 5 yıldızı alacak şekilde tasarlandı. T10X standart olarak sunduğu 7 adet hava yastığı, dayanıklı ve sağlam altyapıyı destekleyen ileri seviye sürüş asistan sistemleriyle de her türlü yol koşulunda güvenli bir sürüş sağlıyor.

T10X, sürekli öğrenme ile olgunluğunu geliştirebilen ve uzaktan güncellemeler (OTA: over-the-air) ile sürekli kendini yenileyebilen sürücü destek sistemleri sayesinde sürüş güvenliği ve konforunu en üst seviyeye yükseltiyor. T10X, trafik işareti algılama sistemiyle birlikte çalışan dur-kalk fonksiyonlu akıllı adaptif hız sabitleyici ve akıllı şerit takip sistemi & şeritten ayrılma ikazıyla birlikte 2. seviye otonom sürüşü kullanıcılarına sunuyor. T10X Türkiye’de ve sınıfında ilk kez “yoğun trafik pilotu” asistan özelliğini sunarak kullanıcıların 15km/saat hıza kadar olan yoğun trafikte ellerini direksiyondan ayırıp T10X’in kontrolünde ilerlemelerini sağlayacak. Bu özellik, 2023 yılı içerisinde uzaktan güncellemeler (OTA:over-the-air) ile V2 donanım seviyesi ve lansman özel paketine sahip olan akıllı cihazlarda aktif hale gelecek. 

Yalın ve güçlü tasarım teknolojiyle birleşiyor 

T10X’in hem dış, hem iç tasarımında “duygusal” Doğu ile “rasyonel” Batı kültürünün ögeleri bir arada yer alıyor. Akıllı cihazın modern ve özgün tasarımında Anadolu topraklarının köklü simgelerinden biri olan lale figürü öne çıkıyor. T10X’in yoldaki imzası olarak algılanacak ön ızgarasında, bütünsel şıklığı tamamlayan jantlarında ve iç mekân detaylarında modern bir incelikle işlenen lale figürleri yer alıyor. Keskin hatları ve akıcı dış tasarım çizgileri ile kullanıcısını karşılayan T10X’in iç tasarımında da özenle seçilmiş, kaliteli ve şık malzemelerle birlikte yüksek teknoloji yer alıyor. 

Orta konsol, T10X’in iç mekanının en önemli stil ve fonksiyon özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Uçak kokpitini hatırlatan form üzerinde vites ve elektronik park freni fonksiyonlarını barındıran konsol, ergonomisiyle dokunmatik kumanda ekranının kontrol edilmesine de yardımcı oluyor. Dokunmatik ekranda kullanıcıyı merkeze alan ara yüzün kullanıcı dostu tasarımı, dijital asistan özelliği alışılagelmiş kontrol düğmeleri ve kumanda elemanlarını olabildiğince azaltarak iç mekânın yalın ve sade tasarımını destekliyor. Togg, teknolojiyi yalınlıkla birleştiren bu tasarım yaklaşımı ile yüksek teknolojinin karmaşık olmadan da sunulabilir olduğunu kanıtlıyor.

 “Türkiye’nin Renkleri” arasından seçim 

Togg T10X’in dış renkleri, Türkiye’nin büyüleyici güzelliklerinden ilham alıyor. Togg, Teknoloji Kampüsü’nün de yer aldığı Gemlik’in zeytin ağaçlarının gölgesindeki mavi sularını, Anadolu topraklarındaki cana yakınlık ve tutkuyu yansıtan kırmızıyı, Oltu taşının göz alıcı siyahlığını, parlak dokusunu, sağlam yapısını, Kula’nın doğal yapısı, kayaçları ve vadileriyle yerkürenin milyonlarca yıllık geçmişini günümüze taşıyan gri ihtişamını, Kapadokya’nın olağanüstü güzellikteki doğa harikası peri bacalarının toprak ve kum bejini, Pamukkale travertenlerinin göz kamaştıran beyazlığını, T10X’in dış renklerinde buluşturdu. Kullanıcılar, “Gemlik”, “Anadolu”, “Oltu”, “Kula”, “Kapadokya” ve “Pamukkale” arasından bir seçim yapabilecek.

“Söz verdiğimiz gibi akıllı cihazımızı kullanıcılarla buluşturuyoruz”

Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazını mart sonunda kullanıcılarla buluşturacak olmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, şunları söyledi:

“İlk günden itibaren, küresel boyutta rekabet edebilir ve fikri mülkiyeti yüzde 100 Togg’a, Türkiye’ye ait bir mobilite teknoloji markası geliştirmek ve kullanıcıyı merkeze alarak akıllı cihazımız ve dijital ürünlerimizin etrafında herkes için erişilebilir ve herkes tarafından geliştirilebilir bir ekosistem oluşturmak hedefiyle yola çıktık. Geride bıraktığımız beş yılda planlarımız doğrultusunda adım adım ilerledik ve söz verdiğimiz gibi mart ayında akıllı cihazımızı kullanıcılarla buluşturuyoruz. Kullanıcılarımız web sitemiz veya Trumore uygulamamız üzerinden katılacakları çekiliş ile akıllı cihazımıza ön sipariş verme hakkını elde edebilecekler. Siparişleri bireysel kullanıcılar öncelikli olmak üzere 2023 boyunca teslim edeceğiz. Kullanıcılarımıza bağlantılı bir akıllı cihazdan çok daha ötesini sunarak, konforlu ve sorunsuz bir mobilite deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz.”

Togg T10X çekiliş yöntemiyle kullanıcıyla buluşacak

Türkiye’nin doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazı Togg T10X, çekiliş yöntemiyle belirlenecek kullanıcılarıyla 2023 yılı boyunca buluşacak. 16-27 Mart tarihleri arasında T10X için togg.com.tr ve Trumore uygulaması üzerinden ön sipariş süreci gerçekleşecek. App Store, Google Play ve App Gallery üzerinden kullanıma sunulan Trumore uygulamasını indiren veya Togg websitesi üzerinden Tru.ID oluşturan her bir tekil kullanıcı, nakit ya da kredi kartı aracılığıyla cüzdanlarına aktardıkları 60 bin TL ön ödemeyi yaparak, çekiliş sürecine katılmaya hak kazanacak. Çekilişe katılan kullanıcılar, ön ödeme öncesi akıllı cihazlarını modelinden rengine konfigüre edebilecek. 28 Mart’ta noter huzurunda yapılacak dijital çekiliş sistemiyle de ön sipariş sahipleri belirlenecek.

Ön sipariş dönemi sonunda noter huzurunda yapılacak çekilişle, sipariş hakkı kazananlar teslimat önceliğiyle birlikte belirlenecek. Teslimat tarihi belirlenirken seçilen versiyonun yaklaşık teslimat dönemi ile kullanıcının çekiliş sıralamasındaki yeri dikkate alınacak.

Ör: Kasım 2023’ten itibaren teslim edilmeye başlanacak olan 953 bin TL’lik V1 standart menzil için ön sipariş geçen bir kullanıcı çekilişte birinci sırada yer alması halinde, (1/12.000), V1 standart menzil seçeneğinin ilk teslimatı bu kullanıcımıza yapılacak.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

„Doç. Dr. Alptekin: Almanya’da Türk Diasporası Başlamıştır“

Duisburg`ta bulunan Türk -Alman İş Adamları ve Akademisyenleri Derneği (TİAD e.V.), kültürün gelişmesine katkı sunmak amacıyla düzenlediği seminerlere bir yenisini daha ekledi. „Almanya’da Türk Diasporası“ konulu seminere konuşmacı olarak davet edilen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yavuz Alptekin, katılımcılara, Almanya’da hızla yükselişe geçen Türk diasporasının tarihi ve günümüzdeki ilerleyişine dair önemli bilgiler aktardı.

2022 yılında Duisburg -Essen Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan‚ın daveti üzerine Essen’e gelerek Duisburg’da yaşayan Türk göçmenlerin dernekleşme sürecini ve kurulmuş bu derneklerin faaliyetleri kapsamında Türk diasporasının durumunu analiz eden Doç. Dr. Yavuz Alptekin, yürüttüğü bu çalışma kapsamında derlediği istatistiksel bilgileri seminerde dinleyicilerle paylaştı.

Çalışma kapsamında Essen ve Duisburg şehirlerinde 58 Türk derneği ile görüşmeler yapan Doç. Dr. Yavuz Alptekin 58 dernek başkanı ve 260 dernek üyesi ile anket yaptıklarını ifade ederek tüm bu derneklerin yönetim kurulu üyelerinin eğitim durumlarından mali durumlarına kadar birçok konuda sosyal profillerinin titizlikle çıkarıldığının ve çalışmaya eklendiğinin altını çizdi.

“Almanya’da Bir Diaspora Ortaya Çıkmazsa Dünyanın Hiçbir Ülkesinde Çıkma İhtimali Yok”

Yaptıkları çalışma ile elde edilen verilerin, Almanya’da bir Türk diasporasının başlamış olduğunu gösterdiğini belirten Doç. Dr. Alptekin, önemli bir kısmını tamamladıkları çalışmaya dair analizlerini ve toplanan tüm verileri dinleyicilere aktardı.

Almanya’da yaşayan Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir şehir olması sebebiyle Duisburg kentinin araştırma sahası olarak belirlendiğini ifade eden Doç. Dr. Yavuz Alptekin, konuşmasına şöyle devam etti:

„Yurt dışında ortalama 7 milyon uluslararası göçmen konumunda Türk var. Bu insanların ayrı ayrı hareket etmeleri durumunda bir diasporadan bahsetmek mümkün değil ancak bir dernek çatısı altında toplanmaları durumunda bir lobileşmeden, diasporadan, toplumsal bir güçten bahsedebiliriz. Yaklaşık 7 milyon uluslararası Türk göçmenin 3 milyonu Almanya’da yaşıyor. Eğer Almanya’da bir Türk diasporası ortaya çıkmazsa dünyanın diğer ülkelerinde de ortaya çıkmaz diyebiliriz. Çünkü tek başına Almanya’da 3 milyon Türk yaşarken geriye kalan 3 milyonu da dünyanın diğer ülkelerine dağılmış durumdadır. Dolayısıyla Almanya’daki 3 milyon Türk’ün çok daha güçlü bir diaspora olarak ortaya çıkabileceğini düşünüyoruz.”

“Almanya’da İlk Türk Diasporası Solingen Vakası ile Başlamıştır”

Doç. Dr. Yavuz Alptekin: “Duisburg ve Essen’de Türk dernekleri ile ilgili yaptığımız çalışmanın verileri bize gösteriyor ki 1961 yılında misafir işçi olarak gelen insanımız bir yerden sonra uluslararası göçmen statüsünden çıkmıştır. 1983 yılı bu anlamda bir milattır. 1983 yılında Helmut Kohl hükumetinin çıkardığı „Geri Dönüşü Teşvik Yasası“ ile yaklaşık 700 bin insanımız, aileleriyle birlikte Türkiye’ye geri dönmüştür. O tarihten sonra her şeyi göze alarak Almanya’da kalmak isteyenler misafir işçi statüsünden çıkarak 1993 yılına kadar uluslararası göçmen olarak yaşamaya devam etmişlerdir. 1993’te meydana gelen Solingen Vakası gibi üzücü bazı hadiselerden sonra ise ilk kez bir diaspora olarak ortaya çıkmaya başlamışlardır. 2022 yılında TÜBİTAK desteğiyle yaptığımız çalışmanın bu gözlemimizi desteklediğini görüyoruz. Artık bir Türk diasporası ortaya çıkmaya başlamıştır. Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde güçlü bir diaspora ortaya çıkacaktır diye düşünüyoruz.” dedi.

Seminerin sonunda dinleyicilerin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Alptekin, programı noktalamadan önce TİAD Başkanı Erkan Dural şahsında tüm yönetim kuruluna ve üyelerine, veri toplama sürecinde verdikleri desteklerden dolayı teşekkürlerini sundu.

Bursa’da gergin maç sona erdi: Bursa 2 – Amed 1

TFF 2. Lig Beyaz Grup 25. haftasında Bursaspor sahasında Amedspor’u konuk etti. Gergin maçta galip ayrılan taraf 2-1 skorla Bursaspor oldu.

BURSA (İGFA) – Bursa Büyükşehir Belediye Stadyumu’nda oynanan mücadele, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşamını yitiren vatandaşlar adına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Karşılaşmanın 28. dakikasında Çağatay Yılmaz’dan gol geldi. İlk yarıya 1-0 önde giden Bursaspor, ikinci yarının son dakikalarına doğru 81. dakikada Enver Cenk Şahin’le skoru 2’ye çıkardı.

Karşılaşmanın 89. dakikasında Amed Sportif Faaliyetler, Mehmet Gürkan Öztürk’ün vuruşuyla gol heyecanı yaşadı.

Karşılaşma Bursaspor’un galibiyeti ile sonuçlandı.

Öte yandan Amedspor Kulübü ise, sosyal medya hesabından maç sonunda soyunma odası koridorlarında futbolcularına fiziki saldırı gerçekleştiğine dair görüntüleri paylaştı. Kulüp yönetimi, paylaşımında, „Saldırı anlarından kayıt alınabilen görüntüler“ ifadelerini kullandı.

https://twitter.com/amedskofficial/status/1632377694531776513

TBMM bu hafta ‚yapılandırma‘ mesaisine giriyor!

TBMM Genel Kurulu, milyonlarca kişiyi ilgilendiren vergi borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili kanun teklifini yasalaştırmak için mesai yapacak.

ANKARA (İGFA) – TBMM, önemli konuları ele alacağı yoğun bir haftaya daha giriyor.

Haftalık çalışmasına 7 Mart Salı günü başlayacak Genel Kurulda, kamuya olan borçların yapılandırılmasını da içeren Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülecek.

TBMM’nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yapılandırma düzenlemesi ile vatandaşların vergi daireleri, gümrük müdürlükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, il özel idareleri ve belediyelere borçları yapılandırılacak. Bu kapsamda yaklaşık 362 milyar lira tutarındaki borçlar, 48 ayda ödenebilecek.

14 milyon kişiyi ilgilendiren düzenleme, 31 Aralık 2022’den önce işlenen fiillere ilişkin kamuya olan borçları kapsayacak.

Sürücülere uygulanan trafik idari para cezalarına istinaden verilen ve aktif durumda olan ceza puanları silinecek.

Teklifle, vergi dairesine borçlu olan 7,6 milyon kişinin 4,6 milyar lira borcu silinecek.

 KOMİSYONLARIN GÜNDEMİNDE NELER VAR?

Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, Çarşamba günü toplanarak, Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşecek.

Teklifle, tarım politikalarının amaçları, ilkeleri ve öncelikleri doğrultusunda tarımsal üretimi planlamak, gıda güvencesi ve güvenliğini temin etmek üzere üretim öncesinde Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınmasını sağlayacak düzenlemeler yapılacak.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için sözleşmeli üretim modeli, üretici lehine avantajlarla takviye edilerek yaygınlaştırılacak.

Devlet ormanlarına nakil vasıtaları ile yıkıntı veya inşaat atığı atmak, hafriyat veya çöp dökmek suretiyle ormanlara, doğal hayat ve çevreye verilen zararlar orman suçu haline getirilecek.

Dışişleri Komisyonunun çarşamba günkü toplantısında, uluslararası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulan 10 kanun teklifi ele alınacak.

Dilekçe ve İnsan Haklarını İnceleme Karma Komisyonu, çarşamba günü toplanacak. Komisyonda, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Kamu Denetçiliği Kurumu 2022 Raporu’nun sunumunu yapacak.

Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonunun çarşamba günkü toplantısında, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Sağlık ile Milli Eğitim bakanlıklarının yetkilileri sunum yapacak.

Antalya Konyaaltı Avrupa Kupası yarı finalinde

2022-23 EHF Hentbol Kadınlar Avrupa Kupası çeyrek finalin rövanş maçında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni deplasmanda 36-33 mağlup eden Antalya Konyaaltı Belediyesi, yarı finale yükseldi.

İZMİR (İGFA) – İzmir Celal Atik Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmanın ilk yarısı da Antalya Konyaaltı Belediyesi’nin 20-18 üstünlüğü ile geçildi. Antalya’da oynanan ilk maçı da 39-28’lik skorla kazanan Antalya Konyaaltı Belediyesi, EHF Hentbol Kadınlar Avrupa Kupası yarı finaline yükseldi.

İki takım oyuncuları da 6 Şubat’ta yaşanan depremi unutmadı. İzmir BBSK’lı sporcular, sahaya “Yaralarımızı birlikte saracağız”, Antalya temsilcisi de “Güzel günler göreceğiz çocuklar” yazılı pankartlar ile sahaya çıktı. İzmirli kadın hentbolcular giydikleri ön yüzünde depremde hayatını kaybeden A Milli Erkek Hentbol Takımı kaptanı Cemal Kütahya ve ailesinin fotoğrafın yer aldığı tişörtün arkasında da “Geçmiş olsun Türkiye” yazısı yer aldı. Karşılaşmadan önce 11 ilde depremde hayatını kaybedenler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Türkiye Hentbol Federasyonu Başkanı Uğur Kılıç, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Dairesi Başkanı Hakan Orhunbilge, Konyaaltı Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Ramazan Karabulut, İzmir BBSK Başkanı Ersan Odaman ile bir çok davetli de Avrupa Kupası çeyrek final rövanş maçını protokol tribününde birlikte izledi.

Antalya Konyaaltı Belediyesi, 18 Mart tarihinde oynanacak yarı final maçında Slovakya’nın MKS IUVENTA Michalovce ekibiyle kendi evinde karşılaşacak. Yarı final rövanş maçı ise 25 Mart’ta Slovakya’da yapılacak.

EHF Hentbol Kadınlar Avrupa Kupası finali ise 29 Nisan ve 6 Mayıs tarihlerinde oynanacak.

Spor organizasyonları yeniden başlıyor

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, ülkemizde yaşanan deprem felaketi nedeniyle durdurulan spor organizasyonlarının yeniden başlayacağını açıkladı.

ANKARA (İGFA) – Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Ülkemizde yaşanan deprem felaketi sonrasında durdurulan spor organizasyonları yeniden başlıyor.

Sporun iyileştirici ve birleştirici gücüne ihtiyacımız var. #HepBirlikte yaralarımızı sarmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Başım Belada’nın yayın tarihi belli oldu

Baba Yapım imzalı dizi ‘Başım Belada’nın yayın tarihi belli oldu.

İSTANBUL (İGFA) – Zengin kadrosu ve ilgi çekici hikayesiyle ekranın yeni favorisi olmaya aday dizi 5 Mart Pazar akşamı atv’de izleyiciyle buluşacak. Yönetmenliğini Hatice Memiş ve Ulaş Cihan Şimşek’ın birlikte üstlendiği dizinin genel yönetmen koltuğunda Yüksel Aksu oturuyor.

Emniyetteki görevinden ‘öfke kontrolü’ sebebiyle uzaklaştırılan eski bir polis ile mahalleye intikam amacıyla yeni taşınan ve sırlarla dolu geçmişi olan bir ailenin hikayesini anlatacak ‘Başım Belada’nın kadrosunda Keremcem, Merih Öztürk, Kaan Taşaner, Umut Oğuz, Sinan Çalışkanoğlu, Yağmur Öztürk, Ali Çatalbaş, Zeynep Kumral, Ali İpin, Nazan Diper, Yiğit Ege Yazar, Bilgesu Kural, Ferdi Kurtuldu, Orhan Eşkin, Berke Üzrek, Burakhan Yılmaz, Sevinç

Kıranlı, Bade Arazlı, Murat Akkoyunlu, Ayçin İnci, Selahattin Taşdöğen, Necip Karakaya yer alıyor.

Polisiye, gizem, eğlence ve dramı bir arada barındıran ‘Başım Belada’nın genel hikayesi ise şöyle; Eski bir polis memuru olan Azam Kamber yakın arkadaşı Pele’yle birlikte haksızlığa uğrayanların davalarını takip etmek için bir ekip kurmuştur. Özel hayatı ise çalkantılıdır. Yaşadığı acı verici olaydan sonra, Trabzon’daki annesi ona çocukluk arkadaşı Melike’yle evlendirmek istemektedir. Azam baskıları savuşturmaya çalışırken Pele işgüzarlık yapar. Azam’ın yeni komşuları olan Biçer Ailesi’nin büyük kızı Leyla’nın fotoğrafını “Sevdiğim kız” notuyla Azam’ın telefonundan Şerife’ye gönderir. Bunun üzerine Kamber ailesi Melike’yi de yanlarına alıp apar topar Trabzon’dan İstanbul’a Azam’ın yanına gelir. Azam büyük bir açmazın üstüne düşer, bir yandan sevdiğim kız yalanıyla baş etmek, bir yandan da babasından sakladığı polislikten istifa ettiği gerçeğini saklamaya devam etmelidir.

Öte yandan fotoğrafı çekilen Leyla ve ailesi “garip” bir ailedir. Leyla’nın ailesi, babası Tayfur dışında her biri özel denebilecek yetenekleri olan bir ailedir. Tayfur’un özel yeteneği yoktur ama risk analizini yapan, ayrıntılara çok dikkat eden, biridir. Anne Narin Biçer ise maharetli bir hipnoz ustasıdır. Leyla’nın kardeşleri Buğra ve Berna, biri bilgisayar hacklemek konusunda, ötekisi yakın dövüş konusunda olmak üzere, oldukça yeteneklidir. Ailenin büyük erkek çocukları Safa’nın, Çağdaş tarafından öldürülmesi aileyi bir intikam planına sürükler. Ancak karşılarında eli kolu her yere uzanan bir YAPI’nın üyesi olan Çağdaş Varlı vardır. Üstelik Safa’nın ölümüyle ilgili hiç bilmedikleri bir şey vardır. Aile bir yandan intikam planlarını takip ederken öte yandan karşı komşuları olan Azam’la sık sık karşı karşıya geleceklerdir.

Altmışıncı Yılında Almanya Türk Toplumu

1961 yılında İşgücü Antlaşması ile Türkiye’den Almanya’ya gelen Türklerin tarihi geçen sene yapılan geniş katılımlı bilimsel bir sempozyum ile ele alınmıştı. Başta Türkiye ve Almanya’dan olmak üzere başka ülkelerden araştırmacıların da sunumlar yaptığı sempozyum Türklerin Almanya serüveninin farklı alanlarını göz önüne sunmuştur.

Almanya çapında tanınan başarılı  akademisyen Prof. Dr. Hacı-Halil Uslucan (Duisburg-Essen Üniversitesi) önemli bulgularıyla sempozyuma katkı sağlamıştır. Hacı-Halil Uslucan yanı sıra Almanya’dan Dr. Yaşar Aydın, Selin Aydın ve Emine Kır sunum yapmışlardır. Yapılan bu sunumlar geçen hafta kitaplaştırılmış ve satışa çıkmıştır. Kitaba bu linkten ulaşılabilmektedir. https://www.gavperspektif.com/altmisinci-yilinda-almanya-turk-toplumu

Almanya‘daki Türklerin son altmış yıldaki tarihi, gerek toplumsal, gerek dilbilimsel gerekse siyasal konular bilimsel olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Türklerin tarihine ilgi duyanlar veya göç konularını çalışanlar için önemli bir kaynak niteliğini taşımaktadır.

Yurtdışı Türkler Başkanlığı’nın (YTB) daha önce başkanlığını yapmış olan Mehmet Köse ve Necati Anaz kitabın editörlüğünü yapmışlardır.