Loading...

Schlagwort: Sağlık

Son dakika sağlık haberleri. Sağlıklı yaşam için bilinmesi gerekenler, diyetler, beslenme şekilleri, hastalıklar ve yeni tedavi yöntemleri hakkında bilgiler Sektörel TV’de

Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü, ‚Dünyada manuel terapiye ilgi giderek artıyor‘

Son yıllarda sosyal medyada yer alan kayropraktik manuel terapi videolarının ardından popülerliği hızla artan uygulamalarla ilgili Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü çeşitli bilgiler verdi.  Yüzügüldü, dünyada manuel terapinin hızla yaygınlaştığını söyledi. Herkesin bu uygulamalara uygun olmadığını hamileliğin belli dönemlerinde, kemik erimesi olan hastalarda manuel terapi uygulamalarının yapılamayacağını anlattı.
 
Yüzügüldü, “Manuel terapiyi kısaca anlatmak gerekirse kişideki bulunan eklemlerde ve omurgadaki bozuklukların elle düzeltilmesine dayalı bir tedavi yöntemidir. Bu manuel terapi eğitim almış fizyoterapistler ve eğitim almış hekimler tarafından uygulanmaktadır.Anatomi altyapısı olmayan kişiler tarafından uygulanmamalıdır. Tamamen anatomi temeline dayalı modern tıp yöntemlerinden biridir. Bazı meslektaşlarımızın sosyal medyada ve televizyonlarda aktif olarak manuel terapi ile ilgili içerikler paylaşması ile birlikte popülerliği giderek artmıştır. Ayrıca tedavilerde hızlı sonuçlar vermesi ve ekonomik olması gibi sebeplerle ön plana çıkmıştır.”

MANUEL TERAPİ SADECE KÜTLETMEDEN İBARET DEĞİL

“Biz fizyoterapistiz. Fizyoterapi uygulamalarını merkezilerimizde kullanıyoruz. Bu uygulamalar kendi aralarında dallara ayrılıyor. Manuel terapi de fizyoterapinin bir parçasıdır. Fizyoterapinin içerisine ortopedik rehabilitasyon, nörolojik rehabilitasyon, pediatrik, yaşlılık, işitme engelliler gibi birçok alanda çalışan meslektaşlarımız var. Manuel terapi; eklem problemlerine, bel-boyun fıtıklarına, boyun düzleşmelerine, duruş problemlerine yoğunlaşılan bir alan. Manuel terapi dediğimizde sadece kütletme uygulamalarından bahsetmiyoruz. Biz fizyoterapi uygulamaları ile birlikte manuel terapi uyguluyoruz. Böyle olunca başarı oranımız çok daha artmış oluyor. Graston terapi, trigerpoint terapi, kupa terapi, kişiye özel egzersizler yer alıyor. Tüm gevşemeler sağlandıktan sonra tespit ettiğimiz açılaşma bozukluklarına yapacağımız ani müdahalelerle eklemdeki açılaşmayı düzeltip kişiyi sağlığına kavuşturmayı hedefliyoruz.” 

KAYROPRAKTİK DÜNYADA POPÜLER

“Dünyada da bu uygulamalar popüler durumda. Dünyada fizyoterapistlerin dışında kayropraktikler de var. Tamamen bunun üzerine eğitim alıp bu uygulamaları yapıyorlar. Türkiye’de fizyoterapist olduktan sonra alınan eğitimlerle manuel terapist ünvanı alıyoruz. Özellikle Avrupa’da yoğun bir ilgi ve gelişme var. Amerika’da, Yeni Zelanda’da bu alan genişlemeye devam ediyor.” 

GENEL TESTLER YAPILMADAN MANUEL TERAPİ YAPILMAMALI

“Bana manuel terapi yap diyerek direk uygulama yapılmamalı. Kişinin genel testlerinin yapılması gerekiyor. Ayrıntılı değerlendirmelerin yapılması lazım. Manipülasyona uygun olmayan bazı gruplar var. Kişinin mesela vücudu esnektir. Orada yapılacak olan manipülasyon zarar verir. Hamilelerde belli bir dönemden sonra yapılmamalıdır. Yaşlılarda ya da  kemik erimesi olan hastalarda vücuda ciddi zararlar verilebilir.” 
Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü, çeşitli sağlık kuruluşlarında çalıştı. Yurtiçi ve yurtdışında aldığı kayropraktik ve manuel terapi eğitimlerinin ardından 2018 yılından itibaren manuel terapi ve fizyoterapi hizmetlerini verdiği Salihli ve Alsancak’taki iki merkezini açtı. Fizyoterapist Rıdvan Yüzügüldü, “3 kliniğimizde manuel terapi ve fizyoterapi üzerine hizmetler veriyoruz.”

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Ödemin Nedenleri Nelerdir ? Hamilelikte Nasıl Atılır ?

Ödem birden fazla sebepten dolayı oluşan, kişinin uzuvlarında gerginliklere ve şişliklere neden olmaktadır. Ödemin başlıca nedenleri tuzlu gıda tüketimi, gün içinde az su tüketmek, hareketsiz yaşam, regl öncesi oluşan hormonal değişiklikler ve diyabet ilaçları yer almaktadır. Ödem zaman içerisinde böbreklere ve karaciğere zarar vererek iç organların sağlıklı bir şekilde çalışmasına engel olması zincirleme olarak bazı hastalıkların meydana gelmesine sebep olabilir.

Hamilelikte Ödem Nasıl Atılır ?

Hamilelik, kadınlar için hem ruhsal hem de fiziksel olarak çok yıprandığı bir süreçtir. Hamileliğin, daha rahat geçmesi ve sorunsuz bir hamilelik dönemi geçirmesi için kadınların beslenmelerine dikkat etmesi ve egzersizlerle süreci daha rahat geçirmesi sağlanabilir. Hamilelikte kadınların çok fazla huzur eden ve bunaltan ödem sıvıların doku içerisinde birikmesine ve kan damarlarının genişlemesine, bunlara bağlı olarak ise vücutta şişliklerin meydana gelmesine sebep olmaktadır. Hamilelik döneminde ödemin oluşmaması için kısa yürüyüşlerin yapılması, ince ve rahat kıyafetler giyilmesi, bol su tüketmek ve son olarak ise mümkün oldukça ayakları yukarıda tutarak dinlendirilmesi tavsiye edilmektedir.

Eklem ve Kemik Ağrılarına İyi Gelen Doğal Yöntemler !

Kemik ve eklem ağrıları, günlük hayatımızı olumsuz yönde etkileyen, gün içerisindeki verimliliğimizi yüksek oranda düşüren bir rahatsızlıktır. Halk arasında sıkça rastlanan bir sağlık sorunu olmasının yanı sıra ağrıların altında yatan herhangi bir hastalığın olmaması halinde evde hazırlanarak uygulanabilecek doğal kürlerle ve macunlarla tedavi edilebilir. Fakat uzun süren bir eklem ve kemik ağrısında doğru teşhisin konulması ve tedavinin uygulanması gerektiği için mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.

Eklem ve Kemik Ağrılarının Nedenleri

Genellikle vitamin eksikliğinden kaynaklanan kemik ağrıları özellikle D vitamini eksikliğinden meydana gelmektedir. Eklem ve kemik ağrıları yaşayan kişilerin beslenme alışkanlıklarına dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle D vitamini içeren besinlerin tüketmesi tavsiye edilir. Bunun yanı sıra eklem ve kemik ağrılarının başka nedenleri de bulunmaktadır. İşte bu nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Çok fazla egzersiz yapmak,
  • Kalsiyum eksikliği,
  • Yorgunluk,
  • Aşırı kilo,
  • Hareketsiz yaşam,
  • Kemiğe alınan darbeler.

Eklem ve Kemik Ağrılarına Doğal Tarifler

Kemiklere iyi gelen egzersizler yaparak ve beslenme alışkanlıklarında küçük çaplı değişiklikler yapılarak eklem ve kemik ağrılarının büyük bir kısmı iyileşmektedir. Bunların dışında eklem ve kemik ağrılarına iyi gelen doğal tarifler bulunmaktadır.

1- Kafur ve Bal Mumu

Malzemeler:

  • 2 yemek kaşığı kadar rendelenmiş bal mumu,
  • 1-1,5 buçuk yemek kaşığı kafur,
  • 3/4 su bardağı Hindistan cevizi yağı,
  • 10 damla nane yağı,
  • 4-5 damla biberiye yağı,
  • 4-5 damla okaliptüs yağı

Hazırlanışı:

İlk önce Hindistan cevizi yağı ve rendelenmiş bal mumu cezveye eklenir. Kısık ateşte eritilmesinin ardından kafur da eklenir ve bir süre daha eritilir. Tüm malzemeler karıştırılmasının ardından kalan malzemeler de ilave edilir. Hazırlanan karışım ağrı olan bölgeye masaj yaparak uygulanabilir.

2- Kantaron Yağı

Doğal ağrı kesici olarak bilinen kantaron yağı direkt olarak ağrıyan bölgeye uygulanabilir. Kantaron yağından 2-3 damla ağrıyan bölgeye damlatılarak yaklaşık 10 dakika masaj yapılır. Gün içerisinde 2-3 kez masaj yaparak uygulandığında eklem ve kemik ağrılarını yüksek oranda iyileştirmektedir.

3- Zeytinyağı ve Acı Biber

Malzemeler:

  • 2 yemek kaşığı Arnavut biberi
  • Yarım bardak ısıtılmış zeytinyağı
  • 1 bardak elma sirkesi
  • 3 çay kaşığı zencefil tozu

Hazırlanışı:

Zeytinyağının ısıtılmasının ardından içerisine biber ve zencefil eklenir. Son olarak sirke de ilave edilir. Hazırlanan karışım karıştırılarak ağrıyan bölgeye masaj yapılarak uygulanmasının ardından 20-25 dakika kadar bekletilir ve sonrasında durulanır. Bu işlemin günde 2 defa düzenli olarak yapılması tavsiye ediliyor.

Adaçayı‘ nın Faydaları ve Zararları Nelerdir ?

Adaçayı, ballıbabagiller familyasından olan tıbbi ve aromatik bir bitkidir. İstanbul‘ da ilk olarak Marmara Adası‘ nda yetiştirilmesinin üzerine adaçayı ismini almıştır. Akdeniz ve Ege yörelerinde ise yaygın olarak acı elma adı ile anılmaktadır. Şifaları seneler önce keşfedilmiş ve tarih boyunca çeşitli hastalıkların tedavi edilmesinde rol oynamıştır.

Faydaları Nelerdir ?

Kozmetikten sağlık sektörüne kadar bir çok konuda faydası olan bitkinin K ve B9 vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, potasyum ve çinko mineralleri bulundurmaktadır. Bir kişi düzenli olarak adaçayı tüketir ise sağlığında görebileceği değişimler şu şekilde sıralanabilir:

  • En önemli özelliği bakteri ve parazitlere karşı koruyucu ve bunlardan kaynaklı oluşabilecek hastalıkları önleyicidir.
  • Karaciğer yağlanmasına engel olur ve sağlıklı çalışmasını sağlar.
  • Antioksidan özelliği sayesinde vücudu toksinlerden arındırarak zehirlenmelerin önüne geçer.
  • Siniri ve stresi azaltmasının yanı sıra sinirlenmeden kaynaklı ortaya çıkan baş ağrılarını yatıştırır.
  • Bademcik iltihabının kurumasında rol oynar.
  • Mantar enfeksiyonlarını iyileştirir.
  • Diş eti iltihaplanmalarını ve ağız yaralarını iyileştirir.
  • Hafızayı güçlendirerek alzheimer hastalığını geciktirir.
  • İdrar yolu iltihaplanmalarını ve enfeksiyonlarını temizler.
  • Astım ve bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıklarını iyileştirir.
  • Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olarak zararlı ishale sebep olan bakterilerle savaşır.
  • Kadınlarda görülen menopoz belirtilerinin daha kontrollü yaşanmasına katkı sağlar. Bunun yanı sıra güçlü bir adet söktürücüdür.

Zararları Nelerdir ?

bir çok hastalığa iyi gelen adaçayının da özellikle tüketilmemesi gereken durumlar mevcuttur. Adaçayının zararlı olabileceği bazı durumları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Her şeyde olduğu gibi adaçayının da fazla tüketimi sakıncalıdır. Ölçülü miktarda kullanılmasında fayda vardır.
  • Emziren annelerin ve hamile kadınların kesinlikle tüketmemesi gereken bir bitkidir.
  • Alzheimer ve diyabet hastalarının ilaç ile birlikte aynı anda alınmaması gerekmektedir. Tedavi etmeye çalışırken tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir.
  • Çocukların içmemesi gerekmektedir.

Migren Ağrılarını Sağlıklı Beslenerek Azaltmak Mümkün !

Genel olarak zonklayıcı ve tek taraflı karakterde, mide bulantısı hatta bazı durumlarda kusmanın da eşlik ettiği, ışık ve ses hassasiyetin olduğu ataklar halinde gelen aşırı şiddetli baş ağrılarına neden olan migreni sağlıklı beslenme ile kontrol altına almak mümkün. Migren ağrılarını tetikleyen stres, az yada fazla uyumak, öğün atlamak, menstrüasyon, hava değişimleri, alkollü ve mayalı içecekler, parfüm, deterjan ve bazı kokulu kimyasallar, yorgunluk, sigara dumanı, parlak ışık gibi tetikleyicilerin yanı sıra bazı besin maddeleri de migreni tetikleyebiliyor. Migreni tetikleyen bu besin maddelerinden uzak durarak, öğün atlamamak, dengeli ve sağlıklı beslenmek ise atakların sıklığını azaltmakla kalmayarak migren ağrılarının da yüzde 30 ile yüzde 70 oranında azalma sağlıyor. Migreni kontrol altına alan ve tüketildiği zaman ağrıları hafifleten besinlerin başında badem, kabak çekirdeği, avokado gibi magnezyum içeriği yüksek gıdalar geliyor. Bunların yanı sıra omega 3 içeren ceviz, balık ile yeşil sebzeler ve dengeli protein diyete eklenmesi gereken önemli gıdalar arasında yer almaktadır. Ayrıca hücrelerimizin enerji tüketim merkezleri olan mitokondrileri destekleyen C vitamini, koyu renkli sebze, zencefil, zeytinyağı, lahanagiller ve meyve de tüketilmesi gerekmektedir. Migreni tetikleyen gıdaların başında ise kaşar peyniri, nitrat içeren, histamin salgısını arttıran eski bekletilmiş besinler, mayalı içecekler, mayalı ürünler yer almaktadır. Bunların yanı sıra bazı tuzlarda, besinleri koruyucu ve lezzet arttırıcı bir çok atıştırmalıkta bulunan gıda katkı maddelerinden uzak durmak gerekmektedir. Fazla tüketilmesi durumunda bağırsak bariyerinin bozulmasına ve ayrıca inflamasyonu tetiklemesi ile birlikte migren atağını ortaya çıkaran glüten içerikli buğday ürünleri de tüketilmemesi gereken besinler arasındadır. Bazı kuruyemiş türleri, narenciye meyveler, yumurta akı gibi alerjen gıdalar ile soya ve soyalı ürünler de migren hastalarına tavsiye edilmemektedir. Kahve tüketimi ise günde 1-2 fincanı geçmemek şartı ile migren ağrılarında rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Ancak miktarı arttıkça atak sıklığını arttırmakta rol oynar. Vücudun belli bir miktarına tolerans gösterdiği bitter çikolata da fazla miktarda tüketilmesi halinde migren ataklarını belirgin miktarda sıklaştıracaktır.

Bu besinler genel olarak migreni azaltan besinler arasındadır. Fakat kişisel farklılıklarda bazı besin maddelerine hassasiyet ve ya alerji olması durumunda bu gıdaları tüketmeyiniz.

Kilo Verirken Yapılan 8 Hata !

Sadece kilo kontrolü sağlarken ya da diyet yaparken bilerek veya bilmeyerek yapılmakta olan bazı davranışlar kilo vermeyi engelleyebilmektedir.

1- Hafta Sonu Kaçamaklarını Masum Görmek

Diyet yaparken en sık yapılan hatalardan biri de ödüllendirme. Hafta içi kendine eziyet edercesine diyet yaparak hafta sonu ise yediği her şeyi kendine ödül olarak görmek. Metabolizmanın bozulmasına ayrıca kişinin sağlının da bozulmasına neden olabiliyor.

2- Protein Tüketiminin Kilo Aldırmayacağını Düşünmek

Diyet sırasında her ne kadar karbonhidrat tüketiminden kilo aldığımızı düşünsek bile bir porsiyon protein ile karbonhidrat aynı kaloriye sahiptir. Proteinlerin yağ yakıcı özelliği olsa bile fazla tüketildiği zaman kilo aldırılacağı göz ardı edilmemelidir.

3- Light Ürünlere Geçerek Tüketimi Arttırmak

Diyete giren bir çok kişi ilk olarak mutfak alışverişi yapmaktadır. Sağlıklı alternatiflere yönelmek ve alışverişi bu yönde gerçekleştirmek doğru bir davranış. Fakat diyet sırasında light ifadelerini barındıran yiyeceklerin sağlıklı olduğunun düşünülmesi yanlıştır. Bu düşünce ile tüketimi arttırmak kiloyu da beraberinde getirecektir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için light ürünleri tüketmek yerine taze ve sebze tüketilmesi önerilmektedir.

4- „Ya Hep Ya Hiç“ Yaklaşımı

Bir çok kişi diyet yapmaya karar vermesinin ardından hayatından çoğu gıdayı çıkararak hata yapabiliyor. Olması gerekenden sert diyetler bir süre sonra kişinin diyetten vazgeçerek eski alışkanlıklarına geri dönmesine sebep olabiliyor.

5- İçeceklerdeki Kaloriyi Düşünmemek

Kilo vermenin hedeflendiği zamanlarda genel olarak kişiler yenilenleri göz önünde bulunduruyor fakat içilen içecekleri göz ardı ediyor. Bu durum da kilo verme esnasında sıkça yapılan hatalardan bir tanesidir. Öğün geçiştirmek için yemek yemeyerek onun yerine içilen aromalı kahve kişinin kendine yaptığı en büyük yanlış. Sağlıklı olarak düşündüğümüz alternatif içeceklerde de aromalı olanlardan uzak durmalıyız. Çünkü şeker ilaveli ve meyveli içecekler kilo artışına sebep olmakla birlikte kan şekerinin de hızlı yükselmesine neden olmaktadır.

6- Ana Yemekten Kaçıp Atıştırmalıklara Sığınmak

Gün içerisinde atıştırılan meyve, sağlıklı barlar ve ara öğün alternatifleri sandığımız kadar masum değiller. Acıkınca alternatif bir şeyler atıştırınca porsiyon kontrolünü sağlamak güçleşiyor. Bu durum küçük hacimler halinde büyük kaloriler almanıza sebep olabilir. Atıştırmalıklar ve ara öğünler ihtiyaç halinde porsiyon ayarlaması yapılarak tüketilmesi önerilmektedir.

7- Gün İçerisinde Az Yemek Yiyerek Akşam Sofraya Aç Oturmak

Akşamları insan metabolizması dinlenme moduna geçer ve sindirim yavaşlar. Herkesin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için belli bir kalori alması gerekmektedir. Vücudumuzun bu kalori ihtiyacını gündüz tamamlamazsak vücut bunu akşam tamamlamak zorunda kalır. Günlük enerji ihtiyacımızı gündüz sağlarsak yani gün içerisinde dağılımını mantıklı yaparsak gece tüketilen gıda miktarı az olacaktır. Bu durum sayesinde de kilo vermemiz kolaylaşacaktır.

Çocuklarda Gece Öksürük Krizi Nasıl Geçer..?

Çocuklarda genelde gece başlayan ve bir türlü geçmek bilmeyen kuru öksürükler için bazı yöntemler uygulanmaktadır. Ancak halk arasında yapılan bazı yöntemler çocuğa zarar verebilmektedir. Bunlardan biri de soğuk ve sıcak buhar uygulamasıdır. Gece çocuklarda öksürük krizine iyi gelen evde rahatlıkla yapabileceğiniz bazı bitkisel yöntemler şunlardır:

1- Su içirin,

2- Yastıkların konumunu düzeltin,

3- Tuzlu su ile gargara yaptırın,

4- Odadaki toz gibi alerji yapabilecek etkenlerden uzak tutun,

5- Pastil kullanın,

6- Ortamdaki hava kuru ise nemlendirin,

7- Burun tıkanıklığı var ise açın,

8- Bal ya da ılık ballı su içirin,

9- Yataktaki alerjiye dikkat edin,

10- Nevresim takımlarını düzenli yıkayın,

11- Bazı öksürükler için ayağa sürülen vicks tarzı kremler iyi gelebilir.

Çocuklarda Öksürüğe İyi Gelen Bazı Yiyecekler

Genellikle ılık yiyecekler tercih etmek boğazda yumuşama sağlayarak öksürüğün oluşumunu engelleyebilirsiniz.

1- Ayva

2- Limon

3- Soğan

4- Bal

5- Ceviz / Badem

6- Ananas

7- Kuşburnu

8- İncir

9- Zencefil

10- Karabiber

11- Tavuk suyu çorbası

12- Bal limon karışımı

 

Diş Eti Hastalığının Belirtileri Nelerdir ? Nasıl Tedavi Edilir..?

Diş eti sağlığının başlıca nedeni bakteri plağı denilen dişe sıkıca tutunan ve yapışkan saydam bir tabakadır. Dişler düzgün temizlenmediği takdirde üzerlerinde ve aralarında biriken yiyecek artıkları bakteri oluşturmaktadır. Bakteri dediğimiz bu püremsi yiyecek artıkları diş eti iltihaplarının ve diş çürüklerinin baş sorumlusu olarak zamanla tükürüğün çökelmesi sonucunda diş taşları oluşur.

Diş Eti Hastalıklarının Belirtileri

  • Ağızda bitmek bilmeyen bir kötü koku ve kötü tat hissi varsa,
  • Dişlerde sallanmalar uzamalar ve dişler arasında açılmalar oluyorsa,
  • Diş eti ile diş arasından iltihap geliyorsa,
  • Diş etlerinde şişmeler ve kızarmalar oluyorsa,
  • Diş etlerinde çekilmeler ve açığa çıkan kök yüzeylerinde hassasiyet oluşuyorsa,
  • Diş eti kenarlarında veya dişler arasında diş taşlarına bağlı olarak oluşan siyah alanlar görülüyorsa,
  • Sağlıklı diş eti kanamaz. Diş etlerinde kanama oluyor ise geç kalmadan bir diş hekimine muayene olması gerekmektedir.

Diş Eti Hastalıkları Nasıl Tedavi Edilir ?

Diş eti hastalığının tedavisinde diş eti ile diş arasında meydana gelen ceplerin derinliğinin özel bir alet yardımıyla ölçülmesi gerekmektedir. Ceplerin derinliğine ve miktarına göre teşhis konularak tedavi planlanır. Derin olan cepler diş eti hastalığının hızla ilerlemesine uygun bir ortam hazırlayacağından dolayı tedavide amaç ceplerin olabildiğince sığlaştırılmasıdır. Çünkü derin olan ceplerin içine yerleşen mikroorganizmaların diş ipi kullanımı ya da diş fırçalama ile hasta tarafından tamamıyla temizlenmesi mümkün değildir.

Normal Doğum Nedir? Avantajları Nelerdir..?

Bir anne adayının kendiliğinden oluşan ağrı ile ve vajinal yoldan bebeğini kucağına almasına normal doğum denir. Geniş tanımıyla anlatılması gerekirse normal doğum, genel olarak 37 ila 42. haftalar arasında kendiliğinden başlayarak gerçekleşen ve hiçbir teknik alet kullanılması gerekmeyen bir doğum şeklidir. Anne adaylarında ameliyat korkusu ve stresi olmaz. Genellikle günümüzde bir çok anne adayı normal doğumdan korksa bile aslında ilk tercih edilmesi gereken ve en sağlıklı doğum şeklidir. Ayrıca doğum yapan annenin kendini daha hızlı toparlamasını sağlar.

Normal Doğumun Avantajları :

  • Doğumdan sonra hastanede en fazla 1 gün kalan anneler, doğum sonrası hiçbir acı yaşamadığı için bebeğiyle daha hızlı etkileşim kurarlar.
  • Normal doğum yapan anneler sezaryen doğum yapan annelere oranla daha az enfeksiyon riski yaşar.
  • Normal doğum daha hızlı ve kolay iyileşmenizi sağlayarak doğal yaşantılarınıza erken dönmenizi sağlar.
  • Doğum kiloları daha hızlı ve kolay verilmesini sağlar.
  • Normal doğum yapan annenin süt hormonları daha hızlı çalışır ve süt azlığı yaşamaz.
  • Doğum yapan annelerin sık olarak yaşadığı kabızlık sorunu daha az görülür.
  • Plasenta, kan pıhtıları ve bebekten kalan bütün artıkları vücudunuz daha kolay temizler.
  • Doğum kanalındaki bebek, annesinden bazı yararlı bakterileri alarak bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.
  • Doğum kanalına giren bebeğin baskıya maruz kalması ciğerlerindeki amniyon sıvısının boşalmasını sağlar. Bu sayede bebeğiniz daha az solunum problemi yaşar.
  • Normal doğum ile dünyaya gelen bebekler daha az ağlayarak baba ve annesiyle daha olumlu etkileşim kurmaktadır.
  • Bebeğin uykusu, kilo alımı ve beyin gelişimi sezaryen ile dünyaya gelen bebeklere oranla daha olumlu gelişir.
  • Normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerin kuvöze ve yoğun bakıma alınma olasılığı daha azdır.
  • Normal doğumla dünyaya gelen bebekler, sezaryen ile dünyaya gelen bebeklere oranla daha fazla emme refleksi geliştirir.

Çocuklarda Uyku Apnesi Nedenleri ve Tedavisi..!!

Basit bir horlamadan, tıkayıcı solunum tipine kadar değişiklik gösterebilen uyku apnesi çocuklar için farklı sorunlara neden olabilir. Bademcik büyüklüğü, geniz eti, fazla kilo, yüz ve kafa kemiklerindeki bozukluklar, kas dokusundaki bozulmalar ve alerjik rinit uyku apnesine neden olabilir. Uyku bozuklukları yada uyku apnesi geniş bir çerçevede izlenebilecek hastalık grubudur. Yapılan araştırmalara göre bu hastalığın çocuklarda yüzde 1 ile 6 oranında görüldüğü ortaya çıkmıştır. Basit bir horlama ile de uyku apnesi belirti verebiliyor. Genellikle çocuklarda horlama yüzde 3-12 oranında görülebilir. Prematüre doğan çocuklarda ise uyku apnesine daha sık rastlanabiliyor. Bu durumun sebebi ise solunum sisteminin hem daha küçük olması hem de kontrol zayıflığına bağlı. Prematüre doğan çocuklar kendi yaş gruplarını yakaladıkları dönemlerde risk azalıyor. 3 ve 6 yaş aralığındaki çocuklarda bademcik büyümesi ve geniz etinden kaynaklı olarak uyku apnesi daha sık görülebiliyor. Eğer ki bir çocuk haftada üç günden fazla horluyorsa ve aile bunu fark ediyorsa mutlaka uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra uyku sırasında nefes alıp verirken zorlanıyorsa yine dikkat edilmesi gereken bir durum olarak kabul edilmelidir. Uyku apnesinin tedavisi ise altında yatan nedene bağlı yapılır. Altında tıkayıcı bir neden varsa geniz eti ve bademcik ameliyatıyla birlikte uyku apnesi de düzelebilir. Eğer kilo uyku apnesine sebep oluyorsa çocuğun kilo vermesi önerilir. Ara dönemde ise uyku apnesinin yaratmış olduğu sıkıntıları aşmak için pozitif basınç veren bir alet kullanması tavsiye edilir. Belli bir vücut kitle endeksinin altına düştüğü zaman uyku apnesi de buna bağlıysa düzelebiliyor. Tamamen nörolojik ve kas hastalıklarıyla alakalı olması durumunda ise buna bağlı tedavilerin düzenlenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak temel sebep ortadan kaldırıldığı zaman uyku apnesi düzelebilmektedir.

İmplant Tedavisi Nasıl Yapılır ve Avantajları Nelerdir..?

İmpant tedavisi lokal anestezi altında ve sadece tedavinin yapılacağı bölge uyuşturularak yapılmaktadır. İmplantın yerleştirileceği bölgedeki diş etine yapılacak küçük bir kesi ile beraber bu iş için özel olarak geliştirilmiş aletler ile kemikte ufak bir oyuk açılır. Açılan bu oyuğun içerisine İmplant yerleştirilerek sabitlenir. İşlemin ardından diş etinde açılan küçük kesi dikilerek kapatılır. Yapılan bu işlemlerin tamamı, lokal anestezi altında olan hasta için herhangi bir acısı ve zorluğu olmayan kısa süren cerrahi bir işlemdir. Operasyonun ardından da hastaların önemli bir şikayeti olmamaktadır. Nadir de olsa bazı kişilerde yanaklarda şişme görülebilir. Oluşabilecek şikayetlerin hepsi en fazla 1-2 gün sürmektedir. Dişlerin ve ağız içinin bakımı ne kadar iyi yapılırsa implantların ömrü de o kadar uzun olur. İmplant uygulaması, diğer geleneksel protez uygulamalarına oranla çok daha iyi sonuçlar vermektedir. İşte implantın avantajları:

  • Komşu dişlerin kesilmesine gerek kalmadan orjinal dişler korunur.
  • Daha dayanıklı bir yapıya sahiptir.
  • Daha estetiktir.
  • Güvenilir ve rahat bir uygulamadır.
  • Kemik erimesini önler.
  • Daha iyi çiğneme, ısırma ve konuşma fonksiyonu sağlar.
  • Uzun vadede değerlendirildiği zaman daha ekonomiktir.

Sağlıklı Saç Uzatmak İçin Doğal Maskeler…

Genellikle her kadının hayali olan gür, sağlıklı ve uzun saçlara kavuşmak aslında o kadar da zor değil. Düzenli yapılan bakımlar, dengeli beslenme ve doğal saç maskeleri ile sizlerde istediğiniz uzun ve sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.

Hint Yağı Maskesi :

Hint yağının içerisinde bulunan omega 6 ve E vitamini sayesinde saç köklerini güçlendirir ve sağlıklı uzamasını sağlar. 2 yemek kaşığı hint yağını parmak uçları ile masaj yaparak tüm saç derisine uygulayabilirsiniz. Bu uygulamayı mümkün olduğunca akşam yatmadan önce yaparak sabaha kadar etki etmesini beklemeniz önerilmektedir. Sabah ise doğal içerikli sabun ile yıkayabilirsiniz.

Elma Sirkesi :

Elma sirkesi, faydaları saymakla bitmeyen bir besin. Özellikle saç köklerini uyararak saçların hızlı uzamasını ve parlayıp sağlıklı görünmesini sağlar. Saç derisinin pH seviyesini dengede tutmada da yardımcı olur. Tavsiye edilen kullanım şekli ise saçınızı durulamadan önce durulama suyuna bir miktar elma sirkesi ilave edebilirsiniz. Eğer elma sirkesinin kokusu sizi rahatsız ediyorsa suyun içerisine bir kaç damla lavanta yağı ilave edebilirsiniz.

Aloe Vera Maskesi :

Adından sıkça söz edilen cilt için vazgeçilmez olan aloe vera saç için de bolca fayda sağlıyor. Gece uyumadan önce saça uygulanan aloe vera saçın hem parlamasını hem de hızlı uzamasına yardımcı oluyor. Sabah elbette ki saçı yıkamanız gerekmektedir.

Yumurta Maskesi :

Yumurta bildiğimiz gibi yapısal olarak protein içermektedir. Saçın sağlıklı olması için dışarıdan alınan protein en iyi etkiyi gösterir. Doğal protein kaynağı olan yumurtayı saç bakımınızın her anında kullanabilirsiniz.

Yumurta maskesi hazırlanışı: 1 ya da 2 yumurta beyazı, 1 yemek kaşığı zeytin yağı, 1 yemek kaşığı balı güzelce çırpın. Elde ettiğiniz bu karışımı saçınıza uygulayarak 15-20 dakika bekletip yıkayabilirsiniz. Uygulamanın ardından saçınızı havlu ile sarmanız etkisini  daha iyi göstermesine yardımcı olacaktır.

Soğan Maskesi :

Soğan içeriğindeki sülfür ile oldukça zengin bir besindir. İnsanlar saç uzatma konusunda kokusundan dolayı çekinse de saç uzatma konusundaki etkisi bilimsel araştırmalar sonucu kesinleştirilmiştir. Ayrıca erken saç beyazlamasında bile soğan suyunun tedavi etkisi bulunmaktadır.

Soğan maskesinin hazırlanışı : 4 tane soğanı küçük parçalar haline getirip bir litre suyun içerisine koyun. Ardından 10 dakika kaynatın. Kaynatmış olduğunuz soğan suyunu soğuması için bir kenara bırakın ve soğuduktan sonra suyu süzün. Duşta saçınızı şampuanladıktan sonra iyice durulayın.

 

Bu 5 Sağlıklı Besin Fazla Tüketildiğinde Zararlı Olabiliyor..!

Günlük hayatımızda sebze ve meyvelerin, şeker veya sodyum kadar zararlı olabileceğinin farkında değiliz. Aslında farkına varmadan sağlıklı besinleri aşırı yeme tuzağına düşüyoruz. İşte aşırı tükettiğimizde zararlı olabilecek 5 sağlıklı besin…

1- Muz: Günde 2 adet muz sağlık bir miktar olarak kabul edilir. Aşırı muz tüketimi diş çürümesine neden olabilir. Şeker gibi bu meyvede diş minesine zarar veren bakteriler üretebilir. Ayrıca olgun muzlar migren tetikleyicisi olabilen tiramin bakımından zengin bir meyve olduğu için aşırı tüketildiğinde baş ağrısı yapabilir.

2- Yulaf: Aşırı yulaf tüketimi şişkinlik ve bağırsak hareketi sorunlarına yol açabilir. Ayrıca magnezyum, çinko ve kalsiyum emilimini de sınırlar.

3- Pirinç: En önemlisi, düşük seviyeli arsenik maruziyeti sebebi ile düşük zihinsel performansa neden olabilir. Ayrıca insülin seviyenizi de yükseltir. Pirinç lezzetli olmasına rağmen çok az vitamin içerir. Eğer aşırı pirinç tüketirseniz kendinizi diğer tüm vitaminlerden mahrum bırakırsınız.

4- Peynir: Peynir yemek yerken salınan kolesistokinin hormonu nedeniyle çoğunlukla mide ekşimesine neden olur. Aşırı büyük porsiyonlarda peynir tüketimi sizi kalp hastaliğı riskine sokar.

5- Brokoli: Aşırı brokoli tükettiğinizde şişkin bir yüz, saç dökülmeleri ve diğer sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Brokoli, tiroid hormonlarının aşırı üretimine neden olan tiyosiyanatlar içerir.

Geçmeyen Kemik Ağrılarına Dikkat..! Tümör Olabilir..!

Kemik tümörleri, her yaş grubunda görülebiliyor. Genellikle kendini şişlik ya da kitle olarak gösterirler. Genel olarak iyi huylu olan kemik tümörlerinin ölüm riski yoktur. Bunun yanı sıra kötü huylu olan kemik tümörleri erken teşhis edilmediği zaman tedavinin olumlu sonuç vermesi zorlaşıyor. Bir bebek kemik tümörüyle doğabildiği gibi 80 yaşındaki bir kişide de kemik tümörü oluşabilir. Sıklıkla görülme yaş aralığı ise 15 ve 25 yaşlar. Hücreler kontrolsüz olarak bölündüğü için kendini şişlik ya da kitle şeklinde gösteren tümör, genellikle iyi huylu oluyor. Nadir de olsa ağrı ve sızı ile ortaya çıkabilen iyi huylu tümörlerin ölüm riski bulunmuyor. Fakat kemikleri zayıflattığı için kemiklerin kolay kırılmasına sebebiyet verebiliyor. Kötü huylu tümörlerin ise erken teşhisi oldukça önemlidir. Çünkü erken teşhis edilmediği takdirde tedavinin olumlu sonuç vermesi zorlaşıyor.

Bu belirtiler varsa dikkat: 

  • Kol ve bacaklarda aktivite ile oluşan ağrı ve istirahatle bu ağrının geçmemesi,
  •  Yürümede aksama,
  • Ani güçsüzlük ve yürüme zorluğu,
  • Vücutta yeni oluşan şişlikler,
  • Yeni gelişen kabızlık,
  • İdrar yapamama veya idrar kaçırma,
  • Ateş,
  • Hastanın kendini iyi hissetmemesi,
  •  İstirahat halinde ağrı,
  • Uykudan uyandıran gece ağrısı,
  • Devamlı lokal veya yansıyan ağrı,
  • Açıklanamayan kilo kaybı,
  • 20 yaşın altında veya 55 yaşın üstünde olunması,
  • Daha önceden bilinen bir kanser öyküsü bulunanlar.

Vücut Direncini Arttırmak İçin Portakal Suyu Tüketin..!

Dengesiz seyir eden hava şartları grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının artmasına neden oluyor. Uzmanlar vücut direncini arttırmak ve hastalıklardan korunmak için içerisinde bol miktarda C vitamini bulunduran portakal suyunun her gün tüketilmesini öneriyor.

Prof. Dr. Neriman İnanç, dışarıdan alınan besinlerle vücuda giren C vitaminin azalması sonucu özellikle gribal hastalıklara davetiye çıkardığını belirtti. İçeriğinde B6, B2, B1, folat ve potasyum vitaminleri ve bir çok minerali barındıran portakal suyunun soğuklarla birlikte azalan enerji ve sürekli yorgunluk hissini gidermek için tüketilmesinin gerektiğini vurgulayan İnanç, portakal suyunun düzenli olarak tüketilmesinin ise hastalıklardan korunmaya yardımcı olacağının altını çizdi. Yetişkin bir kişinin günlük ortalama 60 mg C vitaminine ihtiyacı olduğunu dile getiren İnanç, 1 bardak portakal suyunun kişinin günlük C vitamini ihtiyacını karşılamaya yettiğini belirtti.

Argan Yağı Nasıl Kullanılır ? Faydaları Nelerdir ?

Argan yağı, sadece fasta yetişen ‚ Arganio Spinosa ‚ ağacının çekirdeklerinden üretilen bitkisel bir yağ çeşididir. Günümüzde geleneksel yöntemlerle elde edilen argan yağı ’sıvı altın‘ olarak da biliniyor. Argan yağı haftada 3 kez cilde, haftada 2 kes ise saça uygulanabilir. Ancak argan yağının ağız yoluyla kullanılması tavsiye edilmiyor. Fazla kullanımın her şeyde zararlı olduğu gibi argan yağını da fazla kullanmanın cilde zarar verebileceği unutulmamalıdır.

Argan Yağının Cilde Faydaları 

  • Cansız ve kırılan tırnakların onarılmasını sağlar,
  • Göz torbalarının giderilmesine katkıda bulunur,
  • Ellerde oluşan kuruluğu giderir,
  • Çatlakları önler ve azaltır,
  • Cilt enfeksiyonlarını iyileştirir,
  • Yaraları iyileştirir,
  • Akneyi tedavi eder,
  • Güneş hasarından korur,
  • Cildi nemlendirir,
  • Cildi tedavi eder.

Argan Yağının Saça Faydaları

  • Saçların hızlı uzamasında etkilidir,
  • Saçları besleyerek daha parlak ve güçlü olmasını sağlar,
  • Kepek oluşumunu önler,
  • Saçların kırılmasını önler ve kırıkları onarır.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir..?

Göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir. Göğsün ortasında yanma veya batma gibi genellikle şiddetli bir ağrı oluşur. Batıcı bir ağrı oluşmaz. bu ağrı sol tarafa nadir de olsa sağ tarafa doğru yayılır. Bazen de kollarda uyuşma şeklinde de hissedilebilir. Ağrı terlemeyle birlikte ortaya çıkabilir. Göğüste tam olarak yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı oluşur. Ancak ağrı hareket ettikçe çoğalır yatıp dinlendiğinde ise azalır ama geçmez. Yaklaşık olarak ağrı yarım saatten uzun sürer. Ağrının yanı sıra soğuk soğuk terleme ve mide bulantısını da belirtiler arasında yer almaktadır. Nefes darlığı olur. Göğsünde şiddetli ağrı olan kişiler aynı anda soğuk soğuk terliyorsa bu durum kalp krizi belirtisi olabilir. Eğer kalbin alt tarafı etkilenmişse karın ağrısının yanında mide bulantısı ve karın ağrısı da oluşabilmektedir. Yaşı ilerlemiş kişilerde daha çok nefes darlığı görülmektedir. Bunun yanı sıra bayılma, ritim bozukluğu ya da çarpıntı da olursa bu durumda kalp krizi belirtileri olabilir. Nadir olsa da kalp yetmezliğiyle de ortaya çıkmaktadır. Bazı kişilerde belirtiler çok gizli de olabilir.

Uykuyu Olumsuz Etkileyen Gıdalar..!

Akşam yediğiniz yemekten dolayı rahat bir uyku uyuyamıyor ve sıklıkla uyanıyorsanız uyumadan önce bu besinlere dikkat etmeniz gerekmektedir.

1-Şeker : Şekerli içecekler, tatlılar veya eklenmiş şeker içeren besinler uykunuzu olumsuz yönde etkileyebilir. Yapılan bir araştırmaya göre şeker kullanımının geceleri derin uyku süresinj etkilediğini ve ayrıca daha fazla uyanmalara sebep olduğu tespit edilmiş.

2-Yağ içeriği yüksek gıdalar : Yağ içeriği yüksek gıdalar, özellikle doymuş yağların sindirimi daha uzun sürmektedir. Bu sebepten dolayı yağ içeriği yüksek gıdaları uyumadan tüketmek yerine gündüz vakti tüketmek uyku verimliliği için önemlidir.

3-Alkol : Gece alınan alkol ile iyi bir uykuya geçileceği düşüncesi yanlıştır. Alkol başlangıçta her ne kadar uykuyu tetiklesede adenozin salınımını etkileyerek uyku bozukluğuna yol açar.

4-Baharatlı yiyecekler : Baharatlı besin tüketiminin ardından mide yanması yaşıyorsanız uyumadan önce kesinlikle tüketmemelisiniz. Çünkü bu besinleri yedikten sonra hemen yatmak mideden gelen asitlerin kolay bir şekilde yemek borusuna çıkmasına ve göğüste yanma hissine neden olur.

5-Kafein : Yapılan çalışmalarda aşırı kafein tüketiminin kalp atışını hızlandırdığı, idrar çıkışını arttırdığı, sinirlilik ve titremeye neden olduğu, sindirim sorunlarına ve uykusuzluğa sebep olduğu ortaya çıktı. Uykudan önce kafein içeren besinlerden uzak durmalıyız.

 

  1. (mehr …)

Beyni Güçlendirebilecek Yöntemler ..!

Yaş ilerledikçe zihinsel fonksiyonlarda yada hafızada yavaşlama olabilir. Fakat beyninizi hiçbir zaman hafife almayın. Çünkü beyni basit yöntemler ve etkinlikler ile beyninizi güçlendirmek mümkün olabilir.

Yeni hobiler edinin : Beyni geliştirmek adına yeni bir şeyler yapın yada öğrenin. Mesela bu yeni bir dil öğrenmek yada yeni bir sanat kursuna başlamak olabilir.

Aktif olun : Bahçe ve toprak ile uğraşarak zihin ve vücut enerji tüketimini birlikte arttırabilirsiniz. Yardım kuruluşlarında aktif olmak gibi sosyal etkinliklerde bulunabilirsiniz. Ya da mutfakta yeni lezzetler geliştirebilirsiniz.

Fazla TV izlemeyin : Gün içerisinde 7 saatten fazla TV izleyenlerde demans riskinin arttığına dair çalışmalar bulunmakta. Gün içerisinde 1-2 saatten fazla TV izlememeye özen gösterin.

Egzersiz yapın : Egzersiz sinir kavşaklarının sayısını arttırır. Böylece beyinde daha fazla irtibat noktası yaratır ve yeni hücreler oluşmasına katkı sağlar. Haftada 3 gün en az 1 saat egzersiz yapmak beyin fonksiyonları açısından olumlu etki yaratacaktır.

Beslenme : İkinci beyin olarak adlandırdığımız bağırsaklarımızda vücut fonksiyonları açısından önem taşıyan mikroorganizmalar barındırmaktadır. Bunların dengede olması beyin sağlığı için hayati önem taşımaktadır. İşlenmiş, aşırı yağlı ve şekerli gıdaların tüketimi beyin sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

İletişim kurun : Yakınlarınız ile internet üzerinden bile olsa iletişim kurun.

Gece telefona bakmak yerine kitap okuyun : Zihin geliştirici oyunlar oynayabilir. Bulmaca yap-boz ve sudoku çözebilir ve kitap okuyabilirsiniz. Kitap okumak beyin glukoz tüketimini arttırır.

Dans edin, müzik dinleyin : Müzik dinlemeye zaman ayırın. Ayrıca müzik dinlerken dans etmekten çekinmeyin. Tiyatroları, konserleri izleyebilir ve seminerlere katılabilirsiniz.

Uykunuzu alın : Yapılan araştırmalar iyi bir gece uykusundan sonra daha önce öğrenilmiş bilgilerin daha iyi hatırlandığını gösteriyor. Çünkü uyku esnasında beyin yeni bilgileri pekiştirir. En az 6 saat uyuyun fakat 8 saati de geçmeyin.

Lenf Kanseri (Lenfoma) Belirtileri Nelerdir..?

Lenf kanseri (Lenfoma), çocuklarda görülen en yaygın kanser türlerinden biridir. Dünyada lösemi ve beyin tümöründen sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Ülkemizde ise lösemiden sonra ikinci sırada yer almaktadır.

Lenf Kanseri (Lenfoma) Belirtileri 

  • Lenf bezlerindeki geçmeyen ve büyümeye devam eden şişlik : Genellikle koltuk altı, boyun ve kasık bölgelerinde enfeksiyon durumu olmaksızın oluşan genelde ağrısız olan şişlik.
  • Yüksek ateş : Bir enfeksiyona bağlı gelişmeyen ve sebebi olmayan yüksek ateş.
  • İstem dışı ve hızla kilo verme : 6 ay gibi bir süre içerisinde diyet vs gibi bir süreç olmadan kişinin normal kilosunun %10′ unu kaybetmesi.
  • Gece terlemeleri : Sıcak havalarda gece terlemeleri normal bir durumdur. Ancak lenf kanserinin belirtileri arasında yer alan gece terlemelerinde kişi pijama değiştirme ihtiyacı duyar. Hatta yatak çarşaflarını değiştirme ihtiyacı da duyar.