Loading...

Kategorie: GeziYorum

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI

Balikesir/Havran. Türkiye ziyaretim sırasında ürünlerini deneyimleme fırsatı bulduğum Dr. Yağcı, kalitesiyle beni öylesine etkiledi ki bu övgüye değer özverili çalışmaları nedeniyle kendilerini takdir etmek amacıyla bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. İşini layıkıyla yapan ve ekonomik krize rağmen kazancını arttırmak için hileye başvurmayı seçenek olarak görmeyen insanların sayısının artması için onları desteklemek gerektiğine inanıyorum.

Sizlere kısaca Dr. Yağcı markasının yola çıkış hikayesinden söz etmek istiyorum.

Ailenin ticaret serüveni, 1900’lü yıllarda Mehmet Özden’in girişimiyle helva üretimi ve satışı yapmakla başlamış. O dönemde lokanta kavramına pek alışkın olmayan Türkiye’de ekmek arası helva satışı yapmak bence takdire şayan bir girişim örneği olmuş.

Zira “halva ekmek” kavramı o zamanlar köylüler arasında pek meşhurdu. Hatta köylüler, kendi aralarında kasabaya, ilçeye, pazara gitme kavramını helva ekmek ile özdeşleştirmişti. Kasabaya inildiyse pazara gidildiyse helva ekmek yemeden dönülmemeliydi. Eğer helva ekmek yemeden dönüldüyse köylüler o hafta kendilerini pazara gitmiş saymazlardı.

Helva ticaretini, 1943 yılına kadar Mehmet Özden ile oğulları Seyit Ahmet Özden ve İsmail Özden birlikte yapmaya devam ederler. 1943 yılında Seyit Ahmet Özden, babası ve kardeşinden ayrılarak kendi mekanını açmaya karar verir. Seyit Ahmet Özden, bu yeni mekânda helva alım ve satışına devam ederken diğer tarafta zeytinyağı ticaretine de başlayarak ayrı bir sektöre adım atar. Zamanla ürün çeşitliliğini geliştirerek köylülerin ürettiği susam, badem, ceviz gibi doğal ürünlerin de satışını yapmaya başlar.

Başlarda sadece zeytinyağını üreticiden alıp son tüketiciye satmasıyla başlayan girişimi zeytinlik almasının ardından üretici konumuna yükselmesiyle devam eder. Kendi zeytinliklerinden elde ettiği lezzetli zeytinlerle ürettiği kaliteli yağları hem toptan hem perakende olarak satmaya başlar. O dönem Balıkesir’in Salı Pazarı, ticaretini geliştirmesinde dönüm noktası olmuştur.

Seyit Ahmet Özden’in 1954 doğumlu tek oğlu Muammer Özden, çocukluk çağlarından beri hem dükkânda hem Salı Pazarı’nda satışla ilgilenirken diğer yanda zeytinlikler arasında üretim takibinde koşuşturmaya devam eder. 1985 yılında babası Seyit Ahmet Özden’in fiilen olmasa da resmen emekli olmasıyla işin başına geçer ve babasından gördüğü özverili ve kaliteli çalışma prensibini misyon edinerek işi büyütmeye adar kendisini…

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI
Muammer Özden misafirleri ile

90’lı yıllarda bitkisel rafineri yağ tesisinin kapanmasını fırsata çeviren Muammer Özden, sektördeki boşluğu çok iyi değerlendirerek zeytin ve zeytinyağı satışının yanı sıra toptan bitkisel yağ ticaretine de başlayarak ticaret hacmini arttırır. O zamanlar günümüzdeki süpermarketlerin şimdi olduğu gibi yaygın olmaması ve semt pazarlarındaki hareketlilik, pazarcıların toptan satışı da arttırması noktasında ciddi bir potansiyel oluşturmuştur. Muammer Özden, yeni girişiminden sağladığı gelirleri zeytinlik alanları satın alımına aktarır ve ilçenin en gözde mevkilerinde ciddi miktarda zeytinlik sayısına ulaşır.

2009 yılında Muammer Özden’in tek oğlu Seyit Özden, İstanbul’daki üniversite eğitimini tamamladıktan sonra mevcut aile işletmesini geliştirmek ve kendi işine sahip olmak maksadıyla Havran’a döner. Aile içinde yapılan istişare ve alınan karar neticesinde babası Muammer Özden ile ortak bir şirket kurar.

Seyit Özden

Zeytin ve zeytinyağı üretimi konusunda yıllarca süregelen uzmanlıklarını, bilgi, beceri ve deneyimlerini esas alarak sektörde markalaşmak adına güçlerini birleştirip sağlıklı üretimi çağrıştıran “Dr. Yağcı” markasına karar verirler. Yeni markayı tescil ettirdikten sonra üretim için gerekli izin ve belgeleri alırlar.

Dr. Yağcı markasının kurulmasının akabinde zeytin ve zeytinyağıyla alakalı tüm süreç yeniden yorumlanır ve olduğundan daha kaliteli ve butik bir üretim yapma hedefiyle yola çıkarlar.

123 YIL ÜRETİMDE KALİTEYİ KORUMAYI BAŞARAN MARKA: DR. YAĞCI

Zeytinliklerin bakımı ve işlenmesi ile zeytin hasatında “iyi tarım”a geçerler. Alanında uzman tarım danışmanları ile birlikte zeytinin tarladaki bakımı ve sonrasındaki işlemler her an kontrol altında tutulur. Zeytin hasadında ağaçlara zarar vermemek, hasarsız ürün elde etmek ve maliyetleri olabildiğince düşürmek maksadıyla makineli hasata geçerler. Daha kaliteli zeytin ve yağ elde edebilmek için Ekim ve Kasım aylarında yapılan erken hasata geçiş yaparlar.

Toplanan zeytinleri çuvala koymak yerine kasalara koyarlar ve bekletmeden, ivedilikle önceden randevusu alınmış olan zeytin sıkımı yapılacak anlaşmalı fabrikaya ulaştırırlar. Bu sayede tam beklentilerine uygun şekilde çok kaliteli Erken Hasat Soğuk Sıkım Zeytinyağları elde ederler.

Dr. Yağcı markası, asla ödün vermedikleri kaliteleri sayesinde 5 Nisan 2016 tarihinde, ilk kez katıldıkları Zeytin Dostu 9. Ulusal Zeytinyağı Yarışması’nda Gümüş Madalya almaya layık görülür ve ilk ödüllerini kazanırlar.

Dr. Yağcı markası altında üretilen zeytin, zeytinyağı ve sabunlar, toptan ve perakende olarak hem internet ortamında hem de Havran’da bulunan merkezinde satışa sunulmaya devam ediyor.  Satışların çoğunluğunu, Havran’da bulunan merkez satış noktasından yapılan toptan alışverişler oluştursa da doğal beslenmeye düşkün kişilere, sağlıklı ve kaliteli ürünleri kolaylıkla sunabilmek için internet üzerinden sipariş almaya devam ediyorlar.

Muammer Özden

Ege’nin kendine has lezzetini koruyan Dr. Yağcı ürünlerine www.dryagci.com.tr adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Edremit Körfezi’nin en kaliteli zeytinlerini ve bu zeytinlerden elde edilen doğal zeytinyağını tattıktan sonra yüzünüzde oluşacak memnuniyet gülümsemesi esnasında bana teşekkür etmeyi unutmayın 😊

EDREMİT ŞUBE

Çayiçi Cad. No:3/C (Mahkeme Camii Karşısı) Edremit-Balıkesir

HAVRAN ŞUBE

Cumhuriyet Cad. No:67 Havran/BALIKESİR

ÇEVREYOLU ŞUBE

Bostancı, Balıkesir Edremit Yolu 5. KM, 10560 Havran/Balıkesir

İLETİŞİM BİLGİLERİ

E-Posta: info@dryagci.com.tr

Telefon: 0266 373 8888

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!

2010 yılında Nedim ŞAHİN tarafından kurulan Baruthane Pilavcısı pilav kültürünü standardından uzaklaştırarak birçok yemek çeşidiyle zenginleştirip geniş bir kitlenin ilgisini çekmeyi başarmıştır.

Istanbul. İsmini ilk restorantını açtığı Baruthane semtinden almakta olup, 2018 yılı itibarıyla sosyal medyada yarattığı kendine has içerik konsepti „Bugün Ne Yiyeceğiz?“ ile ismini daha fazla kitleye duyurmuştur.

Aslen Sivaslı; ancak doğma büyüme İstanbullu olan Baruthane Pilavcısı’nın kurucusu Nedim Şahin, annesinden öğrendiği meşhur pilav tarifiyle küçük bir dükkanda başladığı hizmetine, 5 Mayıs 2019 tarihinde açtığı Beşiktaş şubesiyle vites büyülterek devam etmiştir.

Dünya üzerinde bir ilki gerçekleştirip ‚Dünya Pilav Günü’nü ilan eden Nedim Şahin, her Mayıs ayının ilk pazar gününü bedava pilavın dağıtıldığı, eğlencenin had safhada olduğu bir etkinlik haline getirmiştir.

İlk olarak 2018 yılı Mayıs ayında kutlanan Dünya Pilav Günü etkinliğinde 40 ton ücretsiz pilav dağıtılmış, yine 2019 yılında yapılan etkinlikte 50 ton pilav halkımıza ücretsiz servis edilmiştir.

Pilav yapmayı adeta bir sanat eseri üretimine çeviren Nedim Şahin, sadece bununla yetinmeyip pilav harici diğer ürünlerini de geliştirerek müşterilerine eşsiz lezzetler sunma konusunda kendisiyle yarışmaktadır.

Pilavında Baldo pirinci kullanan Baruthane Pilavcısı 7 gün 24 saat kesintisiz açık olup, meşhur nohutlu pilavın yanında sunduğu geleneksel Türk lezzetleriyle sunumdaki zenginliğini her gün artırmaya devam etmektedir.

Baruthane Pilavcısı’nın pilavının bu kadar lezzetli olmasındaki en önemli sır peki nedir?

Belli mi olur; belki bir gün formülümüzü de paylaşırız 🙂

Hedeflerini her gün sağlamlaştırarak büyütüp geliştiren, hizmetlerini en iyi kalitede sunmaya özen gösterip, gelişimine hızla devam eden Baruthane Pilavcısı’nı tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz…

ŞİŞLİ ŞUBEMİZ:
ŞİŞLİ ŞUBESi:
FERİKÖY MH. BARUTHANE CD. NO 51/B ŞİŞLİ 34377 İSTANBUL
Tel: 0212 296 01 02
sisli@baruthanepilavcisi.com

BEŞİKTAŞ ŞUBESi:
CİHANNÜMA MH. SALİHEFENDİ SK. NO: 2 BEŞİKTAŞ 34353 İSTANBUL
Tel: 0212 258 99 58
besiktas@baruthanepilavcisi.com

ar

Kaynak: Baruthane Pilavcısı

CENNETTEN BİR KÖŞEDİR “FETHİYE”…

Tarihte bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Fethiye Akdeniz ile Egenin kesişme noktasında bulunmaktadır. Geçmişten günümüze her dönemde yaşanılası bir yer olma özelliğini korumuştur. Likya uygarlığına ev sahipliği yapmış, günümüze kadar onlarca medeniyetin yaşadığı bir belde olmuştur. Fethiye tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle ziyaretçilerine geniş bir yelpaze sunuyor.

Fethiye gezimize başlamadan önce şöyle bir internetten araştırma yaptım. Neleri gezebilirim, nerelere gidebilirim konusunda oldukça fazla seçenek gördüm. Açıkçası vakit olarak kısa olan turumuzda hepsini sığdırmam imkansızdı.

Öncelikle kalacak yeri ayarlamam gerekiyordu. Yaptığım araştırmalar beni Flamingo Hotel’e yönlendirdi. Otele girince adeta masallardan çıkmış bir atmosfer bizi karşıladı. Havuzları, peyzajı, güler yüzlü personeli bir harikaydı. Ölüdeniz’in hemen yanıbaşında olan Flamingo Hotel gerek lokasyonu gerekse hizmet anlayışı bakımında tekrar kalmak isteyeceğim yerlerden biri oldu. Ayrıca Flamingo Hotel’in sunduğu gerek Türk mutfağı gerekse dünya mutfağı unutulmayacak lezzetleri hafızamıza kazıdı.

Fethiye İlçe Merkezi

Fethiye gezimize ilk olarak ilçe merkezinde başladık. Çarşısı bir harika… Eşim ve çocuklarım buraya hayran kaldılar. Yöresel ürünlerden tutun da dünya markalarına kadar istediğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Yeme içme mekanları, eğlence yerleri ne ararsanız en kalitelisiyle mevcut. Esnaf da bir o kadar konuksever ve güler yüzlü. Özellikle akşam saatlerinde çarşının canlılığı daha da artıyor. Bir Türkiye mozaiğini burada görmek mümkün. Maraş dondurmacısından, Antep baklavacısına kadar herkes oradaydı.

Tekne Turu

Ailecek nereleri gezsek diye bir planlama yaparken gemi turu yapmak öncelikli bir anda listenin başına geldi. Tabi havalar sıcak bir an önce denizle buluşmak ve serinlemek istiyorduk. Ölüdeniz’e uzanan Belceğiz plajında bekleyen onlarca tur teknesi arasından bir tanesini seçtik. Biletimizi alıp ailece teknedeki yerimizi aldık. Tekne turu sayesinde karayolu ile ulaşımı olmayan sadece deniz yolu ile gidilen eşsiz koyları görme fırsatımız oldu. Soğuk Su KoyuMavi MağaraKelebekler VadisiDeve Plajı ve Akvaryum Koyu bunlardan bazıları. Deniz suyunun berraklığı ve temizliği bizi bizden aldı. Tekne bir süreliğine koylardan bir tanesinde durdu ve isteyenler denize girdi. İnanılmaz bir deneyimdi. Adeta cennetten bir köşe olan eşsiz koyları görmek büyük bir şans.

Yuvarlakçay

Denizden sonraki rotamız ise dağlara doğru oldu. Yuvarlakçay, kaldığımız otelden yaklaşık 1 saatlik mesafedeydi. Yol boyunca eşsiz manzaraları izleye izleye ilerledik. Egede yeşilin binbir tonu ve doğasını izlemek ayrı bir keyif. Şırıl şırıl akan suları, asırlık ağaçların verdiği serinliği mevsimin sıcaklığını hiç hissettirmedi. Ağaçların altından çıkan sular, dere kenarında kurulan salıncak oldukça güzel bir vakit geçirmemizi sağladı.

Saklıkent Kanyonu

Fethiye’nin neresine baksak huzur, neresine dokunsak tarih çıkıyor. Cennet vatanımızın cennet bir köşesi. Saklıkent Kayonu’na gitmezsek tabi ki olmazdı. Bu eşsiz yeri görmek harika bir deneyim. Ölüdeniz’e araçla 50 dakika mesafede buluyor. Milli park olması dolayısıyla girişte bir ücreti var. 18 kilometrelik uzunluğu olan kanyon, 200 ile 600 metre yüksekliğiyle dikkat çekiyor. Yer yer 2 metreye kadar daralan kanyonun bazı noktalarına güneş ışığı dahi giremez. Her yıl binlerce turiste kapılarını açan kanyon bölgenin en popüler mekanları arasındadır. Yapılan ahşap iskeleden yürüyerek kanyonun içine doğru yürüdük. Buradan yürürken aşağıdan akan suyun güzelliği ve üstümüzde olan yamaçların yüksekliği bizi oldukça etkiledi. Biraz daha ilerleyince kafelerin olduğu alana geldik. Burada isterseniz oturup dinlenebiliyorsunuz. Az ileride sudan karşıya halat yardımı ile geçebiliyorsunuz. İsterseniz tabi suya da girebilirsiniz. Tabi suyun soğukluğuna dayanabilirseniz. Ailecek bolca fotoğraf ve video çektik. Kanyonun çıkışında bulunan restorantlardan da faydalanabilirsiniz.

Yamaç Paraşütü

Sanırım ailemizin en cesuru kızım Merve. Cesaret edip yamaç paraşütüne binmek isteyen bir tek o oldu. Kaldığımız otelin hemen yakınında bir çok yamaç paraşütü yapan firma vardı. Biraz sorup soruşturduğumuzda ReAction Paragliding firmasıyla anlaşmaya karar verdik. Tecrübeli ve güler yüzlü kadrosuyla oldukça güven veriyorlar. Başından sonuna kadar ilgileri inanılmazdı. Gerekli kayıtlar yaptıktan sonra bir araç ile kızımla birlikte Babadağ’ın zirvesine doğru yola çıktık. Bu sırada eşim ve oğlum iniş yapılacak olan Belceğiz plajında beklemeye koyuldu. Zirveye geldiğimizde bizi taşıyan minibüsten indik ve yamaç paraşütlerinin havalandığı rampaya geldi. Hava oldukça güzel ve paraşüt pilotunun söylediğine rüzgar da uçmak için oldukça elverişliydi. Güvenlik ekipmanlarının giyilmesinin ardından kızım ve paraşüt pilotu uçuş sırasının kendilerine gelmesini beklemeye başladı. Sıra kendilerine geldiğinden kanat havalandı, koşmaya başladılar ve ayakları yerden kesildi. Gökyüzünde süzülerek uzaklaştılar. Babadağ’dan kalkan diğer yamaç paraşütleriyle birlikte havada dans etmeye başladılar. Tabi eşim ve oğlum kızımı iniş yapılacak olan plajda bekliyordu. Yaklaşık 30 dakika süren uçuş eşsiz manzarayı izlemeye olanak tanıyor. Pilotun üzerinde olan aksiyon kamera sayesinde de her an kaydediliyor.

Atv İle Safari Turu

Doğayı daha da hissetmek, tam anlamıyla içinde olmak için Atv araçlarıyla yapılan safari turuna katılma fikri bizi kendine çekti. Bunun için yapılan turlardan rezervasyon yaptırabilirsiniz. İsterseniz otelinizden de gelip sizi alabiliyorlar. Atv safariye katılmak için ehliyet şartı bulunmuyor. Profosyonel ekipler eşliğinde gerçekleştiriliyor. Rahat kıyafetler, güneş gözlüğü ve toza maruz kalmamak için buff yanınıza almanız gereken eşyalardan başlıcaları. Adrenalin tutkunları için harika bir deneyim. Doğa, tarih ve macerayı bir arada yaşayabilirsiniz. İsterseniz firma size fotoğraf ve video çekim hizmeti de sunuyor. 30 dakikalık alıştırma turundan sonra Atv turumuz başlıyor. Gidiş dönüş ve molayla birlikte 3 saatlik sürede unutulmaz anlar yaşadık.

Mur-Et Karacabey Kasap Restaurant

Her yanı ayrı bir güzelliğe sahip olan Türkiye’min eşsiz lezzetlerini tatmak ve anlatmak da ayrı bir keyif. Tamamen kendi besileri ve özel kesim hayvanlarıyla hazırlanan etleri olan Mur-Et Karacabey Kasap Restaurant’a misafir olduk. Fethiye-Ölüdeniz yolu üzerinde bulunan restorantın ulaşımı oldukça kolay. Harika bir mekan bizi karşıladı. Bahçede adımıza ayrılmış olan masaya oturduk. Bütün personeli güler yüzlü ve samimi. Masamızda bulunan mangala közler yerleştirildi. Seçtiğimiz etleri kendi istediğimiz şekilde pişirdik. Yanında gelen zengin yeşillikler ve salatalar harikaydı. Ailecek gidilebilecek, güzel vakit geçirilebilecek güvenilir mekanlardan bir tanesi.

Hilmi SeaFood Restaurant

Fethiye ilçe merkezinde balık yiyebileceğiniz oldukça fazla mekan var. Bizim tercihimiz ise günlük ve taze balıkları, güler yüzlü personeliyle Hilmi SeaFood Restaurant oldu. Mekanın ambiyansı eşsiz. Balıklar günlük ve taze. Tezgahtan kendiniz görüp beğeniyorsunuz. Kısa sürede hazırlanıp servis ediliyor. Balığın yanında gelen mezeler çok çeşitli. Kısacası burada ailecek çok keyif aldık. Memnun olduk.

Video Kaynaklar: LokalBakis

GeziYorum: Mustafa Gülec

Kapadokyanın Gözbebeği: : MUSTAFAPAŞA

Tatilime Türkiye’nin doğusundan başlamak istedim. Uçakla Düsseldorf’tan Gaziantep’e uçtuk. Gaziantep’te bir gün kaldıktan sonra Mardin’e oradan da Midyat’a geçtik. Sonrasında ise kızım Merve’nin hep görmek istediği fantastik belde, Kapadokya’ya gitmeye karar verdik. Kapadokya’ya gitmişken Mustafapaşa‚da bulunan bir ahbabımı da ziyaret edeyim dedim. Mustafapaşa o kadar büyülü bir yerdi ki, bir kere girince çıkmak mümkün olmadı.

Mustafapaşa, Ürgüp’e 6 km, Nevşehir şehir merkezine 25 km mesafede. Gezilecek çok yeri var. Aslında bir Rum köyü. Antik döneme kadar dayanıyor.

 

Mustafapasa

1924 nüfus mübadelesine kadar 700 civarında taş konağın olduğu, Ortodoks Rumlarının yaşadığı bir köymüş. Şarap ve tıbbi ürün ticareti yapan, zengin bir köymüş. Mübadele sonucu Rumlar Yunanistan’a gidiyor ve yerlerine Türkler yerleştiriliyor. Antik dönem adı Sinasos ve taş mimarlarıyla meşhur. Hatta o dönem Mardin ve Suriye’den bölgeye gelen taş ustaları varmış. Bu sebeple Mardin ve Msutafapaşa’daki taş evlerin mimarisi birbirine çok benziyor. Mustafapaşa koruma altında; 90’ı gecik ev, 30 kadar da kilise ve şapeli var ve hepsi tarihi yapılar. Gezip görme fırsatı bulduğum tarihi eser yapıları dilimin döndüğü kadar size anlatmak isterim.


Kiliseleriyle Turist Çekiyor

Mustafapasa1729 yılında yapılan Konstantin Helena Kilisesi, bazı tamiratlar görerek günümüze ulaşmış. Kesme taş mimarisinin güzel örneklerinden biri. Bu şirin köye ruh katan en güzel unsurlar, taş mimarisi zaten. Kilisede freskler de bulunuyor ama epey silinmiş durumdalar. Aziz Nikolaos Manastırı, bir kayaya oyulmuş. İçinde kagir yapıların olduğu ilginç bir manastır. Vaktiyle hem Müslümanlardan hem de Hıristiyanlardan çok saygı görmüş. Bölgenin en eski yapılarından biri.

Aziz Vasilyos Kilisesi, 19. yüzyılda yapılmış. Mimarisiyle ilgi çekiyor. Giriş kısmı dini hikayeler anlatan resimle süslenmiş. Freskleri de mevcut.

Aziz Basil Şapeli, duvar süslemeleri, resimli sahneleriyle en canlı ibadethanelerden biri. Malzemesi ve renkleriyle göz dolduruyor.

Bir diğer kilise ise Aziz Grigorios Kilisesi. Saklı Vadi denilen, gerçekten bulunması güç bir vadide yer alıyor. Bu vadi aynı zamanda büyüleyici bir yer. Taşlara oyulmuş eski mağara evleri yeniden hayat bulmuş gibi. Kilise bazilika tarzıyla yapılmış. Zaman içinde yıkılınca Rumlar tarafından tekrar yapılmış.

Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi Mutlaka Görülmeli
Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi , Kültür Bakanlığı’na bağlı özel bir müze. Sonradan restore edilen 150 yıllık bir konakta kurulmuş. Kapadokya kültürünü anlatıyor ama anlatım biçimi oldukça özgün. Müzede oyuncak bebek kullanılmış. Kapadokya kültürünü bu bebeklere bakarak tanıyorsunuz. Bebek Müzesi olarak da biliniyor. Müze, bu tarzıyla Türkiye’de bir ilk.

 

Mustafapasa

 

 

oyuncak müzesiBebeklerin hepsi el yapımı. Müzede 3.000 adet bebek var. Bu bebek koleksiyonunun mimarı ise Sibel Radiye Kül hanımefendi. Bütün bebekler hanımefendiye ait değil, müzenin methini ve orijinalliğini duyan herkes, dünyadan, Türkiye’den; müzeye katkıda bulunmak için hediye bebekler göndermiş. Tabii onlar da el yapımı. Bebekler sadece kültürü değil, tarihi de anlatıyor. Taa Cumhuriyet dönemine kadar uzanan bir tarih üstelik. Hediye gelen bebekler de kendi kültürlerini buraya taşıyarak bir dünya sentezi oluşturmuş adeta. Sibel Radiye Kül Hanımefendiyi tebrik etmeli çünkü bu şirin köye büyük bir hareket katmış. Müze her yıl yüzlerce turist ağırlıyormuş. Ne güzel!

Unutulmayan Asmalı Konak
Evet, şu meşhur dizi! 2002 yılında tüm Türkiye’yi ekranlara kilitleyen dizi Asmalı Konak’ın meşhur konağı da burada. 1800’lü yıllarda inşa edilmiş eski bir Rum evi. 1938 yılında ise kasabaya gelen bir öğretmen tarafından satın alınmış. O tarihten bu yana torunlara kalan bir yapı. Aynı zamanda da Kapadokya’nın en meşhur restoranı. Asmalı Konak artık otel ve restoran olarak kullanılıyor.

Asmali KonakAsmalı Konak yolunda ilerleyen diğer bir taş konak ise Aşk ve Mavi dizisinin çekildiği tarihi Sinasos Palace Otel. Taş konağın harika terasından tüm Mustafapaşa’yı görebiliyorsunuz. Günbatımını buradan izleyebiliyorsunuz, gerçekten muhteşem. Korunmuş, iyi bakılmış orijinal bir taş konak. Otel olsa da ziyaret edilebiliyor.

 

 

 

Mustafapaşa’nın En Nezih Oteli: Osiana Hotel

osiana otelMustafapaşa’da pek çok otel var ama benim tercihim Osiana Hotel oldu. Hatta tatilimi Mustafapaşa’da geçirme sebeplerimden biri de Osiana Hotel. Ahbabım olan Kapadokya Kültür Derneği Başkanı ve Nevşehirliler Platform Başkanı Mümin Uluç, Hatice Sülün Hanımefendi’den ve Osiana Hotel’den çok bahsedince, burada kalmamak olmazdı. Osiana Hotel, eski bir Rum evi. Dededen torunlara kalmış ve yenilenerek 2015 yılından bu yana hizmet vermeye başlamış. İşletme sahibi Hatice Süngü Hanımefendi. Kendisi müşterileriyle çok yakından ilgileniyor. Aslında müşteri demek yanlış olur. Gerçekten bir misafir gibi, titizlikle ağırlıyor, o sıcaklığı ve samimiyeti hissettiriyor. Hatta köyü gezdirip, tarihini anlatıyor.

 

Otel Osiana

 

Mustafapaşa için özveriyle çalışıyor

Hatice Sülün
Osiana Otel in sahibi Hatice Süngü

Osiana Hotel’in beni mest eden en önemli yanı, taş mimarisi ve tarihi ambiyansı. Elbette mutfağı da çok başarılı. Eşsiz lezzetler sundular, mutfak sorumlularının ellerine sağlık. 9 odalı, sakin, nezih bir ortama sahip. Odalar özel mimari stillerle dekore edilmiş. Gerçekten özel hissediyorsunuz. SPA, açık büfe kahvaltı ve Mustafapaşa şehir merkezine yürüme mesafesinde. Ben bütün gün gezip, akşam otelin verdiği konforla harika vakit geçirdim. Tüm çalışanlara ve yönetime teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

Bu yaz ne yaptın diyenlere ‚Mustafapaşa’yı gezdim‘ dediğimde hafife alanlar oldu. Bir deniz tatili değil, kültür gezisiydi. Ve son yıllarda yaptığım en güzel gezilerden biriydi. Beni anlayabilmeniz için Mustafapaşa’yı görmeniz, kalmanız, tatmanız gerek!

Gaziantep

Gaziantep. Türkiye’nin en kalabalık şehirleri arasında dokuzuncu sırada yer alan Gaziantep; ticaret, turizm, tarım ve gastronomisiyle adeta inci gibi parlamaktadır. Anadolu’nun en köklü yerleşim bölgelerinden biri olan bu şehir, aynı zamanda birçok kültürü de içerisinde barındırır. Doğal ve tarihi zenginliklerini keşfederken, en lezzetli yemekleri tadabileceğiniz kadim bir şehirdir.

 

Gaziantep Hakkında Bilgi

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bu gelişmiş şehir, ilk çağlardan günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi ipek yolunun üzerinde yer alması, bereketli toprakları ve sıcak iklimiyle tarih boyunca dikkat çekmiştir. Eski adı “Antep” olan bu şehir, Kurtuluş Savaşı sonrasında “Gazi” unvanını alarak yeni adına kavuşmuştur. Müzeleri ve sembolik kalesiyle Gaziantep’in tarihi yerleri, yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çeker.

Konaklama & Ulaşım

Misafirperverlik konusunda oldukça iddialı olan bu gazi şehir, konaklama yapabileceğiniz birçok tesisi ile hizmet verir. Farklı zevklere ve bütçelere hitap eden otel, pansiyon ve apart seçenekleri yer almaktadır. Öte yandan güçlü bir ulaşım altyapısına sahip olan şehre karayolu veya havayolu ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Şehir içinde her bölgeye kolaylıkla ulaşımınız için otobüs, tramvay ya da taksi seçenekleriniz arasında olabilir.

Gezilecek Yerler

Buram buram tarih kokan dar sokakları ve özgün mimari yapılı binaları ile sizleri karşılayan bu şehirdeki her unsur, sizleri yüzyıllar öncesine götürecektir. Gaziantep Gezi Turu, şehrin sahip olduğu farklı kültürler sayesinde rengarenk bir dünyanın kapısını aralar.

Tarihi Güzellikleri

Gaziantep ile özdeşmiş sembolik yapıların başında Gaziantep Kalesi gelir. Yıllara meydan okurcasına sapasağlam duran bu heybetli yapı, sizleri etkileyecektir. Kale, içerisinde yer alan müze ile ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi olarak bilinen bu müzede, halkın savaş zamanı ortaya koyduğu savunma aktarılır. Öte yandan kilise ve caminin yan yana olduğu Bey Mahallesi’ne mutlaka gitmelisiniz. Buranın diğer bir özelliği ise Atatürk’ün Türkiye’deki nüfusa kayıtlı olduğu mahalle olmasıdır. Bu yüzden Atatürk Anı Müzesi bulunmaktadır. Eski Antep Evleri olarak da adlandırılan bölgede vakit geçirebileceğiniz restoran ve kafeler hizmet sunar. Yine aynı bölgede ziyaret edebileceğiniz Hamam Müzesi ve Etnografya Müzesi yer alır. Tam 11 özel müzeye sahip bu şehir hem kültürel hem de tarihi birçok eser barındırır. Tabii ki buraya kadar gelmişken Bakırcılar Çarşısı’nı gezmeden, şehirden ayrılmamalısınız. Bakırın usta eller ile işlenip, son halini almış ürünlerini incelemelisiniz.

Doğal Güzellikleri

Muhteşem tarihi birikiminin yanında doğal güzellikleri ile de görülmeye değer birçok turistik durağı bulunur. Bölge halkının da en çok ziyaret ettiği Dülük ormanları, bunun başında gelir. Her mevsim ayrı bir görünüme bürünen bu ormanlık alanda yürüyüş parkurları, piknik alanları ve bir de biyolojik bir gölet bulunmaktadır. Bölgenin saklı cennetlerinden biri de Rumkale mevkiidir. Fırat Nehri ve Merzimen Çayı’nın kesişim noktası olan bu bölgede rafting yapabilir, kano ile heyecanlı bir keşfe çıkabilirsiniz. Açık havada müze gezmek isterseniz, Yesemek Açık Hava Müzesi tercihiniz olabilir. Bunun dışında doğa yürüyüşleri yapabileceğiniz Sof Dağı Yaylası’na çıkarak, kuş sesleriyle ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.

Gaziantep Mutfağı

Gaziantep, ılıman iklimi ve bereketli toprakları ile önemli tarım alanlarına sahiptir. Bu sebeple bölgede binlerce çeşit ürün yetişir. Bu zenginlik ile farklı kültürlerin kaynaşmasıyla bambaşka bir mutfak kültürü doğmuştur. Gastronomi denildiğinde ilk akla gelen şehir olma özelliği ile ön plana çıkar. Gaziantep yemekleri listesi içerisinde yer alan beyran çorbası, alinazik kebabı, içli köftesi ve bir marka olan baklavasını deneyebilirsiniz.

 

Afyonkarahisar

Afyonkarhisar.Güzel Türkiyemizin Ege bölgesinde bulunan tarihi ve doğal güzellikleriyle kesinlikle gezilmesi gerekilen yere götüruyoruz sizi kelimelerimizle; Afyonkarahisar.

 

Hakkında

Afyonkarahisarın kendi ismi bile bir tarih. Adını şehir merkezinde bulunan kaleye benzeyen bir volkanik 226 m. yükseklikte, koyu renkli, yüksek ve konik bir tepeden alıyor bu nadide ilimiz. M.Ö 3000li yıllara kadar uzanan tarihiyle birlikte bünyesinde bir sürü devlete kucak açmıştır.

Ulaşım

Afyonkarahisar güzel Türkiyemizin Ege bölgesinin demiryolu merkezi olarak da geçer. Konyadan Adana’ya,yani Akdeniz bölgesine bir yandan Kütahya üzerinden İç Anadoluya ve Marmara bölgesine kadar uzanan, ülkenin Batısında Uşak ve Manisa’dan İzmir ve Aydına kadar demiryolu bağlantısı olan Ayfonkarahisar’a adeta bir demiryolu merkezi diyebiliriz. Sadece demiryolu bakımından değil aynı zamanda karayolu bakımından da bir merkez halindedir Afyonkarahisar. Ülkenin İç Anadolu, Akdeniz, Marmara ve Ege bölgelerinden karayollarının birleştiği noktadır. Karayolu açısından o kadar gelişmiştir ki köylerine dahi rahatça ulaşım sağlayıp oralardaki doğal güzellikleri görebilirsiniz. Ha diyorsanızki ben karayolu ve demiryolu kullanmak istemiyorum. Sizin için üçüncü bir seçeneğimiz daha var. Afyonkarahisara havayoluyla da ulaşım sağlayabilirsiniz. Ülkenin neresinde olursanız olur şehre ulaşımınız gayet kolay olacaktır.

Afyonkarahisar Mutfağı

Tarihinde bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Afyonkarahisar zengin bir mutfağa sahiptir. Afyonkarahisar’a gelmişken damağımızı şenlendirmeyi de unutmayalım. Bu ilimizde başlıca hamur işleri ve kaymaklı yemekler olmak üzere Afyon salatası, Afyon kebabı, şakşuka, paçik, zürbiye, keşkek ve Emirdağ güveci, ullama köfte, ilibada dolması, sulu köfte, göce tarhanası gibi ve birçok lezzeti tadabilirsiniz.

Gezelim Görelim

Afyonkarahisar başlıca kaplıcaları ile size rahatlamanın keyfini çıkartacak ve tarihi müzeleri ile size kültür şöleni yaşatacaktır. Bu ilimize gittiğinizde kaplıcaların sağlığınıza sağlık katacağından ve Türk hamam kültürünü sonuna kadar yaşayacağınızdan hiç şüphemiz yok. Buna ek olarak biraz da kültürlenelim diyorsanız Afyon Arkeoloji Müzesini gezmeyi unutmayın.

Doğal Güzellikler

Tarihinin yanında birçok doğal güzelliği de barındıran Afyonkarahisar ilimizde, doğallığı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz yerler bulunmakta. Bunlardan birkaçı Acıgöl, Eber Gölü, Akdağ Tabiat Parkı. İlimizi ziyaret etme fırsatı bulursanız bu yerleri görmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

Bir Memleket Hasreti Hikayesi

Balıkesir. İnsanın doğduğu yer, çocukluğunun geçtiği topraklar; her zaman unutulmaz bir değer taşır. Yaşınız kaç olursa olsun, memleketinizden ne kadar uzakta olursanız olun; aklınıza gelen bir anı, burnunuza gelen bir koku sizi memleketinizin topraklarına götürür.

 

LokalBakış ve Sektöreltv İnternet sitelerimizin sahibi Sayın Mustafa Güleç’in memleketiyle olan hasreti de gurbette hayatını zorlaştırıyor. Kendisinin memleket özlemine mazhar olan, Balıkesir İvrindi ilçesinde bulunan Ayaklı mahallesini siz değerli okuyucularımıza da yakından tanıtmak istiyoruz. Önce Mustafa Güleç beyefendiyi ve ailesini tanıyalım.

 

Mustafa Güleç ve Ailesi

Mustafa Güleç, 1971 yılında Ayaklı Köyü’nde dünyaya geldi.  Dört kardeş arasında en küçüğü Mustafa Bey’di. Babası İbrahim Bey, 1964 tarihinde Almanya’ya gider. Ailesine daha iyi bir hayat sunmak, onları daha iyi şartlar altında yaşatmak için vatan ve aile hasreti dolu geçecek yılları göze alır. Mustafa Bey’de babasına hasret gecen yılların ardından, 1979 tarihinde babasının yanına göç eder.

İbrahim Bey, Ayaklı Köyü’nden Almanya’ya ilk göç edenlerden. Almanya’ya yeni bir hayat umuduyla gelen Türklerin en zorlu şartlarda çalıştığı zamanlarda, o da bu çileyi fazlasıyla çekenlerden. Bu kadar sıkıntısına rağmen iyilikten ve doğruluktan hiç ayrılmaz. Köyüne ve köylüsüne her zaman sahip çıkar. Birçok köylüsünün Almanya’ya gelmesine vesile olur.

 

Bu dünyada ki vadesini dolduran İbrahim Bey ve çok değerli eşi Narin Hanım, hasret kaldıkları köylerine ebedi olarak yerleşir. Bu süreçten sonra Mustafa Bey’in memleket hasretine, ana baba hasreti de eklenir. Bu nedenle bulduğu en ufak fırsatta bile hem anne ve babasını ziyaret etmek hem de çok sevdiği köylüleriyle, şırıl şırıl akan ırmağın yanında bir bardak çay içebilmek için köyüne gider. Öyle ki iş seyahati için Türkiye’ye geldiği zamanlarda, iki saatliğine de olsa köyüne uğramışlığı vardır.

İşte bu hasrete konu olan Ayaklı mahallesini, gelin biraz daha yakından tanıyalım.

Balıkesir Ayaklı Mahallesi

Balıkesir’in İvrindi ilçesine bağlı bir mahalle olan Balıkesir Ayaklı Mahallesi, gelenek ve göreneklerini hala yaşatan bir köydür. Özellikle Kurban Bayramlarındaki alışılagelmişin dışındaki kutlama gelenekleri, bir hayli ilginçtir. Eğer bir gün yolunuz İvrindi’den geçerse buraya mutlaka uğramalısınız.

Balıkesir Ayaklı Mahallesi Hakkında Bilgi

Büyükşehir yasası ile mahalle statüsüne geçmiş bu köyün kuruluşu, çok eskiye dayanır. Köye yakın bir konumda olan gölet bölgenin can suyu olmuştur. Su kaynağına yakın olmasıyla bu köye yerleşme fikri ortaya çıkmıştır. Köyün isminin nereden geldiği konusunda farklı rivayetler vardır. En çok dillendirilen ise bu köye yerleşmek isteyenlerden önce başkalarının çok önceden ayaklanıp yerleşmesiyle ilişkilendirilir. İvrindi gezilecek yerler listesinde Ayaklı Köyü tarihsel yapısıyla görülmeye değerdir.

Ayaklı Köyü Geleneksel Oyunları

Köyün etrafını sarıp sarmalayan dağların tam ortasında bu mahallede, kendine has gelenekleri vardır. Özellikle deve ismini verdikleri oyun gelenekleri ilgi çeker. Bol kahkahalı bol eğlenceli bu oyun, köyün gençleri arasında oynanır. Oyunun sonundaki bahşiş toplanmasıyla alınan yiyecek içecekler paylaşılır.

Kurban Bayramı’nın üçüncü gününde başlayan şenlikleri, oldukça renkli geçmektedir. İp atlama yarışmalarından arıcılık oyununa kadar eğlenceler düzenlenir. İki kümeye ayrılan köy gençleri, birbiri üstlerine çıkarak kule oluşturulur. Ardından saman dolu çuvallar fırlatılmasıyla savaş başlar. Bu ve çok daha fazla geleneksel oyunlar hakkında bilgi almak için köyü ziyaret edebilirsiniz.

Ulaşım

Bu köye ulaşmak isterseniz önce Balıkesir iline sonrasında da İvrindi ilçesine ulaşmanız gerekir. Buradan yol levhalarını takip ederek, hususi araçlarınız ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Diğer yandan toplu taşıma araçları ile de bölgeye gelebilirsiniz. Ancak seçenekleriniz kısıtlı olup, köy meydanına ulaşmakta sıkıntı yaşayabilirsiniz. Zira bölgede hizmet veren otobüs firmasıyla iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Ayaklı Köyü’nde Ne Yenir?

Köyün coğrafi yapısı itibariyle tarım yapılabilir alanları kısıtlıdır. Genel olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği görülür. Dolayısıyla et yemeklerinde yöresel lezzetleri ön plana çıkmaktadır. Yemek kültürü Balıkesir mutfağı ile benzerlikler taşır. Özellikle düğün ve bayram sofralarının vazgeçilmez yemekleri vardır. Bunlar, haşlama ve dolma olarak sıralanabilir. Oldukça meşakkatli bir yemek olan dolma, özel taş fırınlarda özenle pişirilir. Bulgur ve pirinç harcı ile bambaşka bir yemektir. Haşlama ise kemikli etlerin fırında iyice pişirilerek yumuşacık bir hal almasıyla sunulan bir yemektir.

Ayaklı Köyü’nde Yenilikler

Köy, muhtarlığın girişimleriyle yapılan güzelleştirme çalışmalarıyla her geçen gün daha görülmeye değer hale geliyor. Irmağın güzelliğine eşlik etmesi planlanan su arkı için çalışmalar devam etmekte. Telefonların daha iyi çekmesi için Türk Telekom tarafından gereken çalışmalar yapılmıştır. Gençlerin eğlenceli vakit geçirmeleri için iş adamı Özer Dişsiz’in öncülüğünde bir halı saha yapılmıştır.

Ayaklı Köyü’ne Katkıda Bulunanlar

Mustafa Güleç gibi memleketini unutmayan ve her fırsatta köyüne katkı sağlayan bir diğer Saygıdeğer Beyefendi Kadir Gülmez’dir. İstanbul’a yerleşen bir Ayaklı sevdalısı  olan Kadir Gülmez, köyünü herkese tanıtmak ve güzelliklerini anlatmak için açtığı Facebook sayfasını kullanıyor. Fotoğraf, video ve bilgi paylaşımıyla köy hasreti çeken Ayaklıların özlemini gideriyor. Aynı zamanda köyü tanımayanların bilgi edinmesini sağlıyor. Köy hakkında bilgi edinmek isteyenler Kadir Gülmez Bey’in kurduğu https://www.facebook.com/groups/ayaklikoyu adresini ziyaret edebilir.