Loading...

Manset

SASAM Heyeti Almanya’da: Erasmus+ Yetişkin Eğitimi Kapsamında Temaslar Yoğunlaşıyor

SASAM (Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi) Genel Başkanı Süleyman Erdem ve Genel Başkan Yardımcısı Dr. Cihangir Aksakal, Erasmus+ Yetişkin Eğitimi Programı kapsamında

Almanya’da Zonguldak Çıkarması: Güç Birliği İçin Tarihi Adımlar Atılıyor!

Almanya ve Türkiye arasındaki gönül köprüleri, dev bir organizasyon ve stratejik bir birleşme kararıyla güçleniyor. Ziya ÖNCAN’ın birlik mesajları verdiği buluşmada,

ALMANYA’DA YENİ BİR DÖNEM: BATI KARADENİZ VAKFI (BAK‑VAK) GÜÇLÜ VİZYONUYLA TANITILDI

Almanya’daki Batı Karadeniz toplumunu kurumsal bir kimlikle geleceğe taşımayı hedefleyen Batı Karadeniz Vakfı (BAK-VAK), Gelsenkirchen şehrinde yer alan Bellavue Event Etkinlik

Hamburg’da Türk İşverenler Birliği kuruldu

HAMBURG’da iş dünyasını bir araya getirmeyi hedefleyen Hamburg Türk İşverenler Birliği (Türkischer Arbeitgeber Bund Hamburg -TAB Hamburg) adıyla yeni bir dernek

Hollanda’da Dev Yatırım: EG Veranda’nın Eindhoven’daki Büyük Açılışı

Avrupa’nın en modern üretim tesislerinden biri Türk girişimci Engin Güngör’ün öncülüğünde hizmete girdi; Lahey Büyükelçisi Fatma Çeren Yazgan diplomatik ilişkilerin ekonomik

ASSAN Alüminyum, ASI tarafından küresel sürdürülebilirlik sertifikası aldı.

İstanbul, Kibar Holding iştiraki Assan Alüminyum, başarılı bir yerinde denetimin ardından Aluminium Stewardship Initiative (ASI) Performans Standardı Sertifikasını aldı.  ASI, küresel alüminyum endüstrisinde sürdürülebilirlik çerçevesini belirleyen ilk ve en önemli girişim olarak biliniyor. Performans Standardı Sertifikası, Assan Alüminyum’un Tuzla ve Dilovası’ndaki üretim ve geri dönüşüm tesislerinin küresel sürdürülebilirlik standartlarını karşıladığını belgeliyor.

Avrupa’nın en büyük iki alüminyum folyo üreticisinden biri olan Assan Alüminyum, küresel çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerine bağlılığıyla daha sürdürülebilir olmayı hedefliyor.

 

Assan Aluminyum – ASI Performance Standard Certificate

ASI, küresel alüminyum sektöründe sürdürülebilirlik için bir ölçüt belirler ve üye şirketler için kurumsal bütünlük, şeffaflık, malzeme yönetimi, sera gazı emisyonları, biyolojik çeşitlilik ve insan ve işçi hakları gibi temel sosyal, yönetişim ve çevresel konuları ele alan kriterleri oluşturur. ASI Performans Standardı, sürdürülebilirlik performansı açısından alüminyum değer zinciri için ortak, küresel bir standart geliştirmeyi amaçlar.

 

 

 

ASI İcra Kurulu Başkanı Fiona Solomon, “Assan Alüminyum’u ön statü belgelendirmesinden tam üç yıllık ASI Performans Standardı Belgelendirmesine başarılı geçişinden dolayı yürekten kutluyoruz. COVID-19 ile ilgili değişen saha erişim kısıtlamalarına rağmen, şirket artık uygun tesislere erişim sağlayabiliyor ve tüm ASI standart kriterlerinin başarılı bir şekilde değerlendirilmesine ve tam sertifikasyona izin veriyor. Assan Alüminyum’un sürdürülebilirlik konusundaki güçlü kararlılığını sergilemeye devam etmesinden ve ASI sertifikası ile müşterilerine şirketin yeniden eritme ve haddeleme faaliyetlerinin sorumlu bir şekilde yürütüldüğüne dair güvence verebilmekten memnuniyet duyuyoruz.“ dedi.

Assan Alüminyum, yenilenebilir enerji üretiminden kaynaklanan I-REC sertifikaları ile Kapsam 2 emisyonlarını dengelerken, kurum içi geri dönüşüm faaliyetleri, son teknoloji filtrasyon sistemleri ve enerji verimliliği projeleri ile karbon ayak izini azaltıyor.

Şirket, ISO31000 risk yönetimi standardı ve ISO22301 iş sürekliliği standardı sertifikalı güçlü bir kurumsal yönetim yapısına sahiptir.

 

Şirketin Genel Müdürü Göksal Güngör, “Sürdürülebilirlik, Assan Alüminyum’da güvenilirlik, esneklik ve yenilikçilik ile birlikte temel değerlerimizden biri olduğu için, önümüzdeki üç yıl içinde 95 milyon ABD dolarını aşan bir dizi sürdürülebilirlik yatırımı planladık. Şirketimizin sürdürülebilirlik yolculuğumuzdaki olgunluk seviyesini doğrulayan ve gelecekte sürdürülebilirliğimizi daha da geliştirmeye iten ASI Performance Standard sertifikasını aldığımız için çok mutluyuz.“ diye konuştu.

Görseller: Assan Alüminyum

TRT TÜRK, yurt dışındaki yayınlarını genişletecek

ANKARA – Adalet ve Kalkınma Partisi ( AK PARTİ ) İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ( TRT ) Genel Müdürü Zahid Sobacı ile görüştü. Sırakaya, TRT TÜRK hakkında, genel müdür Sobacı’dan bilgi aldı.

 

Sırakaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada;

“ Dünyanın önde gelen yayın kuruluşlarından TRT Kurumsal yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik yayınlarına TRT TÜRK ‚te hız veriyor. TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, TRT Türk’ün yurtdışı Türk toplumunu kuşatacak daha yoğun bir program akışıyla yakında ekranlarda olacağı müjdesini verdi “ dedi.

 

TRT TÜRK, haber, yerli filmler, TRT’nin dizileri, müzik ve magazin programları, yarışmalar ile yayın akışını sürdürmektedir. TRT Türk yurt dışına yönelik uluslararası genel içerikli yayın yapmaktadır.

 

TRT TÜRK, Türksat Uydusu ve Alman kablo tv hatları, TRT İzle app ve internet üzerinden yayınları izleniyor. Yayın alanı: Avrupa, Asya, Afrika, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Okyanusya.

Gidişat İyi Değil!

Duisburg Veliler Derneği Basın Bildirisi_Ocak2022

 

Saygıdeğer Velilerimiz, Öğretmenlerimiz, STK Temsilcilerimiz, Basın Mensuplarımız;

Yaklaşık bir milyon Türkiye kökenli insanımızın yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti (NRW) Eğitim Bakanlığından yapılan son açıklamalar, okullarda verilen Türkçe Ana Dili derslerine katılımın iki yıl öncesine oranla yaklaşık %10’luk bir düşüşle oldukça alt seviyelerde seyrettiğini göstermektedir. Ana dilini kültürün taşıyıcısı olarak kabul edersek ki, öyledir; bu gidişatın genç kuşaklarımızın kendi kültürel değerlerini sahiplenmelerinde menfi anlamda yıkıcı etkileri olacaktır. Bu etki gelecek kuşaklarımızın kendi kültürel değerlerinden kolaylıkla kopmasına kadar gider ki, bu da yıllardır bize entegrasyon adı altında dayatılan asimilasyona açık kapı aralamak olur.

Ebeveynler olarak gençlerimizin kendi kültürel değerlerine sahip olmalarını arzuluyor ve istiyorsak; okullarda verilen Türkçe ve Türk Kültürü derslerine çocuklarımızı muhakkak surette kaydetmeli ve derslere devamlarını sağlamlayız.

Çağırımız hem velilere hem de sivil toplum örgütlerine

Bu çağrımız hem her öğrenci velisine ve hem de duyarlı sivil toplum örgütlerimizedir. Zira ana dilimiz Türkçe, hepimizi yakından ilgilendiren en temel meselemiz ve ortak paydamız olan bir konudur.

Duisburg Veliler Derneği olarak diyoruz ki; gelin, bu hassas konuyu elbirliği ile sahiplenelim. Elbette ki, ders saatleri konusunda bazı sıkıntılar yok değil, var. Biz, konunun dernek olarak takipçisiyiz ve her ortamda konuyu canlı tutup, Türkçe Ana Dili derslerinin (öğleden önce) normal ders saatlerinde verilmesi için gayret sarf ediyoruz. Ancak bu konuda başarılı olunması biraz da bu derslere katılan öğrenci sayısının fazla olmasıyla ilintili.

Türkçe derslerine kayıt yapmayı ihmal etmeyelim

Bu bağlamda hemen şunu hatırlatalım: Kuzey Ren Vestfalya Eyaletinde ilk ve orta dereceli okullardaki öğrenciler, yarıyıl karnelerini 28 Ocak 2022’de alacaklardır. Bu yıl ilkokulu (Grundschule) bitirecek olan 4. sınıf öğrencilerinin ortaöğrenime (weiterführende Schulen) kayıtları ise karnelerin verilmesinin hemen akabinde (1 Şubat- 4 Şubat 2022 tarihleri arasında) yapılacaktır. Pandemiden dolayı -bu yıla mahsus olmak üzere- velilerimizin kayıt için önceden randevu alınması gerektiğini hatırlatmak isteriz!
Çocukları bu yıl 4. sınıfta olan velilerimiz, Gymnasium, Realschule, Gesamtschule, Hauptschule, Sekundarschule gibi okul türlerinden birine çocuklarını kaydettireceklerdir. Kayıt günü ebeveynlerimizin çocuklarını Türkçe Ana Dili dersine de kayıt yaptırmalarını önemsiyor ve muhakkak surette öneriyoruz.

Her türlü desteğe hazırız

Duisburg Veiler Derneği / Duisburger Elternverein e.V. olarak gerek Ana Dili dersi konusunda ve gerekse okul, öğrenci ve veli ile ilgili her konuda ebeveynlerimize yardım sunmaya ve destek olmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. İrtibat: info@veliler.de

Ali YAĞIZ

 

T.C. Essen Başkonsolosu Sezai Tolga Şimşir’in göreve başladı

T.C. Essen Başkonsolosu Sezai Tolga Şimşir’in göreve başlama vesilesiyle yayınladığı mesaj:

„Türk Toplumunun değerli üyeleri,

 

T.C. Essen Başkonsolosu Sezai Tolga Şimşir'in göreve başladı27 Aralık 2021 tarihinde Essen Başkonsolosluğu görevime başlamış olmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum.

 Atatürk’ün 1917 yılında, henüz bir Osmanlı subayıyken ziyaret ettiği Essen’deki tek yerleşik Başkonsolosluk olan temsilciliğimiz, gerek Almanya’da, gerek Kuzey-Ren Vesfalya’da en uzun süreden bu yana hizmet veren Başkonsolosluklarımızdandır.

 Almanya’nın yanısıra, Avrupa’nın tarihi yerleşim yerlerinden birisi olan ve uzun yıllar demir-çelik ve maden sanayilerinin merkezi konumunda bulunmuş Essen’de yerleşik Başkonsolosluğumuzun temel önceliği, konsolosluk işlemlerinde mümkün olabilecek en hızlı ve kaliteli hizmeti, güleryüzlü ve samimi bir çalışma ortamı içerisinde sunabilmektir.

 

 Türkiye, Almanya ve Avrupa’nın diğer ülkelerini Mart 2020’den bu yana etkisi altına alan küresel Koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen, Başkonsolosluğumuz, bu süreçte de hizmetlerini kesintisiz bir şekilde sürdürmüştür. Bu vesileyle, büyük bir özveri ve fedakarlıkla çalışan tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 

 İlerleyen süreçte konsolosluk hizmetlerimizin çeşitliliğinin artırılarak, vatandaşlarımızın daha fazla hizmete erişim sağlamasının mümkün hale getirilmesine yönelik çalışmalarımız devam etmektedir.  Yapılan yeni düzenleme ile sürücü belgesi başvurularının konsolosluklarımızca alınabilmesi sağlanmıştır. Yakın zamanda başlayacak olan Aile ve Sosyal Destek Danışmanlığı hizmeti çerçevesinde, uzun yıllardır devam eden Hukuk Danışmanlığı hizmetimizde olduğu gibi, vatandaşlarımızın özel konularda bilgi ve yönlendirme ihtiyacı ücretsiz olarak karşılanacaktır.

 Başkonsolosluğumuz, Din Hizmetleri Ataşeliğimiz, Eğitim Hizmetleri Ataşeliğimiz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Hizmetleri Ataşeliğimiz’le birlikte, 7 gün, 24 saat kesintisiz hizmet anlayışıyla çalışmaktadır. Olası eleştiri, öneri ve görüşlerinizi bizlerle konsulat.essen@mfa.gov.tr adresinden paylaşmanızı bekliyoruz. Sizlerin eleştiri ve önerileri, verilen konsolosluk hizmetinin kalitesinin artırılması bakımından büyük önem taşımaktadır. 

 Bir bütün olarak Konsolosluk hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için www.konsolosluk.gov.tr adresini ziyaret edebilir veya 7/24 hizmet veren Konsolosluk Çağrı Merkezimizi +49 30 30 80 70 90 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

 Ayrıca, “twitter” ve “facebook” hesaplarımızı takip edebilir, Başkonsolosluğumuzca konsolosluk hizmetleri konusunda yapılan duyuru ve çağrılara ilk elden erişim sağlayabilirsiniz.

 Bu vesileyle, 1961 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile o dönemdeki ismiyle Batı Almanya Cumhuriyeti arasında akdedilen İşgücü Anlaşmasını takiben bu bölgedeki maden ocaklarında ve demir-çelik tesislerinde çalışmaya gelen insanlarımızın aziz hatırasını tazimle yad ediyorum. 

 Onlar, Almanya’nın kısa sürede, hem Avrupa Birliği (AB) içerisinde, hem dünya üzerinde eriştiği müstesna noktaya gelebilmesine önemli katkı sağladıkları gibi, Türkiye ile Almanya arasında benzersiz bir ilişkinin tesis edilmesine ve tarihi dostluk bağlarının pekişmesine katkıda bulundular. Varlıkları, görev yaptığımız bu güzel ülkeye kazandırdıkları ve başarıları bizim için gurur kaynağıdır.

 Bu duygu ve düşüncelerle, internet sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkür ediyor, tüm Başkonsolosluğumuz personeli adına hepinize en içten saygı, sevgi ve selamlarımı sunuyorum.

 

Sezai Tolga Şimşir

T.C. Essen Başkonsolosu

 Dünyada Türk Mermeri 1. Sırada!

Kuvars Mermer, ihracat alanında meslektaşlarıyla attığı adımlarla madencilik sektöründe Dünya çapında ses getirmeyi hedefliyor.

 

 

Dünyanın en gelişmiş sanayi kollarından biri olan ve ekonomiye doğrudan katkı sağlayan mermer madencilik sektöründe bulunun Kuvars Mermer, bej, Marmara ocaklarıyla, İstanbul’da ki üretim tesisiyle ve yurt dışı temsilcileriyle faaliyet göstermektedir. Dünyada yaşanan Korona sıkıntısını, avantaja çevirip, network, internet ve devletin verdiği imkanlarla Halihazırda devam eden ticaretini artırarak mermer maden ihracatına ağırlık vermektedir.

 

Aile firması Kuvars Mermer’in 2. Nesil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Keleş, aslen Trabzon Sürmene’li, evli ve bir çocuk babasıdır. Mustafa Keleş, babası Atilla Keleş yönetiminde ticaretini daha sağlıklı bir hale getirebilmesi için Yahudi alt yapılı iş adamının yanında yedi sene çalıştırılmıştır. MÜSİAD Genel Merkez, Genç Pesiad ve İmib gibi STK‚larda aktif olan Mustafa Keleş’in dilinden Kuvars Mermer ve dünyada mermerle alakalı bilgilerini aktarıyor; „Ailesi bünyemizde olan Kuvars Mermer firmamızda işimizi severek her geçen gün teknoloji ve yeniliğe adım atarak ilerliyoruz. Yirmi sene öncesinde ağırlıklı ihracat yaparken uluslararası sıkıntılardan dolayı iç piyasaya yönelip, Türkiye’de ki büyük konut projelerine mermer satış uygulama yapmaktaydı. Yeni nesil olarak ihracata gereken önemi verip, aktif olduğumuz STK’larla ve devletin ihracat için olanaklarını değerlendirip artırıyoruz.

Kuvars Mermer olarak biz bir tasarım firması değiliz tasarım yapmıyoruz fakat genç dinamik yeniliğe ayak uyduran mimarlarla çalışıyoruz. Özellikle butik tarzda çalışan firma olduğumuz dan istenen tasarıma göre üretim yapabiliyoruz. Mermer madeni Allah’ın verdiği bir nimettir, bunu tabii ki en güzel şekilde değerlendiriyoruz. Önceliğimiz Kuvars Mermer olarak devletimize ihracat ve istihdam yaparak katkı sağlamak. İmalat olan çoğu sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzün de en önemli sıkıntısı olan nitelikli usta bulmak. Genç neslimiz maalesef nasıl kolay para  kazanırım derdinde. İşin sonunda bu zihniyette olan insanlarımız çoğu işsiz kalmaktadır. Emek vermeden zahmet yaşamadan gelir elde etmek imkansız. Gençlerimiz zengin insanlara bakıp onların hiçbir bedel ödemeden bulunduğu yerlere geldiğini zannediyorlar. Dünyanın en zengin insanların biyografisine bakabilirsiniz kimse kolay gelir elde etmemiştir.

 

Dünyaya en fazla mermer ihracatı yapan Çin devletidir. Biz bunu gerekse STK’larla iletişim halinde olup, gerekse yeni nesil genç meslektaşlarımızla bir araya gelip rekabet savaşını kenara koyup dünya da mermer ihracatını birinci sıraya almak için adımlar attık. Devamını getirmek için de elimizden gelen tüm gayret ve çabayı yeni nesil meslektaşlarımızla birlikte yapıyoruz. Güzel sonuçlar elbette elde ettik. Daha yüksek sonuçları görmek istiyoruz. Evet bir şeyi başlattık sonuç aldık ama tabiri caizse sıfırdı bir oldu ama neden daha fazla olmasın.“

 

 

İLETİŞİM

Telefon: +90 (216) 378 80 61

Gsm:  +90 (532) 798 49 61

Kurtköy Mah. Ankara Cad. Ormangülü Sok. No 2 D: 21

Kurtköy/Pendik

http://www.kuvarsmermer.com

 

 

Gurbetteki Türkçe

Batı Avrupa’da göçmen barındıran ülkelerdeki en büyük gruplardan birisini 60 yıl önce bu kervana katılan Türkler oluşturuyor. Dile kolay ama 60 yıla çok şeyler sığdırdı Türkler. Hem kendileri değişti hem de onların kimliğini oluşturan ana dilleri Türkçe. Her ne kadar yazının başlığı ‘Gurbetteki Türkçe’ olsa da gurbetteki Türkler şimdilerde ‘Diasporadaki Türkler’ ya da ‘Batı Avrupa Türkleri’, Türkçe ise ‘Avrupa’daki Türkçe’ oldu.

 

Ali Yagiz

Konu tüm Batı Avrupa’daki insanımızı ve Türkçemizi ilgilendirse de biz konuyu Almanya özelinde ele almayı yeğledik. Zira Almanya, Türklerin en yoğun olduğu bir ülke. Bu ülkedeki yoğunluğa paralel konuşulan Türkçe ise; sürekli kan kaybeden, her geçen gün popülaritesi düşen bir dil. Dildeki bu erimenin en temel sebebi ise; ana dili Türkçe olanların, Türkçeyi içi boş birtakım saiklerle sahiplenmemeleridir! Teşbihte hata olmaz ama Türkçe adeta gurbetteki garip konumunda.

 

 

İşte, bu vurdum duymazlığın farkında olan birtakım iyi niyetli insanların oluşturduğu çeşitli sivil toplum örgütlerinin vermiş olduğu bir de mücadele söz konusu. Her sosyal konuda olduğu gibi bu konuda da farklı bakış açıları ve farklı yorumların olması işin tabiatına aykırılık arz etmez.

Daha da açacak olursak; ana diline duyarlı her fert ve STK’nın farklı çıkış noktaları, farklı çözüm önerileri ve doğruları var.

Bize göre ise doğrusu şudur: Almanya’da, ana dilimiz Türkçe’nin yaşaması noktasında verilen mücadelenin iki ayağı vardır:

Bu işin birinci ayağı; gerek federal gerekse eyaletler bazında resmi kurum ve kuruluşlarla oluşturulan ilişkiler ve yapılan görüşmelerde inisiyatif üstlenen konsolosluklarımız, eğitim ataşeliklerimiz, öğretmen ve veli derneklerimizdir. Burada bir sıkıntı yok, zira hem Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerimiz ve hem de mevcut derneklerimiz bu görevi ifa etmeye çalışıyorlar.

Bu işin ikinci ayağı ise; muhatabı insanımız olan sahadaki çalışmalardır. Aslında sahadaki çalışmalar aynı zamanda bu işin ana eksenini de oluşturuyor. Zira sahadaki başarı masadaki başarının da ölçüsüdür. Siz sahada ne kadar başarılı iseniz, masada da o derece söz sahibi olursunuz.

Bu konuda yapılması gereken ise; saha çalışmalarını yapacak olan öğretmen ve özellikle de veli derneklerinin sayılarının arttırılmasıdır. Bunu yaparken de nicelik ve nitelik büyük bir önem arz eder. Bu nedenle; ehil ve gayretli kişilerin dernek yönetimlerinde yer almalarına azami derecede dikkat edilmelidir. Daha farklı bir ifadeyle; ‘derdi; bir şey olmaktan ziyade, derdi; bir şey yapmak olan’ kişilerin dernek yönetimlerinde yer almasına özen gösterilmelidir.

Peki bu yeterli mi? Elbette ki, değil! Dikkate alınması gereken bir başka konu ise; dernek yönetiminde görev alacak olanların -özellikle Türkiye’deki siyasi görüşlerle içli dışlı olan, ana vatandaki siyaseti buraya taşıyan, sürekli görüş beyan eden kişilerden oluşmasına fırsat verilmemelidir. Bu durum ne yazık ki, pek fazla irdelenmeyen ama gerek insanımızın ve gerekse hizmet amaçlı oluşturulan STK’ların ortak hareket alanını kısıtlayan ve hatta sekteye uğratan en büyük etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sahadaki gözlemler; dernek yönetiminde görev alan ve Türkiye’deki siyasi konularla ilgili görüşleriyle bilinen kişilerin, ortak paydamız olan Türkçe gibi önemli konuda dahi insanımızın bir araya gelmesine engel teşkil etmekte ve beraber hareket etme konusundaki opsiyonunu tamamen devre dışı bırakabilmektedir. Sıkça yaşadığımız bir durum; ‘falanca kişi varsa ben yokum’ ya da ‘falanca grup varsa biz yokuz’ şeklinde karşımıza çıkıyor.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ancak özetleyecek olursak başarı; konunun birinci ayağını oluşturan resmi kurum ve kuruluşlarımız ve ikinci ayağı olan sahadaki eşgüdümlü, azimli ve kararlı çalışmalarıyla mümkündür. Yani her iki ayağın da aynı tempoda hareket etmesi elzemdir.

Detaydan özete geçecek olursak; farklı düşünmemiz, beraber olmamıza ve beraber hareket etmemize engel teşkil etmemelidir. Bu gemi hangi siyasi ve dünya görüşüne sahip olursak olalım; hepimizin içinde olduğu bir gemi. Bu geminin su alması, hepimizin batması anlamına gelir ki, sağ duyu sahibi hiçbir kişi geçmişimizi bugüne taşıyan, bugünümüzü yarına taşıyacak köprü olan ana dilimiz Türkçe’nin heba olmasına göz yummaz ve yummamalıdır da.

Ali Yağız

Dünyada Türk Mermeri 1. Sırada!

Kuvars Mermerihracat alanında meslektaşlarıyla attığı adımlarla madencilik sektöründe Dünya çapında ses getirmeyi hedefliyor. Dünyanın en gelişmiş sanayi kollarından biri olan ve ekonomiye doğrudan katkı sağlayan mermer madencilik sektöründe bulunun Kuvars Mermer, bej, Marmara ocaklarıyla, İstanbul’da ki üretim tesisiyle ve yurt dışı temsilcileriyle faaliyet göstermektedir. Dünyada yaşanan Korona sıkıntısını, avantaja çevirip, network, internet ve devletin verdiği imkanlarla Halihazırda devam eden ticaretini artırarak mermer maden ihracatına ağırlık vermektedir.

 

Aile firması Kuvars Mermer’in 2. Nesil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Keleş, aslen Trabzon Sürmene’li, evli ve bir çocuk babasıdır. Mustafa Keleş, babası Atilla Keleş yönetiminde ticaretini daha sağlıklı bir hale getirebilmesi için Yahudi alt yapılı iş adamının yanında yedi sene çalıştırılmıştır. MÜSİAD Genel Merkez, Genç Pesiad ve İmib gibi STK‚larda aktif olan Mustafa Keleş’in dilinden Kuvars Mermer ve dünyada mermerle alakalı bilgilerini aktarıyor; „Ailesi bünyemizde olan Kuvars Mermer firmamızda işimizi severek her geçen gün teknoloji ve yeniliğe adım atarak ilerliyoruz. Yirmi sene öncesinde ağırlıklı ihracat yaparken uluslararası sıkıntılardan dolayı iç piyasaya yönelip, Türkiye’de ki büyük konut projelerine mermer satış uygulama yapmaktaydı. Yeni nesil olarak ihracata gereken önemi verip, aktif olduğumuz STK’larla ve devletin ihracat için olanaklarını değerlendirip artırıyoruz.

 

 

 

Kuvars Mermer olarak biz bir tasarım firması değiliz tasarım yapmıyoruz fakat genç dinamik yeniliğe ayak uyduran mimarlarla çalışıyoruz. Özellikle butik tarzda çalışan firma olduğumuz dan istenen tasarıma göre üretim yapabiliyoruz. Mermer madeni Allah’ın verdiği bir nimettir, bunu tabii ki en güzel şekilde değerlendiriyoruz. Önceliğimiz Kuvars Mermer olarak devletimize ihracat ve istihdam yaparak katkı sağlamak. İmalat olan çoğu sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzün de en önemli sıkıntısı olan nitelikli usta bulmak. Genç neslimiz maalesef nasıl kolay para  kazanırım derdinde. İşin sonunda bu zihniyette olan insanlarımız çoğu işsiz kalmaktadır. Emek vermeden zahmet yaşamadan gelir elde etmek imkansız. Gençlerimiz zengin insanlara bakıp onların hiçbir bedel ödemeden bulunduğu yerlere geldiğini zannediyorlar. Dünyanın en zengin insanların biyografisine bakabilirsiniz kimse kolay gelir elde etmemiştir.

 

Dünyaya en fazla mermer ihracatı yapan Çin devletidir. Biz bunu gerekse STK’larla iletişim halinde olup, gerekse yeni nesil genç meslektaşlarımızla bir araya gelip rekabet savaşını kenara koyup dünya da mermer ihracatını birinci sıraya almak için adımlar attık. Devamını getirmek için de elimizden gelen tüm gayret ve çabayı yeni nesil meslektaşlarımızla birlikte yapıyoruz. Güzel sonuçlar elbette elde ettik. Daha yüksek sonuçları görmek istiyoruz. Evet bir şeyi başlattık sonuç aldık ama tabiri caizse sıfırdı bir oldu ama neden daha fazla olmasın.“

İLETİŞİM

Telefon: +90 (216) 378 80 61

Gsm:  +90 (532) 798 49 61

Kurtköy Mah. Ankara Cad. Ormangülü Sok. No 2 D: 21

Kurtköy/Pendik

http://www.kuvarsmermer.com

Kocaeli Çayırova Olimpik Konutları Projesinde Satılık Daireler

Kocaeli Çayırova’da inşa edilen Olimpik Konutları projesi konforlu bir yaşam ortamı sunuyor. 24 lüks daireden oluşan projede 2+1, 3+1 ve dubleks daire seçenekleri yer alıyor.

Olimpik Konutları ile Çayırova’da Ev Sahibi Olun!

Kocaeli’nin gözde konumlarından Çayırova‘da inşa edilen lüks bir proje: Olimpik Konutları. Proje, konumu ile eşsiz bir yatırım fırsatı sunuyor. Erken ödeme imkanı ile tapu sahibi olabileceğiniz projenin, Haziran 2022‘ye kadar teslim edilmesi planlanıyor. Modern mimarisi ile birinci sınıf bir yaşam ortamı sunulan projede huzurlu bir deneyim sizi bekliyor. İstanbul’a yakınlığı ile eşsiz bir lokasyonda yükselen projede ev sahibi olmak için beklemeyin!

Olimpik Konutları

İçerisinde yeterli sayıda otoparkı, sığınak ve yeşil alanları bulunan Olimpik Konutları ile keyifli bir konut deneyimine sahip olabileceksiniz. Lüks projemizde bütçenize ve ihtiyacınıza göre tercih edebileceğiniz kat planları yer alıyor. 2+1, 3+1 ve dubleks kat seçenekleri bulunan projede geniş ve konforlu daireler yeni sahiplerini bekliyor. Çift giriş ve çift asansörün bulunduğu projede ortak sosyal alanları da kullanabileceksiniz.

Olimpik Konutları

Güvenilir ve kolay tapu işlemlerini Webtapu ile yapabileceğiniz projede, senet, noter vs. işlemlere gerek kalmadan kat irtifakı tapu devri gerçekleştirilebilmekte. İster Avrupa’da ister Türkiye’de ödemelerini kolayca yapabileceğiniz projemiz ile ev sahibi olmak çok kolay! Konumu ve özellikleri ile fark yaratan Olimpik Konutları projesinde yerinizi almak için acele edin!

Olimpik Konutları

“En geç Haziran 2022 tarihinde anahtar teslimi”

Emlak Medya Genel Müdürü İnşaat Mühendisi Mithat Güney Olimpik Konutları projesi ile ilgili detayları paylaştı. Güney, “Deprem yönetmeliğine uygun bir şekilde inşaat gerçekleştirilen projemiz, ruhsatlı ve şartnameye uygun bir şekilde imalat edilmektedir. Birinci sınıf malzeme işçilik ile anahtar teslim sunulan Olimpik Konutları projemizde 24 daire yer almaktadır. En geç Haziran 2022 tarihinde anahtar teslimi yapılması planlanan projemizde, senet, noter vs. işlemlere gerek kalamadan kat irtifakı tapu devri gerçekleştirilmektedir.” dedi.

Olimpik Konutları

Olimpik Konutları : İstanbul ile iç içe bir konut projesi

Projenin Türkiye Ofisi sorumlusu Göksu Gayrimenkul’den Bekir Göksu projenin konumu ile ilgili avantajlardan bahsetti. Göksu, “Olimpik Konutları, İstanbul ile iç içe, komşu bir konumda yükseliyor. Sahip olduğu mevki ile kaçırılmayacak bir yatırım fırsatı projemizde sizleri bekliyor. Kocaeli’nin geleceği parlak ilçesi Çayırova’da yer alan projemiz, sanayisi, denizi ve doğası ile konut sahibi olmak isteyenlerin dikkatini çekiyor. Projemiz lokasyonu itibariyle Sabiha Gökçen Havalimanı’na 19 km uzaklıkta yer almaktadır. D-100, E-80 otoyolları, Kuzey Marmara Otoyolu’na oldukça yakın bir konuma sahiptir.” dedi.

“Çalışmalarımız son sürat devam ediyor.”

Projenin Almanya Ofisi sorumlusu DG İmmobilien Service’ten Davud Güney de projenin son durumu hakkında bilgi verdi. “Ocak sonu itibari ile kaba inşaatı duvar örme dahil biten projemizde sıhhi tesisat ve ısıtma sistemi döşemeleri tamamlandı. Dış cephe mantolama işlemleri ve sıvasına güncel olarak devam edilen projemizde çalışmalarımız son sürat sürdürülmekte. Olimpik Konutları projemizde dış cephe çalışmalarının yanı sıra eş zamanlı iç alçı sıva işlemleri de devam ediyor.” dedi.

Güncel durum hakkında ayrıntılı bilgi ve irtibat için:

Almanya Ofisi;
DG Immobilien Service
Davud GÜNEY
Yüksel GÜNEY

Türkiye Ofisi; Göksu Gayrimenkul
Emlak Medya işbirliği ile İnşaat Müh. Mithat GÜNEY, PMP

Kaynak: Mithat Güney

“Eyalet hükümeti Müslüman mezarlıklarının güvenliğini sağlamak zorundadır”

“Eyalet hükümeti Müslüman mezarlıklarının güvenliğini sağlamak zorundadır”

 

İbrahim Yetim: “Eyalet hükümeti Müslüman mezarlıklarının güvenliğini sağlamak zorundadır” İserlohn’da yılbaşı gecesi Müslüman mezarlığında 30 mezar tahrip edildi. Kimliği belirsiz kişiler üzerinde Türkçe ve Arapça yazılar bulunan mezar taşlarını yıkıp kırdılar, mezarları tahrip ettiler. Eyalet Parlamentosu SPD Meclis Grubu Uyum Komisyonu’ndan bu konuda bir rapor hazırlanmasını talep etti. Sosyal Demokrat Parti Meclis Grubu Uyum Sözcüsü İbrahim Yetim konuyla ilgili şunları söyledi:

 

„İserlohn’daki bu sapık eylemlerden sonra eyalet hükümetine soruyoruz: Hükümet Müslüman mezarlıklarının güvenliği konusunda ne yapıyor? Aynı zamanda eyalet hükümeti, mezar taşlarını tahrip eden, mezarlara saldıran, mezar sahiplerini aşağılayıcı, artık olağan hale gelen ayrılıkçı eylemler karşısında ne yapıyor?

 

Geçtiğimiz cumartesi günü olay yerinde tahribatı inceledik. Bu saldırının ortaya koyduğu saygısızlık ve vahşet bizi derinden sarstı. İserlohn’daki Müslüman mezarlığına karşı girişilen bu aşağılık saldırı ve gerçekleştirilen tahribat, burada defnedilmiş kişilerin yakınlarının yaralarını bir kez daha kanattı.

Sık sık “uyumun” nerede son bulduğu sorusuyla ilgileniyoruz. Bu sorunun kolay bir yanıtı bulunmuyor.

 

İserlohn’da ve Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin birçok yerinde göçmenler, burada defnedilmeye karar veriyor. Buysa bu insanların yaşadıkları şehirlere, Kuzey Ren Vestfalya’ya ve Almanya’ya bağlılıklarının açık bir kanıtıdır. Uyum her alanı kapsayan bir süreç olarak görüldüğü takdirde, göçmenlerin vefat ettikten sonra mezarlıklarımızda da huzur bulması sağlanmak zorundadır. Bu huzuru bozanlar, toplumumuzun bir parçası olamaz. Ama bu saldırıların mağdurları açık olarak toplumuzun bir parçasıdır.

 

Berlin’de DİTİB gönüllüleri yüzlerce kişiye sıcak yemek dağıtıyor

Berlin. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Berlin Türk Şehitlik Camii gönüllüleri, kadın ve çocuk sığınma evi sakinleri ile sokaklarda yaşayan evsizlerin gönüllerine dokunuyor.

Berlin DİTİB Türk Şehitlik Camii ve VITA Rixdorf yardım kuruluşu işbirliğinde 4 haftadır her Cumartesi günü düzenli olarak yürütülen yardım kampanyasında, sıcak yemek, çorba ve tatlı ikramlar ediliyor

Berlin’de DİTİB gönüllüleri yüzlerce kişiye sıcak yemek dağıtıyor

Berlin DİTİB Eyalet Birliği aynı zamanda Türk Şehitlik Camii Başkanı Yakup Ayar, her Cumartesi günü kadın ve çocuk sığınma evine ve sokakta yaşayan evsizlere ikramda bulunduklarını söyledi. Ayar, “Sokakta yaşayan insanlara ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek isteyenler “çorbada benim de tuzum olsun“ diyenler, çorba dağıtımına katılabilir, çorba dağıtımını üstlenebilir ve destek verebilirler. Bizler karınca kararınca Berlin’de sokakta yaşayan evsizlere ve yardıma muhtaçlara yardım etmek istedik. Cemaatimizin ve üyelerimizin desteğiyle gerçekleştirdiğimiz bu projedeki ana gayemiz başta dinimizin gereği insanlığa ve yaşadığımız topluma faydalı olmakla beraber, sosyal topluma farkındalık kazandırmak ve ihsan şuurunu yaymaktır. Gönüllülerimize bu duyarlıklarından dolayı teşekkür ederim. Günüllü ekiplerimizle eş zamanlı olarak mobil aş evimiz Berlin’in muhtelif sokak ve parklarında yaşayan evsizlere, diğer ekibimiz de kadın ve çocuk sığınma evi sakinlerine sıcak yemek, çorba ve tatlı ulaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Berlin’de DİTİB gönüllüleri yüzlerce kişiye sıcak yemek dağıtıyor

Ayar, „Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ‚Komşusu açken, tok yatan bizden değildir‘ sözleriyle, İslam’ın sosyal yönünü ortaya koymuştur. Yüce dinimiz İslam yoksula, yetime, yaşlılarımıza kısacası yardıma muhtaç her insana yardım etmeyi emreder. Bizler de din, dil ve ırk ayrımı gözetmeden insani duygularımızı ön plana çıkararak insanlık görevimizi yerine getirdik. İkramımızla onların yüzünde oluşan sıcacık bir gülümsemenin tarifsiz olduğunu görmek bizleri de mutlu etti.“ diye konuştu.

Kapadokyanın Gözbebeği: : MUSTAFAPAŞA

Tatilime Türkiye’nin doğusundan başlamak istedim. Uçakla Düsseldorf’tan Gaziantep’e uçtuk. Gaziantep’te bir gün kaldıktan sonra Mardin’e oradan da Midyat’a geçtik. Sonrasında ise kızım Merve’nin hep görmek istediği fantastik belde, Kapadokya’ya gitmeye karar verdik. Kapadokya’ya gitmişken Mustafapaşa‚da bulunan bir ahbabımı da ziyaret edeyim dedim. Mustafapaşa o kadar büyülü bir yerdi ki, bir kere girince çıkmak mümkün olmadı.

Mustafapaşa, Ürgüp’e 6 km, Nevşehir şehir merkezine 25 km mesafede. Gezilecek çok yeri var. Aslında bir Rum köyü. Antik döneme kadar dayanıyor.

 

Mustafapasa

1924 nüfus mübadelesine kadar 700 civarında taş konağın olduğu, Ortodoks Rumlarının yaşadığı bir köymüş. Şarap ve tıbbi ürün ticareti yapan, zengin bir köymüş. Mübadele sonucu Rumlar Yunanistan’a gidiyor ve yerlerine Türkler yerleştiriliyor. Antik dönem adı Sinasos ve taş mimarlarıyla meşhur. Hatta o dönem Mardin ve Suriye’den bölgeye gelen taş ustaları varmış. Bu sebeple Mardin ve Msutafapaşa’daki taş evlerin mimarisi birbirine çok benziyor. Mustafapaşa koruma altında; 90’ı gecik ev, 30 kadar da kilise ve şapeli var ve hepsi tarihi yapılar. Gezip görme fırsatı bulduğum tarihi eser yapıları dilimin döndüğü kadar size anlatmak isterim.


Kiliseleriyle Turist Çekiyor

Mustafapasa1729 yılında yapılan Konstantin Helena Kilisesi, bazı tamiratlar görerek günümüze ulaşmış. Kesme taş mimarisinin güzel örneklerinden biri. Bu şirin köye ruh katan en güzel unsurlar, taş mimarisi zaten. Kilisede freskler de bulunuyor ama epey silinmiş durumdalar. Aziz Nikolaos Manastırı, bir kayaya oyulmuş. İçinde kagir yapıların olduğu ilginç bir manastır. Vaktiyle hem Müslümanlardan hem de Hıristiyanlardan çok saygı görmüş. Bölgenin en eski yapılarından biri.

Aziz Vasilyos Kilisesi, 19. yüzyılda yapılmış. Mimarisiyle ilgi çekiyor. Giriş kısmı dini hikayeler anlatan resimle süslenmiş. Freskleri de mevcut.

Aziz Basil Şapeli, duvar süslemeleri, resimli sahneleriyle en canlı ibadethanelerden biri. Malzemesi ve renkleriyle göz dolduruyor.

Bir diğer kilise ise Aziz Grigorios Kilisesi. Saklı Vadi denilen, gerçekten bulunması güç bir vadide yer alıyor. Bu vadi aynı zamanda büyüleyici bir yer. Taşlara oyulmuş eski mağara evleri yeniden hayat bulmuş gibi. Kilise bazilika tarzıyla yapılmış. Zaman içinde yıkılınca Rumlar tarafından tekrar yapılmış.

Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi Mutlaka Görülmeli
Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi , Kültür Bakanlığı’na bağlı özel bir müze. Sonradan restore edilen 150 yıllık bir konakta kurulmuş. Kapadokya kültürünü anlatıyor ama anlatım biçimi oldukça özgün. Müzede oyuncak bebek kullanılmış. Kapadokya kültürünü bu bebeklere bakarak tanıyorsunuz. Bebek Müzesi olarak da biliniyor. Müze, bu tarzıyla Türkiye’de bir ilk.

 

Mustafapasa

 

 

oyuncak müzesiBebeklerin hepsi el yapımı. Müzede 3.000 adet bebek var. Bu bebek koleksiyonunun mimarı ise Sibel Radiye Kül hanımefendi. Bütün bebekler hanımefendiye ait değil, müzenin methini ve orijinalliğini duyan herkes, dünyadan, Türkiye’den; müzeye katkıda bulunmak için hediye bebekler göndermiş. Tabii onlar da el yapımı. Bebekler sadece kültürü değil, tarihi de anlatıyor. Taa Cumhuriyet dönemine kadar uzanan bir tarih üstelik. Hediye gelen bebekler de kendi kültürlerini buraya taşıyarak bir dünya sentezi oluşturmuş adeta. Sibel Radiye Kül Hanımefendiyi tebrik etmeli çünkü bu şirin köye büyük bir hareket katmış. Müze her yıl yüzlerce turist ağırlıyormuş. Ne güzel!

Unutulmayan Asmalı Konak
Evet, şu meşhur dizi! 2002 yılında tüm Türkiye’yi ekranlara kilitleyen dizi Asmalı Konak’ın meşhur konağı da burada. 1800’lü yıllarda inşa edilmiş eski bir Rum evi. 1938 yılında ise kasabaya gelen bir öğretmen tarafından satın alınmış. O tarihten bu yana torunlara kalan bir yapı. Aynı zamanda da Kapadokya’nın en meşhur restoranı. Asmalı Konak artık otel ve restoran olarak kullanılıyor.

Asmali KonakAsmalı Konak yolunda ilerleyen diğer bir taş konak ise Aşk ve Mavi dizisinin çekildiği tarihi Sinasos Palace Otel. Taş konağın harika terasından tüm Mustafapaşa’yı görebiliyorsunuz. Günbatımını buradan izleyebiliyorsunuz, gerçekten muhteşem. Korunmuş, iyi bakılmış orijinal bir taş konak. Otel olsa da ziyaret edilebiliyor.

 

 

 

Mustafapaşa’nın En Nezih Oteli: Osiana Hotel

osiana otelMustafapaşa’da pek çok otel var ama benim tercihim Osiana Hotel oldu. Hatta tatilimi Mustafapaşa’da geçirme sebeplerimden biri de Osiana Hotel. Ahbabım olan Kapadokya Kültür Derneği Başkanı ve Nevşehirliler Platform Başkanı Mümin Uluç, Hatice Sülün Hanımefendi’den ve Osiana Hotel’den çok bahsedince, burada kalmamak olmazdı. Osiana Hotel, eski bir Rum evi. Dededen torunlara kalmış ve yenilenerek 2015 yılından bu yana hizmet vermeye başlamış. İşletme sahibi Hatice Süngü Hanımefendi. Kendisi müşterileriyle çok yakından ilgileniyor. Aslında müşteri demek yanlış olur. Gerçekten bir misafir gibi, titizlikle ağırlıyor, o sıcaklığı ve samimiyeti hissettiriyor. Hatta köyü gezdirip, tarihini anlatıyor.

 

Otel Osiana

 

Mustafapaşa için özveriyle çalışıyor

Hatice Sülün
Osiana Otel in sahibi Hatice Süngü

Osiana Hotel’in beni mest eden en önemli yanı, taş mimarisi ve tarihi ambiyansı. Elbette mutfağı da çok başarılı. Eşsiz lezzetler sundular, mutfak sorumlularının ellerine sağlık. 9 odalı, sakin, nezih bir ortama sahip. Odalar özel mimari stillerle dekore edilmiş. Gerçekten özel hissediyorsunuz. SPA, açık büfe kahvaltı ve Mustafapaşa şehir merkezine yürüme mesafesinde. Ben bütün gün gezip, akşam otelin verdiği konforla harika vakit geçirdim. Tüm çalışanlara ve yönetime teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

Bu yaz ne yaptın diyenlere ‚Mustafapaşa’yı gezdim‘ dediğimde hafife alanlar oldu. Bir deniz tatili değil, kültür gezisiydi. Ve son yıllarda yaptığım en güzel gezilerden biriydi. Beni anlayabilmeniz için Mustafapaşa’yı görmeniz, kalmanız, tatmanız gerek!

Gaziantep

Gaziantep. Türkiye’nin en kalabalık şehirleri arasında dokuzuncu sırada yer alan Gaziantep; ticaret, turizm, tarım ve gastronomisiyle adeta inci gibi parlamaktadır. Anadolu’nun en köklü yerleşim bölgelerinden biri olan bu şehir, aynı zamanda birçok kültürü de içerisinde barındırır. Doğal ve tarihi zenginliklerini keşfederken, en lezzetli yemekleri tadabileceğiniz kadim bir şehirdir.

 

Gaziantep Hakkında Bilgi

Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bu gelişmiş şehir, ilk çağlardan günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi ipek yolunun üzerinde yer alması, bereketli toprakları ve sıcak iklimiyle tarih boyunca dikkat çekmiştir. Eski adı “Antep” olan bu şehir, Kurtuluş Savaşı sonrasında “Gazi” unvanını alarak yeni adına kavuşmuştur. Müzeleri ve sembolik kalesiyle Gaziantep’in tarihi yerleri, yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çeker.

Konaklama & Ulaşım

Misafirperverlik konusunda oldukça iddialı olan bu gazi şehir, konaklama yapabileceğiniz birçok tesisi ile hizmet verir. Farklı zevklere ve bütçelere hitap eden otel, pansiyon ve apart seçenekleri yer almaktadır. Öte yandan güçlü bir ulaşım altyapısına sahip olan şehre karayolu veya havayolu ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Şehir içinde her bölgeye kolaylıkla ulaşımınız için otobüs, tramvay ya da taksi seçenekleriniz arasında olabilir.

Gezilecek Yerler

Buram buram tarih kokan dar sokakları ve özgün mimari yapılı binaları ile sizleri karşılayan bu şehirdeki her unsur, sizleri yüzyıllar öncesine götürecektir. Gaziantep Gezi Turu, şehrin sahip olduğu farklı kültürler sayesinde rengarenk bir dünyanın kapısını aralar.

Tarihi Güzellikleri

Gaziantep ile özdeşmiş sembolik yapıların başında Gaziantep Kalesi gelir. Yıllara meydan okurcasına sapasağlam duran bu heybetli yapı, sizleri etkileyecektir. Kale, içerisinde yer alan müze ile ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi olarak bilinen bu müzede, halkın savaş zamanı ortaya koyduğu savunma aktarılır. Öte yandan kilise ve caminin yan yana olduğu Bey Mahallesi’ne mutlaka gitmelisiniz. Buranın diğer bir özelliği ise Atatürk’ün Türkiye’deki nüfusa kayıtlı olduğu mahalle olmasıdır. Bu yüzden Atatürk Anı Müzesi bulunmaktadır. Eski Antep Evleri olarak da adlandırılan bölgede vakit geçirebileceğiniz restoran ve kafeler hizmet sunar. Yine aynı bölgede ziyaret edebileceğiniz Hamam Müzesi ve Etnografya Müzesi yer alır. Tam 11 özel müzeye sahip bu şehir hem kültürel hem de tarihi birçok eser barındırır. Tabii ki buraya kadar gelmişken Bakırcılar Çarşısı’nı gezmeden, şehirden ayrılmamalısınız. Bakırın usta eller ile işlenip, son halini almış ürünlerini incelemelisiniz.

Doğal Güzellikleri

Muhteşem tarihi birikiminin yanında doğal güzellikleri ile de görülmeye değer birçok turistik durağı bulunur. Bölge halkının da en çok ziyaret ettiği Dülük ormanları, bunun başında gelir. Her mevsim ayrı bir görünüme bürünen bu ormanlık alanda yürüyüş parkurları, piknik alanları ve bir de biyolojik bir gölet bulunmaktadır. Bölgenin saklı cennetlerinden biri de Rumkale mevkiidir. Fırat Nehri ve Merzimen Çayı’nın kesişim noktası olan bu bölgede rafting yapabilir, kano ile heyecanlı bir keşfe çıkabilirsiniz. Açık havada müze gezmek isterseniz, Yesemek Açık Hava Müzesi tercihiniz olabilir. Bunun dışında doğa yürüyüşleri yapabileceğiniz Sof Dağı Yaylası’na çıkarak, kuş sesleriyle ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.

Gaziantep Mutfağı

Gaziantep, ılıman iklimi ve bereketli toprakları ile önemli tarım alanlarına sahiptir. Bu sebeple bölgede binlerce çeşit ürün yetişir. Bu zenginlik ile farklı kültürlerin kaynaşmasıyla bambaşka bir mutfak kültürü doğmuştur. Gastronomi denildiğinde ilk akla gelen şehir olma özelliği ile ön plana çıkar. Gaziantep yemekleri listesi içerisinde yer alan beyran çorbası, alinazik kebabı, içli köftesi ve bir marka olan baklavasını deneyebilirsiniz.

 

Afyonkarahisar

Afyonkarhisar.Güzel Türkiyemizin Ege bölgesinde bulunan tarihi ve doğal güzellikleriyle kesinlikle gezilmesi gerekilen yere götüruyoruz sizi kelimelerimizle; Afyonkarahisar.

 

Hakkında

Afyonkarahisarın kendi ismi bile bir tarih. Adını şehir merkezinde bulunan kaleye benzeyen bir volkanik 226 m. yükseklikte, koyu renkli, yüksek ve konik bir tepeden alıyor bu nadide ilimiz. M.Ö 3000li yıllara kadar uzanan tarihiyle birlikte bünyesinde bir sürü devlete kucak açmıştır.

Ulaşım

Afyonkarahisar güzel Türkiyemizin Ege bölgesinin demiryolu merkezi olarak da geçer. Konyadan Adana’ya,yani Akdeniz bölgesine bir yandan Kütahya üzerinden İç Anadoluya ve Marmara bölgesine kadar uzanan, ülkenin Batısında Uşak ve Manisa’dan İzmir ve Aydına kadar demiryolu bağlantısı olan Ayfonkarahisar’a adeta bir demiryolu merkezi diyebiliriz. Sadece demiryolu bakımından değil aynı zamanda karayolu bakımından da bir merkez halindedir Afyonkarahisar. Ülkenin İç Anadolu, Akdeniz, Marmara ve Ege bölgelerinden karayollarının birleştiği noktadır. Karayolu açısından o kadar gelişmiştir ki köylerine dahi rahatça ulaşım sağlayıp oralardaki doğal güzellikleri görebilirsiniz. Ha diyorsanızki ben karayolu ve demiryolu kullanmak istemiyorum. Sizin için üçüncü bir seçeneğimiz daha var. Afyonkarahisara havayoluyla da ulaşım sağlayabilirsiniz. Ülkenin neresinde olursanız olur şehre ulaşımınız gayet kolay olacaktır.

Afyonkarahisar Mutfağı

Tarihinde bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Afyonkarahisar zengin bir mutfağa sahiptir. Afyonkarahisar’a gelmişken damağımızı şenlendirmeyi de unutmayalım. Bu ilimizde başlıca hamur işleri ve kaymaklı yemekler olmak üzere Afyon salatası, Afyon kebabı, şakşuka, paçik, zürbiye, keşkek ve Emirdağ güveci, ullama köfte, ilibada dolması, sulu köfte, göce tarhanası gibi ve birçok lezzeti tadabilirsiniz.

Gezelim Görelim

Afyonkarahisar başlıca kaplıcaları ile size rahatlamanın keyfini çıkartacak ve tarihi müzeleri ile size kültür şöleni yaşatacaktır. Bu ilimize gittiğinizde kaplıcaların sağlığınıza sağlık katacağından ve Türk hamam kültürünü sonuna kadar yaşayacağınızdan hiç şüphemiz yok. Buna ek olarak biraz da kültürlenelim diyorsanız Afyon Arkeoloji Müzesini gezmeyi unutmayın.

Doğal Güzellikler

Tarihinin yanında birçok doğal güzelliği de barındıran Afyonkarahisar ilimizde, doğallığı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz yerler bulunmakta. Bunlardan birkaçı Acıgöl, Eber Gölü, Akdağ Tabiat Parkı. İlimizi ziyaret etme fırsatı bulursanız bu yerleri görmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

Bir Memleket Hasreti Hikayesi

Balıkesir. İnsanın doğduğu yer, çocukluğunun geçtiği topraklar; her zaman unutulmaz bir değer taşır. Yaşınız kaç olursa olsun, memleketinizden ne kadar uzakta olursanız olun; aklınıza gelen bir anı, burnunuza gelen bir koku sizi memleketinizin topraklarına götürür.

 

LokalBakış ve Sektöreltv İnternet sitelerimizin sahibi Sayın Mustafa Güleç’in memleketiyle olan hasreti de gurbette hayatını zorlaştırıyor. Kendisinin memleket özlemine mazhar olan, Balıkesir İvrindi ilçesinde bulunan Ayaklı mahallesini siz değerli okuyucularımıza da yakından tanıtmak istiyoruz. Önce Mustafa Güleç beyefendiyi ve ailesini tanıyalım.

 

Mustafa Güleç ve Ailesi

Mustafa Güleç, 1971 yılında Ayaklı Köyü’nde dünyaya geldi.  Dört kardeş arasında en küçüğü Mustafa Bey’di. Babası İbrahim Bey, 1964 tarihinde Almanya’ya gider. Ailesine daha iyi bir hayat sunmak, onları daha iyi şartlar altında yaşatmak için vatan ve aile hasreti dolu geçecek yılları göze alır. Mustafa Bey’de babasına hasret gecen yılların ardından, 1979 tarihinde babasının yanına göç eder.

İbrahim Bey, Ayaklı Köyü’nden Almanya’ya ilk göç edenlerden. Almanya’ya yeni bir hayat umuduyla gelen Türklerin en zorlu şartlarda çalıştığı zamanlarda, o da bu çileyi fazlasıyla çekenlerden. Bu kadar sıkıntısına rağmen iyilikten ve doğruluktan hiç ayrılmaz. Köyüne ve köylüsüne her zaman sahip çıkar. Birçok köylüsünün Almanya’ya gelmesine vesile olur.

 

Bu dünyada ki vadesini dolduran İbrahim Bey ve çok değerli eşi Narin Hanım, hasret kaldıkları köylerine ebedi olarak yerleşir. Bu süreçten sonra Mustafa Bey’in memleket hasretine, ana baba hasreti de eklenir. Bu nedenle bulduğu en ufak fırsatta bile hem anne ve babasını ziyaret etmek hem de çok sevdiği köylüleriyle, şırıl şırıl akan ırmağın yanında bir bardak çay içebilmek için köyüne gider. Öyle ki iş seyahati için Türkiye’ye geldiği zamanlarda, iki saatliğine de olsa köyüne uğramışlığı vardır.

İşte bu hasrete konu olan Ayaklı mahallesini, gelin biraz daha yakından tanıyalım.

Balıkesir Ayaklı Mahallesi

Balıkesir’in İvrindi ilçesine bağlı bir mahalle olan Balıkesir Ayaklı Mahallesi, gelenek ve göreneklerini hala yaşatan bir köydür. Özellikle Kurban Bayramlarındaki alışılagelmişin dışındaki kutlama gelenekleri, bir hayli ilginçtir. Eğer bir gün yolunuz İvrindi’den geçerse buraya mutlaka uğramalısınız.

Balıkesir Ayaklı Mahallesi Hakkında Bilgi

Büyükşehir yasası ile mahalle statüsüne geçmiş bu köyün kuruluşu, çok eskiye dayanır. Köye yakın bir konumda olan gölet bölgenin can suyu olmuştur. Su kaynağına yakın olmasıyla bu köye yerleşme fikri ortaya çıkmıştır. Köyün isminin nereden geldiği konusunda farklı rivayetler vardır. En çok dillendirilen ise bu köye yerleşmek isteyenlerden önce başkalarının çok önceden ayaklanıp yerleşmesiyle ilişkilendirilir. İvrindi gezilecek yerler listesinde Ayaklı Köyü tarihsel yapısıyla görülmeye değerdir.

Ayaklı Köyü Geleneksel Oyunları

Köyün etrafını sarıp sarmalayan dağların tam ortasında bu mahallede, kendine has gelenekleri vardır. Özellikle deve ismini verdikleri oyun gelenekleri ilgi çeker. Bol kahkahalı bol eğlenceli bu oyun, köyün gençleri arasında oynanır. Oyunun sonundaki bahşiş toplanmasıyla alınan yiyecek içecekler paylaşılır.

Kurban Bayramı’nın üçüncü gününde başlayan şenlikleri, oldukça renkli geçmektedir. İp atlama yarışmalarından arıcılık oyununa kadar eğlenceler düzenlenir. İki kümeye ayrılan köy gençleri, birbiri üstlerine çıkarak kule oluşturulur. Ardından saman dolu çuvallar fırlatılmasıyla savaş başlar. Bu ve çok daha fazla geleneksel oyunlar hakkında bilgi almak için köyü ziyaret edebilirsiniz.

Ulaşım

Bu köye ulaşmak isterseniz önce Balıkesir iline sonrasında da İvrindi ilçesine ulaşmanız gerekir. Buradan yol levhalarını takip ederek, hususi araçlarınız ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Diğer yandan toplu taşıma araçları ile de bölgeye gelebilirsiniz. Ancak seçenekleriniz kısıtlı olup, köy meydanına ulaşmakta sıkıntı yaşayabilirsiniz. Zira bölgede hizmet veren otobüs firmasıyla iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Ayaklı Köyü’nde Ne Yenir?

Köyün coğrafi yapısı itibariyle tarım yapılabilir alanları kısıtlıdır. Genel olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği görülür. Dolayısıyla et yemeklerinde yöresel lezzetleri ön plana çıkmaktadır. Yemek kültürü Balıkesir mutfağı ile benzerlikler taşır. Özellikle düğün ve bayram sofralarının vazgeçilmez yemekleri vardır. Bunlar, haşlama ve dolma olarak sıralanabilir. Oldukça meşakkatli bir yemek olan dolma, özel taş fırınlarda özenle pişirilir. Bulgur ve pirinç harcı ile bambaşka bir yemektir. Haşlama ise kemikli etlerin fırında iyice pişirilerek yumuşacık bir hal almasıyla sunulan bir yemektir.

Ayaklı Köyü’nde Yenilikler

Köy, muhtarlığın girişimleriyle yapılan güzelleştirme çalışmalarıyla her geçen gün daha görülmeye değer hale geliyor. Irmağın güzelliğine eşlik etmesi planlanan su arkı için çalışmalar devam etmekte. Telefonların daha iyi çekmesi için Türk Telekom tarafından gereken çalışmalar yapılmıştır. Gençlerin eğlenceli vakit geçirmeleri için iş adamı Özer Dişsiz’in öncülüğünde bir halı saha yapılmıştır.

Ayaklı Köyü’ne Katkıda Bulunanlar

Mustafa Güleç gibi memleketini unutmayan ve her fırsatta köyüne katkı sağlayan bir diğer Saygıdeğer Beyefendi Kadir Gülmez’dir. İstanbul’a yerleşen bir Ayaklı sevdalısı  olan Kadir Gülmez, köyünü herkese tanıtmak ve güzelliklerini anlatmak için açtığı Facebook sayfasını kullanıyor. Fotoğraf, video ve bilgi paylaşımıyla köy hasreti çeken Ayaklıların özlemini gideriyor. Aynı zamanda köyü tanımayanların bilgi edinmesini sağlıyor. Köy hakkında bilgi edinmek isteyenler Kadir Gülmez Bey’in kurduğu https://www.facebook.com/groups/ayaklikoyu adresini ziyaret edebilir.

İstanbul Havalimanı Test Merkezi 7/24 Hizmetinizde!

Istanbul. İstanbul Havalimanı terminali içerisinde 5.000 metrekarelik PCR test merkezi yolcularımıza 7/24 hizmet vermektedir. Bu merkez, günde 20.000’den fazla test yapabilme kapasitesine sahip. Test merkezinde PCR, Antikor ve Antijen testlerinizi yaptırabilir, birden fazla test yaptırabileceğiniz sağlık kuruluşu sayesinde sıra beklemeden sonuçlarınızı hızlıca öğrenebilirsiniz.

https://www.istairport.com/tr​ Türkiye’ye giriş yapacak yolcularımız, tek kurumsal site olan ‚register.health.gov.tr‘ adresi üzerinden Türkiye’ye Giriş Formu’na ücretsiz olarak erişebilmektedir.

​Test merkezi ile ilgili detaylar aşağıdaki gibidir:
PCR testi 1.5 saat içinde sonuçlanır,
Antijen testi 20dk içinde sonuçlanır,
Antikor testi 45 dk içinde sonuçlanır,
Nakit veya kredi kartı ile ödeme yapılabilir,
Whatsapp’tan sonuçlarınızı hızlıca öğrenebilirsiniz.
Test hizmeti veren sağlık kuruluşları:
Şafak Sağlık Grubu
Biotest
TRG Uluslararası Sağlık Hizmetleri

İstanbul Havalimanı’nda PCR Test Süreci

Covid-19 PCR testini yaptırmak için aşağıdaki adımları takip etmeniz gerekmektedir.

​1. „Test yaptırmak istiyorum“ butonuna tıklayarak, sıra numaranızı alınız.
2. Nakit veya kredi kartı ile ödeme yapabilirsiniz.
3. Gişeden kayıt yaptırarak barkodunuzu alınız.
4. Numune verme bölümüne geçerek numune verebilirsiniz.
5. Test Sonucunu almak için numaratörden ‘‘Test sonucu almak istiyorum’’ butonunu tıklayarak sıra numarası almanız gerekmektedir.
Yolcuların daha önce koronavirüs (COVID-19) geçirip geçirmediklerini kontrol etmek için yaptırabilecekleri Antikor testi (kan testi) ile kişinin hasta olup olmadığını tanımlayan Antijen testlerini bu test merkezinde yaptırarak hızlıca sonuçlarına ulaşabileceklerdir.

Nerede Test Yaptırabilirim?

Testler doğrudan İstanbul Havalimanı’nda, Gelen Yolcu katı 14 Numaralı çıkış kapısının bulunduğu test merkezinde yapılmaktadır. PCR, Antikor ya da Antijen testi yaptıran yolcular, işlemleri için herhangi bir hastaneye gönderilmezken, testler İstanbul Havalimanı’nda kurulan laboratuvarlarda sonuçlandırılıyor.

Test Sonuçlarına Nasıl Ulaşabilirim?

TC vatandaşları, enabiz.gov.tr​ e-nabız sistemine giriş yaptıktan sonra sol menüde yer alan „Tahlillerim“ sekmesindeki Covid-19 sonucu hanesine tıklayarak test sonucunu öğrenebilirler.
Yabancı yolcularımız ise test sonuçlarını, test yaptırdıkları alandaki danışmalardan çıktı alarak öğrenebilmektedir.


İstanbul Havalimanı’nda Covid Önlemleri

İstanbul Havalimanı’nda koronavirüs tedbirleri kapsamında yolcular ve çalışanlar için tüm önlemler alınmıştır. Detaylı bilgi için Covid-19 sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. ​

Kaynak: İstanbul Havalimanı Basın Bürosu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından “Hello Türkiye” kampanyası

İletişim Başkanlığı, ülkenin ulusal ve uluslararası isminin “Türkiye” olarak kullanımını, uluslararası mecralarda daha etkin bir şekilde duyurmak amacıyla “Hello Türkiye” adlı bir kampanya başlattı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun:

“Türkiye  her alanda olduğu gibi dilde ve iletişimde de kendi benliğini ve kimliğini güçlendiriyor”

“Türkiye markasını güçlendirmek için bir Türkiye Marka Ofisi oluşturacağız. Tabii burada toplumumuzun her kesiminin hassasiyet göstererek, destek vermesi çok önemli. Topyekün bir şekilde hareket ederek Türkiye markasını tüm dünyada daha da güçlendirebiliriz”

 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ülkenin ulusal ve uluslararası isminin “Türkiye” olarak kullanılmasını, uluslararası mecralarda daha etkin bir şekilde duyurmak amacıyla “Hello Türkiye” adlı bir kampanya başlattı.

 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından “Hello Türkiye” kampanyası 

 

Türkiye markasını güçlendirme çalışmaları kapsamında hazırlanan tanıtım videosu, İletişim Başkanlığı sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından “Hello Türkiye” kampanyası

Tanıtım videosunda Türkiye’nin farklı yerlerindeki yabancı turistlerin kendi telaffuzlarıyla  “Hello Türkiye” diyerek mesajlarını gönderdiği görüntüler yer aldı.

 

Söz konusu video, global infuencerların  #helloTürkiye etiketleri ile sosyal medya paylaşımlarıyla bir çok ülkede etkileşime giriyor.

Kampanya ile sosyal medya üzerinden yabancıların ülkemiz adının farklı dillerdeki kullanımlarının önüne geçerek, “Türkiye” ibaresinin kullanımını amaçlıyor. Bu kapsamda İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren yurtdışı basın müşavirleri de kampanyanın duyurulması için çeşitli çalışmalar yapıyor.

 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Aralık ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla ülkemizin adının uluslararası mecralarda sadece “Türkiye” olarak kullanılmasına yönelik genelgenin yayımlandığını hatırlatarak, bu kararın söylem birliğinin sağlanması ve uluslararası arenada Türkiye markasının güçlendirilmesi hedefi doğrultusunda atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi.

 

Altun, Türkiye’nin her alanda olduğu gibi dilde ve iletişimde de kendi benliğini ve kimliğini güçlendirdiğini vurguladı.

 

 “Türkiye markasını hep birlikte güçlendireceğiz”

 

Türkiye markasını güçlendirmek için bir Türkiye Marka Ofisi oluşturacaklarını bildiren Altun, bu ofisin Türkiye’nin küresel marka kimliği alanında çalışmalar yapacağını ve ülke imajı ile marka değerinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Söz konusu ofisin özel sektör ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte çalışacağına işaret eden Altun, “Tabii burada toplumumuzun her kesiminin hassasiyet göstermesi, destek vermesi çok önemli. Kamu kurumlarımızın, STK’larımızın, akademi dünyamızın, basınımızın çalışmalarında, yazışmalarında, faaliyetlerinde, gittikleri organizasyonlarda ülkemizin ismini “Türkiye” olarak kullanmaları ve telaffuz etmelerini bizim için çok önemli. Topyekün bir şekilde hareket ederek Türkiye markasını tüm dünyada daha da güçlendirebiliriz.” dedi.

 

Kurumsal Paylaşımlar:

 

https://www.instagram.com/iletisim/reel/CYqS62OIACa/?utm_medium=copy_link

 

https://twitter.com/iletisim/status/1481521501304238080?s=21

 

https://twitter.com/communications/status/1481521794683125763?s=21

 

https://youtu.be/yLBQHecOmxw

 

https://www.instagram.com/tv/CYqTZjMjgKZ/?utm_medium=copy_link

 

https://www.linkedin.com/posts/iletisimbaskanligi_hellot%C3%BCrkiye-activity-6887287722084581376-DK0x

 

https://youtu.be/ZxJWS78HKnU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çakır Grubuna Ziyaret

UID-Uluslararası Demokratlar Birliği Ruhr Bölge Yönetimi ve Gladbeck UID Yöneticileri; Merkezi Bönen şehrinde bulunan ÇAKIR Grubunu ziyaret ederek, seramikten UID ismi taşıyan bir tablo ve Cumhurbaşkanı RTE ismini taşıyan kravat hediye ettiler.

 

BÖNEN. Ziyarette konuşma yapan Ruhr Bölge Başkanı Dursun BAŞ, ÇAKIR Grubun kurucusu Kemal Çakır’a yapmış olduğu yardımlardan dolayı kendilerine teşekkür edip başarılarının devamını diledi.

Ruhr Kadın Kolları Başkanı Emine ÖzkaleÇakır Grup bizlere maddi ve manevi destekçi olan Kemal Çakır ve ekine teşekkür ediyorum. Bizde kendilerine tablo ve kravatı hediye ederek şükranlarımızı sunduk.

.

 Ziyarette katılanlara Çakır Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çakır, bizleri onurlandıran Bölge Başkanı Dursun Baş, Kadın Kolları Başkanı Emine Özkale, UID MKYK Üyesi Hatice Duman, Gladbeck Şube Başkanı Habip Ay ve Yönetim Kuruluna çok teşekkürü ederim. Biz kurum olarak hayır için yardımcı olduk. Bizi çok onurlandırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum dedi

GAZETECİ ERGÜL, VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

Usta gazeteci İbrahim Ergül ölümünün 1. yıldönümünde Rheinhausen Türk Kültür Ocağı’nda düzenlenen mevlid programında dualar ile anıldı.

 

GAZETECİ ERGÜL, VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

 

Duisburg. Mevlid programına aile yakınları, gazeteciler, eşi ve kızları katıldı. Merhum Ergül’ün damatları Cengiz Ok ve Muhammet Silik, torunu Okan davetleri karşıladı. Korona virüs önlemleri alınarak yapılan programda merhum Ergül için dualar okundu. Ayrıca Türk Ocağı önünde kurulan kitap satış reyonundan “Bir Kitap Bir Fidan” kampanyasına devam edildi.

“BİZLER İÇİN ÇOK DEĞERLİYDİ”

Din görevlileri Veysi Kalkan, Ali Doğru  ve ilhami Çördük’ün gerçekleştirdiği mevlid programının ardından Başkan Ferhat Yüksel ve Ali Doğru gazetecilere yaptığı açıklamada, „İbrahim abi hiç bir dernek, siyasi görüş ayırt etmeden her programa yetiştiği sürece katılır, Türk toplumuna özellikle gazeteci olarak  hizmet etmeye çalışırdı. O bizler için de çok değerli idi. Cenazesi de buradan kalkmıştı. Bugün istedik ki seneyi devriyesi için de ruhu için buradan dualar edelim. Kendisini unutmadık, dualarımız onunla, “ dediler.

“ONU BIRAKTIĞI ESERLER VE İNSANLAR İÇİN ÇABALARIYLA HATIRLAYACAĞIZ”

Din Görevlisi Ali Doğru hazır bulunan cemaate, “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır. Bu vesileyle hoş bir seda bırakmaktır kubbede diyerek İbrahim Ergül‘ün çevresi ve halk için yorulmaksızın koşturmasını ayriyeten Memleketi Balikesır´e olan sevdasını her fırsatta dile getirirdi. Bunu da yazmış olduğu „El Kapıları Vatan oldu“ kitabında da görüyoruz. Kitabında Almanya‘da yaşayanların hikayelerine yer verdi.  Nasıl ki bir Mimar Sinan‘ı yapmış olduğu eserleri ile, bir Mehmet Akif Ersoy‘u bize vermiş olduğu İstiklal Marşı ile, bir Itri Efendi’yi bestelemiş olduğu besteleri ile anıyorsak İbrahim abimizi de bizlere bırakmış olduğu eserleri ve insanlar için vermiş olduğu çabaları ile hatırlayacağız. Kitap Derneğimiz vasıtasıyla dağıtıldı ve bugün de burada dağıtılıyor bunun için ücret talep edilmiyor ama bir bağış verebilme imkânınız var. Bu toplanan Bağışlar ile Türkiye’mizde geçtiğimiz aylarda meydana gelen Orman yangınlarına yeni ağaçlar ekilmesi hedefleniyor” dedi.

 

Gazeteci İbrahim Ergül, Almanya’nın Duisburg şehrinde ailesi ile birlikte yaşayıp mesleğini icra ederken asrın salgını korona virüse yakalanıp 16 Ocak 2021 tarihinde hayatını kaybetmişti.

 

Videoyu oynatmak icin Fotoğrafın üzerine basınız! 

 

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Evlilik, herkesin bir ömür boyu sürdürmeyi istediği kutsal bir yoldur. Bu yolda yürürken zaman zaman anlaşmazlıklar ya da üzüntüler yaşanabilir. Hayat daima mutlu ilerleyen bir yolculuk değildir. Evlilik de doğası gereği bir takım fedakarlıkları beraberinde getirdiğinden bazen eşler bir takım sıkıntılar yaşayabilir. Ancak genel manada evliliğinizi mutlu ve taze tutmak sizin ve eşinizin elindedir. Mutlu devam eden bir evliliğin sırlarını sizler için derledik ve tavsiyelerde bulundum.

 

 

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Anlayışı Eksik Etmeyin

Evlilikte iletişim ve anlayış en önemli noktalardan biridir. Özellikle de herhangi bir sorun karşısında susmak ve geçiştirmek, yapılan en büyük hatalardan biridir. Bunu yapan eş aslında sadece  o anlık bir çözüm yoluna gitmiş olur. Üst üste gelen ve konuşulmayan problemler sonucunda sabırsızlaşan eşler beklenmedik bir anda beklenmedik şekilde büyük bir tepki verebilir. Bu nedenle sorunlar sıcağı sıcağına masaya yatırılmalı ve çözüm arayışına gidilmelidir. Evlilikte en doğru olan, kırgın olan eşin bu durumu doğru sözcükler ile eşine aktarması ve bunu yaparken de suçlayıcı bir dil tercih etmemesidir. İçinde bulunduğu duygulardan bahsederek, neler hissettiğini eşine aktarabilir. Hatalı olan taraf da, eşini kırdığı için üzgün olduğunu belli etmeli ve telafisini yapmalıdır.

Anlayış konusu sadece kırgınlıklar söz konusu olduğunda gündeme gelmemelidir. Eşler her anlamda birbirlerine anlayış göstermek durumundadır. Evlilik birlik olmak demektir ancak yine de birey olma konusu göz ardı edilmemelidir. Birbirine alan tanımak eşlerin görevleri arasındadır. Kişiler evlendikten sonra hobilerinden ya da keyif aldığı bazı aktivite ve davranışlardan vazgeçmek durumunda değildir. Ancak bunları devam ettirirken evliliğin ihmal edilmesi söz konusu olmamalıdır. Karşılıklı fikir alışverişi yapmak, kısıtlama yapmamak ve empatiyi eksik etmemek mutlu evliliğin sırlarındandır.

Dürüstlük Çok Önemli!

Dürüstlük tüm insan ilişkilerinde temeli oluşturur. Hele de evlilik söz konusu ise durum daha da ciddidir. Çünkü evli çiftler bir ömrü birlikte geçirme niyeti ile yola çıkmış kişilerdir. Bu nedenle evlilik yalanları ya da tutarsızlıkları kaldırmaz. Bazen eşler, kriz anlarında durumu kurtarmak adına pembe yalan adını taktıkları kaçış yolunu tercih eder. Bu ufak gibi görünen yalanlar aslında gelecekte eşlerin karşısında aşılamaz bir duvar örmek için yeterlidir. Ayrıca söylenen yalanların ortaya çıkması evliliklerde genelde an meselesidir. İnsanın en şeffaf olması gereken kişi eşidir ve hiçbir şeyi saklamadan olduğu gibi anlatmalıdır.

Evliliklerdeki bir diğer tehdit de gereksiz yere duyulan güvensizlikdir. İlişkiyi günden güne çürüten bu durum büyük bir problemdir. Eşine güvenmeyen kişi hem kendisini hem de partnerini huzursuz ederek mutluluğa gölge düşürecektir. Eğer şüphe duyulacak bir durum söz konusu değilse devamlı olarak eşi kontrol altında tutmaya çalışmak ve güvenmemek yanlış bir yaklaşımdır.

Kaçmak Çare Değil

Evlilikte kapının önünde bırakılması gereken bir şey varsa o da gururdur. Eğer ortada bir sorun varsa ve eşlerden biri ya da her ikisi de gurur yaparak evliliği bir güç savaşına çeviriyorsa tehlike çanları çalıyor demektir! Eşler birbirinin rakibi değil aksine takım arkadaşıdır. Ne yazık ki bazı evliliklerde inatlaşma ve ateşe körükle gitme durumu mevcuttur. Sürekli “ben haklıyım“ dire diretmek ve bir şeyleri ispat etmeye çalışmak boşa kürek çekmekten başka işe yaramaz. Genelde erkekler tartışma sonrası evden çıkıp gitme ve ortamı terk etme eğiliminde olur. Kadınlar da bu durum karşısında daha da hırçınlaşarak işi inada bindirebilir. Sonuç olarak ortaya, birbirlerine hoş olmayan sözler söyleyen bir çift ve mutsuz geçen günlerden oluşan bir tablo çıkar. Bu nedenle kaçmak yerine yüzleşmek ve gerekirse yüz yüze tartışmak gereklidir. Dozu kaçırılmayan bir tartışma, kaçmak ya da inatlaşmaktan çok daha iyi sonuçlar doğuracaktır.

Sevgi Her Şeyin İlacı…Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir

Bir evliliği katlanmaz kılan en önemli şeylerden biri de sevgisizlik olsa gerek. Öncelikle bir insanla evlenme kararı almadan önce onu gerçekten sevdiğinizden emin olmanız gereklidir. Evlilik tıpkı bir çiçeğin bakımına benzer. Bir yuvayı mutlu kılmak için devamlı olarak özen göstermek ve  sevgi ile beslemek gereklidir. Eşinizi sevdiğinizi kendiniz hissetmeniz yeterli olmayacaktır. Bunu ona da hissettirmeniz gerekir. Evliliklerin yıpranmasında ve mutsuzlaşmasındaki en büyük etkenlerden biri de sevgiye dair detayların ortadan kalkmasıdır. Gün içinde atılan romantik bir mesaj, arada sırada eşe yapılan minik sürprizler ve jestler mutlu evliliğe katkı sunan inceliklerdendir. Flört dönemindeki davranışların tamamen geride bırakılması ve sadece karı-koca ya da anne-baba rollerine bürünmek en çok yapılan hatalardandır. Bu nedenle eşler 5 çocuk sahibi dahi olsa evliliğin temelinin sevgi ve ilgiden ibaret olduğunu asla unutmamalıdır. İlgisizlik evliliği tehdit eden unsurlardan biridir ve evliliğinizi buna kurban etmemek de sizlerin elindedir.

Evlilikte Sadakatsizliğe Yer Yok!

Belki anlayışsızlık, ilgisizlik ya da monotonluk bir noktaya kadar sabır edilebilir ya da düzeltilebilir sorunlardan biridir. Ama sadakatsizlik, evliliği tartışmasız bitiren bir durumdur. Hiçbir açıklaması ya da katlanılabilirliği olmayan sadakatsizlik karşısında eşler evliliği bitirme yoluna gider. Evli bir kişinin başkasına ilgi ya da hoşlantı duyması ya da yasak bir ilişki yaşaması kabul edilebilir değildir. Eğer kişi artık eşine karşı sevgi ve saygı duymadığını fark etmişse yapılacak en doğru davranış evliliğin sonlandırılmasıdır. Çünkü sevginin bitmesi demek kişinin bir başkasına karşı ilgi duyabileceği anlamına gelir. Sadakati bir ömür boyu sürdürmek ve sevgi ile beslemek mutlu evliliğin anahtarı demektir.

 

Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Norveç’de

Tuzla Halk Eğitimi Merkezi, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen ERASMUS Plus
‘‘ Yetişkin Eğitiminde Sığınmacıların Sosyal Bütünleşmesi ve Çok Kültürlülük (Y.E.S.)’’
adlı proje kapsamında 2-6 Aralık 2021 tarihleri arasında Norveç’in Oslo şehrinde 5 günlük
yapılandırılmış kurs faaliyetine katıldı.
Çağdaş andragoji yaklaşımları kapsamında Norveç’in Oslo şehrinde gerçekleşen
yapılandırılmış kurs faaliyetinin içeriği şu şekildedir.
1.Gün: Yetişkin öğrenmesi, pedagoji ve andragoji kavramları, andragojinin
ilkeleri, eğitimde
androgojik yaklaşım.
2.Gün: Yetişkin eğitimde eğitimcinin rolü, yetişkinler nasıl öğrenir?
Yetişkinler öğrenme sürecinde ne isterler?
3 Gün: Yetişkin eğitimi yöntemleri, yetişkin öğrenimi anlamadaki sorunlar.
4 Gün: Yetişkin eğitimi için uygun ortamın oluşturulması.
5 Gün: Yetişkin eğitimde eğitimcinin rolü. Bölgesel yetişkin eğitim kurumu
ziyaretidir.
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Metin ÇANGIR, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından
desteklenen ‘‘ Yetişkin Eğitiminde Sığınmacıların Sosyal Bütünleşmesi ve Çok Kültürlülük’’
adlı Erasmus+ projemiz kapsamında; yapılacak kapasite geliştirme eğitimlerinin sonucunda,
androgoji ve çok kültürlülük eğitimlerinin önemi kavranmıştır.
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi, uluslararası değişimin; kurumsal gelişim için önemli olduğunu
bilen yetişkin eğitim kurumudur. Kurumumuz 200 çalışanıyla yılda ortalama 40 bin kursiyere
hizmet vermektedir dedi.