Loading...

Autor: admin

Çakır Grubuna Ziyaret

UID-Uluslararası Demokratlar Birliği Ruhr Bölge Yönetimi ve Gladbeck UID Yöneticileri; Merkezi Bönen şehrinde bulunan ÇAKIR Grubunu ziyaret ederek, seramikten UID ismi taşıyan bir tablo ve Cumhurbaşkanı RTE ismini taşıyan kravat hediye ettiler.

 

BÖNEN. Ziyarette konuşma yapan Ruhr Bölge Başkanı Dursun BAŞ, ÇAKIR Grubun kurucusu Kemal Çakır’a yapmış olduğu yardımlardan dolayı kendilerine teşekkür edip başarılarının devamını diledi.

Ruhr Kadın Kolları Başkanı Emine ÖzkaleÇakır Grup bizlere maddi ve manevi destekçi olan Kemal Çakır ve ekine teşekkür ediyorum. Bizde kendilerine tablo ve kravatı hediye ederek şükranlarımızı sunduk.

.

 Ziyarette katılanlara Çakır Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çakır, bizleri onurlandıran Bölge Başkanı Dursun Baş, Kadın Kolları Başkanı Emine Özkale, UID MKYK Üyesi Hatice Duman, Gladbeck Şube Başkanı Habip Ay ve Yönetim Kuruluna çok teşekkürü ederim. Biz kurum olarak hayır için yardımcı olduk. Bizi çok onurlandırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum dedi

GAZETECİ ERGÜL, VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

Usta gazeteci İbrahim Ergül ölümünün 1. yıldönümünde Rheinhausen Türk Kültür Ocağı’nda düzenlenen mevlid programında dualar ile anıldı.

 

GAZETECİ ERGÜL, VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

 

Duisburg. Mevlid programına aile yakınları, gazeteciler, eşi ve kızları katıldı. Merhum Ergül’ün damatları Cengiz Ok ve Muhammet Silik, torunu Okan davetleri karşıladı. Korona virüs önlemleri alınarak yapılan programda merhum Ergül için dualar okundu. Ayrıca Türk Ocağı önünde kurulan kitap satış reyonundan “Bir Kitap Bir Fidan” kampanyasına devam edildi.

“BİZLER İÇİN ÇOK DEĞERLİYDİ”

Din görevlileri Veysi Kalkan, Ali Doğru  ve ilhami Çördük’ün gerçekleştirdiği mevlid programının ardından Başkan Ferhat Yüksel ve Ali Doğru gazetecilere yaptığı açıklamada, „İbrahim abi hiç bir dernek, siyasi görüş ayırt etmeden her programa yetiştiği sürece katılır, Türk toplumuna özellikle gazeteci olarak  hizmet etmeye çalışırdı. O bizler için de çok değerli idi. Cenazesi de buradan kalkmıştı. Bugün istedik ki seneyi devriyesi için de ruhu için buradan dualar edelim. Kendisini unutmadık, dualarımız onunla, “ dediler.

“ONU BIRAKTIĞI ESERLER VE İNSANLAR İÇİN ÇABALARIYLA HATIRLAYACAĞIZ”

Din Görevlisi Ali Doğru hazır bulunan cemaate, “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır. Bu vesileyle hoş bir seda bırakmaktır kubbede diyerek İbrahim Ergül‘ün çevresi ve halk için yorulmaksızın koşturmasını ayriyeten Memleketi Balikesır´e olan sevdasını her fırsatta dile getirirdi. Bunu da yazmış olduğu „El Kapıları Vatan oldu“ kitabında da görüyoruz. Kitabında Almanya‘da yaşayanların hikayelerine yer verdi.  Nasıl ki bir Mimar Sinan‘ı yapmış olduğu eserleri ile, bir Mehmet Akif Ersoy‘u bize vermiş olduğu İstiklal Marşı ile, bir Itri Efendi’yi bestelemiş olduğu besteleri ile anıyorsak İbrahim abimizi de bizlere bırakmış olduğu eserleri ve insanlar için vermiş olduğu çabaları ile hatırlayacağız. Kitap Derneğimiz vasıtasıyla dağıtıldı ve bugün de burada dağıtılıyor bunun için ücret talep edilmiyor ama bir bağış verebilme imkânınız var. Bu toplanan Bağışlar ile Türkiye’mizde geçtiğimiz aylarda meydana gelen Orman yangınlarına yeni ağaçlar ekilmesi hedefleniyor” dedi.

 

Gazeteci İbrahim Ergül, Almanya’nın Duisburg şehrinde ailesi ile birlikte yaşayıp mesleğini icra ederken asrın salgını korona virüse yakalanıp 16 Ocak 2021 tarihinde hayatını kaybetmişti.

 

Videoyu oynatmak icin Fotoğrafın üzerine basınız! 

 

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Evlilik, herkesin bir ömür boyu sürdürmeyi istediği kutsal bir yoldur. Bu yolda yürürken zaman zaman anlaşmazlıklar ya da üzüntüler yaşanabilir. Hayat daima mutlu ilerleyen bir yolculuk değildir. Evlilik de doğası gereği bir takım fedakarlıkları beraberinde getirdiğinden bazen eşler bir takım sıkıntılar yaşayabilir. Ancak genel manada evliliğinizi mutlu ve taze tutmak sizin ve eşinizin elindedir. Mutlu devam eden bir evliliğin sırlarını sizler için derledik ve tavsiyelerde bulundum.

 

 

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Anlayışı Eksik Etmeyin

Evlilikte iletişim ve anlayış en önemli noktalardan biridir. Özellikle de herhangi bir sorun karşısında susmak ve geçiştirmek, yapılan en büyük hatalardan biridir. Bunu yapan eş aslında sadece  o anlık bir çözüm yoluna gitmiş olur. Üst üste gelen ve konuşulmayan problemler sonucunda sabırsızlaşan eşler beklenmedik bir anda beklenmedik şekilde büyük bir tepki verebilir. Bu nedenle sorunlar sıcağı sıcağına masaya yatırılmalı ve çözüm arayışına gidilmelidir. Evlilikte en doğru olan, kırgın olan eşin bu durumu doğru sözcükler ile eşine aktarması ve bunu yaparken de suçlayıcı bir dil tercih etmemesidir. İçinde bulunduğu duygulardan bahsederek, neler hissettiğini eşine aktarabilir. Hatalı olan taraf da, eşini kırdığı için üzgün olduğunu belli etmeli ve telafisini yapmalıdır.

Anlayış konusu sadece kırgınlıklar söz konusu olduğunda gündeme gelmemelidir. Eşler her anlamda birbirlerine anlayış göstermek durumundadır. Evlilik birlik olmak demektir ancak yine de birey olma konusu göz ardı edilmemelidir. Birbirine alan tanımak eşlerin görevleri arasındadır. Kişiler evlendikten sonra hobilerinden ya da keyif aldığı bazı aktivite ve davranışlardan vazgeçmek durumunda değildir. Ancak bunları devam ettirirken evliliğin ihmal edilmesi söz konusu olmamalıdır. Karşılıklı fikir alışverişi yapmak, kısıtlama yapmamak ve empatiyi eksik etmemek mutlu evliliğin sırlarındandır.

Dürüstlük Çok Önemli!

Dürüstlük tüm insan ilişkilerinde temeli oluşturur. Hele de evlilik söz konusu ise durum daha da ciddidir. Çünkü evli çiftler bir ömrü birlikte geçirme niyeti ile yola çıkmış kişilerdir. Bu nedenle evlilik yalanları ya da tutarsızlıkları kaldırmaz. Bazen eşler, kriz anlarında durumu kurtarmak adına pembe yalan adını taktıkları kaçış yolunu tercih eder. Bu ufak gibi görünen yalanlar aslında gelecekte eşlerin karşısında aşılamaz bir duvar örmek için yeterlidir. Ayrıca söylenen yalanların ortaya çıkması evliliklerde genelde an meselesidir. İnsanın en şeffaf olması gereken kişi eşidir ve hiçbir şeyi saklamadan olduğu gibi anlatmalıdır.

Evliliklerdeki bir diğer tehdit de gereksiz yere duyulan güvensizlikdir. İlişkiyi günden güne çürüten bu durum büyük bir problemdir. Eşine güvenmeyen kişi hem kendisini hem de partnerini huzursuz ederek mutluluğa gölge düşürecektir. Eğer şüphe duyulacak bir durum söz konusu değilse devamlı olarak eşi kontrol altında tutmaya çalışmak ve güvenmemek yanlış bir yaklaşımdır.

Kaçmak Çare Değil

Evlilikte kapının önünde bırakılması gereken bir şey varsa o da gururdur. Eğer ortada bir sorun varsa ve eşlerden biri ya da her ikisi de gurur yaparak evliliği bir güç savaşına çeviriyorsa tehlike çanları çalıyor demektir! Eşler birbirinin rakibi değil aksine takım arkadaşıdır. Ne yazık ki bazı evliliklerde inatlaşma ve ateşe körükle gitme durumu mevcuttur. Sürekli “ben haklıyım“ dire diretmek ve bir şeyleri ispat etmeye çalışmak boşa kürek çekmekten başka işe yaramaz. Genelde erkekler tartışma sonrası evden çıkıp gitme ve ortamı terk etme eğiliminde olur. Kadınlar da bu durum karşısında daha da hırçınlaşarak işi inada bindirebilir. Sonuç olarak ortaya, birbirlerine hoş olmayan sözler söyleyen bir çift ve mutsuz geçen günlerden oluşan bir tablo çıkar. Bu nedenle kaçmak yerine yüzleşmek ve gerekirse yüz yüze tartışmak gereklidir. Dozu kaçırılmayan bir tartışma, kaçmak ya da inatlaşmaktan çok daha iyi sonuçlar doğuracaktır.

Sevgi Her Şeyin İlacı…Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir

Bir evliliği katlanmaz kılan en önemli şeylerden biri de sevgisizlik olsa gerek. Öncelikle bir insanla evlenme kararı almadan önce onu gerçekten sevdiğinizden emin olmanız gereklidir. Evlilik tıpkı bir çiçeğin bakımına benzer. Bir yuvayı mutlu kılmak için devamlı olarak özen göstermek ve  sevgi ile beslemek gereklidir. Eşinizi sevdiğinizi kendiniz hissetmeniz yeterli olmayacaktır. Bunu ona da hissettirmeniz gerekir. Evliliklerin yıpranmasında ve mutsuzlaşmasındaki en büyük etkenlerden biri de sevgiye dair detayların ortadan kalkmasıdır. Gün içinde atılan romantik bir mesaj, arada sırada eşe yapılan minik sürprizler ve jestler mutlu evliliğe katkı sunan inceliklerdendir. Flört dönemindeki davranışların tamamen geride bırakılması ve sadece karı-koca ya da anne-baba rollerine bürünmek en çok yapılan hatalardandır. Bu nedenle eşler 5 çocuk sahibi dahi olsa evliliğin temelinin sevgi ve ilgiden ibaret olduğunu asla unutmamalıdır. İlgisizlik evliliği tehdit eden unsurlardan biridir ve evliliğinizi buna kurban etmemek de sizlerin elindedir.

Evlilikte Sadakatsizliğe Yer Yok!

Belki anlayışsızlık, ilgisizlik ya da monotonluk bir noktaya kadar sabır edilebilir ya da düzeltilebilir sorunlardan biridir. Ama sadakatsizlik, evliliği tartışmasız bitiren bir durumdur. Hiçbir açıklaması ya da katlanılabilirliği olmayan sadakatsizlik karşısında eşler evliliği bitirme yoluna gider. Evli bir kişinin başkasına ilgi ya da hoşlantı duyması ya da yasak bir ilişki yaşaması kabul edilebilir değildir. Eğer kişi artık eşine karşı sevgi ve saygı duymadığını fark etmişse yapılacak en doğru davranış evliliğin sonlandırılmasıdır. Çünkü sevginin bitmesi demek kişinin bir başkasına karşı ilgi duyabileceği anlamına gelir. Sadakati bir ömür boyu sürdürmek ve sevgi ile beslemek mutlu evliliğin anahtarı demektir.

 

Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Norveç’de

Tuzla Halk Eğitimi Merkezi, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen ERASMUS Plus
‘‘ Yetişkin Eğitiminde Sığınmacıların Sosyal Bütünleşmesi ve Çok Kültürlülük (Y.E.S.)’’
adlı proje kapsamında 2-6 Aralık 2021 tarihleri arasında Norveç’in Oslo şehrinde 5 günlük
yapılandırılmış kurs faaliyetine katıldı.
Çağdaş andragoji yaklaşımları kapsamında Norveç’in Oslo şehrinde gerçekleşen
yapılandırılmış kurs faaliyetinin içeriği şu şekildedir.
1.Gün: Yetişkin öğrenmesi, pedagoji ve andragoji kavramları, andragojinin
ilkeleri, eğitimde
androgojik yaklaşım.
2.Gün: Yetişkin eğitimde eğitimcinin rolü, yetişkinler nasıl öğrenir?
Yetişkinler öğrenme sürecinde ne isterler?
3 Gün: Yetişkin eğitimi yöntemleri, yetişkin öğrenimi anlamadaki sorunlar.
4 Gün: Yetişkin eğitimi için uygun ortamın oluşturulması.
5 Gün: Yetişkin eğitimde eğitimcinin rolü. Bölgesel yetişkin eğitim kurumu
ziyaretidir.
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Metin ÇANGIR, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından
desteklenen ‘‘ Yetişkin Eğitiminde Sığınmacıların Sosyal Bütünleşmesi ve Çok Kültürlülük’’
adlı Erasmus+ projemiz kapsamında; yapılacak kapasite geliştirme eğitimlerinin sonucunda,
androgoji ve çok kültürlülük eğitimlerinin önemi kavranmıştır.
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi, uluslararası değişimin; kurumsal gelişim için önemli olduğunu
bilen yetişkin eğitim kurumudur. Kurumumuz 200 çalışanıyla yılda ortalama 40 bin kursiyere
hizmet vermektedir dedi.

Kayak Bölgeleri Yoğun İlgi Görüyor !

Kar yağışının tam olarak başlamamasına rağmen kayak bölgeleri şimdiden yoğun bir ilgi görmeye başladı. Turizm sektörü temsilcileri, “ Pandemi sürecinde evlerinde kalan insanlar artık tatile çıkmak istiyor. Yaşanan bu durum nedeniyle şimdiden kayak bölgelerine yapılan rezervasyonlarda yüksek oranda artış var. Eğer kar yağışında sıkıntı olmazsa kayak bölgelerinin büyük bir kısmı sezon boyunca %100′ e yakın doluluk ile hizmet verecektir.“ ifadelerini kullandı. Soğuk havaların iyice kendini hissettirmesiyle beraber kış tatili için de planlar yapılmaya başlandı. Pandemi sürecinde eve kapanan kişilerin kış tatili için şimdiden rezervasyon yaptırmaya başladığına dikkat çeken Turizm Sektörü temsilcileri, sonbahar aylarında kar yağmamasına rağmen doğa içerisindeki otellerin ve kayak bölgelerinin çok fazla ilgi gördüğünü dile getirdi. Daha kar yağmamış olmasına karşın Kartepe ve çevresine ilginin yüksek olduğuna yönelik vurgu yapan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Doğu Marmara Bölge Temsil Kurulu Başkanı Aytekin Şahinbaş, “Kayakseverler için henüz tatil dönemi başlamadı. Ancak buna rağmen Kartepe ve Sapanca’ya inanılmaz bir talep var. Pandemide evinde sıkılan, doğayla kucaklaşmak isteyenler bölgemize akın etti. Kar yağışı ile birlikte talebin çok hızlı katlanacağını tahmin ediyoruz. Rezervasyonlar henüz tam olarak başlamasa da gelen taleplerden kış dönemini çok yoğun geçireceğimizi tahmin ediyoruz. Yılbaşı ile birlikte sezonu açmayı planlıyoruz. Kasımdan itibaren yerli-yabancı 200’e yakın seyahat acentesi bölgemize turlar düzenlemeye başladı. Yaşanan yoğunluk ve beklentiyi düşününce geçtiğimiz dönemde zorluk yaşayan turizm sektörünün rahat bir nefes alacağını söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu.

Gaziantep‘ te Uyuşturucuya Özendiren Paylaşımlara Gözaltı !

Gaziantep‘ te sosyal medya üzerinden uyuşturucu kullanımına yönelik paylaşımda bulunduğu tespit edilen 5 kişi polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, sosyal medya hesapları üzerinden uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımına özendiren paylaşımlar yapıldığı tespit edildi. Ekipler tarafından gerçekleştirilen araştırma sonucunda uyuşturucuya özendiren paylaşımlarda bulunan 5 kişinin kimlikleri belirlendi. Şüpheliler savcılık kararıyla polis ekipleri tarafından adreslerine düzenlenen baskınla yakalandı. Adreslerinde yapılan aramanın sonunda isimleri açıklanmayan ve gözaltına alınan şüphelilerin emniyette sorgulanmaya başlandı.

Mısır‘ da Kum Fırtınası Nedeniyle 3 Kişi Yaşamını Yitirdi !

Mısır‘ ın farklı bölgelerinde meydana gelen kum fırtınası yaşamı olumsuz etkiledi. Başkent Kahire, Giza, Sina, Yukarı Mısır ve Delta  bölgelerinde etkili olan kum fırtınası nedeniyle gökyüzü sarıya büründü. Görüş mesafesi düşerken, bazı yollar ise trafiğe kapatıldı. Meteoroloji, önümüzdeki günlerde bölgede sert hava koşullarının devam etmesinin beklendiğini dile getirerek halkı evde kalmaları konusunda uyardı. Mısır devlet haberlerinde yer alan bilgilere göre Mısır’ın Garbiyye kentinde şiddetli rüzgar sebebiyle hareket halindeki ulaşım aracı Tuktuk‘ un (motor taksi) üzerine ağaç devrilmesinden dolayı 25 yaşındaki sürücü yaşamını yitirdi. İsmailiye kentinde  62 yaşındaki yaşlı kadının yolda yürüdüğü sırada üzerine ağaç devrilmesinin ardından hayatını kaybettiği belirtildi. Dekahliye kentinde ise 60 yaşında olan bir kişinin evinin çatısından düşerek öldüğü kaydedildi. Olumsuz hava şartlarının devam etmesi dolayısıyla 2 limanda geçici olmak üzere faaliyetlerine ara verdi.

Bayburt‘ ta Fırtına Nedeniyle Evlerin Çatısı Uçtu !

Bayburt‘ a bağlı olan Saraycık köyünde gece saatlerinde etkili olan fırtına nedeniyle 5 evin çatısı uçtu. Bayburt‘ a 30 kilometre uzaklıkta bulunan Saraycık köyü etkili olan fırtınadan etkilendi. Fırtına sebebiyle 5 evin çatısının uçmasının yanı sıra enerji nakil hatları da hasar gördü. Saraycık köyünün muhtarı olan Hacı Arif Öztürk, akşam saatlerinde etkisini gösteren fırtınanın Süleyman Okumuş, Hacı Osman Çınar, Cengiz Akbaba, Süleyman Çınar ve Hüsamettin Çağlar isimli vatandaşların evlerinin çatılarını uçurduğunu dile getirdi. Meydana gelen fırtına da maddi hasarlar oluşurken, can kaybı yaşanmadı. Elektrik kesintisi olan köyde, yaşayan vatandaşlar fenerler eşliğinde çatıları uçan komşularına yardıma koştu.

Çocuğunuz Egemenliğini mi İlan Etti?

2 yaş bebeklikten çocukluğa geçiş dönemi olarak açıklanabilir. Bu nedenle kritik bir eşik olarak görülür. Ebeveynler için zorlu bir süreç olabilen 2 yaş döneminde çocuklarının kendini ispat etmeye çalıştığı davranışlar söz konusudur. Artık büyüdüğünün farkında olan çocuk kendi egemenliğini ilan etmeye çalışır. Çocuğun bağımsız bir birey olma çabası içerisine girmesi ise anne ve babalar için zorlayıcı olabilir. Bu dönemdeki çocukların artık kendi istek ve fikirleri ön plandadır. Kıyafet, yiyecek, aktivite konusunda seçici olmaya başlamaları ağlama nöbetlerini de beraberinde getirebilir. Hırçın ve inatçı olma eğiliminde olan 2 yaş dönemi çocukları için “hayır“ kelimesi özgürlüklerine çekilmiş bir settir. Hatta bazen durum o kadar vahim bir hal alır ki istedikleri şeyler yapılmadığında etrafa vurma, kendilerine zarar verme gibi davranışlara da başvurabilirler. Bu süreçte ebeveynler sakin ve sabırlı olmalı, çocuklarına tepki ile karşılık vermemelidir. Onu anlamaya çalışmak ve destek olmak yerine çocuklarının üzerine gitmeleri halinde durum daha karmaşık bir hal alabilir.

2 Yaş Sendromu Nedir?

2 yaş sendromu genellikle 18. ayda başlayıp 36. ayda son bulsa da bazen 16. ayda da başlayabilir. 2 yaş sendromunun bazen 42. aya kadar devam etme durumu da söz konusudur. 2 yaşındaki bir çocuğun en önemli çabası kendini dışarıya ispatlama isteğidir. Her şeyi kendi başına yapabileceğini göstermeye çalışan çocuk yardım taleplerine sıcak bakmaz. Ebevenylerini taklit etmek ise en sevdiği işlerin başında gelir. Kontrol altında tutulmaktan hoşlanmayan çocuk karşısında ebeveynler öfkeli tavırlar sergilerse çocuk daha da hırçınlaşacaktır. 2 yaş dönemindeki çocukların ani ruh hali değişimleri söz konusudur. Bazen ebeveynler çocuklarının neye öfkelendiğini anlamakta bile güçlük çekebilirler. Söylenen şeyleri yapmak istememe, ya da zıttını yapma eğiliminde olma 2 yaş dönemindeki çocuklarda sıklıkla görülen daranışlar arasındadır. Bu yaş grubundaki çocukların çevreyi keşfetme merakı da ön plandadır. Bu nedenle durdurulmaktan hiç hoşlanmazlar. 2 yaşındaki çocukların henüz dil ya da el becerileri henüz çok fazla gelişmemiş olduğu için ebeveynleri tarafından yönlendirirler. Ancak 2 yaşındaki çocukların hoşlanmadıkları davranışlardan biri de yönlendirilmektir. Ayrıca henüz yeterli kelime dağarcığına sahip olamamaları ve motor becerilerinin yeterince gelişmemiş olmamasından dolayı da öfkelenmeleri normaldir. Örneğin; lego oynarken parçaları düzgünce takıp çıkartamamaları halinde sinirlenip, legoları etrafa fırlatabilirler. Öfke nöbetleri bazen çok uzun sürebilir. 2 yaş dönemindeki çocukların zaman algısı da yeterince gelişmediğinden beklemekten nefret ederler. Son derece sabırsız ve hareketli olurlar.

2 Yaş Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

2 yaş dönemindeki bir çocukta görülen en yaygın belirtiler şu şekilde sıralanabilir;

l Her şeyi kendisi yapmak ister.

l Yardım teklif edildiğinde sinirlenir.

l Başarızlıkla sonuçlanan bir girişimi sinir krizi geçirmesine neden olabilir.

l Dışarıda elinden tutularak yürümekten hoşlanmaz.

l Mevsimine uygun olmayan giyisiler giymekte ısrarcı olabilir. Örneğin; yaz gününde kalın bir şapka ya da eldiven giymek konusunda inatçı olabilir.

l Yemek seçmeye başlar, sadece kendi istediği yiyecekleri yemek isteyebilir.

l Çok hareketlidir, yorulmak bilmez. Bu da ebeveynler için oldukça yorucu ve yıpratıcı olabilir.

l Söylenilenin tersini yapma konusunda istikrarlıdır. Daima ‚ben bilirim‘ havası içerisindedir.

l Saldırganlık, öfke nöbetleri, etrafa ya da kendine zarar verme eğilimi yüksektir.

l İstediklerini genelde ağlayarak elde etmeye çalışır. 2 yaş dönemindeki çocukların en büyük silahı ağlamak ve öfkelenmektir.

l Yaklaşık 30 dakika süren ağlama krizleri yaşar.

2 Yaş Döneminde Ebeveynler Nasıl Bir Yaklaşım Sergilemelidir?

 

l Öncelikle aileler tarafından bu sürecin geçici olduğu unutulmamalıdır. Çocuğun bu dönemde kendi bireyselliğini kabul ettirme çabası içinde olduğu anlayışla karşılanmalıdır.

l Aileler bu dönemde çocuklarının istek ve duygusal durumlarına karşı sabırlı olmalılardır. Yanlış olan daranışlar ve kurallar çocuğa oyunlar sırasında aşılanabilir. Bu yaş grubundaki çocuklar aileleriyle oyun oynamaktan çok hoşlanırlar. Çocuk ile sağlıklı iletişim kurmak adına oyun ve aktivite ağırlıklı zaman geçirmek bu sürecin daha hafif atlatılması için faydalı olacaktır.

l Kızmak, sürekli bağırmak ya da fiziksel şiddet çocuğun daha da hırçınlaşmasına neden olur. Çocuk tehlikeli ya da yanlış bir davranış yaptığında aile sinirli şekilde çocuğa bağırmak yerine “ bu yaptığın çok da doğru bir davranış değil, istersen bir dahaki sefere şu şekilde yapmayı deneyebilirsin“ şeklinde uyarıda bulunursa daha doğru olabilir. Çocuğun uyması gereken kural sevimli bir dille anlatılırsa ters tepki vermeyecektir.

l Özellikle “hayır“ kelimesi 2 yaş dönemindeki çocukları çıldırtan bir kelimedir. Doğrudan “hayır“ demektense dolaylı şekilde çocuğu uyarmak mantıklı bir davranış olur.

l Bu süreçte çocuklar son derece itaatsiz olurlar. Emrivaki yapmamak çocuğun daha sakin bir dönem geçirmesi için önemlidir. Bu süreçte ebeveynler çocuklarını asla tehdit etmemelidir.

l Eğer çocuk bir işi kendi başına yapabildiyse övülmeli ve “aferin, çok başarılı bir iş çıkardın gibi ifadeler ile kendini değerli hissetmesi sağlanmalıdır.

l Çocuk öfke nöbetine girdiğinde ilgisini bir başka yöne çekmeye çalışabilirsiniz. Sevdiği bir çizgi filmi açmak, hoşuna giden bir konuda sohbet başlatmak faydalı olabilir.

l Çocuğunuza basit sorumluluklar vermeniz de ona iyi gelecektir. Örneğin; ev temizliği sırasında eline bir vileda vererek yerleri silmesini talep edebilirsiniz. Ya da birlikte kek, kurabiye yapmayı teklif edebilirsiniz.

l Eğer bir kez “hayır“ dediyseniz, çocuğunuz ağlama krizine girdikten sonra kararınızı “evet“ olarak değiştirmeyin. Bu; çocuğun kafasında “demek ki ağlarsam annem izin verecek“ olarak kodlanabilir.

l Çocuk tehlikeli işler peşinde değilse sürekli kısıtlanmamalı ve “dur, yapma“ gibi kelimeler devamlı söylenmemelidir.

Tıbbi Yardım Almak Gerekli mi?

 

2 yaş döneminde çocuğun başına buyruk olmak istemesi ve baskı altına girmekten hoşlanmaması çok normaldir. Ancak bazen ebeveynler hangi yolu denerse denesin çocuklarının davranışları ile mücadele edemeyebilirler. Eğer çocuğun duygu ve davranışları kontrolden çıktıysa profesyonel bir yardım almak gerekiyor olabilir;

 

l Eğer öfke ve ağlama krizleri yarım saatten daha uzun sürüyorsa,

l Çocuk kendine ya da başkalarına sürekli zarar verme eğilimi içindeyse,

l Göz temasından kaçınıyorsa,

l İçine kapanık ve sürekli somurtkansa,

l Aşırı agresif tavırlar sergiliyorsa uzman bir çocuk doktoruna danışmakta fayda olacaktır. Çünkü çocukta 2 yaş sendromunun yanı sıra davranış bozukluğu söz konusu olabilir.

Çocukların agresif, öfkeli ve inatçı davranışları genellikle 4 yaşın sonunda tamamen kaybolur. 2 yaş döneminde şiddetli olan özgür davranışlar aileler için her ne kadar zor olsa da sakin ve anlayışlı tavır sergilenmesi halinde kolaylıkla atlatılacaktır.

Yasak Elma‘ nın Kumru‘ su Koronavirüse Yakalandı !

Şevval Sam ve Eda Ece‘ nin başrol oyunculuğu yaptığı Yasak Elma dizisinin Kumru‘ su koronavirüse yakalandı. İşte Biran Damla Yılmaz‘ ın sağlık durumu.

Fatih Aksoy‘ un patron olduğu Medyapım imzalı fenomen dizi Yasak Elma, 5. sezonunda da olduğunca ilgi görüyor. Pazartesi akşamları seyirciyi ekranlara toplanan dizinin setinde geçen günlerde koronavirüs şoku yaşandı. Fenomen dizinin Kumru‘ su Biran Damla Yılmaz‘ ın ateşi yükselmesinin yanı sıra kendisini kötü hisseden oyuncunun yapılan test sonrası sonucunun pozitif olduğu öğrenildi. Bunun üzerine sette panik yaşandı. Tüm sete yapılan koronavirüs testlerin negatif çıkması halinde rahat bir nefes alındı. Biran Damla Yılmaz‘ ın neredeyse bütün sahneleri çekildiği için karantina süreci çekimlere yansımadı. Genç oyuncunun sağlığına kavuştuğu öğrenildi.

Kayseri‘ de Tırın Altına Giren Oğlunu Ezerek Öldürdü !

Kayseri‘ nin Sarıoğlan ilçesinde bir kişi tırın altına giren çocuğunu fark etmeyerek üzerinden geçti. Küçük çocuk olay yerinde hayatını kaybetti. Sarıoğlan ilçesinde meydana gelen olayda 4 yaşındaki D. T. babası N.T‘ nin kullanmış olduğu tırın altına habersizce girdi. Baba N.T oğlunun tırın altında olduğundan habersiz tırı çalıştırıp hareket ettirince, tırın altında kalan talihsiz çocuğun üzerinden geçti. Alınan ihbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptıkları ilk müdahale sonucunda küçük çocuğun yaşamını yitirdiği belirlendi. D.T‘ nin cansız bedeni yapılan incelemeden sonra hastane morguna kaldırıldı. Olay ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Almanya‘ da Bir Aile Yok Oldu !

Almanya‘ da ilk eşini ve sonra 10, 8, 4 yaşlarındaki 3 çocuğunu öldüren baba daha sonra kendini öldürdü. Alman baba bıraktığı mektupta, sahte aşı kartı dolayısıyla korktuğunu ve çocuklarının elinden alınacağını düşündüğü için bu olayı gerçekleştirdiğini belirtmiş.

Almanya‘ nın  Brandenburg eyaletinde bulunan Königs Wusterhausen kasabasında bir aile dramı yaşandı. Beş kişilik ailede, 40 yalında olan baba David R. önce eşini ve ardından ise 10, 8 ve 4 yaşında olan üç çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti. Başsavcı Gernot Bantleon‘ ın yaptığı açıklamaya göre, çocuklarını ve eşini öldüren babanın kendini öldürmeden önce bir mektup yazdığını söyledi. Baba David‘ in sahte aşı kartı dolayısıyla korktuğunu ve çocuklarının elinden alınacağına dair endişeler yaşadığını dile getiren Bantleon, olayın bu yüzden gerçekleştiğini söyledi. Hayatını kaybedenlerin silahla öldürüldüğü yetkililer tarafından açıklandı.

Fatih Terim Bel Fıtığı Sebebiyle Tedaviye Alındı !

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim bel fıtığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Hemen tedavisine başlanan Terim‘ in sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Deneyimli hocanın sağlık durumu ile ilgili çıkan haberlerin ardından tedirginlik yaşandı. Teknik direktörün iyi olduğu bilgisi ise yürekleri rahatlattı. Sağlığıyla alakalı gelişmeler kısa süre içerisinde sosyal medyada gündeme düşen deneyimli teknik direktöre, rakip taraftarları da dahil olmak üzere spor camiasından geçmiş olsun mesajları geldi. Galatasaray‘ ın, Fatih Terim‘ in sağlık durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, „Teknik Direktörümüz Sayın Fatih Terim, son üç gündür mide bağırsak sistemi ile ilgili yaşadığı sorun nedeniyle dün akşamüstü hastaneye sevk edildi. Sponsor hastanelerimizden Liv Hospital’ın Vadi İstanbul şubesinde son 24 saat içinde çeşitli kontroller ve testler uygulanan teknik direktörümüz, bugün doktorlardan aldığı iki saatlik özel izinle takımın başında antrenmana çıktı.“ ifadelerini kullandı. Antrenman sonrasında yeniden hastanede müşahede altına alınan ve durumu hassas bir şekilde takip edilen deneyimli hoca hakkında verilecek olan tıbbi karar, sağlık durumunda olacak ilerlemeye bağlı olarak netlik kazanacak.

Öğrenci Yurdundaki Dehşet Tüyler Ürpertti !

Antalya‘ da bulunan özel bir öğrenci yurdunda aşçılık görevi yapan İhsan Güney, yurdun yemekhanesinde üniversite öğrencisi olan Mehmet Sami Tuğrul‘ un kafasını satırla keserek göğsünün üzerine koydu. İhsan Güney, olayın ardından „Deccal‘ i vurdum“ diyerek bağırdı.

Antalya İlim ve Kültür Derneği’nin (Alim Derneği) 4 katlı bir öğrenci yurdunun yemekhanesinde saat 14.30 sularında akıllara durgunluk veren bir olay meydana geldi. Meydana gelen olay duyanların tüylerini ürpertti.  Kepez İlçesi Kültür Mahallesi Hürriyet Caddesi üzerinde bulunmakta olan yurtta aşçılık görevi yapan İhsan Güney henüz bilinmeyen bir sebeple mutfakta duvara dayadığı Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 1. sınıf öğrencisi olan Mehmet Sami Tuğrul‘ un kafasını satırla kesti. Güney, Tuğrul‘ un kestiği kafasını göğsünün üzerine koydu ve „Deccal‘ ı vurdum“ diyerek bağırdı. Sonrasında satırı da göğsünün üzerine bıraktı. Yaşanan olaya tanıklık eden öğrencilerden biri yemekhanenin kapısını kapatarak kilitledi ve polisi aradı. Öğrencinin ihbarı üzerine öğrenci yurduna sevk edilen polis, aşçı İhsan Güney‘ i gözaltına aldı. Yurtta ki aşçılık görevine kısa bir süre önce başladığı öğrenilen İhsan Güney, Antalya Emniyeti asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğine götürüldü. Polisin olay yeri incelemesi devam ediyor.

Avrupa’da Yaşamış İmamdan Kadın Cinayetleri Çıkışı

Almanya’da uzun yıllar yaşamış ve eğitim almış Hafız Mustafa Özcan Güneşdoğdu Cuma Hutbesi’nde cemaate seslendi.

Güneşdoğdu Cuma Hutbesi konuşması sırasında Ataşehir’de yolda yürürken Başak Cengiz’i takip ederek kılıç ile öldüren Göktuğ B.’yi hatırlatarak „Hadi diyelim ki bu şizofren, sapık. Geçen sene kocası, babası tarafından öldürülen kadın sayısı 460 civarında“ dedi.

Bu rakamın korkunç olduğunu vurgulayan Mustafa Özcan Güneşdoğdu bu rakamın sadece Türkiye’de mi böyle acaba diyerek uzun yıllar yaşadığı Almanya ile kıyasladı:

Çocukluğum orada geçti. Alman gazeteleri bizim kadar velveleci değildir. Burada biri birini bıçaklamış haberi yapıyorlar. Almanya’da böyle bir haber yok. Haberler orada 5 dakika sürer. Ana haberler 10 dakikayı geçmez. Burada 1 – 1,5 saat haber. İletişim okuyan bir kardeşim anlatmıştı; „Gelişmemiz ülkelerde insanları bunlarla meşgul ederler. Onun için oralarda haberler uzun verilir“ demişti.

Almanya’da da Türkiye ile eşit oradan kadın cinayetleri mevcut. O da 400’ün üzerinde.  Aynı bizimle beraber. Demek dert aynı. Müslümanda olsa, gayrimüslim de olsa, gelişmiş ve maddi imkanları bol da olsa bela aynı bela

 

90 Yazılımcı Büyük Ödül İçin Yarıştı !

Hasan Kalyoncu Üniversitesi‘ nin Gaming, Dynamic ve IEEE öğrenci topluluklarının beraber düzenlemiş olduğu 48 saatlik oyun geliştirme maratonu „HKU Game Jam“ (HGJ) etkinliğine katılım sağlayan 90 yazılımcı büyük ödül için birbiriyle yarıştı. Bu sene teması „yükselmek“ olarak belirlenen HGJ etkinliği için HKÜ Öğrenci Merkezi‘ nde bir araya toplanan oyun geliştiricilerinin oluşturduğu 17 takım uykusuz geçirdikleri 48 saatin ardından 13 oyun geliştirmeyi başardılar. Uykusuz ve Yorucu geçirilen 48 saatlik maratonun sonucunda üretilen oyunların sunumlarının yapılmasının sonunda konuşan HKÜ Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli “48 saat gibi kısa bir sürede bir kısmı son kullanıcıya sunulmaya hazır 13 oyunun geliştirilmesi büyük bir başarı. Henüz hazırlık sınıfında olan öğrenci arkadaşlarımızın geliştirdikleri oyunlar dahi takdire şayan. Hepiniz, yorgun ama mutlusunuz. Birlikte üretmenin mutluluğunu yaşıyorsunuz. Takım halinde çalışabilmek de son derece önemliydi. Bugün aslında hepiniz kazandınız. Eşit şartlarda, verilen kısa süre içerisinde açıklanan temaya uygun oyunlar geliştirdiniz. Geliştirilen tüm oyunları başarılı buluyorum ve bazılarının ticari başarı potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Etkinliğe katılan tüm oyun geliştiricileri tebrik ediyorum ve yazılım geliştirmeye devam etmelerini diliyorum“ diyerek sözlerini ifade etti. Konuşma sonrasında, jüri değerlendirmesi sonucunda dereceye giren takımlar açıklandı. Birinci olan Ancrow, ikinci olan Finishers ve üçüncü olan Volunteers takımlarına hediye çekleri HKÜ Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli tarafından kendilerine takdim edildi.

Damar Sertliğinin Belirtileri, Riskleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Damar Sertliğinin Belirtileri, Riskleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Damar sertliği olarak da bilinen ateroskleroz, kalp ve damar hastalıkları arasında en yaygın görülenlerden biridir. Özellikle 40-45 yaş üstü bireylerde sıkça görülen ve görülme oranı da artan damar sertliği, tedavi edilmezse ciddi sonuçlar meydana getirebilir.

Avrasya Hastanesi Başhekimi ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Cenal, konuyla ilgili önemli detayları açıklıyor.

Damar Sertliği Nedir?

Sağlıklı kişilerin damarları esnek bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla damarlar yapısı gereği zaman zaman genişleyebilir ya da daralabilir. Böylece kan akış hızı gibi pek çok durum kontrol altında tutulur.

Damar sertliği hastalığı olan bireylerde damar duvarlarında kolesterol birikmesi meydana gelebilir. Ayrıca bağ dokusu oluşumunun artmasıyla damarlarda esneklik ve sertleşme kayıpları yaşanır.

Damarlardaki sertleşen bölümlerden iç kısımlara doğru oluşan plaklar, zamanla damarın tıkanmasına ve kan akışının sağlanamamasına neden olur. Eğer önlem alınmazsa ya da tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilen ciddi sorunlara zemin hazırlar. Kalp krizi ve beyin kanaması gibi ölüme sebep olan hastalıkların çoğunda temel neden damar sertliğidir.

Damar Sertliği Belirtileri Nelerdir?

Damar sertliği, genellikle kendine özgü belirtilere sahip değildir. Ancak neden olduğu diğer önemli sağlık sorunlarıyla teşhisi konulabilir. Oluşan belirtiler, damar sertliğinin görüldüğü bölgeye göre farklılaşır.

Kalp damarlarının sertleşmesi sonucu kalp kasının kasılıp gevşemesinde sorunlar ortaya çıkar. Bu sorunlar kalpte ritim bozukluğu gibi pek çok ciddi probleme neden olabilir. Bu tarz problemlerde vücudun çeşitli bölgelerinde morarmalar ve göğüs ağrısı görülebilir. Kalp damar tıkanıklığı durumlarında kalp krizi de riski çok fazladır.

Ayak ya da bacak damarlarından birinde sertleşme oluştuğunda kasılmalar ve kramplar meydana gelebilir. Beyin damarlarında oluşan sertleşme, görme ve konuşma bozuklukları, bilinç kaybı gibi durumlara yol açabilir. Böbreklerde olan damar sertliği ise böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi çeşitli sorunlar meydana getirebilir.

Damar Sertliği Neden Oluşur?

Hastalığın oluşumunda çevresel ve genetik faktörler bir arada rol oynar. Ailesinde damar sertliği görülen bireylerde hastalığa yakalanma riski çok daha yüksektir. İleri yaşlarda damarlarda oluşan yapısal bozuklukların onarımı yavaşlar. Dolayısıyla 40 ve 45 yaş üstü bireylerde görülme sıklığı daha fazladır.

Bunların dışında damar sertliğinin oluşumunda risk artırıcı faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Erkek cinsiyet
  • Menopoz sonrasında kadınlarda östrojen hormonunun koruyucu etkisinin azalması
  • Kanda kolesterol, LDL kolesterol ve trigliserit seviyelerinin yüksek, dislipidemi yani iyi kolesterol olarak bilinen HDL düzeylerinin düşük olması
  • Sigara kullanımı
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker hastalığı
  • Obezite
  • Yetersiz fiziksel aktivite
  • Sağlıksız beslenme
  • Stresli yaşam

Damar Sertliği Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Çeşitli görüntüleme teknikleri sayesinde damar sertliği teşhisi koyulabilir. Teşhis sonrası ilk aşamada damar tıkanıklığının başka bölgelerde olup olmadığının kontrol edilmesidir.

Tedavi sürecinde hangi yöntemin kullanılacağı hastalığın evresine göre değişmektedir. İleri evrede olmayan durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir. Fakat daha ciddi durumlarda bypass ameliyatı veya minimal invaziv cerrahi yöntemleriyle tedavi uygulanır.

Son yıllarda gelişen minimal invaziv cerrahi yöntemi, küçük kesikle yapılabilmesi ve kalbi daha az yorması nedeniyle damar sertliği tedavisinde tercih edilmektedir. İnvaziv tedavi yöntemi kangren oluşumuyla kesilme riski bulunan ayaklarda oldukça etkilidir.

Kalp krizi, beyin kanaması gibi yüksek ölüm tehlikesi taşıyan ve yaygın olarak rastlanan hastalıkların temelinde yatan damar sertliğinden korunmak amacıyla düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmelisiniz. Bunun dışında damar sertliği teşhisi koyulmuş bireylerin ise rutin kontrollerini aksatmadan yaptırması ve tedavi sürecini doktoruyla planlaması hayati önem taşır.

Burun Estetiği ile Uykusuz Gecelere Veda Edin

Burun estetiği ile uykusuz gecelere veda edin

Dünyada ve ülkemizde modern zamanların en çok tercih edilen operasyonlarının başında burun estetiği geliyor. Hem estetik kaygıları ortadan kaldırıyor hem de solunum yollarını iyileştirerek daha iyi bir uyku kalitesi vaat ediyor.

Burun estetiği sadece güzellik algısı için yapılmaz. Travmalara karşı gelişen hasarda ya da sağlık problemi yaratacak hastalıklarda da burun estetiği önemli bir rol oynar. Avrasya Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Uzm. Dr. Koray Cengiz Burun estetiğine dair merak edilen soruları yanıtladı.

Burun estetiği (Rinoplasti) nedir?

Rinoplasti ya da yaygın kullanılan adıyla burun estetiği, burnu yeniden şekillendirmek amaçlı yapılan cerrahi bir yöntemdir. Gelişen teknoloji ile birlikte artık burundaki yapı ve şekil bozuklukları pek çok farklı ve güvenilir yöntemle giderilebilmektedir. Rinoplasti işlemi iki nedenle önerilmektedir. Birincisi, estetik görünümü iyileştirmek, ikincisi ise fonksiyonel yönleri iyileştirmektir.

Sağlık sorunları tetikleyici neden

İnsanlar pek çok farklı nedene bağlı olarak burun estetiğini tercih edeler. Operasyon kişinin tercihine göre üç ana başlık altında toplanabilir;

Kişisel görünüm

Estetik kaygılar kişide özgüven eksikliği, kendinden memnuniyetsizlik gibi psikolojik sorunlar yaratabilir. Eğrilik, burun kemeri, burun ve burun deliği asimetrisi, çok büyük ya da çok küçük burun gibi durumlar kişileri burun estetiğine yönlendirebilir.

Nefes problemi

Kişilerdeki işlevsel ve yapısal problemlerde burun estetiği ihtiyacı doğurabilir. Genellikle görünüme dair sorunlarla beraber görülen bu tür bozukluklar temel nefes alma probleminin yanı sıra, uyku apnesi ve horlama gibi ciddi rahatsızlıklara da neden olur.

Darbe ve yaralanma

Kaza, düşme gibi etmenler sonucu alınan darbe burunda hasarlar yaratabilir. Söz konusu şekil bozuklukları fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kişi burun estetiğine yönelebilir.

Ameliyat iki ana teknik ile yapılıyor

Kapalı Rinoplasti tekniği: Bu teknikte cilde herhangi bir kesi yapılmaz. Burun deliklerinin iç kısmından yapılan kesilerle işlem yapılır. İşlem tamamlandığında kesiler dikiş ile kapatılır.

Açık Rinoplasti tekniği: Burun deliklerinizin arasındaki deri şeridi boyunca bir kesi yerleştirilir. Bu kesi burun deliklerinizin etrafındaki kesiler ile birleştirilir. Daha sonra burun ucu dikkatlice yukarı kaldırılır ve gerekli işlem gerçekleştirilir.

İyileşme süresi bünyeye de bağlı olarak değişkenlik gösterebilir

İyileşme süresi ilk olarak estetik tipine ve uygulanacak cerrahi yönteme göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle sabit bir süreden bahsetmek yanlış olacaktır.

Açık teknikle gerçekleştirilen ameliyatlarda bir aksilik yaşanmaması durumda ortalama 7-10 gün arasında iyileşme görülür. Operasyondan sonraki ilk iki gün boyunca yoğun olarak ödem, şişlikler, morluklar görülebilir. Ancak bu şikayetler genel olarak 1 haftanın sonunda ciddi oranda azalır. Şişlik ve ödemden tamamıyla kurtulmak 3 ayı bulurken tamamen bir iyileşme için 1 yıl kadar zaman gereklidir.

Kapalı tekniklerde gerçekleştirilen ameliyatlarda ise iyileşme süresi 7-10 arasında değişir. Ameliyat bitiminde burnun iç kısmına takılan silikon ateller ile dış kısıma yapıştırılan koruyucu bant 3-4 gün sonra çıkartılır. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan şişlik ve morluklar kısa sürede iyileşme gösterir.

İnsülin Direnir, Geriye Verilemeyen Kilolar Kalır

İnsülin Direnir, Geriye Verilemeyen Kilolar kalır

İnsülin direnci, metabolik ve Tip 2 diyabet sendromunun gelişmesine neden olan önemli bir risk sebebidir. Pankreasın ürettiği normal miktardaki insülin, kas, yağ ve karaciğer hücrelerinde yeterli derecede tepki oluşturamaması nedeniyle ortaya çıkar. Şekeri enerji olarak kullanabilmek için insülin hormonuna ihtiyaç vardır. Pankreas, kas, yağ ve karaciğer gibi doku ve organlarda insülin hormonuna karşı duyarsızlık meydana gelmesi sonucu insülin direnci oluşur. İnsülin direncinin önemini vurgulayan Avrasya Hastanesi iç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sedat Işık, konuyla ilgili önemli bilgiler veriyor.

İnsülin direnci neden oluşur?

İnsülin direnciniz artış gösterdiğinde kanda bulunan şekerin hücreye girebilmesi için daha fazla insülin hormonu salgılanması gerekir. Pankreastan elde edilen insülin hormonunun üretimi, bir süre sonra pankreas bezinin çok yorulması nedeniyle azalır. Bu sebeple, öncelikle aşırı acıkma hissi olarak görülen şeker düşüklüğü daha sonrasında da gizli şeker hatta aşikar şeker hastalığı olarak karşımıza çıkabilir.

İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazla gözlemlenir. Bu nedenle kilo artışına bağlı olarak dirençle birlikte şeker hastalığına yakalanma olasılığı da artar.  İnsülin direnci yüksek kişiler çok hızlı kilo alabilir ve zor kilo verebilirler. İnsülin direnci olan kişilerde, halsizlik, yorgunluk, ani kilo alma, zor kilo verme, sık acıkma, doymama, uyku hali, gün içinde acıkma atakları, tatlıya olan düşkünlük, özellikle de karın çevresinde yağlanma gibi belirtiler görülebilir.

İnsülin direnci belirtileri nelerdir?

İnsülin direncinin en belirgin belirtileri çabuk acıkma ve doymama hissidir. Yemeklerden hemen sonra birkaç saat içinde tekrar acıkma hissi ve tatlı yeme isteği oluşuyorsa insülin direncinizin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. İnsülin direncinin diğer belirtileri ise;

  • Sıklıkla tatlı tüketme isteği,
  • Sık ve çabuk acıkma,
  • Düzensiz ve aşırı kilo artışı,
  • Kilo vermede zorluk çekme,
  • Bitmeyen yorgunluk hissi,
  • Koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme,
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri,
  • Karaciğerde yağlanma.

 

İnsülin direncinin tedavisi var mıdır?

 

Günümüzde ofislerde oturarak çalışan ve spor yapmaya fırsat bulamayan kişilerde insülin direnci sıklıkla görülen bir hastalıktır. Ayrıca günlük yaşamınız aşırı stres altında geçiyorsa; stres hormonlarında bozukluk meydana gelebilir ve bu nedenle kilo alımı görülebilir.

Yüksek insülin düzeyleri, sık acıkma ve şekerli gıdalar yeme eğilimini arttırır. Konsantrasyonda azalma meydana gelir, sabahları yorgun kalkma ve gün boyu yorgunluk hissi artar.

Özellikle öğleden sonraları bitkinlik hali, enerjisizlik, halsizlik, gün içinde uyuklamalar ve uyku bozuklukları gibi şikayetleriniz varsa insülin direnci olma ihtimali yüksektir.

Bu hastalığın öncelikle teşhis edilebilmesi için Endokrinoloji uzmanına başvurmak ve hormon testleri yaptırmak gerekir. Testler sonucunda hastalığın kesinliği belirlenir ve uzman doktor tarafından tedavi süreci başlar.