Loading...

Kategorie: Köşe Yazarları

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Evlilik, herkesin bir ömür boyu sürdürmeyi istediği kutsal bir yoldur. Bu yolda yürürken zaman zaman anlaşmazlıklar ya da üzüntüler yaşanabilir. Hayat daima mutlu ilerleyen bir yolculuk değildir. Evlilik de doğası gereği bir takım fedakarlıkları beraberinde getirdiğinden bazen eşler bir takım sıkıntılar yaşayabilir. Ancak genel manada evliliğinizi mutlu ve taze tutmak sizin ve eşinizin elindedir. Mutlu devam eden bir evliliğin sırlarını sizler için derledik ve tavsiyelerde bulundum.

 

 

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Anlayışı Eksik Etmeyin

Evlilikte iletişim ve anlayış en önemli noktalardan biridir. Özellikle de herhangi bir sorun karşısında susmak ve geçiştirmek, yapılan en büyük hatalardan biridir. Bunu yapan eş aslında sadece  o anlık bir çözüm yoluna gitmiş olur. Üst üste gelen ve konuşulmayan problemler sonucunda sabırsızlaşan eşler beklenmedik bir anda beklenmedik şekilde büyük bir tepki verebilir. Bu nedenle sorunlar sıcağı sıcağına masaya yatırılmalı ve çözüm arayışına gidilmelidir. Evlilikte en doğru olan, kırgın olan eşin bu durumu doğru sözcükler ile eşine aktarması ve bunu yaparken de suçlayıcı bir dil tercih etmemesidir. İçinde bulunduğu duygulardan bahsederek, neler hissettiğini eşine aktarabilir. Hatalı olan taraf da, eşini kırdığı için üzgün olduğunu belli etmeli ve telafisini yapmalıdır.

Anlayış konusu sadece kırgınlıklar söz konusu olduğunda gündeme gelmemelidir. Eşler her anlamda birbirlerine anlayış göstermek durumundadır. Evlilik birlik olmak demektir ancak yine de birey olma konusu göz ardı edilmemelidir. Birbirine alan tanımak eşlerin görevleri arasındadır. Kişiler evlendikten sonra hobilerinden ya da keyif aldığı bazı aktivite ve davranışlardan vazgeçmek durumunda değildir. Ancak bunları devam ettirirken evliliğin ihmal edilmesi söz konusu olmamalıdır. Karşılıklı fikir alışverişi yapmak, kısıtlama yapmamak ve empatiyi eksik etmemek mutlu evliliğin sırlarındandır.

Dürüstlük Çok Önemli!

Dürüstlük tüm insan ilişkilerinde temeli oluşturur. Hele de evlilik söz konusu ise durum daha da ciddidir. Çünkü evli çiftler bir ömrü birlikte geçirme niyeti ile yola çıkmış kişilerdir. Bu nedenle evlilik yalanları ya da tutarsızlıkları kaldırmaz. Bazen eşler, kriz anlarında durumu kurtarmak adına pembe yalan adını taktıkları kaçış yolunu tercih eder. Bu ufak gibi görünen yalanlar aslında gelecekte eşlerin karşısında aşılamaz bir duvar örmek için yeterlidir. Ayrıca söylenen yalanların ortaya çıkması evliliklerde genelde an meselesidir. İnsanın en şeffaf olması gereken kişi eşidir ve hiçbir şeyi saklamadan olduğu gibi anlatmalıdır.

Evliliklerdeki bir diğer tehdit de gereksiz yere duyulan güvensizlikdir. İlişkiyi günden güne çürüten bu durum büyük bir problemdir. Eşine güvenmeyen kişi hem kendisini hem de partnerini huzursuz ederek mutluluğa gölge düşürecektir. Eğer şüphe duyulacak bir durum söz konusu değilse devamlı olarak eşi kontrol altında tutmaya çalışmak ve güvenmemek yanlış bir yaklaşımdır.

Kaçmak Çare Değil

Evlilikte kapının önünde bırakılması gereken bir şey varsa o da gururdur. Eğer ortada bir sorun varsa ve eşlerden biri ya da her ikisi de gurur yaparak evliliği bir güç savaşına çeviriyorsa tehlike çanları çalıyor demektir! Eşler birbirinin rakibi değil aksine takım arkadaşıdır. Ne yazık ki bazı evliliklerde inatlaşma ve ateşe körükle gitme durumu mevcuttur. Sürekli “ben haklıyım“ dire diretmek ve bir şeyleri ispat etmeye çalışmak boşa kürek çekmekten başka işe yaramaz. Genelde erkekler tartışma sonrası evden çıkıp gitme ve ortamı terk etme eğiliminde olur. Kadınlar da bu durum karşısında daha da hırçınlaşarak işi inada bindirebilir. Sonuç olarak ortaya, birbirlerine hoş olmayan sözler söyleyen bir çift ve mutsuz geçen günlerden oluşan bir tablo çıkar. Bu nedenle kaçmak yerine yüzleşmek ve gerekirse yüz yüze tartışmak gereklidir. Dozu kaçırılmayan bir tartışma, kaçmak ya da inatlaşmaktan çok daha iyi sonuçlar doğuracaktır.

Sevgi Her Şeyin İlacı…Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir

Bir evliliği katlanmaz kılan en önemli şeylerden biri de sevgisizlik olsa gerek. Öncelikle bir insanla evlenme kararı almadan önce onu gerçekten sevdiğinizden emin olmanız gereklidir. Evlilik tıpkı bir çiçeğin bakımına benzer. Bir yuvayı mutlu kılmak için devamlı olarak özen göstermek ve  sevgi ile beslemek gereklidir. Eşinizi sevdiğinizi kendiniz hissetmeniz yeterli olmayacaktır. Bunu ona da hissettirmeniz gerekir. Evliliklerin yıpranmasında ve mutsuzlaşmasındaki en büyük etkenlerden biri de sevgiye dair detayların ortadan kalkmasıdır. Gün içinde atılan romantik bir mesaj, arada sırada eşe yapılan minik sürprizler ve jestler mutlu evliliğe katkı sunan inceliklerdendir. Flört dönemindeki davranışların tamamen geride bırakılması ve sadece karı-koca ya da anne-baba rollerine bürünmek en çok yapılan hatalardandır. Bu nedenle eşler 5 çocuk sahibi dahi olsa evliliğin temelinin sevgi ve ilgiden ibaret olduğunu asla unutmamalıdır. İlgisizlik evliliği tehdit eden unsurlardan biridir ve evliliğinizi buna kurban etmemek de sizlerin elindedir.

Evlilikte Sadakatsizliğe Yer Yok!

Belki anlayışsızlık, ilgisizlik ya da monotonluk bir noktaya kadar sabır edilebilir ya da düzeltilebilir sorunlardan biridir. Ama sadakatsizlik, evliliği tartışmasız bitiren bir durumdur. Hiçbir açıklaması ya da katlanılabilirliği olmayan sadakatsizlik karşısında eşler evliliği bitirme yoluna gider. Evli bir kişinin başkasına ilgi ya da hoşlantı duyması ya da yasak bir ilişki yaşaması kabul edilebilir değildir. Eğer kişi artık eşine karşı sevgi ve saygı duymadığını fark etmişse yapılacak en doğru davranış evliliğin sonlandırılmasıdır. Çünkü sevginin bitmesi demek kişinin bir başkasına karşı ilgi duyabileceği anlamına gelir. Sadakati bir ömür boyu sürdürmek ve sevgi ile beslemek mutlu evliliğin anahtarı demektir.

 

Çocuğunuz Egemenliğini mi İlan Etti?

2 yaş bebeklikten çocukluğa geçiş dönemi olarak açıklanabilir. Bu nedenle kritik bir eşik olarak görülür. Ebeveynler için zorlu bir süreç olabilen 2 yaş döneminde çocuklarının kendini ispat etmeye çalıştığı davranışlar söz konusudur. Artık büyüdüğünün farkında olan çocuk kendi egemenliğini ilan etmeye çalışır. Çocuğun bağımsız bir birey olma çabası içerisine girmesi ise anne ve babalar için zorlayıcı olabilir. Bu dönemdeki çocukların artık kendi istek ve fikirleri ön plandadır. Kıyafet, yiyecek, aktivite konusunda seçici olmaya başlamaları ağlama nöbetlerini de beraberinde getirebilir. Hırçın ve inatçı olma eğiliminde olan 2 yaş dönemi çocukları için “hayır“ kelimesi özgürlüklerine çekilmiş bir settir. Hatta bazen durum o kadar vahim bir hal alır ki istedikleri şeyler yapılmadığında etrafa vurma, kendilerine zarar verme gibi davranışlara da başvurabilirler. Bu süreçte ebeveynler sakin ve sabırlı olmalı, çocuklarına tepki ile karşılık vermemelidir. Onu anlamaya çalışmak ve destek olmak yerine çocuklarının üzerine gitmeleri halinde durum daha karmaşık bir hal alabilir.

2 Yaş Sendromu Nedir?

2 yaş sendromu genellikle 18. ayda başlayıp 36. ayda son bulsa da bazen 16. ayda da başlayabilir. 2 yaş sendromunun bazen 42. aya kadar devam etme durumu da söz konusudur. 2 yaşındaki bir çocuğun en önemli çabası kendini dışarıya ispatlama isteğidir. Her şeyi kendi başına yapabileceğini göstermeye çalışan çocuk yardım taleplerine sıcak bakmaz. Ebevenylerini taklit etmek ise en sevdiği işlerin başında gelir. Kontrol altında tutulmaktan hoşlanmayan çocuk karşısında ebeveynler öfkeli tavırlar sergilerse çocuk daha da hırçınlaşacaktır. 2 yaş dönemindeki çocukların ani ruh hali değişimleri söz konusudur. Bazen ebeveynler çocuklarının neye öfkelendiğini anlamakta bile güçlük çekebilirler. Söylenen şeyleri yapmak istememe, ya da zıttını yapma eğiliminde olma 2 yaş dönemindeki çocuklarda sıklıkla görülen daranışlar arasındadır. Bu yaş grubundaki çocukların çevreyi keşfetme merakı da ön plandadır. Bu nedenle durdurulmaktan hiç hoşlanmazlar. 2 yaşındaki çocukların henüz dil ya da el becerileri henüz çok fazla gelişmemiş olduğu için ebeveynleri tarafından yönlendirirler. Ancak 2 yaşındaki çocukların hoşlanmadıkları davranışlardan biri de yönlendirilmektir. Ayrıca henüz yeterli kelime dağarcığına sahip olamamaları ve motor becerilerinin yeterince gelişmemiş olmamasından dolayı da öfkelenmeleri normaldir. Örneğin; lego oynarken parçaları düzgünce takıp çıkartamamaları halinde sinirlenip, legoları etrafa fırlatabilirler. Öfke nöbetleri bazen çok uzun sürebilir. 2 yaş dönemindeki çocukların zaman algısı da yeterince gelişmediğinden beklemekten nefret ederler. Son derece sabırsız ve hareketli olurlar.

2 Yaş Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

2 yaş dönemindeki bir çocukta görülen en yaygın belirtiler şu şekilde sıralanabilir;

l Her şeyi kendisi yapmak ister.

l Yardım teklif edildiğinde sinirlenir.

l Başarızlıkla sonuçlanan bir girişimi sinir krizi geçirmesine neden olabilir.

l Dışarıda elinden tutularak yürümekten hoşlanmaz.

l Mevsimine uygun olmayan giyisiler giymekte ısrarcı olabilir. Örneğin; yaz gününde kalın bir şapka ya da eldiven giymek konusunda inatçı olabilir.

l Yemek seçmeye başlar, sadece kendi istediği yiyecekleri yemek isteyebilir.

l Çok hareketlidir, yorulmak bilmez. Bu da ebeveynler için oldukça yorucu ve yıpratıcı olabilir.

l Söylenilenin tersini yapma konusunda istikrarlıdır. Daima ‚ben bilirim‘ havası içerisindedir.

l Saldırganlık, öfke nöbetleri, etrafa ya da kendine zarar verme eğilimi yüksektir.

l İstediklerini genelde ağlayarak elde etmeye çalışır. 2 yaş dönemindeki çocukların en büyük silahı ağlamak ve öfkelenmektir.

l Yaklaşık 30 dakika süren ağlama krizleri yaşar.

2 Yaş Döneminde Ebeveynler Nasıl Bir Yaklaşım Sergilemelidir?

 

l Öncelikle aileler tarafından bu sürecin geçici olduğu unutulmamalıdır. Çocuğun bu dönemde kendi bireyselliğini kabul ettirme çabası içinde olduğu anlayışla karşılanmalıdır.

l Aileler bu dönemde çocuklarının istek ve duygusal durumlarına karşı sabırlı olmalılardır. Yanlış olan daranışlar ve kurallar çocuğa oyunlar sırasında aşılanabilir. Bu yaş grubundaki çocuklar aileleriyle oyun oynamaktan çok hoşlanırlar. Çocuk ile sağlıklı iletişim kurmak adına oyun ve aktivite ağırlıklı zaman geçirmek bu sürecin daha hafif atlatılması için faydalı olacaktır.

l Kızmak, sürekli bağırmak ya da fiziksel şiddet çocuğun daha da hırçınlaşmasına neden olur. Çocuk tehlikeli ya da yanlış bir davranış yaptığında aile sinirli şekilde çocuğa bağırmak yerine “ bu yaptığın çok da doğru bir davranış değil, istersen bir dahaki sefere şu şekilde yapmayı deneyebilirsin“ şeklinde uyarıda bulunursa daha doğru olabilir. Çocuğun uyması gereken kural sevimli bir dille anlatılırsa ters tepki vermeyecektir.

l Özellikle “hayır“ kelimesi 2 yaş dönemindeki çocukları çıldırtan bir kelimedir. Doğrudan “hayır“ demektense dolaylı şekilde çocuğu uyarmak mantıklı bir davranış olur.

l Bu süreçte çocuklar son derece itaatsiz olurlar. Emrivaki yapmamak çocuğun daha sakin bir dönem geçirmesi için önemlidir. Bu süreçte ebeveynler çocuklarını asla tehdit etmemelidir.

l Eğer çocuk bir işi kendi başına yapabildiyse övülmeli ve “aferin, çok başarılı bir iş çıkardın gibi ifadeler ile kendini değerli hissetmesi sağlanmalıdır.

l Çocuk öfke nöbetine girdiğinde ilgisini bir başka yöne çekmeye çalışabilirsiniz. Sevdiği bir çizgi filmi açmak, hoşuna giden bir konuda sohbet başlatmak faydalı olabilir.

l Çocuğunuza basit sorumluluklar vermeniz de ona iyi gelecektir. Örneğin; ev temizliği sırasında eline bir vileda vererek yerleri silmesini talep edebilirsiniz. Ya da birlikte kek, kurabiye yapmayı teklif edebilirsiniz.

l Eğer bir kez “hayır“ dediyseniz, çocuğunuz ağlama krizine girdikten sonra kararınızı “evet“ olarak değiştirmeyin. Bu; çocuğun kafasında “demek ki ağlarsam annem izin verecek“ olarak kodlanabilir.

l Çocuk tehlikeli işler peşinde değilse sürekli kısıtlanmamalı ve “dur, yapma“ gibi kelimeler devamlı söylenmemelidir.

Tıbbi Yardım Almak Gerekli mi?

 

2 yaş döneminde çocuğun başına buyruk olmak istemesi ve baskı altına girmekten hoşlanmaması çok normaldir. Ancak bazen ebeveynler hangi yolu denerse denesin çocuklarının davranışları ile mücadele edemeyebilirler. Eğer çocuğun duygu ve davranışları kontrolden çıktıysa profesyonel bir yardım almak gerekiyor olabilir;

 

l Eğer öfke ve ağlama krizleri yarım saatten daha uzun sürüyorsa,

l Çocuk kendine ya da başkalarına sürekli zarar verme eğilimi içindeyse,

l Göz temasından kaçınıyorsa,

l İçine kapanık ve sürekli somurtkansa,

l Aşırı agresif tavırlar sergiliyorsa uzman bir çocuk doktoruna danışmakta fayda olacaktır. Çünkü çocukta 2 yaş sendromunun yanı sıra davranış bozukluğu söz konusu olabilir.

Çocukların agresif, öfkeli ve inatçı davranışları genellikle 4 yaşın sonunda tamamen kaybolur. 2 yaş döneminde şiddetli olan özgür davranışlar aileler için her ne kadar zor olsa da sakin ve anlayışlı tavır sergilenmesi halinde kolaylıkla atlatılacaktır.