Loading...

Kategorie: Gündem

En güncel gündem haberleri Sektörel TV Ekranlarında! Gündeme dair tüm ha…

Balıkesirli Öğrencilerden Uluslararası Başarı: GastroErasmus 2026’da 6 Madalya

Balıkesir’in Karesi ilçesinde eğitim veren Gazi Mustafa Kemal Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2026 yılında düzenlenen GastroErasmus yarışmasında büyük bir başarıya imza attı. Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün destekleriyle yarışmaya katılan okul, uluslararası platformda adından söz ettirdi.

Okul Müdürü Osman Gönülal liderliğinde yürütülen çalışmalar sonucunda öğrenciler, gastronomi alanındaki yetkinliklerini başarıyla sergiledi. Yarışmaya katılan öğrenciler Eylül Türkten, Mustafa Baran İçuz ve Naim Ege Gündüz; İngilizce Öğretmeni Nezahat Barbaros ile Yiyecek İçecek Hizmetleri Öğretmenleri Özgenur Savaşan ve Yıldız Altın Özkaraca rehberliğinde yoğun bir hazırlık sürecinden geçti.

 

Uluslararası gastronomi yarışmaları, öğrencilerin mesleki becerilerini geliştirmesinin yanı sıra yabancı dil yeterliliklerini artırmalarına ve farklı kültürleri tanımalarına katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda bu tür organizasyonlar, öğrencilere yurt dışı staj ve kariyer fırsatları sunarak küresel iş gücü piyasasına hazırlanmalarında önemli rol oynamaktadır.

Okul yönetimi, uluslararası projeler ve yarışmalar aracılığıyla öğrencilerin sektörel yeterliliklerini artırmayı hedeflediklerini belirtirken, elde edilen başarı bu vizyonun güçlü bir göstergesi oldu.

🏆 Yarışmada elde edilen sonuçlar:
4 Altın 🥇 ve 2 Gümüş 🥈 madalya kazanarak büyük bir başarıya imza atıldı.
Özellikle ekip yarışmasındaki üstün performans büyük beğeni topladı.

 

MHR GYO, 489 milyon TL kar açıkladı

MHR GYO Genel Müdürü Nurkan Kaçmaz, 2025 yılında karlılıklarını, bir önceki yıla göre 4 kat artırarak, 489 milyon TL’ye çıkardıklarını açıkladı. Kaçmaz, 2025 yılındaki büyümeyi, tamamen kendi özkaynakları ile finanse ettiklerini de vurguladı.

MHR GYO, 2025 yılı mali sonuçlarını açıkladı. Buna göre, MHR GYO, 2025’i, 489 milyon TL karla kapattı. Finansal sonuçlar hakkında açıklama yapan MHR GYO Genel Müdürü Nurkan Kaçmaz, şirketin, 2025 yılı yatırım faaliyetlerindeki başarısı ve finansal yönetim performansı sonucu 489 milyon TL kar elde ettiklerini, bir önceki yılla mukayese edildiğinde karlılıklarını 4 kattan fazla artırdıklarını söyledi.

Kaçmaz, enflasyon düzeltmesine rağmen aktif toplamın 2024 yılına göre yüzde 10,5 oranında artarak, 10 milyar TL’yi geçtiğini ifade ederek, “2025 yılı, şirketimiz açısından yatırım odaklı dönüşüm ve büyüme yılı oldu. Yatırım harcamalarımızda kaydedilen artışa rağmen, operasyonel disiplin ve etkin finansal yönetimimiz sayesinde kârlılığımızı güçlü bir şekilde artırmayı başardık” dedi.

2025 yılı sonunda gayrimenkul portföyünün rayiç değer artışının, yıllık enflasyon oranının üzerine çıkarak yüzde 15 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Kaçmaz, “Bu büyüme reel bazda pozitif getiri üretti ve aktif büyüklüğümüz de önemli bir değer artışı yarattı” şeklinde konuştu.

SERMAYEMİZİ YÜZDE 50 ARTIRDIK

Nurkan Kaçmaz, 2025 yılında elde edilen güçlü kârlılık performansı sayesinde enflasyona rağmen özkaynakları büyüttüklerini, şirketin sermayesini yüzde 50 oranında arttırarak, sürdürülebilir büyüme için sağlam bir finansal zemin oluşturduklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

“Şirketimiz, 2025 yılındaki büyümesini, tamamen kendi özkaynakları ile finanse ederek, likiditesi yüksek borcu olmayan bir finansal görünümle tamamladı. MHR GYO olarak, 2026 yılında da yeni projeler, operasyonel verimlilik, kârlılık artışı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Kapadokya Kültür Derneği ve Avrupa Nevşehirliler Platformu’ndan Dev Kongre Merkezine Ziyaret

Almanya/Gelsenkirchen. Almanya Kapadokya Kültür ve Dayanışma Derneği ile Avrupa Nevşehirliler Platformu, Avrupa’nın en modern etkinlik alanlarından biri olan Bellauvent Kongre ve Event Merkezi’ni ziyaret etti.

Nevşehirli hemşehrilerin ve bölgeye gönül veren dostların katıldığı bu anlamlı ziyarette, Türk girişimciliğinin ulaştığı modern nokta yerinde incelenirken Kapadokya kültürü Avrupa’nın kalbinde bir kez daha temsil edildi.

EKOM GmbH Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Bellauvent Kongre Event’in sahibi Zonguldaklı iş insanı Mehmet Öztürk tarafından hayata geçirilen merkez, titiz tasarımıyla dikkat çekiyor. İki görkemli salonu ve büyük restoranı ile düğün, nişan, konser, iftar yemekleri ve kurumsal toplantılar için tasarlanan kompleks, bölgenin en prestijli organizasyon noktası olma özelliğini taşıyor.

Kapadokya Ruhu ve Kültürel Paylaşım

Ziyaret sırasında iş insanı Mehmet Öztürk ile yakından tanışma fırsatı bulan heyet, Kapadokya’dan özel olarak getirilen el dokuması halıyı hediye etti. Kültürel bağları güçlendirmek amacıyla çalışan hanımefendilere, birikim yapıp Kapadokya’da tatil yapmaları temennisiyle cüzdan takdim edildi. Ayrıca Nevşehir’in gururu, engelli şair-yazar Feridun Türkmen’in kitabı hediye edilerek Avanos ve Ürgüp’ün kültürel mirası paylaşıldı.

Başkan Mümün Uluç: „Büyük Bir Gurur Yaşıyoruz“

Ziyaret esnasında bir açıklama yapan Almanya Kapadokya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mümün Uluç, projenin önemine dikkat çekerek duygularını şu sözlerle ifade etti:

„Bugün burada hem bir Nevşehirli hem de bir dernek başkanı olarak tarif edilemez bir mutluluk içerisindeyim. Avrupa’nın en prestijli kongre merkezlerinden birini ziyaret etmek, milletimizin burada böylesine modern ve titiz bir esere imza attığını görmek bizleri onurlandırdı. Bu güzel salonun hem vatandaşlarımıza hem de Alman toplumuna hayırlı olmasını diliyorum. Bizim amacımız her zaman kültürümüzü yaşatmak ve başarıyı desteklemektir. Mehmet Öztürk ve ekibine gösterdikleri eşsiz misafirperverlik için teşekkür ediyor, tüm hemşehrilerimize bu kaliteli hizmeti tavsiye ediyorum.“

Ziyarete Katılan İsimler

Nevşehir dayanışmasının en güzel örneğinin sergilendiği ziyarete şu isimler eşlik etti: Kapadokya Kültür Derneği Başkanı Mümün Uluç, şair-yazar Nebiha Yücel, halk ozanı Mustafa Turgut, iş insanları Osman Ülkü ve Mustafa Mehmet Yaldız, sivil toplum kuruluşu üyeleri Dilek Alemdar ve Mehmet Güç. Basın dünyasından Murat Kubat ve Hasan Akdoğan ile Kapadokya sevdalısı Mustafa Güleç ve kızı Merve Güleç de bu özel günde heyeti yalnız bırakmadı.

Avrupa’da Yılın Gazetecisi Ödülü Vatan Öz’e Verildi

Diaspora Medyası İçin Stratejik Destek Çağrısı

GELSENKIRCHEN (Almanya)Vatan Öz, Avrupa Türk Medya Zirvesi 2026 kapsamında verilen “Avrupa’da Yılın Gazetecisi” ödülüne layık görüldü. Ödül, Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde düzenlenen törende Ali Paşa Akbaş tarafından takdim edildi.

Zirve organizasyonunda yapılan açıklamada, Öz’e ödülün; uzun soluklu gazetecilik kariyeri, diaspora medyasına katkıları ve Avrupa’daki Türk toplumuna yönelik yayıncılık faaliyetleri nedeniyle verildiği belirtildi.

34 Yıllık Gazlekecilik Kariyeri

Birleşik Krallık’ta (İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda) yaklaşık 30 yıldır gazetecilik yapan Vatan Öz, 25 yıldır Avrupa Gazetesi’ni aralıksız yayımlıyor. Bugüne kadar 1.253 sayı yayımlanan gazete, bu hafta 25’inci kuruluş yılını kutladı. Öz ise meslekte 34’üncü yılını geride bıraktı.

1992 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitimine başlayan Öz, öğrencilik yıllarında medya araştırmaları alanında çalışmalar yürüttü. 1992-1996 yılları arasında Türk medyasına yönelik araştırmalar yaptı; çalışmaları Aktüel, Tempo ve Hürriyet gibi yayın organlarında yer aldı.

Öğrencilik döneminde Power FM, Number One FM, Sabah, Hürriyet, Star TV ve İstanbul FM gibi kuruluşlara medya araştırmaları gerçekleştiren Öz, mezuniyetinin ardından Londra’ya yerleşti ve yaklaşık 30 yıldır yaşamını Birleşik Krallık’ta sürdürüyor.

Ödül Konuşmasında Diaspora Vurgusu

Öz, ödül konuşmasında İngiltere ve Avrupa’daki Türk toplumuna, okurlarına ve destek verenlere teşekkür etti. Avrupa Türk Basın Yayın ve Gazeteciler Birliği Başkanı Ali Paşa Akbaş’a desteklerinden dolayı teşekkür eden Öz, ailesinin uzun yıllar boyunca verdiği desteğe dikkat çekti.

Konuşmasında diaspora medyasının önemine değinen Öz, Avrupa’daki Türk basınının kamu diplomasisi açısından stratejik bir rol üstlendiğini ifade etti.

Medya Çalıştayında Destek Modeli Önerisi

Zirve kapsamında düzenlenen medya çalıştayında konuşan Öz, Avrupa’daki Türk medyasının yapısal sorunlarına değindi. Yurtdışında faaliyet gösteren Türk medya kuruluşlarının fiilen Türkiye’nin kamu diplomasisi ve kültürel iletişim ağının önemli bir parçası olarak görev yaptığını belirtti.

Öz’ün önerdiği pilot destek modeline göre:

  • İlgili ülkelerde yasal olarak kayıtlı medya kuruluşları,

  • En az 3 yıl kesintisiz yayın yapan kurumlar,

  • Türkiye Cumhuriyeti basın kartı sahibi gazeteci bulunduran veya akredite olan yapılar,

  • Büyükelçilik veya Başkonsolosluk nezdinde kayıtlı medya kuruluşları şeffaf kriterler çerçevesinde destek kapsamına alınabilir.

Modelin Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ülkelerde 12 aylık pilot uygulama ile başlatılması ve sonuçlarının etki analizi ile değerlendirilmesi önerildi. Öz, bunun doğrudan gelir transferi talebi değil; mevcut teşvik mekanizmalarının yurtdışı Türk medyasını kapsayacak şekilde genişletilmesi yönünde bir politika önerisi olduğunu ifade etti.

Uluslararası Medya Ağı ve Akademik Geçmişi

Foreign Press Association (FPA), Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi olan Öz; ikisi İngilizce yayın yapan altı haber portalı ile basılı haftalık gazeteyi yönetiyor.

1993 yılında TRT Genel Müdürlüğü bünyesinde görev alan Öz; BBC, Reuters, MTV ve The Guardian gibi uluslararası medya kuruluşlarında yer aldı ve çeşitli ülkelerde panel ve konferanslara katıldı.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu olan Öz, Birleşik Krallık’ta University of Wales Trinity Saint David’den MBA derecesine sahip.

DTİK Türkiye–Almanya İş Dünyasını Antalya’da Buluşturdu

DTİK, TÜRKİYE–ALMANYA İŞ DÜNYASINI, BİRLİKTE ÜRETMEK İÇİN ANTALYA’DA BİR ARAYA GETİRDİ

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) / Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen, Türkiye Almanya Çalıştayı, DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin, DEİK Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz, DTİK Bremen Temsilcisi Jacquleine Bakır Brader, DTİK Hamburg Temsilcisi İrfan Gündoğan, DTİK Kiel Temsilcisi Turgay Cahit Ağrı, DTİK Köln Temsilcisi Nurdan Ertoğan, DTİK Stuttgart Temcilcisi Hakan Balcılar, DTİK Hannover Temsilcisi Hasan Kurtuluş  ve 100’den fazla iş insanının katılımlarıyla 16 Şubat 2026 tarihinde Antalya’da gerçekleştirildi. Almanya’daki Türk iş dünyasının mevcut yapısının değerlendirildiği Çalıştay’da, diaspora diplomasisi perspektifinde iş birliği alanları ve DTİK Almanya yapılanmasının kurumsal yol haritası, Türk diasporasının iş dünyasındaki rolü ve geleceğe dönük ortak hedefler ele alındı.

 

Şahin: “Birlikte üretme ve kazanmanın gücüne inanıyoruz”

DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin, “DTİK’in ilk kurultayını 1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirdik. O gün attığımız adım, aslında küresel ölçekte bir Türk iş ağı oluşturma hayalinin başlangıcıydı. Bugün geldiğimiz noktada bu hayalin ne kadar güçlü bir yapıya dönüştüğünü hep birlikte görüyoruz. Dünyada 6,5 milyon, Almanya’da ise 3,5 milyon Türk kökenli insan yaşıyor. Almanya’da 100 bine yakın Türk girişimci bulunuyor. Bu girişimciler 90 milyar Euro ciro üretiyor ve yaklaşık 500 bin kişiye istihdam sağlıyor. Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 50 milyar dolar seviyesinde. Bu rakamlar yalnızca ekonomik büyüklüğü değil, aynı zamanda stratejik potansiyeli de ortaya koyuyor. Almanya’nın Düsseldorf, Hamburg, Köln, Stuttgart, Frankfurt ve daha birçok önemli şehrinde toplantılar gerçekleştirdik. 1000’in üzerinde kişiye ulaştık. Amacımız yalnızca toplantı yapmak değil; kalıcı, sürdürülebilir ve stratejik bağlar kurmaktı. Sivil toplum kuruluşlarıyla, özellikle gençlere yönelik platformlarla iş birliği yapıyoruz. DTİK bir “Kazan-Kazan” platformudur. Türkiye kazanır, Almanya kazanır, iş dünyası kazanır, toplum kazanır. Biz rekabetin değil, birlikte üretme ve kazanmanın gücüne inanıyoruz” dedi.

Yavuz: “Türk diasporası, bilgi, deneyim, network ve gönül bağı demektir.”

DEİK Genel Sekreter Yardımcısı Adem Yavuz ise, “Diaspora; doğrudan yatırım, ticaret köprüleri, girişimcilik ve bilgi transferi açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. DTİK’in yaklaşımı, Diaspora girişimcilerini görünür kılmak, iş dünyası ile diaspora arasında köprü kurmak ve yerel otoritelerle temas noktalarını çoğaltmaktır. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Türk diasporası sadece sayısal bir büyüklük değildir. Aynı zamanda bilgi, deneyim, network ve gönül bağı demektir. Eğer bu potansiyeli organize edebilirsek, sürdürülebilir ve stratejik bir güce dönüştürebiliriz. Bugün 90 ülkede temsil ediliyor, 1100’ün üzerinde üyeye sahibiz. Üyelerimizin yüzde 51’i Avrupa’da, yüzde 16’sı Avrasya’da, geri kalanı Afrika-Ortadoğu-Körfez, Balkanlar, Asya-Pasifik ve Amerika’da yer almaktadır. Bu dağılım bize gerçek anlamda küresel bir ağ kazandırmaktadır” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen Almanya’daki Türk iş dünyasının mevcut durumu sunumunda, sektörel fırsatlar ve iş birliği alanları, Diaspora gücünün kurumsallaşması, DTİK çatısı altında ortak çalışma modelleri ele alındı.

Toplantının sponsoru ise, Şahinler Holding oldu.

Düsseldorf’ta Ekonomi Zirvesi: Türk-Alman İş Dünyası Dijitalleşme ve Yeni Yatırımları Konuştu

YENİ YATIRIM FIRSATLARINI KONUŞTU

Düsseldorf. Ekonomi yayıncılığına yön verme vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Almanya’ya özel olarak her yıl yayımladığı Almanya’da İş Dünyası sayısı kapsamında düzenlediği Ekonomi Zirvesi’nde Türk ve Alman iş dünyasını bu yıl “Yeni Çağın Dili: Dijitalleşme” başlığı altında bir araya getirdi. Dördüncüsü gerçekleştirilen zirvede; dijital dönüşüm, teknolojik rekabet, verimlilik ve sınır ötesi iş yapma modelleri masaya yatırıldı.

Ekonomi yayıncılığında yön gösteren bir platform olma hedefiyle yurt içi ve yurt dışı etkinliklerini sürdüren Türkiye’de İş Dünyası dergisi, Almanya’ya özel olarak her yıl yayımladığı “Almanya’da İş Dünyası” sayısı kapsamında bu yılki Ekonomi Zirvesi’ni dijitalleşme odağında gerçekleştirdi. 4. Almanya’da Ekonomi Zirvesi, 29 Ocak Perşembe günü Düsseldorf’ta, “Yeni Çağın Dili: Dijitalleşme” ana temasıyla düzenlendi.

Almanya’daki Türk yatırımcılar ile Türkiye’den Almanya pazarına açılmayı planlayan iş insanlarını, kamu temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla buluşturmayı amaçlayan zirvede; dijital dönüşümün iş yapma biçimlerine etkisi, Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlayan teknolojik yatırımlar, yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı yönetim modelleri ele alındı.

Zirveye; Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) Başkanı Av. Aziz Sarıyar, TDU-NRW Türk-Alman İş İnsanları Derneği Başkanı Cevdet Kocaş, Türk Telekom Internatıonal Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Green Park Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Başkanı Adil Üstündağ, TÜYAFED Avrupa Başkanı Berkan Tüzünataç, Bulutistan Avrupa Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Edin, TEBA Yönetim Kurulu Üyesi Cihangir Soytürk ve Ticaret Ateşesi Pınar Aslan katılarak dijitalleşmenin kamu, özel sektör ve sivil toplum boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

YENİ ÇAĞIN DİLİ KONUŞULDU

Toplantının açılış konuşmasını Türkiye’de İş Dünyası dergisi Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak yaptı. Toprak konuşmasında, şu noktalara değindi; “İş dünyasında ne gelişme olursa ilk ve ayrıntılı bir şekilde bizden öğreneceğinizi ifade etmiş, iş dünyasının önünü açmak görevimiz demiştik. Dergimizin ilk çıkış mesajında bu iki konu vardı. Bu tutumumuza ilk günkü gibi devam ediyoruz. Hatta Avrupa’ya da açılarak çalışmalarımızı bir adım daha öteye taşıdık. Bugün 4. Almanya Ekonomi Zirvesi’ni gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Hepinizin bildiği üzere dijitalleşme günümüzün en önemli konularının başında geliyor. İstedik ki bugün burada hep birlikte yeni çağın dili olan dijitalleşmeyi masaya yatıralım.”

DİJİTALLEŞME TÜRK-ALMAN EKONOMİK İLİŞKİLERİNİN ANAHTAR BAŞLIĞI

Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, yaptığı konuşmada, Türk-Alman ekonomik ilişkilerinin güçlenmesinde dijitalleşmenin, nitelikli insan kaynağının ve dönüşen Türk iş dünyasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Türkiye’de İş Dünyası dergisinin bu ilişkilerde referans bir yayın niteliği taşıdığını vurgulayan İzbul, zirvelerin güçlü bir iş ağı oluşturduğuna dikkat çekti.

Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin stratejik konumu, dinamik ekonomisi ve etkin diplomasisiyle çok boyutlu bir dış politika izlediğini ifade eden İzbul, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde faaliyet gösteren 20 bini aşkın Türk girişimcinin 100 binden fazla kişiye istihdam sağladığını belirtti. Türk yatırımlarının teknoloji, yazılım ve dijitalleşme alanlarında da güç kazandığını kaydeden İzbul, bu dönüşümün Türk iş dünyasının Almanya’daki kalıcı rolünü pekiştirdiğini söyledi.

Konuşmasında dijitalleşmenin artık diplomasinin ve konsolosluk hizmetlerinin temel unsurlarından biri haline geldiğini vurgulayan İzbul, Türkiye ile Almanya arasında hedeflenen 60 milyar dolarlık ticaret hacmi doğrultusunda karşılıklı yatırım ve iş birliklerinin desteklenmeye devam edeceğini ifade etti.

DİJİTALLEŞME ARTIK BİR TERCİH DEĞİL

Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, Doğu Avrupa merkezli operasyonlarıyla geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Türk Telekom International’ın, Hong Kong’dan Londra’ya, Moskova’dan Somali’ye uzanan hat boyunca kurumsal müşterilere toptan seviyede altyapı ve bağlantı hizmetleri sunduğunu belirterek, dijitalleşmenin günümüz ekonomilerinde kritik bir eşik haline geldiğini söyledi.

Dijitalleşmenin artık yalnızca verimlilik artıran bir araç olmaktan çıktığını vurgulayan Yıldırım, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve otomasyon teknolojilerinin iş süreçlerini yeniden tanımladığını ifade etti. Bu yeni ekonomik düzlemde rekabetin; hızlı öğrenebilen, uyum sağlayabilen ve teknolojiyi stratejik bir kaldıraç olarak kullanan kurumlar arasında şekillendiğini dile getirdi.

Türk Telekom Grubu’nun 185 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ettiğini aktaran Yıldırım, ülke genelinde 535 bin kilometreyi aşan fiber ağı ve 33,9 milyon haneye ulaşan fiber kapsamasıyla güçlü bir dijital altyapı sunduklarını kaydetti. 2005’ten bu yana yapılan yatırımların 22 milyar doları aştığını belirten Yıldırım, 2030’a kadar fiber erişimin 37 milyon haneye çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Türk Telekom International’ın Türkiye’yi Doğu ile Batı arasında stratejik bir dijital köprüye dönüştürdüğünü vurgulayan Yıldırım, Avrupa, Orta Doğu ve Asya’ya uzanan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağı ve denizaltı kablo sistemleriyle Türkiye’nin bölgesel bir veri merkezi konumunu güçlendirdiğini ifade etti. Yıldırım, “Dijitalleşme, ülkeler ve ekonomiler arasındaki mesafeleri kısaltan en güçlü kaldıraçtır” diyerek, bölge coğrafyalarının dijital dönüşümünde öncü rol üstlenmeye devam edeceklerini belirtti.

TEK BAŞINA BÜYÜME DEVRİ BİTTİ, ORTAKLIKLAR ŞART

DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Almanya’da düzenlenen toplantının ardından bir sonraki buluşmanın Hollanda’da yapılmasını istediklerini belirterek, Avrupa’daki Türk girişimciliğinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Avrupa’da 61 yıllık bir geçmişe sahip Türk iş dünyasının emek yoğun ve düşük katma değerli yapılardan, teknoloji ve verimlilik odaklı iş modellerine yöneldiğini vurguladı.

Türk girişimcilerin hizmet sektöründe önemli mesafe kat ettiğini ancak bunun yeterli olmadığını ifade eden Torunoğulları, DTİK olarak teknoloji ve dijitalleşme ekseninde yeni bir yol haritası oluşturduklarını aktardı. Bu kapsamda Avrupa’da büyük ölçekli Türk şirketleriyle temas kurduklarını, Türkiye’de teknoloji yatırımı yapan firmalarla iş birlikleri geliştirdiklerini ve Avrupa’daki beyaz yakalı Türk profesyonelleri girişimcilerle bir araya getirdiklerini söyledi.

Küresel ölçekte büyümenin ancak ortaklıklarla mümkün olduğunu dile getiren Torunoğulları, DTİK çatısı altında yürütülen çalışmaların ortaklık kültürünü güçlendirdiğini, markalaşmanın stratejik öneminin netleştiğini ve bu tür toplantıların artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı.

“DİJİTALLEŞME HUKUK VE KÜLTÜR MESELESİ”

ATİAD Başkanı Av. Aziz Sarıyar, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji ve yapay zekâ başlığıyla ele alınmaması gerektiğini belirterek, sürecin aynı zamanda hukuk ve kültürel altyapıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Türkiye ve Almanya arasındaki dijitalleşme farklarının bu noktada daha net görülebildiğine dikkat çekti.

Türkiye’den Almanya’ya gelen şirketlere danışmanlık verdiğini aktaran Sarıyar, Almanya’da bürokratik süreçlerin büyük ölçüde hâlâ kâğıt üzerinden yürütüldüğünü, bunun da şirketlere ciddi bir maliyet yükü getirdiğini ifade etti. Almanya’daki firmaların yalnızca bürokratik işlemler için yıllık yaklaşık 7 milyar euro personel maliyeti üstlendiğini belirten Sarıyar, sürecin yavaş ilerlemesine rağmen hukuki açıdan sağlam bir zemine dayandığını vurguladı.

Türkiye’nin genç ve dinamik yapısıyla dijital dönüşümde daha hızlı hareket edebildiğini söyleyen Sarıyar, iki ülkenin de birbirinden öğreneceği çok şey olduğunu dile getirdi. Sarıyar, konuşmasının sonunda katılımcıları 18 Nisan’da Düsseldorf Kongre Merkezi’nde düzenlenecek ATİAD Türk-Alman Ekonomik Günü’ne davet etti.”

DİJİTALLEŞME FAYDALI AMA İNSANLIK YARARI GÖZETİLMELİ

TDU NRW Türk-Alman İş İnsanları Derneği Başkanı Cevdet Kocaş, küresel dalgalanmalar ve ekonomik belirsizliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçildiğini belirterek, iş insanlarının uzun vadeli karar almasının her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Bu süreçte Türkiye ve Almanya’da iş dünyasını bir araya getiren etkinliklerin büyük değer taşıdığını vurgulayan Kocaş, Türkiye’de İş Dünyası dergisine ve Genel Yayın Yönetmeni Celal Toprak’a teşekkür etti.

Konuşmasında dijitalleşmeye farklı bir açıdan yaklaşan Kocaş, teknolojinin sunduğu faydaların tartışmasız olduğunu, özellikle Almanya’da nitelikli iş gücü sıkıntısının yaşandığı bir dönemde robotik çözümlerin önemli avantajlar sağladığını ifade etti. Ancak dijitalleşmenin ve teknolojik kabiliyetlerin yalnızca sınırlı bir grubun çıkarlarına hizmet etmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Teknolojiye karşı olunmaması gerektiğini vurgulayan Kocaş, asıl meselenin bu gelişmelerin tüm insanlığın yararına kullanılması olduğunu belirtti. Bu konuda Nobel Ekonomi Ödüllü Prof. Dr. Daron Acemoğlu’nun teknoloji ve yönetişim üzerine çalışmalarına atıfta bulunan Kocaş, teknolojik dönüşümün toplumun tamamını kapsayacak şekilde yönetilmesinin önemine dikkat çekti.

4 BİN 200 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYORLAR

Green Park Hotels & Resorts Yönetim Kurulu Başkanı Adil Üstündağ, yaptığı konuşmada hem iş hayatındaki yolculuğunu hem de Türkiye’ye yaptığı yatırımları samimi ifadelerle paylaştı. Malatya’da başladığı hayat yolculuğunda çobanlıktan sanayi ve turizm yatırımlarına uzanan süreci anlatan Üstündağ, otomotiv sektöründe üretimle başladığı girişimcilik faaliyetlerini daha sonra turizm alanına taşıdığını belirtti. Taksim’de 160 yataklı bir otelle turizme adım attıklarını ifade eden Üstündağ, bugün Türkiye ve yurt dışında birçok şehirde otel yatırımlarıyla büyüyen bir yapı oluşturduklarını söyledi.

Şirket bünyesinde 4 bin 200 kişiye istihdam sağladıklarını, aynı zamanda 345 öğrencinin eğitimine destek verdiklerini vurgulayan Üstündağ, iş dünyasında olduğu kadar sosyal sorumluluk alanında da katkı sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul’a sanata olan ilgisi nedeniyle özel bir tablo hediye eden Üstündağ, Almanya’da yeni bir otel yatırımı için de iş birliği mesajı verdi.

“AVRUPALI ORTAKLARA İHTİYAÇ VAR”

TÜYAFED Avrupa Başkanı Berkan Tüzünataç: federasyonun vizyonuna ilişkin bilgiler vererek şu şekilde konuştu; “Federasyon olarak 100 bin üyemiz var. Türkiye’de yerli ve üst düzey yazılımcı firmalar var. Benim buradaki görevim onları dünyaya açabilmek. Avrupa ile Türkiye arasında bir köprü kurmamız lazım. Bir de Türk firmalarımızın Avrupa’da başarılı olabilmesi için Avrupalı ortaklara ihtiyacı var. Çünkü onlar buranın sitemini mentalini çok iyi biliyorlar” açıklamalarında bulundu.

“TEBA STRATEJİK BİR KÖPRÜDÜR”

TEBA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Cihangir Soytürk, konuşmasında şu noktaların altını çizdi; “TEBA merkezi Düsseldorf’ta bulunan Türkiye ve Almanya başta olmak üzere Avrupa arasında ekonomik, sektörel ve insani bağlar kurmayı hedefleyen bir iş insanı derneği. Güçlü ve vizyoner şirketleri bir araya getirmek, şirketler arasında sinerji oluşturmak ve sürdürülebilir bir ekonomik köprü inşa etmek bizim temel misyonumuz. Doğru kişileri doğru kişilerle birleştiriyoruz. Bugün TEBA çatısı altında son derece güçlü bir üye yapısına sahibiz. TEBA olarak yalnızca konuşan değil bir araya getiren ve somut sonuçlar ortaya koyan bir yapıyız. TEBA yalnızca bir dernek değildir; TEBA Türkiye ile Avrupa arası kurulan ve ekonomik iş birliklerinin ötesine geçen Türk diasporasına hem maddi hem de manevi destek sunan yaşayan stratejik bir köprüdür.”

“TEKNOLOJİ YARIŞINDA GÜVEN VE UZUN VADELİ VİZYON ŞART”

Bulutistan Avrupa Genel Müdürü Doç. Dr. İbrahim Edin, Avrupa’daki faaliyetlerini “yeni nesil teknoloji savaşçısı” bakış açısıyla sürdürdüklerini belirterek, Bulutistan’ın 2015 yılında Türkiye’de kurulduğunu ve pandemi döneminin teknoloji sektöründe tarihi bir dönüşüm oluşturduğunu söyledi.

Pandemiyle birlikte teknoloji alanında onlarca yılda gerçekleşemeyecek bir değişimin kısa sürede yaşandığını ifade eden Edin, Bulutistan’ın bu süreçte EMEA bölgesinin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi olduğunu ve Sabancı Holding’in 5,5 milyar euroluk dijital dönüşüm stratejisinde bulut altyapısı alanında önemli bir rol üstlendiğini aktardı.

Almanya pazarında başarının temel koşulunun güven olduğuna dikkat çeken Edin, Türkiye’den gelen şirketlerin kısa vadeli kazanç beklentisi yerine uzun vadeli, planlı ve referans temelli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Bulutistan olarak sağlık, enerji ve sanayi başta olmak üzere Türkiye’nin yurt dışındaki yatırımlarını desteklediklerini belirten Edin, diasporadaki Türk şirketlerine bulut sağlayıcısı olarak katkı sunduklarını ifade etti.

Avrupa’da bilişim teknolojileri alanında ciddi bir boşluk bulunduğunu söyleyen Edin, Türkiye’nin dijitalleşme ve teknolojinin etkin kullanımı konusundaki tecrübesiyle özellikle hizmet alanında Avrupa’da güçlü bir oyuncu olabileceğini belirtti. Edin, Almanya’daki start-up ve scale-up Türk teknoloji şirketlerinin başarılarının artarak devam edeceğine inandığını sözlerine ekledi.

“AMACIMIZ ŞİRKETLERE DESTEK OLMAK”

Ticaret Ateşesi Pınar Aslan, “Düsseldorf ticaret açısından Almanya’nın en önemli eyaletleri arasında. Çok sayıda Türk firmamız pazara ilk girişte bu eyaleti tercih ediyor. Bizim amacımız da Türkiye’den buraya gelip pazara girmek isteyen şirketlerimize destek olmak. Burada yatırım yapmak isteyen şirketlerimize, “burada şirket nasıl kurulur, pazara girerken nelere dikkat etmek lazım” sorularına yanıt vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

“Türkiye’de hayat ticari işletmeler için daha kolay” diyen Aslan, Almanya’da bir şirket açmanın daha uzun sürdüğünü dile getirerek, “Türkiye’de bir şirket açmak istediğiniz zaman bir haftada şirket açılış işlemlerini tamamlamış oluyorsunuz. Burada en iyi ihtimal bu üç ay sürüyor. Firmaları bu süreçlerle ilgili bilgilendirmek, doğru derneklere, insanlara yönlendirmek bizim görevlerimizden bir tanesi” şeklinde konuştu.

İHLAS MEDYA, KÜRESELE AÇILIMA HAZIRLANIYOR

İhlas Medya Grubu Dijital Varlıklar Genel Müdürü Volkan Ormanlı, yayıncılığın yanı sıra yazılım ve yapay zekâ alanında da faaliyet gösterdiklerini belirterek, kendi yapay zekâsıyla çalışan, tüketiciyi anlayan ve içerik üreten bir yazılım altyapısı geliştirdiklerini söyledi. Ormanlı, bu yapının yakın dönemde küresel pazarlara açılmasının stratejik hedefler arasında yer aldığını ifade etti.

Türkiye’de herkese erişebilen sayılı medya gruplarından biri olduklarını vurgulayan Ormanlı, yalnızca yönettikleri sosyal medya hesaplarıyla aylık 2,5 milyar görüntülenmeye ulaştıklarını kaydetti. Farklı markalar ve start-up yapılarıyla geniş bir dijital ekosistem yönettiklerini belirten Ormanlı, yüksek etkileşim oranları ve teknoloji yatırımlarıyla Türkiye’de en fazla kişiye erişen, dinamik medya şirketlerinden biri konumunda olduklarını söyledi.

Dijitalleşme Odaklı Stratejik Buluşma: Türk ve Alman İş Dünyası Arasında Güçlü İş Birliği Vurgusu

Türkiye’de İş Dünyası dergisi tarafından Almanya’ya özel olarak yayımlanan “Almanya’da İş Dünyası” sayısı ve bu kapsamda düzenlenen Ekonomi Zirvesi, dijitalleşmenin merkezde olduğu yeni dönemde Türk ve Alman iş dünyası arasındaki iş birliklerinin stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.

Bu yıl da sürdürülebilir, teknoloji odaklı ve uzun vadeli ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlayan zirve; dijital dönüşüm, yenilikçi iş modelleri ve sınır ötesi ekonomik iş birlikleri açısından güçlü bir buluşma noktası olma özelliğini pekiştirdi. Türk ve Alman iş dünyasının temsilcilerini ortak bir vizyonda buluşturan organizasyon, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıktı.

 

  1. ALMANYA EKONOMİ ZİRVESİ’NDE KİMLER ÖDÜL ALDI?
  • Ali İhsan İzbul – Türkiye Cumhuriyeti Düsseldorf Başkonsolosu
  • Yavuz Yıldırım- Türk Telekom International Genel Müdürü
  • Turgut Torunoğulları- DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı
  • Sinan Çevik – Bereket Brot Şirket Kurucusu
  • Avşar Dada – Asset Genel Müdürü
  • Esra Ünal – Proline Europe Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü
  • Sergen Ertürk – Öz Kayseri Yönetici Ortağı
  • Murat Kubat – Hasene
  • Hülya Yılmaz – Lojistik Sektörü
  • Doğan Akdoğan ve Vijdan Taşçı- Mediatör Restaurant Kurucuları

ATİK Heyeti, Komrat Belediye Başkanı ve Essen Başkanı’ndan TÜYAP’a İş Birliği Ziyareti

TÜYAP Kurucu Başkanı Bülent Ünal’ı, ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin, Komrat Belediye Başkanı Serghei Anastasov ve ATİK Almanya Essen Başkanı Akif Candemir ve Heyeti Ziyaret Etti

IIFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı,Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve MOS Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda,Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) desteğiyle,27–31 Ocak 2026 tarihleri arasında Türkiye’de İstanbul’daki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Dünyanın en prestijli mobilya fuarları arasında yer alan IIFF 2026; üreticiler, alıcılar, yatırımcılar ve sektör profesyonellerini bir araya getirerek küresel ticaretin önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Fuar Öncesi Resmî Ziyaret

Fuar programı kapsamında;

ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin, Komrat Belediye Başkanı Serghei Anastosov, ATİK Essen Başkanı Akif Candemir , Fatih Vahti Gündağ- ATİK Türkiye Teşkilat Başkanı,Zekeriya Bölükbaşı – ATİK Almanya Essen Başkan Yardımcısı, Ludmila Anastosov – İş İnsanı, İsmet Özkan – ATİK Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı TÜYAP Kurucu Başkanı Mustafa Bülent Ünal’ı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’ndeki makamında ziyaret etti.

Gerçekleşen görüşmede; uluslararası fuarların iş dünyasına sunduğu fırsatlar, üretici firmaların küresel pazarlara erişimi ve ATİK – HAXSA – AWorldPress platform sisteminin sağladığı dijital network altyapısı ele alındı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve ilerleyen dönemde ortak projeler geliştirilmesi vizyonu ile tamamlandı.

Yoğun Uluslararası Katılım

IIFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı’na; çok sayıda ATİK ve HAXSA üyesi firma katılım sağladı.

Fuar kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden gelen girişimciler, Türkiye içerisindeki üreticiler, yurt dışından gelen alıcılar ve yurt dışında faaliyet gösteren ATİK – HAXSA üyeleri birebir görüşmeler gerçekleştirerek güçlü ticari temaslarda bulundu.

Özellikle Avrupa’dan gelen mobilya üreticileri ve alıcılar, ATİK üyeleri olarak fuarda yer aldı.

Yurt dışında faaliyet gösteren yabancı katılımcılar da, ATİK – HAXSA ağı üzerinden daha önce kurmuş oldukları temaslar sayesinde İstanbul’da doğrudan buluşmalar gerçekleştirerek ticari görüşmeler yaptı.

Küresel Vizyon ve Dijital Ticaret

ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin yaptığı değerlendirmede;

ATİK ve HAXSA bünyesindeki firmaların 1.000’in üzerinde dijital platformda yer aldığını,

SEO – hashtag – SEO key altyapısıyla Google ve dünya aramalarında vitrinde göründüğünü ifade etti.

HAXSA CreditForm Güven Sertifikası ile firmaların tüm bilgilerinin denetimden geçirildiğini, bu verilerin ticaret odaları, büyükelçilikler ve diaspora ticaret komisyonlarıyla paylaşılması sayesinde uluslararası güvenilir ticaret ekosistemi oluşturulduğunu vurguladı.

Sonuç: Küresel Referans Noktası

ATİK – HAXSA katılımı, Türk üreticilerinin dünya pazarlarına açılmasında güçlü bir vitrin oluştururken, IIFF 2026’yı uluslararası iş dünyasının referans noktalarından biri haline getirdi.

 

 

Bu yönüyle IIFF 2026 İstanbul Mobilya Fuarı; sadece Türkiye içi değil, aynı zamanda diaspora, Avrupa ve küresel iş çevrelerini aynı platformda buluşturan stratejik bir ticaret merkezi olarak öne çıktı.

TÜYAP Kurucu Başkanı Bülent Ünal’ı, ATİK Genel Başkanı ve HAXSA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Şahin, Komrat Belediye Başkanı Serghei Anastasov ve ATİK Almanya Essen Başkanı Akif Candemir ve Heyeti Ziyaret Etti

 

Murat Ateşalp’ten İş Dünyasına Kritik Çağrı: „2026’da Finansal Planlama Şart!“

Hollanda ve küresel piyasalardaki ekonomik gelişmeleri değerlendiren Murat Ateşalp, 2026 yılına dair beklentilerini, riskleri ve potansiyel fırsatları paylaştı. Faizlerin %4 seviyelerinde seyretmesini beklediğini ifade eden Ateşalp, işletmeler için yeni nesil finansal planlamanın önemine dikkat çekti.

Gayrimenkulde Hareketlilik, Vergi Politikalarında Baskı 2026 yılının ekonomik açıdan 2025’ten daha çetin geçebileceğine işaret eden Ateşalp, buna karşın stratejik düşünen aktörler için yeni kapıların açılacağını öngörüyor. Özellikle Hollanda’daki sıkılaşan vergi politikalarının ekonomi üzerinde ilave bir baskı oluşturduğunu hatırlatan Ateşalp, gayrimenkul piyasasına dair şu değerlendirmelerde bulundu:

„Önümüzdeki dönemde gayrimenkul piyasasında alım-satım trafiğinin hızlandığını göreceğiz. Buna paralel olarak yurt dışına taşınma eğilimlerinde de bir artış bekliyoruz. Zorlu bir iklime giriyoruz ancak akılcı, stratejik ve uzun vadeli planlama yapanlar bu dönemi fırsata çevirebilir.“

„Risk Yönetimi En Önemli Can Simidi“ İş dünyasının yeni döneme hazırlıklı girmesi gerektiğini savunan Ateşalp, belirsizlik dönemlerinde sağlam bir finansal yapının ve doğru risk yönetiminin şirketler için en önemli „can simidi“ olacağını belirtti. Ateşalp’e göre, 2026 yılında ayakta kalmanın ve büyümenin anahtarı, anlık kararlar yerine veri odaklı ve uzun vadeli finansal stratejiler geliştirmekten geçiyor.

İş Dünyasına „Finansal Planlama“ Çağrısı Toplantının sonunda, Hollanda’daki Türk girişimcilerin yeni döneme hazırlıklı girmesi gerektiği vurgulandı. Ateşalp, belirsizlik dönemlerinde sağlam bir finansal yapının ve doğru risk yönetiminin şirketler için en önemli „can simidi“ olacağını belirterek konuşmasını tamamladı.

TRT TÜRK, yurt dışındaki yayınlarını genişletecek

ANKARA – Adalet ve Kalkınma Partisi ( AK PARTİ ) İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ( TRT ) Genel Müdürü Zahid Sobacı ile görüştü. Sırakaya, TRT TÜRK hakkında, genel müdür Sobacı’dan bilgi aldı.

 

Sırakaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada;

“ Dünyanın önde gelen yayın kuruluşlarından TRT Kurumsal yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik yayınlarına TRT TÜRK ‚te hız veriyor. TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, TRT Türk’ün yurtdışı Türk toplumunu kuşatacak daha yoğun bir program akışıyla yakında ekranlarda olacağı müjdesini verdi “ dedi.

 

TRT TÜRK, haber, yerli filmler, TRT’nin dizileri, müzik ve magazin programları, yarışmalar ile yayın akışını sürdürmektedir. TRT Türk yurt dışına yönelik uluslararası genel içerikli yayın yapmaktadır.

 

TRT TÜRK, Türksat Uydusu ve Alman kablo tv hatları, TRT İzle app ve internet üzerinden yayınları izleniyor. Yayın alanı: Avrupa, Asya, Afrika, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Okyanusya.

İstanbul Havalimanı Test Merkezi 7/24 Hizmetinizde!

Istanbul. İstanbul Havalimanı terminali içerisinde 5.000 metrekarelik PCR test merkezi yolcularımıza 7/24 hizmet vermektedir. Bu merkez, günde 20.000’den fazla test yapabilme kapasitesine sahip. Test merkezinde PCR, Antikor ve Antijen testlerinizi yaptırabilir, birden fazla test yaptırabileceğiniz sağlık kuruluşu sayesinde sıra beklemeden sonuçlarınızı hızlıca öğrenebilirsiniz.

https://www.istairport.com/tr​ Türkiye’ye giriş yapacak yolcularımız, tek kurumsal site olan ‚register.health.gov.tr‘ adresi üzerinden Türkiye’ye Giriş Formu’na ücretsiz olarak erişebilmektedir.

​Test merkezi ile ilgili detaylar aşağıdaki gibidir:
PCR testi 1.5 saat içinde sonuçlanır,
Antijen testi 20dk içinde sonuçlanır,
Antikor testi 45 dk içinde sonuçlanır,
Nakit veya kredi kartı ile ödeme yapılabilir,
Whatsapp’tan sonuçlarınızı hızlıca öğrenebilirsiniz.
Test hizmeti veren sağlık kuruluşları:
Şafak Sağlık Grubu
Biotest
TRG Uluslararası Sağlık Hizmetleri

İstanbul Havalimanı’nda PCR Test Süreci

Covid-19 PCR testini yaptırmak için aşağıdaki adımları takip etmeniz gerekmektedir.

​1. „Test yaptırmak istiyorum“ butonuna tıklayarak, sıra numaranızı alınız.
2. Nakit veya kredi kartı ile ödeme yapabilirsiniz.
3. Gişeden kayıt yaptırarak barkodunuzu alınız.
4. Numune verme bölümüne geçerek numune verebilirsiniz.
5. Test Sonucunu almak için numaratörden ‘‘Test sonucu almak istiyorum’’ butonunu tıklayarak sıra numarası almanız gerekmektedir.
Yolcuların daha önce koronavirüs (COVID-19) geçirip geçirmediklerini kontrol etmek için yaptırabilecekleri Antikor testi (kan testi) ile kişinin hasta olup olmadığını tanımlayan Antijen testlerini bu test merkezinde yaptırarak hızlıca sonuçlarına ulaşabileceklerdir.

Nerede Test Yaptırabilirim?

Testler doğrudan İstanbul Havalimanı’nda, Gelen Yolcu katı 14 Numaralı çıkış kapısının bulunduğu test merkezinde yapılmaktadır. PCR, Antikor ya da Antijen testi yaptıran yolcular, işlemleri için herhangi bir hastaneye gönderilmezken, testler İstanbul Havalimanı’nda kurulan laboratuvarlarda sonuçlandırılıyor.

Test Sonuçlarına Nasıl Ulaşabilirim?

TC vatandaşları, enabiz.gov.tr​ e-nabız sistemine giriş yaptıktan sonra sol menüde yer alan „Tahlillerim“ sekmesindeki Covid-19 sonucu hanesine tıklayarak test sonucunu öğrenebilirler.
Yabancı yolcularımız ise test sonuçlarını, test yaptırdıkları alandaki danışmalardan çıktı alarak öğrenebilmektedir.


İstanbul Havalimanı’nda Covid Önlemleri

İstanbul Havalimanı’nda koronavirüs tedbirleri kapsamında yolcular ve çalışanlar için tüm önlemler alınmıştır. Detaylı bilgi için Covid-19 sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. ​

Kaynak: İstanbul Havalimanı Basın Bürosu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından “Hello Türkiye” kampanyası

İletişim Başkanlığı, ülkenin ulusal ve uluslararası isminin “Türkiye” olarak kullanımını, uluslararası mecralarda daha etkin bir şekilde duyurmak amacıyla “Hello Türkiye” adlı bir kampanya başlattı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun:

“Türkiye  her alanda olduğu gibi dilde ve iletişimde de kendi benliğini ve kimliğini güçlendiriyor”

“Türkiye markasını güçlendirmek için bir Türkiye Marka Ofisi oluşturacağız. Tabii burada toplumumuzun her kesiminin hassasiyet göstererek, destek vermesi çok önemli. Topyekün bir şekilde hareket ederek Türkiye markasını tüm dünyada daha da güçlendirebiliriz”

 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ülkenin ulusal ve uluslararası isminin “Türkiye” olarak kullanılmasını, uluslararası mecralarda daha etkin bir şekilde duyurmak amacıyla “Hello Türkiye” adlı bir kampanya başlattı.

 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından “Hello Türkiye” kampanyası 

 

Türkiye markasını güçlendirme çalışmaları kapsamında hazırlanan tanıtım videosu, İletişim Başkanlığı sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından “Hello Türkiye” kampanyası

Tanıtım videosunda Türkiye’nin farklı yerlerindeki yabancı turistlerin kendi telaffuzlarıyla  “Hello Türkiye” diyerek mesajlarını gönderdiği görüntüler yer aldı.

 

Söz konusu video, global infuencerların  #helloTürkiye etiketleri ile sosyal medya paylaşımlarıyla bir çok ülkede etkileşime giriyor.

Kampanya ile sosyal medya üzerinden yabancıların ülkemiz adının farklı dillerdeki kullanımlarının önüne geçerek, “Türkiye” ibaresinin kullanımını amaçlıyor. Bu kapsamda İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren yurtdışı basın müşavirleri de kampanyanın duyurulması için çeşitli çalışmalar yapıyor.

 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Aralık ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla ülkemizin adının uluslararası mecralarda sadece “Türkiye” olarak kullanılmasına yönelik genelgenin yayımlandığını hatırlatarak, bu kararın söylem birliğinin sağlanması ve uluslararası arenada Türkiye markasının güçlendirilmesi hedefi doğrultusunda atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi.

 

Altun, Türkiye’nin her alanda olduğu gibi dilde ve iletişimde de kendi benliğini ve kimliğini güçlendirdiğini vurguladı.

 

 “Türkiye markasını hep birlikte güçlendireceğiz”

 

Türkiye markasını güçlendirmek için bir Türkiye Marka Ofisi oluşturacaklarını bildiren Altun, bu ofisin Türkiye’nin küresel marka kimliği alanında çalışmalar yapacağını ve ülke imajı ile marka değerinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Söz konusu ofisin özel sektör ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte çalışacağına işaret eden Altun, “Tabii burada toplumumuzun her kesiminin hassasiyet göstermesi, destek vermesi çok önemli. Kamu kurumlarımızın, STK’larımızın, akademi dünyamızın, basınımızın çalışmalarında, yazışmalarında, faaliyetlerinde, gittikleri organizasyonlarda ülkemizin ismini “Türkiye” olarak kullanmaları ve telaffuz etmelerini bizim için çok önemli. Topyekün bir şekilde hareket ederek Türkiye markasını tüm dünyada daha da güçlendirebiliriz.” dedi.

 

Kurumsal Paylaşımlar:

 

https://www.instagram.com/iletisim/reel/CYqS62OIACa/?utm_medium=copy_link

 

https://twitter.com/iletisim/status/1481521501304238080?s=21

 

https://twitter.com/communications/status/1481521794683125763?s=21

 

https://youtu.be/yLBQHecOmxw

 

https://www.instagram.com/tv/CYqTZjMjgKZ/?utm_medium=copy_link

 

https://www.linkedin.com/posts/iletisimbaskanligi_hellot%C3%BCrkiye-activity-6887287722084581376-DK0x

 

https://youtu.be/ZxJWS78HKnU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Norveç’de

Tuzla Halk Eğitimi Merkezi, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından desteklenen ERASMUS Plus
‘‘ Yetişkin Eğitiminde Sığınmacıların Sosyal Bütünleşmesi ve Çok Kültürlülük (Y.E.S.)’’
adlı proje kapsamında 2-6 Aralık 2021 tarihleri arasında Norveç’in Oslo şehrinde 5 günlük
yapılandırılmış kurs faaliyetine katıldı.
Çağdaş andragoji yaklaşımları kapsamında Norveç’in Oslo şehrinde gerçekleşen
yapılandırılmış kurs faaliyetinin içeriği şu şekildedir.
1.Gün: Yetişkin öğrenmesi, pedagoji ve andragoji kavramları, andragojinin
ilkeleri, eğitimde
androgojik yaklaşım.
2.Gün: Yetişkin eğitimde eğitimcinin rolü, yetişkinler nasıl öğrenir?
Yetişkinler öğrenme sürecinde ne isterler?
3 Gün: Yetişkin eğitimi yöntemleri, yetişkin öğrenimi anlamadaki sorunlar.
4 Gün: Yetişkin eğitimi için uygun ortamın oluşturulması.
5 Gün: Yetişkin eğitimde eğitimcinin rolü. Bölgesel yetişkin eğitim kurumu
ziyaretidir.
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Metin ÇANGIR, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından
desteklenen ‘‘ Yetişkin Eğitiminde Sığınmacıların Sosyal Bütünleşmesi ve Çok Kültürlülük’’
adlı Erasmus+ projemiz kapsamında; yapılacak kapasite geliştirme eğitimlerinin sonucunda,
androgoji ve çok kültürlülük eğitimlerinin önemi kavranmıştır.
Tuzla Halk Eğitimi Merkezi, uluslararası değişimin; kurumsal gelişim için önemli olduğunu
bilen yetişkin eğitim kurumudur. Kurumumuz 200 çalışanıyla yılda ortalama 40 bin kursiyere
hizmet vermektedir dedi.

Avrupa’da Yaşamış İmamdan Kadın Cinayetleri Çıkışı

Almanya’da uzun yıllar yaşamış ve eğitim almış Hafız Mustafa Özcan Güneşdoğdu Cuma Hutbesi’nde cemaate seslendi.

Güneşdoğdu Cuma Hutbesi konuşması sırasında Ataşehir’de yolda yürürken Başak Cengiz’i takip ederek kılıç ile öldüren Göktuğ B.’yi hatırlatarak „Hadi diyelim ki bu şizofren, sapık. Geçen sene kocası, babası tarafından öldürülen kadın sayısı 460 civarında“ dedi.

Bu rakamın korkunç olduğunu vurgulayan Mustafa Özcan Güneşdoğdu bu rakamın sadece Türkiye’de mi böyle acaba diyerek uzun yıllar yaşadığı Almanya ile kıyasladı:

Çocukluğum orada geçti. Alman gazeteleri bizim kadar velveleci değildir. Burada biri birini bıçaklamış haberi yapıyorlar. Almanya’da böyle bir haber yok. Haberler orada 5 dakika sürer. Ana haberler 10 dakikayı geçmez. Burada 1 – 1,5 saat haber. İletişim okuyan bir kardeşim anlatmıştı; „Gelişmemiz ülkelerde insanları bunlarla meşgul ederler. Onun için oralarda haberler uzun verilir“ demişti.

Almanya’da da Türkiye ile eşit oradan kadın cinayetleri mevcut. O da 400’ün üzerinde.  Aynı bizimle beraber. Demek dert aynı. Müslümanda olsa, gayrimüslim de olsa, gelişmiş ve maddi imkanları bol da olsa bela aynı bela

 

Damar Sertliğinin Belirtileri, Riskleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Damar Sertliğinin Belirtileri, Riskleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Damar sertliği olarak da bilinen ateroskleroz, kalp ve damar hastalıkları arasında en yaygın görülenlerden biridir. Özellikle 40-45 yaş üstü bireylerde sıkça görülen ve görülme oranı da artan damar sertliği, tedavi edilmezse ciddi sonuçlar meydana getirebilir.

Avrasya Hastanesi Başhekimi ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Cenal, konuyla ilgili önemli detayları açıklıyor.

Damar Sertliği Nedir?

Sağlıklı kişilerin damarları esnek bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla damarlar yapısı gereği zaman zaman genişleyebilir ya da daralabilir. Böylece kan akış hızı gibi pek çok durum kontrol altında tutulur.

Damar sertliği hastalığı olan bireylerde damar duvarlarında kolesterol birikmesi meydana gelebilir. Ayrıca bağ dokusu oluşumunun artmasıyla damarlarda esneklik ve sertleşme kayıpları yaşanır.

Damarlardaki sertleşen bölümlerden iç kısımlara doğru oluşan plaklar, zamanla damarın tıkanmasına ve kan akışının sağlanamamasına neden olur. Eğer önlem alınmazsa ya da tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilen ciddi sorunlara zemin hazırlar. Kalp krizi ve beyin kanaması gibi ölüme sebep olan hastalıkların çoğunda temel neden damar sertliğidir.

Damar Sertliği Belirtileri Nelerdir?

Damar sertliği, genellikle kendine özgü belirtilere sahip değildir. Ancak neden olduğu diğer önemli sağlık sorunlarıyla teşhisi konulabilir. Oluşan belirtiler, damar sertliğinin görüldüğü bölgeye göre farklılaşır.

Kalp damarlarının sertleşmesi sonucu kalp kasının kasılıp gevşemesinde sorunlar ortaya çıkar. Bu sorunlar kalpte ritim bozukluğu gibi pek çok ciddi probleme neden olabilir. Bu tarz problemlerde vücudun çeşitli bölgelerinde morarmalar ve göğüs ağrısı görülebilir. Kalp damar tıkanıklığı durumlarında kalp krizi de riski çok fazladır.

Ayak ya da bacak damarlarından birinde sertleşme oluştuğunda kasılmalar ve kramplar meydana gelebilir. Beyin damarlarında oluşan sertleşme, görme ve konuşma bozuklukları, bilinç kaybı gibi durumlara yol açabilir. Böbreklerde olan damar sertliği ise böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi çeşitli sorunlar meydana getirebilir.

Damar Sertliği Neden Oluşur?

Hastalığın oluşumunda çevresel ve genetik faktörler bir arada rol oynar. Ailesinde damar sertliği görülen bireylerde hastalığa yakalanma riski çok daha yüksektir. İleri yaşlarda damarlarda oluşan yapısal bozuklukların onarımı yavaşlar. Dolayısıyla 40 ve 45 yaş üstü bireylerde görülme sıklığı daha fazladır.

Bunların dışında damar sertliğinin oluşumunda risk artırıcı faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Erkek cinsiyet
  • Menopoz sonrasında kadınlarda östrojen hormonunun koruyucu etkisinin azalması
  • Kanda kolesterol, LDL kolesterol ve trigliserit seviyelerinin yüksek, dislipidemi yani iyi kolesterol olarak bilinen HDL düzeylerinin düşük olması
  • Sigara kullanımı
  • Yüksek tansiyon
  • Şeker hastalığı
  • Obezite
  • Yetersiz fiziksel aktivite
  • Sağlıksız beslenme
  • Stresli yaşam

Damar Sertliği Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Çeşitli görüntüleme teknikleri sayesinde damar sertliği teşhisi koyulabilir. Teşhis sonrası ilk aşamada damar tıkanıklığının başka bölgelerde olup olmadığının kontrol edilmesidir.

Tedavi sürecinde hangi yöntemin kullanılacağı hastalığın evresine göre değişmektedir. İleri evrede olmayan durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir. Fakat daha ciddi durumlarda bypass ameliyatı veya minimal invaziv cerrahi yöntemleriyle tedavi uygulanır.

Son yıllarda gelişen minimal invaziv cerrahi yöntemi, küçük kesikle yapılabilmesi ve kalbi daha az yorması nedeniyle damar sertliği tedavisinde tercih edilmektedir. İnvaziv tedavi yöntemi kangren oluşumuyla kesilme riski bulunan ayaklarda oldukça etkilidir.

Kalp krizi, beyin kanaması gibi yüksek ölüm tehlikesi taşıyan ve yaygın olarak rastlanan hastalıkların temelinde yatan damar sertliğinden korunmak amacıyla düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmelisiniz. Bunun dışında damar sertliği teşhisi koyulmuş bireylerin ise rutin kontrollerini aksatmadan yaptırması ve tedavi sürecini doktoruyla planlaması hayati önem taşır.

Burun Estetiği ile Uykusuz Gecelere Veda Edin

Burun estetiği ile uykusuz gecelere veda edin

Dünyada ve ülkemizde modern zamanların en çok tercih edilen operasyonlarının başında burun estetiği geliyor. Hem estetik kaygıları ortadan kaldırıyor hem de solunum yollarını iyileştirerek daha iyi bir uyku kalitesi vaat ediyor.

Burun estetiği sadece güzellik algısı için yapılmaz. Travmalara karşı gelişen hasarda ya da sağlık problemi yaratacak hastalıklarda da burun estetiği önemli bir rol oynar. Avrasya Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Uzm. Dr. Koray Cengiz Burun estetiğine dair merak edilen soruları yanıtladı.

Burun estetiği (Rinoplasti) nedir?

Rinoplasti ya da yaygın kullanılan adıyla burun estetiği, burnu yeniden şekillendirmek amaçlı yapılan cerrahi bir yöntemdir. Gelişen teknoloji ile birlikte artık burundaki yapı ve şekil bozuklukları pek çok farklı ve güvenilir yöntemle giderilebilmektedir. Rinoplasti işlemi iki nedenle önerilmektedir. Birincisi, estetik görünümü iyileştirmek, ikincisi ise fonksiyonel yönleri iyileştirmektir.

Sağlık sorunları tetikleyici neden

İnsanlar pek çok farklı nedene bağlı olarak burun estetiğini tercih edeler. Operasyon kişinin tercihine göre üç ana başlık altında toplanabilir;

Kişisel görünüm

Estetik kaygılar kişide özgüven eksikliği, kendinden memnuniyetsizlik gibi psikolojik sorunlar yaratabilir. Eğrilik, burun kemeri, burun ve burun deliği asimetrisi, çok büyük ya da çok küçük burun gibi durumlar kişileri burun estetiğine yönlendirebilir.

Nefes problemi

Kişilerdeki işlevsel ve yapısal problemlerde burun estetiği ihtiyacı doğurabilir. Genellikle görünüme dair sorunlarla beraber görülen bu tür bozukluklar temel nefes alma probleminin yanı sıra, uyku apnesi ve horlama gibi ciddi rahatsızlıklara da neden olur.

Darbe ve yaralanma

Kaza, düşme gibi etmenler sonucu alınan darbe burunda hasarlar yaratabilir. Söz konusu şekil bozuklukları fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kişi burun estetiğine yönelebilir.

Ameliyat iki ana teknik ile yapılıyor

Kapalı Rinoplasti tekniği: Bu teknikte cilde herhangi bir kesi yapılmaz. Burun deliklerinin iç kısmından yapılan kesilerle işlem yapılır. İşlem tamamlandığında kesiler dikiş ile kapatılır.

Açık Rinoplasti tekniği: Burun deliklerinizin arasındaki deri şeridi boyunca bir kesi yerleştirilir. Bu kesi burun deliklerinizin etrafındaki kesiler ile birleştirilir. Daha sonra burun ucu dikkatlice yukarı kaldırılır ve gerekli işlem gerçekleştirilir.

İyileşme süresi bünyeye de bağlı olarak değişkenlik gösterebilir

İyileşme süresi ilk olarak estetik tipine ve uygulanacak cerrahi yönteme göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle sabit bir süreden bahsetmek yanlış olacaktır.

Açık teknikle gerçekleştirilen ameliyatlarda bir aksilik yaşanmaması durumda ortalama 7-10 gün arasında iyileşme görülür. Operasyondan sonraki ilk iki gün boyunca yoğun olarak ödem, şişlikler, morluklar görülebilir. Ancak bu şikayetler genel olarak 1 haftanın sonunda ciddi oranda azalır. Şişlik ve ödemden tamamıyla kurtulmak 3 ayı bulurken tamamen bir iyileşme için 1 yıl kadar zaman gereklidir.

Kapalı tekniklerde gerçekleştirilen ameliyatlarda ise iyileşme süresi 7-10 arasında değişir. Ameliyat bitiminde burnun iç kısmına takılan silikon ateller ile dış kısıma yapıştırılan koruyucu bant 3-4 gün sonra çıkartılır. Ameliyat sonrasında ortaya çıkan şişlik ve morluklar kısa sürede iyileşme gösterir.

İnsülin Direnir, Geriye Verilemeyen Kilolar Kalır

İnsülin Direnir, Geriye Verilemeyen Kilolar kalır

İnsülin direnci, metabolik ve Tip 2 diyabet sendromunun gelişmesine neden olan önemli bir risk sebebidir. Pankreasın ürettiği normal miktardaki insülin, kas, yağ ve karaciğer hücrelerinde yeterli derecede tepki oluşturamaması nedeniyle ortaya çıkar. Şekeri enerji olarak kullanabilmek için insülin hormonuna ihtiyaç vardır. Pankreas, kas, yağ ve karaciğer gibi doku ve organlarda insülin hormonuna karşı duyarsızlık meydana gelmesi sonucu insülin direnci oluşur. İnsülin direncinin önemini vurgulayan Avrasya Hastanesi iç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sedat Işık, konuyla ilgili önemli bilgiler veriyor.

İnsülin direnci neden oluşur?

İnsülin direnciniz artış gösterdiğinde kanda bulunan şekerin hücreye girebilmesi için daha fazla insülin hormonu salgılanması gerekir. Pankreastan elde edilen insülin hormonunun üretimi, bir süre sonra pankreas bezinin çok yorulması nedeniyle azalır. Bu sebeple, öncelikle aşırı acıkma hissi olarak görülen şeker düşüklüğü daha sonrasında da gizli şeker hatta aşikar şeker hastalığı olarak karşımıza çıkabilir.

İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazla gözlemlenir. Bu nedenle kilo artışına bağlı olarak dirençle birlikte şeker hastalığına yakalanma olasılığı da artar.  İnsülin direnci yüksek kişiler çok hızlı kilo alabilir ve zor kilo verebilirler. İnsülin direnci olan kişilerde, halsizlik, yorgunluk, ani kilo alma, zor kilo verme, sık acıkma, doymama, uyku hali, gün içinde acıkma atakları, tatlıya olan düşkünlük, özellikle de karın çevresinde yağlanma gibi belirtiler görülebilir.

İnsülin direnci belirtileri nelerdir?

İnsülin direncinin en belirgin belirtileri çabuk acıkma ve doymama hissidir. Yemeklerden hemen sonra birkaç saat içinde tekrar acıkma hissi ve tatlı yeme isteği oluşuyorsa insülin direncinizin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. İnsülin direncinin diğer belirtileri ise;

  • Sıklıkla tatlı tüketme isteği,
  • Sık ve çabuk acıkma,
  • Düzensiz ve aşırı kilo artışı,
  • Kilo vermede zorluk çekme,
  • Bitmeyen yorgunluk hissi,
  • Koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme,
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri,
  • Karaciğerde yağlanma.

 

İnsülin direncinin tedavisi var mıdır?

 

Günümüzde ofislerde oturarak çalışan ve spor yapmaya fırsat bulamayan kişilerde insülin direnci sıklıkla görülen bir hastalıktır. Ayrıca günlük yaşamınız aşırı stres altında geçiyorsa; stres hormonlarında bozukluk meydana gelebilir ve bu nedenle kilo alımı görülebilir.

Yüksek insülin düzeyleri, sık acıkma ve şekerli gıdalar yeme eğilimini arttırır. Konsantrasyonda azalma meydana gelir, sabahları yorgun kalkma ve gün boyu yorgunluk hissi artar.

Özellikle öğleden sonraları bitkinlik hali, enerjisizlik, halsizlik, gün içinde uyuklamalar ve uyku bozuklukları gibi şikayetleriniz varsa insülin direnci olma ihtimali yüksektir.

Bu hastalığın öncelikle teşhis edilebilmesi için Endokrinoloji uzmanına başvurmak ve hormon testleri yaptırmak gerekir. Testler sonucunda hastalığın kesinliği belirlenir ve uzman doktor tarafından tedavi süreci başlar.

Pandemi ve Çocuklarda Aşının Önemi

Pandemi ve Çocuklarda Aşının Önemi

Güçlü bir bağışıklık sisteminin temelleri, bebeklik döneminde atılır. Anne sütüyle zamanında alınan gıda takviyeleri ve ayrıca aşıların doğru zamanda yapılması bu temelin oluşmasındaki önemli etkenlerdir. Fakat bu unsurların birbirini tamamlaması gerekir. Herhangi birinin yetersiz kalması durumunda çocuğun hastalıklara karşı olan savunma mekanizması zayıflar.

Anne sütüyle beslenen bebeklerin enfeksiyon kapma riski daha düşük olsa da anne sütü tek başına bulaşıcı bir hastalıkla baş edemeyebilir. Bulaşıcı hastalıkların yol açabileceği kalıcı rahatsızlıkları ve ölümü önleyecek en büyük unsurun aşı olduğunu vurgulayan Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Talay, konu hakkında önemli bilgiler veriyor.

Aşı en güçlü önlemdir

Aşı, bebek ve çocukların çeşitli enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı korunması için en gerekli tıbbi uygulamalardan biridir. Aşı sadece oluşabilecek hastalıklara karşı korumaz, aynı zamanda Covid-19 gibi çeşitli hastalıkların gelişmesine ve bulaşmasına da engel olur. Fakat ne yazık ki dünyada her yıl hastaların neredeyse 2 milyon kadarı aşı olmadığı için hayatını kaybediyor. Gerekli aşıların yapılmadığı çocuklarda hastalık, sakatlık ve ölümler oldukça sık görülüyor. Tetanoz, polio, kızamık, tüberküloz, difteri, boğmaca ve hepatit B’ye karşı yapılan aşılar bebek ve çocuk sağlığı için hayati önem taşıyor.

Aşı ve anne sütü bebeklerin ve çocukların en büyük savunma mekanizmasını oluşturur. Yeni doğan bebekler, anne sütünden aldıkları antikorlarla hastalıklara karşı korunur. Ancak bu korunma, zaman geçtikçe azalarak kaybolur. Bu yüzden ilerleyen dönemler için aşı olunması gerekir. Ayrıca boğmaca gibi hastalıklar için anne sütünden alınan antikor yoktur. Dolayısıyla bu tür durumlara karşı aşı şarttır.

Bebekler ve çocuklar için aşı rehberi

Yeni doğan bebeklere ilk olarak Hepatit B1 aşısı yapılır. Bebek doğduğunda ilk doz hastanede uygulanır ve taburcu olmadan mutlaka yaptırılması gerekir.

1. ayın sonunda bebeğe Hepatit B2 aşısı uygulanır. Hepatit B2 aşısının yapılma nedeni özellikle bebeklerde ağır karaciğer enfeksiyonuna neden olan bir virüs türü olmasıdır.

2. ayın sonunda bebeğe sırayla KPA1 (bacak kası içi), BCG (verem – sol omuz deri içi), 5’li veya (2, 3 ayda) karma aşı (Difteri, Tetanoz, Asellüler Boğmaca, Polio- bacak kası içi) ve rotavirüs (ağızdan) yapılır.

4. ayın sonunda DaBT – İPA – HİB 2 – (Beşli Karma Aşı- bacak kas içi), KPA2 (Pnömokok- bacak kası içi), rotavirüs (ağızdan) aşısı yapılır.

6. ayın sonunda Hep B3 (Hepatit B), KPA 3 – (Pnömokok- bacak kası içi), DaBT – İPA – HİB 3- (beşli karma aşı- bacak kas içi), OPA 1 – Oral Polio aşısı yapılır.

9. ayda Meningogok 1 aşısı uygulanır. Bu aşının yapılma sebebi, menenjit olarak da bildiğimiz, omuriliği ve beyni saran zar enfeksiyonu olarak tanımlanan Meningoogok hastalığıdır.

12. ayın sonunda uygulanan aşılar ise sırasıyla KKK-1 (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısı), KPA-4 – (Pnömokok- bacak kas içi), Su Çiçeği-1 (Varicella- kol deri içi), Meningokok aşısıdır.

24. ayda, Hepatit A, ilköğretim 1.sınıf KKK (Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak), DaBT-İPA, Su Çiçeği, ilköğretim 8.sınıf TD aşısı yaptırılır.

Sağlam Çatı Nasıl Olmalı?

SAĞLAM ÇATI NASIL OLMALI?

Binalarda hava şartlarına en çok maruz kalan bölüm olan çatıların inşasında profesyonel işçilik ve statik hesap büyük önem taşıyor.

Kış mevsiminin gelmesiyle yağmur, kar ve rüzgarın etkisi kendisini göstermeye başladı. Bu tür mevsimsel olaylarda mağdur olmamak için binaların çatı inşasında çok dikkatli olmak gerekiyor. Ayrıca çatılar, binanın ısı yalıtımı açısından da oldukça önemli.

Binaların hassas bölümlerinden olan çatı, özellikle yapım aşamasında inşaat konusunda uzman ekipler tarafından, profesyonel yöntemlerle yapılmalı. Sonradan oluşabilecek sıkıntılara karşı da çatılar, düzenli olarak kontrol edilmeli ve bakımı yapılmalı.

Çatı ile ilgili sorunların genellikle işçilik hataları ve doğru malzeme kullanmamaktan meydana geldiğini belirten Home Yapı Kurucu Ortağı İnşaat Mühendisi Nevzat Ülküseven, “Öncelikle çatı projesini tüm detaylarıyla oluşturmak gerekiyor. Çünkü çatı yerinde uygulanan bir bölüm olduğu için titiz bir çalışma istiyor. Ahşap, betonarme, çelik en çok kullanılan çatı tipleri. Çatı tipi her neyse, ona göre doğru tekniği kullanarak düzgün bir işçilikle yapılması çok önemli.

Her bir çatı tipinin ayrı statik hesabı var. Bu hesap yapılmadan geleneksel yöntemlerle, kara düzen metotlarla yapılan çatılar büyük problemler çıkarıyor. Konusunda uzman olmayan kişiler maalesef çatıları bu yöntemlerle yapıyor.

Çatı statiği yapılırken kar yükü, rüzgar yükü, yağmur yükü ve deprem esnasında oluşabilecek yükler hesaba katılmalı. Sonra da kullanılacak malzemenin cinsine, çeşidine, kalınlığına, uzunluğuna göre çatı yerinde imal edilmelidir. Tabi bunu yaparken de sadece statik hesap yeterli olmuyor. Yapım tekniğine uygun şekilde yapılması gerekiyor. İşçilik hatalarının önüne geçmek için teknik bir elemanın kontrolünde yapılması şarttır.

Ahşap bir çatı yapılacaksa çivi yerine vidalı sistem uygulanmalıdır. Çelik ise betona ankrajlanarak kaynak ya da kolonlu sistemle yapılmalıdır. Kenar kısımlar, rüzgarın çok olacağını tahmin ettiğimiz yerler parapet yaparak daha güvenli hale getirilebilir.

İmar Yönetmeliği bizi çatı eğimi konusunda 33 ile 45 derece arasında sınırlıyor. Bu durum bölgeye, binanın özelliklerine ve yerine göre değişiyor. Statik hesaba uygun yapıldıktan sonra açının pek bir önemi kalmıyor. Açı, yağmur ve karın yoğun olduğu bölgelerde önemli bir faktör. Çatılarda çok fazla girinti, çıkıntı olmamalıdır, sade olmalıdır.

Toprak kiremit kullanılarak yapılan çatı örtüsü, ahşap çatılar için en doğru seçimdir diyebilirim. İzolasyon malzemesi olarak kullandığımız malzemelerden kaplama olarak yapılan çatılar da var. Ama bu tür çatıların şiddetli rüzgardan ötürü kalkma ve kopma ihtimali kiremit çatıya göre daha fazladır.” dedi.

Home Yapı Kurucu Ortağı Mimar Hasan Aksel Yağcıoğlu ise, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

„Kişisel isteklere göre evlerin çatı standardından uzaklaşmamak gerekiyor. Genelde belediyeler çatıların uygunsuz kullanımına müsaade etmiyorlar. Çünkü çatılar gereğinden fazla genişletilebiliyor, terasa çevrilebiliyor ya da eğimi değiştirilebiliyor. Bu durumlar da ciddi problemlere yol açabiliyor. Marmara Bölgesi’nde genelde normal eğimli çatı tavsiye ediliyor. Güney bölgelerde yağış vs. daha az olduğu için düz çatılar kullanılabiliyor. Çatı kesinlikle su almamalı, bunun için de eğiminin düzgün verilmesi gerekiyor.

Çatı, binanın ısınmasını ve soğumasını çok etkileyen bir faktör. Bu yüzden izolasyonun çok iyi yapılması gerekiyor. Bunun için de çeşitli yöntemler mevcut. Bununla birlikte bacaların çatı mahyasından 1 metre yüksekte olması gerekiyor. Rüzgar faktörü göz önüne alınarak dikkatli bir şekilde yapılması çok önemli. Rüzgar hesabı yapılmadan, çatı mahyasından 4 metre yükseklikte bir baca yapılırsa şiddetli bir rüzgarda uçması mümkündür.”

Obezite Bir Hastalık mıdır? Op.Dr. Cuma Aslan Yanıtlıyor

Sağlık önemli bir konudur ve obezite hakkında tüm bilgileri işin uzmanından öğrenmek için Op.Dr. Cuma Aslan’ın konuğu olduk. Obezite hakkında tüm merak edilenleri haberimizde sizler için derledik.

Cuma Bey Kimdir? Sizleri Tanıyabilir miyiz?

Ben operatör doktor Cuma aslan. 18 yıllık genel cerrahi uzmanıyım. Ve son 3 yıldır metabolik cerrahi ve obezite cerrahisi ile ilgileniyorum.

Cuma Bey Obezite Bir Hastalıkmıdır?

Evet obezite sanılanın aksine sadece estetik bir kusur değildir. Obezite kişide yağ oranının fazla olması ve vücutta ki bu fazla yağlar şeker, tansiyon gibi bir çok hastalığı da beraberinde getiriyor. Ki şuanda obezite direk yada dolaylı olarak  dünyada ki tüm ölümlerde birinci sırada sorumludur.

Kilo Vermek İsteyen Herkes Obezite Ameliyatı Olabilir mi?

Hayır. Bunun için belirlenmiş kriterler vardır. Fazla yağın kişiye zarar verdiği ve ameliyatın kişiye fayda sağlayacağı bir hekim kurulu tarafından tespit edilip onaylanması lazım. Genellikle bu durum vücut kitle indeksi ile hesaplanır. Vücut kitle indeksi 40 ın üzerinde olan herkes ameliyat olabilir yada vücut kitle indeksi 35 yada 40 arasında olup şeker, tansiyon, uyku apne sendromu gibi hastalıklar veya benzerleri eşlik ediyorsa ameliyat kararı verilebilir.

Cuma Bey, Bu Ameliyatlar Riskli Ameliyatlar mıdır?

Aslında o kadar da riskli ameliyatlar değildir. Özellikle son yıllarda bu alanlarda teknik yada teknolojik ilerlemeler hem de hekimlerin deneyimlerinin artmasıyla oldukça güvenilir ameliyatlardır.

Cuma Aslan ile Yaptığımız Röportajdan Satır Başları Şu Şekildedir;

Burada en çok korkulan komplikasyon kanama ve kaçaktır. Bizler bu kanama ve kaçak ihtimaline karşı çift dikiş atıyoruz. Bizler kanama ve kaçaklara manuel yani elle ikinci bir dikiş daha atıyoruz. Bu normalde teknik ve pratik isteyen bir zor bir süreçtir. Bu durum belki biraz daha zamanımızı alıyor ama biliyoruz ki ameliyat sonrası daha güvenilir oluyor.

Ameliyat Süreci ile İlgili Detaylı Bilgi Verebilir misiniz?

Ameliyat kararı alındıktan sonra hastamız öncelikle check-up tan geçiyor. Bu kapsamda belirli tetkikler yapılıyor. Dahiliye uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, kardiyoloji uzmanı, beslenme ve diyet uzmanı, anestezi doktoru uzmanlar hastayı görüyorlar. Eğer ameliyata uygun engel bir durum yok ise hasta ameliyata alınıyor. Ameliyat ortalama 1-2 saat sürmektedir. Sonrasında ilk saatlerde biraz fazla ağrı olabiliyor ancak bu ağrı bir iğne ile kesilecek şekilde ağrı oluyor. Ameliyat sonrası 1. 2. Gün çok fazla bir ağrı olmaz. Biz çift dikiş attığımız için herhangi bir kaçak testi falanda yapmıyoruz. Ameliyattan 6 saat sonra ise direk su içirmeye başlıyoruz. 3 günden sonra hasta taburcu oluyor ve genelde hastanın taburcu olduktan sonra 4 gün evinde istirahat etmesi yeterli oluyor.

Ameliyattan Sonra Hastalarınızı Takip Ediyor musunuz?

Evet bu hastaları yakın takipte bulunuyoruz. Ameliyattan sonra, ilk başta hasta çok hızlı bir kilo veriyor. Sonrasında ise ideal kiloya yaklaştıkça hastanın kilo vermesi duruyor.

Cuma Bey Ekran Başında Sizleri İzleyen ve/ya Haberimizi Okuyan Vatandaşlarımız Sizlere Nasıl ve Nereden Ulaşabilirler?

Ekranlarda yayınlanan numaralardan bizlere ulaşabilirler.

Op.Dr. Cuma Aslan: 0505 385 33 14 

Numaralı telefondan hastalarımızın ulaşma imkanı mevcuttur.

Cuma Bey Ekran Başında ki İzleyicilerimize ve/ya Haberimizi Okuyan Vatandaşlarımıza Son Olarak Neler Söylemek İstersiniz?

İstanbul Bakırköy’de özel bir hastanede çalışıyorum. Son olarak şunu söylemek isterim ki; Obez olarak yaşamak Obezite ameliyatına göre çok daha risklidir. Bu konuda yanlış algılar var genelde ameliyatın riskleriyle ilgili çok büyük yanılgılar vardır.  Ayrıca obezite den ziyade bu durum birde psikolojik problemlere sebep olmaktadır. Bazen sadece ağır depresyon bile ameliyat endikasyonudur.

 

Cuma Aslan ile yapmış olduğumuz röportajda obezite ile ilgili tüm detaylara değindik. Eğer sizlerde obezite hakkında detaylı bilgi almak isterseniz  0505 385 33 14 numaralı cep telefonundan Cuma Bey’e ulaşabilir detaylı bilgileri telefonda iletişim kurarak kendisine sorabilirsiniz.

 

Sekörel TV Ailesi olarak Cuma Bey’e başarılarının devamını diliyoruz.

 

Haberimizin röportajına aşağıda ki videodan ulaşabilirsiniz..

https://www.youtube.com/watch?v=dTVHyfABxqs

Good For You Gebze İyilik Projeleriyle Dikkat Çekiyor!

Haberimize başlamadan önce doğal ortamda kahve içmenin adresi Good For You Gebze diyoruz. İyilik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken Good For You Gebze şubesi Kahvenizi mahallenizden alın gerçek insanlara destek olun sloganıyla ilerlemeye devam ediyor. Aynı zamanda doğal kahvenin sırrını ve lezzetini Nevin Hanım bizlerle paylaştı.

Firma iş ortaklarından aynı zaman da Gebze şubesi sahibi Nevin Hanım ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 Nevin Hanım Öncelikle Sizleri Tanıyabilir miyiz?

Merhaba, Ben Good For You iş ortağıyım. Herkesin bir hikayesi vardır ve benimde hikayem öğretmenlikten geçiyor burada her gün yeni insanlar tanıyarak hikayeme devam ediyor ve yenilikler ekliyorum.

Nevin Hanım’ın Röportajından Satır Başları Şu Şekildedir;

Bu sektörü seçmemde ki amaç daha özgür çalışmak. Çocuğum ile ayrılmadan çalışmak olmak beni çok mutlu etti. Aynı zamanda yeni insanları tanımayı çok seviyorum çünkü yeni insanlarla tanışınca bende yeni şeyler öğreniyorum. O yüzden Good For You firmasını seçtim.

Nevin Hanım; Neden Good For You?

Çünkü Good For You firmasında bir kere özgürlük var. Kendi kurallarınızı kendiniz belirliyorsunuz. Ve Good For You sistemine dahil olduğunuzda koskocaman bir Good For You ailesi sizleri karşılıyor. WhatsApp gruplarımızda ortalama 150 kişi var ve her gün her sabah birbirimize Günaydın diyerek başlıyoruz ve her akşam günü iyi geceler diyerek bitiriyoruz.

Şuanda 35 ilde 120 şubemiz var 150 yürüyen insanız ve hepimiz hayallerimize yürüyoruz.

Nevin Hanım Ekran Başında Haberimizi İzleyen Vatandaşlarımız ve Haberimizi Okuyan Vatandaşlarımız Sizlere Nasıl ve Nereden Ulaşabilirler?

Bizlere ulaşmak isteyen kişiler şubelerimize direk gelebilirler. Eğer firmamıza katılmak istiyorlarsa internet sitemize bir mail atarak direk yola başlayabilirler. Aynı zamanda Good For You Firmasının Kocaeli marka elçisiyim.

Nevin Hanım, Askıda Kahve Nedir?

İnsanların durumu olmadığında tabi ki kahve ikramımız vardır. Ancak bize gelen insanlarımızda Good For You gibi iyilik projelerini çok seviyor. Aslında askıda kahve bir müşterimizin fikriydi dedi ki ben askıda kahve bırakmak istiyorum dedi ve bizde o günden bu yana askıda kahve projesini hayata geçirdik.

Peki Nevin Hanım Sizin Şubenizde ki İyilik Projesi Nedir?

Benim şubemde ki iyilik projesi kendim fizik öğretmeni olduğum için maddi durumu olmayan öğrencilere TYT ve AYT dersleri veriyorum. Aynı zamanda Good For You firmasının iyilik projesi şudur; Bizim sağlıklı ve çeşit çeşit atıştırmalıklarımız vardır ve bunların gelirleri Good For You Kapsamında yaşlı evlerine gidiyor.

Nevin Hanım Buradan Ekran Başında Haberimizi İzleyen ve/ya Okuyan Vatandaşlarımıza Son Olarak Neler Söylemek İstersiniz?

Aramıza katılmak istiyorlarsa onları bir an evvel aramıza bekliyoruz.  Özgür bir ortamda kendi kuralları kapsamında çalışmak istiyorlarsa ailemize katılabilirler.

 

Nevin Hanım’a bu hoş sohbet ve röportaj için kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Eğer sizlerde özgün bir ortamda kahve yapmak veya kendi işlemenizi yönetmek istiyorsanız mutlaka Good For You Kahvesini denemelisiniz diyoruz.

Bizlerde Sektörel TV Ailesi olarak Good For You firmasının Kocaeli marka elçisi olan Nevin Hanım’a başarılarının devamını diliyoruz.

Haberimizin röportajına aşağıda ki videodan ulaşabilirsiniz;

https://www.youtube.com/watch?v=fdyHcprBKRc